15 Kasım 1983 | 15 Kasım 1983 Tarih Öğretmeni | 15 Kasım 1983 Tarih Dersi | 15 Kasım 1983 tarih yıllık planı | 15 Kasım 1983 tarih sunuları|15 Kasım 1983 tarih zümreleri|</
+ Tarih Portali » Forum » Tebrik ve Kutlamalar
 15 Kasım 1983

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı 15 Kasım 1983
Cevaplar 0
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 336
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: 15 Kasım 1983  (Okunma Sayısı 336 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 16 Kasım 2007, 11:04:18 »
Üye Bilgileri erkut
Toygun
***

Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: Lefkoşa-İstanbul
Giriş Kayit tarihi 18 Ekim 2007, 11:12:17
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 111
Persona Non Grata


Karma: +6/-0
İrtibat
WWW


15 Kasım 1983




(Bu konuyu geç açtığımın farkındayım, kusura bakmayınız, dün vakit bulamadım.)
15 Kasım KKTC nin Cumhuriyet bayramı, kutlu olsun.
Sabah Türk yıldızlarının jet motorlarından çıkan seslerle uyandım(Evim tören alanına çok yakındır, balkondan izlerim genelde...) Kırmızı beyaz balonlar, paraşüt, planör, helikopter ve jetler gökyüzünü işgal etmişti adeta.... Neyse ben günün anlam ve önemine uygun bir paylaşımda bulunayım;

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ'NİN İLANI (15 KASIM 1983)

Kıbrıs Türk Federe Devleti  Başkanı Kıbrıs Türk  Federe Meclisinin 15 Kasım  1983 tarihli toplantısında kabul etmiş olduğu   50 numaralı kararını Anayasa ’nın 74.maddesi gereğince  Resmi Gazetede yayınlamak suretiyle ilan eder.

KARAR NUMARASI :50

"Kıbrıs Türk halkının özgür iradesini temsil eden,

Doğuştan hür ve eşit olan bütün insanların hür ve eşit yaşamaları gerektiğine  inanan,

Bu inanç içinde, Kıbrıs Türk Halkının kendi kaderini tayin etme hakkını 17 Haziran 1983 tarihli kararıyla dünyaya ilan etmiş olan,

Irk, milli menşe, dil ve din gibi farklara dayalı olarak insanlar arasında ayırım gözetilmesini, her türlü sömürgeciliği, ırkçılığı, baskı ve tahakkümü reddeden,

Kıbrıs'ta, Doğu Akdeniz'de, Orta-Doğu'da ve dünyada tam bir barış ve istikrarın, özgürlüğün insan haklarının egemen olmasını isteyen

Kıbrıs adasındaki iki halkın kendi Milli benliklerini koruyarak kendi kesimlerinde huzur ve  güven içinde yaşamaya ve kendi kendilerini yönetmeye hakları olduğuna inanan,

Aynı adada yan yana yaşamaya mecbur bulunan bu iki halkın aralarındaki bütün sorunları, eşit düzeyde müzakerelerle, barışçı, adil ve kalıcı bir çözüme ulaştırmanın mümkün ve zorunlu olduğu görüşüne sımsıkı bağlı bulunan,

 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanının iki eşit halk arasında ortaklığının bir federasyon çatısı altında yeniden kurulmasını ve sorunların çözümlenmesini engellemeyip, kolaylaştırabileceğine kani olan,

İki halk arasındaki bütün sorunların barışçı ve uzlaşmacı bir politika ile çözülmesi için Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin gözetimi altında eşit düzeyde müzakereler yürütülmesini yürekten dileyen ve önerilmiş bulunan zirve toplantısının bu açıdan yarar sağlayacağına inanan Meclisimiz,

 KIBRIS TÜRK HALKI ADINA

 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ve 'bağımsızlık bildirisini' onaylar".

 

BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ
            Kıbrıs’ta 20 yıldan beri  vuku bulan gelişmeler ve bu gelişmelerin bugün  ulaştığı nokta, bazı gerçeklerin dünya kamuoyu önünde açıkca söylenmesini zorunlu hale getirmiştir.

            Yeryüzünde barışın ve temel insan haklarının  egemen olmasını isteyen, insanlar arasında ırk, milli menşe, din ve dini inanç yüzünden  ayırım gözetilmesini reddeden, sömürgeciliğe ve ırkcılığa karşı olan herkesin, bu gerçekleri ön yargılardan uzak şekilde  değerlendirmesini bekliyoruz.

           

            1-Kıbrıs Cumhuriyeti,  Kıbrıs Türk Halkı  ile Kıbrıs Rum Halkı’nın  ortaklığına dayalı bir devlet olarak kurulmuştu. İki milli toplumun anlaşması suretiyle kurulmuş olan bu ortak Cumhuriyeti, Kıbrıs Rum Yönetimi, 1963’ten başlayarak, yıkmış ve yok etmiştir.Yasama,yürütme ve yargı organları , en büyüğünden en küçüğüne kadar bütün  devlet kadroları, Kıbrıs Rumları tarafından zapt ve işgal edilerek, devletin ortak kurucusu olan  iki milli toplumdan yalnız birinin tekeline alınmıştır.

            Münhasıran Rumlardan kurulan polis ve ordu birlikleri teşkil edilerek, bu silahlı güçler, Kıbrıs Türk Halkı’na karşı baskı ve zulüm aracı olarak kullanılmıştır.

            Yirmi yıldan beri, Kıbrıs Türk Halkı, varlığına temel hak ve özgürlüklerine ve siyasal statüsüne yöneltilen tehdit ve saldırılara karşı meşru direniş ve meşru savunma halindedir.

            2-“Ortaklık Devleti” karakteri, Kıbrıs Rum yöneticileri tarafından, 1963 Aralık ayından  bu yana, zorla ve kaba kuvvetle yok edilen sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin  yasama meclisinde ,1964’ten beri, bir tek Türk üye yoktur.Bu meclisle ilgili seçimlerde, seçme ve seçilme hakkı , 20 yıldan beri, fiilen Kıbrıs Rumlarının tekelindedir.Yalnız Kıbrıs Rumlarının seçtiği ve yalnız Kıbrıs Rumlarının  seçilebildiği bir Temsilciler Meclisi, iki milli topluma dayalı bir ortaklık devletinin  parlementosu olamaz.1960 Anayasa yapısına göre, Türk - Müslüman ve Rum-Ortodoks  cemaatlerinin  din işleri ve  benzeri cemaat görevlileri, iki ayrı cemaat meclisine  verilmiş iken, Rum cemaat meclisi kaldırılarak , bu görev Temsilciler  Meclisi’ne  verilmiştir.Bu bile, sözkonusu Meclisin  sadece Rum _Ortodoks cemaatinin meclisi haline geldiğini açıkca göstermeye yeterlidir.

            Kıbrıs Türk Halkı’nın, ne seçmen, ne de üye sıfatıyla katılamadığı böyle bir Meclis  Kıbrıs Türklerini  en küçük ölçüde temsil edemez.Kıbrıs Türkleri’nin hür iradesini temsil eden yegane  Meclis Kıbrıs Türk Halkı’nın  demokratik seçimlerle seçtiği parlementodur.

            Yirmi yıldan beri zorla ve zorbalıkla Kıbrıs Rumları’nın tekeline alınmış olan “Sözde Kıbrıs Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi’nin “ bütün ada nüfusunu temsil edemeyeceği gerçeği  Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’nce, daha önce tesbit olunduğu halde, Kıbrıs Rum yöneticileri, son zamanlarda, her türlü hak ve adalet ilkesini ayaklar altına alarak, sözkonusu Asamble’de Kıbrıs’ın fiilen , Rum Parlamentosu Başkanınca temsil edilmesine yol açacak bir “olup-bitti” yi gerçekleştirmeğe kalkışmıştır.İki toplumun  milli meclislerinin başkanlarının bir araya gelerek bu soruna bir çözüm bulmaları yolunda Kıbrıs Türk Parlamentosu Başkanlığınca  resmen yapılan çağrıya, Kıbrıs Rum Parlementosu  Başkanlığınnca cevap bile verilmemiştir.

 

3- Sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin parlamentosu gibi yürütme organı da Kıbrıs Rumları’nın tekelindedir.Başkanlık yetkilerini Rum Toplumu liderliyle ortaklaşa kullanması gereken Kıbrıs Türk Toplumu lideri, 1963’ten beri, bu görevini yerine  getirmekten zorla  ve zorbalıkla alıkonmuştur.20 yıldan beri, Bakanlar Kurulu’nun  Türklere ait olması gereken sandalyeleri Kıbrıslı Rum “Bakan”ların işgalindedir.

            Böyle bir yürütme organı , elbette, Kıbrıs Türk Halkı adına konuşma yetkisine sahip değildir.

 

            Kıbrıs Türk  Halkı adına konuşmağa  yetkili  tek Başkan bu halkın demokratik seçimlerle görevlendirdiği Başkandır. Kıbrıs Türk Halkı’nı  temsil eden  yegane Hükümet, Kıbrıs Türk Halkı’nın hür iradesiyle görevlendirdiği Meclis karşısında  sorumlu olan Hükümettir.

 

4- 1963’te Kıbrıs Türk Halkı’na karşı girişilen önceden tertiplenmiş, silahlı saldırılardan sonra bile  Kıbrıs Türk Toplumu’na  mensup hakimler görevlerini sürdürmeye çalışmışlardır.Kısa bir süre sonra , bu hakimler de yargı  organlarından  tehditlerle  ve silah zoru ile uzaklaştırmışlardır.Anlaşmalar ve Anayasa hükümleri ortadan kaldırılarak  kurulan Kıbrıs Rum Yönetimi’nin  yargı organlarında, yüksek mahkemeden en alt kademedeki  mahkemeye kadar, Kıbrıs Türk Toplumu’na mensup tek bir hakim yoktur.

            Tıpkı yasama ve yürütme organları gibi , ortaklık devletinin  karma yargı organları da, Kıbrıs Rum yöneticileri tarafından  yok edilerek, tamamıyle Rumların tekeline alınmıştır. Bu durumda, Kıbrıs Türk Halkı kendi bağımsız mahkemelerini kurarak, adalet ihtiyacını karşılamaya  mecbur olmuştur.

 

5-Ortaklık devleti kurulurken “karma” olması öngörülen devlet memurları kadrolarına müsteşarlıktan odacılığa kadar tümüyle Kıbrıs Rumları el koymuştur. Böyle bir kamu görevlileri kadrosunu, Kıbrıs Türk Halkı, elbette kendi meşru kamu yönetimi olarak göremez.

 

6-Sözde “Kıbrıs Cumhuriyetinin dış ülkelerde ve milletlerarası kuruluşlar nezdinde görevli bütün temsilcileri, tek istisna olmaksızın, Rum Toplumuna mensuptur. Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bütün Dışişleri teşkilatında  Kıbrıs Türk Toplumuna mensup tek bir diplomat, hatta tek bir sekreter yoktur.

            Bu  teşkilat sadece Kıbrıs Rumlarının çıkarlarını korur, Kıbrıs Türk  Toplumu’nu  siyasi ve iktisadi bakımdan boğmayı başlıca görev sayar. Kıbrıs Türk  Halkı elbette kendisine karşı düşmanca  davranan bir teşkilatı ve onun dış ülkelerdeki temsilcilerini kendi temsilcileri olarak kabul edemez.

 

7-Polis, jandarma ve ordu güçlerinin her iki milli topluma mensup kişilerden oluşması, ortaklık devletinin kurulmasına yol açan anlaşmaların gereği idi. Silahlı devlet örgütlerinden birinin komutanı Rum olursa ötekinin komutanının Türk olması, her silahlı gücün komutanıyle yardımcısının ayrı toplumlardan seçilmesi zorunlu sayılmıştır.

            Yirmi yıldan beri, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin polis,Jandarma ve ordu kadrosu içinde, hiçbir rütbede, hiçbir Kıbrıs Türkü yoktur. Geçmişte Türk köylerini, şehirlerin Türk kesimlerini, şehirlerin Türk kesimlerini muhsara eden bu silahlı  güçleri  Kıbrıs Türk Halkı kendi  “güvenlik güçleri” olarak görebilir mi? Geçmişte, EOKA teröristleri ile elele, Türk köylerini ateşe veren ve çocuk, kadın, yaşlı demeden Kıbrıs Türklerini katleden bu silahlı güçlere, Kıbrıs Türk Halkı canını, malını, namusunu emanet edebilir mi?

 

8-Sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin bütçesinden bir kuruşu bile Kıbrıs Türkleri için sarfedilmez. Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs Türklerine karşı, devlet olmanın gerektirdiği hiçbir kamu hizmetini yerine getirmez. Halbuki bütün kamu kuruluş ve tesisleri Türk Halkının da katkılarıyla kurulmuş olup, her iki milli toplumun ortak malıdır.

            Geçmişte, Kıbrıs Rum Yönetimi Rum Köylerine elektirik ve su verirken hemen yakınındaki  birçok Kıbrıs Türk Köylerini elektiriksiz,susuz bırakmaya çalışmıştır. Türk bölgelerine yıllarca ilaç, gıda maddesi, inşaat malzemesi gibi en zorunlu ihtiyaç maddelerinin hatta Kızılay yardımlarının girmesini engelleyen gerçek bir muhasara  uygulanmıştır. Dışarda eğitim gören  Kıbrıs Türkleri, kendi vatanlarına dönmekte zorluk çekmişlerdir. Yeni doğan çocukları nüfus siciline kaydettirmekte engellerle karşılaşılmıştır. Devlet Televizyon’unda ilkokul çağındaki Rum çocuklarına hitaben Kıbrıs Türklerinin “milli düşman” olduğu söylenmiştir. Özetle Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs Türklerine karşı ayrımcı bir politika uygulamıştır.

            Kıbrıs Türk Halkı’nı kendi yönetimini kurmaya, kendi bütçesini yapmaya, kendi  kamu hizmetlerini düzenlemeye mecbur eden, işte Rum Yönetiminin bu düşmanca ve ayırımca tutumudur.

 

9-Yukarıda belirtilen ayırımcı politikalar Kıbrıs Türk Halkı ile Kıbrıs Rumları arasındaki ekonomik ve sosyal eşitsizlikleri de artırmıştır. İki kurucu ortak toplum arasındaki ekonomik uçurum, Kıbrıs Rumlarının tahakküm  ve istismar politikalarıyla bağlantılıdır.

            Bugün dahi, Kıbrıs Rumları, silah ve terörle boyun eğdiremedikleri Kıbrıs Türk Halkını ekonomik yoldan boğabilmek için hertürlü ambargo tedbirini uygulamakta ve ellerinden gelen her  engellemeyi yapmaktadırlar. Bu tutum Kıbrıs Türk Halkının temel hak ve hürriyetine ve yaşama hakkına bir saldırı niteliğini almıştır.

 

10-Kıbrıs Rum Yöneticileri, geçmişte, Kıbrıs Türklerini “ tabut veya bavul”  ( ölüm veya adayı terketme) seçeneklerinden birini tercihe zorlamak istemişlerdir. Kıbrıs’taki Türk – İslam varlığının tamamıyle yok edilmesi için Akritas Planı, Milli Muhafız  Ordusu’nun  Kıbrıs Türk Halkına karşı uygulayacağı “ yok etme” planları,  “İoannides-Sampson” planı gibi, hepsi belgelenmiş ve ispatlanmış, sayısız saldırı ve katliam planları hazırlanmıştır.

            EOKA  terör örgütünün faaliyete geçtiği 1955 yılından bu yana, yüzlerce Türk köyünde ve şehirlerin Türk kesimlerinde, sindirme ve yok etme planları birçok defa uygulamaya konmuştur.

            Kıbrıs Rum yöneticileri, bugün de  Kıbrıs Türk Toplumuna kendi kesiminde güvenlik ve hürriyet içinde  yaşama hakkını tanımağa yanaşmamaktadırlar.Hergün daha iyi  görülmektedir ki, Kıbrıs Rum yöneticilerinin amacı fiiliyatta Kıbrıs Rumları’nın egemen olacakları bir devlette, Kıbrıs Türklerini, bir “ tebaa toplum” olarak, ikinci sınıf yurttaşlar durumunda yaşamağa zorlamaktan ibarettir.

            Bir Kısım Kıbrıs Rum yöneticileri ve onlara yön veren Yunanistanda’ki Pan -Helenistler, üzerinde iki ayrı milli toplumun yaşadığı ve bu iki toplumun yanyana, barış içinde yaşamaları gereken Kıbrıs’ı baştan başa Helenleştirmek hayalinden vazgeçmemişlerdir.

            Bu amacı gizlemeğe bile hacet görmeyen fanatik Rum Ortodoks Kilsesi Kıbrıs Rum Yönetimi  üzerinde etkili olmağa devam etmektedir.

 

11-Yukarıdaki gerçekler açıkça göstermektedir ki, Kıbrıs Rum Yönetiminin Kıbrıs Türk Halkı’nı da temsil ettiğini ilan etmesi, demokrasiye, insan haklarına,Birleşmiş Milletler ilkelerine, akla ve vicdana aykırıdır. Kıbrıs Türk Halkı’nı

 yabancı bir tahakküme tabi kılmak isteyen ve bütün devlet organlarını Kıbrıs Rumları’nın tekeline veren Kıbrıs Rum Yönetimi, ırk,milli menşe,dil ve din esasına dayalı ayrımcılığın en kötü örneklerinden birini sergilemiştir.

 

12-Kıbrıs Türk Halkı’nın güvenliğini, eşitliğini, temel hürriyetlerini, devlet yönetimine etkili biçimde katılma hakkını, kendi kendini yönetme ve kendi kaderini tayin etme hakkını, hatta yaşama hakkını kabul etmeyen Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Kıbrıs Türk Halkı ile hiçbir meşru ilgisi ve bağı kalmamıştır.

Kıbrıs Türk Toplumu’nun tarihten, milletlerarası anlaşmalardan, İnsan hakları beyanname ve sözleşmelerinden doğan bütün haklarını elinden almak isteyen;

Anlaşmalardan ve Anayasa esaslarından tamamıyle ayrılarak meşruluğunu yitirmiş bulunan;

Bütün organları Kıbrıs Rumlarının tekelinde olan;

Yalnız kuruluş tarzı ile değil, izlediği politikalarla da sadece Kıbrıs Rumlarının

devleti haline gelen;

Pan-Hellenist yayılımcılığının hizmetine giren;

Kıbrıs’taki Türk varlığını yok etmeği amaçlayan;

Irkçı ve ayrımcı bir yönetime karşı, Kıbrıs Türk Halkı’nın hiçbir sadakat borcu olamaz.

 

13-Kıbrıs Türk Halkı, bugün, tek dereceli genel oyla halk tarafından seçilmiş bir başkana, çok partili bir demokratik düzen içinde milletin hür iradesini temsil eden bir Meclise,bu meclise  karşısorumlu  bir hükümete, bağımsız mahkemelere, kanunların Anayasaya uygunluğunu da denetleyen bir Yüksek Mahkemeye, çağdaş bir devletin bütün görev alanlarını kapsayan bir kamu yönetimine, huzur ve nizam sağlayan güvenlik kuvvetlerine, halkın temsicilerinin oyu  ile kabul edilen kanunlara, bu kanunlara uygun olarak toplanan vergilere, kendi bütçesine ve sosyal güvenlik kurumlarına sahiptir.

Güney Kıbrıs’ta yaşayan binlerce Kıbrıs Türkü, imha edilme tehlikesinden, baskı ve zulümden kurtulup kendi milli toplumunun bağrında güven ve özgürlük içinde yaşayabilmek amacıyla, bütün maddi varlıklarını terkederek ve birçok hallerde hayatlarını tehlikeye atarak, dağ yollarından gizlice Kuzey kesimine geçmişlerdir. 2 Ağustos 1975’te yapılan “Viyana Anlaşması”nın sağladığı imkanını kullanarak, Kıbrıs Türk Halkı, tümü ile Kıbrıs’ın Kuzey kesminde toplanmıştır.

Bu halk birarada yaşamaya kararlıdır; kendi milli benliğini korumağa , kendi kendini demokratik şekilde yönetmeye ve Kıbrıs Rum Halkı ile bütün  konuları eşit şartlarla müzakere edip adil ve barışçı özümlere bağlamaya kararlıdır.

 

15-Ne coğrafya bakımından , ne de tarihi olarak  Kıbrıs Yunanistan’ın  bir parçası olmadığı halde,Kıbrıs Rum yöneticileri, Yunanistan’ın  etkisi altında Kıbrıs’ı Yunanistan’a  ilhak etmek amacından, hiçbir dönemde vazgeçmemişlerdir.

            Sömürgeciliğin her türlüsünü reddeden  Kıbrıs Türk Halkı, Enosis’e karşı direnerek , daima Kıbrıs’ın bağımsızlığını kanıyla ve canıyla savunmuştur.Kıbrıs Türk Halkı’nın yiğit direnişi olmasaydı , Kıbrıs’ın tümü çoktan Yünanistan’a ilhak edilmiş, bağımsız Kıbrıs ortadan kalkmış ve Kıbrıs Tülk Halkı yeniden bir sömürge yönetimi altına girmiş bulunacaktır.

            Kıbrıs Türk Halkı, sömürge yönetiminden kurtulup ortak kurucu sıfatıyla bir devlet kurduktan sonra, bu devletin bütün organlarından uzaklaştırılıp, tümüyle Kıbrıs Rumlarının tekelinde bulunan bir yönetim altında, yeniden, ezilen bir “ tebaa toplum” halinde yaşamağa razı edilemeyeceği gibi, Enosis yoluyla yabancı bir milletin yönetimine girmeyi de asla kabul edemezdi.

 

16-Kıbrıs Türk Halkı, yıllardan beri, içtenlikle iki kesimli federal bir çözüm çerçevesinde iki halkın eşit ortaklığına dayanacak bir düzenin yeniden kurulmasına çalışmıştır.

            Kıbrıs Türk Halkı, 1975 yılından kendi kendini yönetme zorunluluğu karşısında, kendi devletini resmen kurarken, federal bir birliğin kurulmasına öncülük etmek amacıyla, “ federe devlet” adını ve statüsünü benimsemiştir.

İki toplum liderince kabul edilen 1977 Zirve Antlaşmasında, iki toplumlu iki kesimli bir federasyon ortak amaç olarak ilan edilmiştir. Bu amaç 1979 Zirve Anlaşmasında, BM Genel Sekreteri’nin 1980 tarihli Açış Beyanın da ve 1981 tarihli Değerlendirme Belgesi’nde teyid olunmuştur .

Bu amaca ulaşmak için, doğrudan doğruya iki milli toplum arasında eşit düzeyde ve BM Genel Sekreteri’nin gözetiminde görüşmeler yapılması tek geçerli yöntem olarak kabul edilmiştir. Adil ve kalıcı bir çözüme ancak bu yoldan ulaşılacağı inancı ile Kıbrıs Türk Halkı ve yöneticileri bu yöntem çerçevesinde içtenlikle çaba sarfetmişlerdir.

 

17-Kıbrıs Rum Liderliği, özellikle 1981 sonlarından beri, Yünanistan’dan gelen olumsuz etkiler altında müzakere sürecini baltalamak, müzakerelerin dayandığı temel aşama noktalarını ve müzakere çerçevesini yıkmak niyetiyle hareket etmiştir. Büyük çabalarla ve sabırla elde edilen  anlaşma noktalarının ortadan kalkmaması ve müzakerelerin tehlikeye düşmemesi için Kıbrıs Türk tarafının yaptığı uyarı ve çağrıların hepsi, mağrur bir inatla, olumsuz karşılanmıştır.

            Toplumlararası görüşmelerin devam ettiği son üç yıl boyunca Kıbrıs Türk tarafı iki kesimli federal bir çözüm için sağlam bir temel oluşturulması amacıyla müzakere sürecine faal biçimde yapıcı katkılarda bulunmuştur. Kıbrıs Türk tarafının savunduğu temel görüşler, 1977 ve 1979 Zirve Andlaşmalarındaki kriterleri dikkate almış ve gerek 1980 Açış Beyanı, gerek 1981 BM Değerlendirme Belgesi’ndeki yaklaşımın özü ile uyum içinde olmuştur. Kıbrıs Türk tarafı sorunun bütün yönleriyle ilgili olarak  kapsamlı öneriler sunmuş, uzlaşma yolunu açabilmek için bütün yapıcı  yolları ve yaklaşımları denemiş ve bu uğurda büyük fedakarlıklarda bulunmayı göze almıştır.

Ancak Kıbrıs Türk tarafının tüm iyi niyetli önerileri ve uzlaşma yolunu açabilecek adımları karşılıksız bırakılmıştır. Kıbrıs Türk tarafının federal bir çözüm doğrultusunda süratle ilerlemesi için özlü müzakerelere hazır olduğunun birçok kez önemle belirtilmesine rağmen, önce müzakere süreci Kıbrıs Rum tarafınca yavaşlatılıp yozlaştırılmış ve Kıbrıs Rum Liderliği Kıbrıs sorununu Kıbrıs Türk Halkı’nın sesini duyurmasına ve haklarını savunmasına imkan olmayan forumlara götürmek üzere müzakere masasını terk etmiştir.

Kıbırıs Rum yöneticilerinin, Kıbrıs Türk Halkı’nı federal bir devlet yapısı içinde eşit kurucu ortak statüsünde görmek istemedikleri açıkca anlaşılmaktadır.

 

 

Özellikle son zamanlarda, Kıbrıs Rum Yöneticilerine egemen olan tutu; Federal Devlet ve kurucu ortaklık anlayışı ile bağdaşmayan, geçmişin acı deneyimlerini değerlendirmeyen, Kıbrıs Türk Halkına  kendi kesiminde , güven içinde özgürce yaşama hakkını tanım istemeyen ve daha önce üzerinde anlaşmaya varılmış temel noktaları bile ortadan kaldırma amacı güden olumsuz bir  tutumdur.

 

            Bu durumda, Kıbrıs Türk Halkı kendi geleceği üzerinde yeniden düşünmek zorunluluğunu duymuştur.

 

18-Kıbrıs Türk Halkı ‘nın hür iradesi ile seçilen ve O’nun meşru temsilcisi olan Meclis, Kıbrıs Türk Halkının kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğunu daha önce de Cihan’a ilan etmiştir.

            Kıbrıs Türk Halkının kendi kaderini tayin etme hakkı, her insanın sahip bulunduğu temel hak ve hürriyetlerin tabii sonucudur. Büyük ve küçük pek çok devlet, “ kendi kaderini tayin etme” hakkının kullanılması suretiyle kurulmuştur.

 

            Bu hak, Birleşmiş Milletler Anayasasının da temel ilkelerinden biridir.

            “ Ekonomik , Sosyal, Kültürel Haklarla İlgili Milletlerarası Sözleşme”nin birinci maddesi gibi  “Medeni ve Siyasi Haklarla İlgili Milletlerarası Sözleşme”nin 1inci maddesi de, Kıbrıs Türk Halkının, “Kendi Kaderini Tayin” konusundaki vazgeçilmez hakkını teyid eder.

            “Evrensel İnsan Hakları Bildirisi”’nin 1. maddesinde de belirtildiği gibi, bütün insanlar, haysiyet ve hakları bakımından eşit ve hür doğmuşlardır. Temel insan hakları ile ilgili milletlerarası belgelerin hepsi, insanlar arasında ırk, renk, dil, din, milli menşe, ayırımı gözetilemeyeceğini vurgular.

            Her yurttaşın, kamu işlerinin yürütülmesine doğrudan veya seçtiği temsilciler aracılığı ile katılması, ülke yönetimine katılma konusunda eşitlik, insan haklarıyla ilgili belgelerde yer alan temel haklar arasındadır

 

Yukarıda belirtildiği gibi, Kıbrıs Türk Halkı, sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yönetimine en küçük ölçüde katılamamaktadır. Kıbrıs Rum yöneticileri, uzun yıllar , milli menşe , dil ve dini inanç esasına dayalı ayırım gözetmenin en ilkel örneklerini vermişlerdir. Ortaklık Devleti’nin Türk asıllı yurttaşları, bütün medeni, siyasi, sosyal haklarından, ekonomik imkanlarından, ve kamu hizmetlerinden mahrum edilmişlerdir.

            Kıbrıs Türklerini katlettikleri, Kıbrıs Rum Yönetimi’nce  kesin olarak bilinen kişiler bile cezalandırılmamış, Kıbrıs Türklerine karşı yaptıkları baskılardan dolayı hiçbir Kıbrıslı Rum görevli takibata uğramamıştır.

 

Kıbrıs Rum Yönetimi, Ortaklık Devletini yıkarak, Kıbrıs Türkleri’nin temel haklarını yok etmeye çalışarak ve Kıbrıs Türklerine karşı düşmanca bir tutum izleyerek, Kıbrıs’ın tümünün meşru “hükümet ”i olamayacağını kuruluş tarzı ve faaliyetleriyle, bizzat göstermiştir.

 

            Kıbrıs Türkleri için “kendi kaderini bizzat tayin etme” hakkının kullanılması zorunlu hale gelmiştir.

 

19-. Yıllarca, insan ve vatandaş haklarından yoksun bırakılan Kıbrıs Türk Halkı, esarete boyun eğmemek için,sayısız  şehitler vererek direnmiştir. Kendi hür iradesiyle, görev  verdiği bir yönetim altında, güvenlik, barış ve mutluluk içinde, hür yaşamak, kendi kendini yönetmek, Kıbrıs Türk Halkınınvazgeçilmez hakkıdır.

            Bu vazgeçilmez hakkımızı kullanmaya karar verdiğimizi ilan etmek, bizim için sadece “hak” değil, gelecek kuşaklara karşı bir ödev halini almıştır.

 

20-. Hiç kimse, Kıbrıs Türk Halkı’nın;

“Her halk kendi kaderini tayin hakkına sahiptir; bu hakkın gereği olarak kendi siyasi statüsünü serbestçe tayin eder, kendi iktisadi sosyal ve kültürel gelişmesi yolunda serbestce çaba gösterir” kuralından vazgeçmesini isteyemez.

 

Hiç kimse, Kıbrıs Türk Halkı’nın şu ebedi gerçekleri haykırmasını önleyemez:

 

            “Bütün insanlar eşit yaratılmıştır. Bütün insanlar, doğuştan, bazı vazgeçilmez haklarla yaratılmıştır. Bu haklar arasında, yaşama hakkı, hür olma hakkı ve mutluluk yolunda çaba harcama hakkı vardır. Hükümetler yetki ve güçlerini, yönettikleri kişilerin tasvibinden alırlar.”

 

Kıbrıs Türk Halkı inanmaktadır ki, dünya yüzünde

“Barışcı ve dostca ilişkiler, ancak her halka eşit haklar ve kendi kaderini tayin hakkının tanınması ve hiçbir ırk, cinsiyet, dil veya din farkı gözetilmeden insan haklarına ve temel hürriyetlere, bütün cihanda saygı gösterilmesi ve uyulması yoluyla gerçekleşebilir”

 

Kıbrıs Türk Halkı inanmaktadır ki, hür ve bağımsız yaşamak Kıbrıs Rumları kadar Kıbrıs  Türk halkı’nın da hakkıdır.

 

 

21-Kıbrıs Türk Halkı bu hakkını çoktan kullanmıştır. Kendi devletini bütün organları ile kurmuştur. Bu gün yapılmakta olan, mevcut bir gerçeğin  tesbit ve ilanından ve devletimizin adının konmasından ibarettir.

 

22- Bu tarihi günde bir defa daha, Kıbrıs Rum halkına barış ve dostluk elimizi uzatıyoruz.

 

(a)    Aynı Ada’da yanyana yaşamağa mecbur bulunan iki halkın, aralarındaki bütün sorunları eşit düzeyde müzakerelerle, barışcı, adil ve kalıcı biz çözüme ulaştırmalarının mümkün ve zorunlu olduğuna inanıyoruz 

 

 

(b)    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanı, iki eşit halkın ve onların kurdukları yönetimlerin, gerçek bir federasyon çatısı altında yeniden bir ortaklık kurmalarını engellemez; tam aksine bir federasyonun kurulabilmesi için gerekli ön şartları tamamlayarak bu yoldaki samimi çabaları kolaylaştırabilir. Bu yolda her yapıcı çabayı göstermeğe kararlı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başka hiç bir devletle birleşmeyecektir.

 

(c)    Kıbrıs Türk tarafı olarak, iki halk arasındaki bütün sorunların barışçı ve uzlaşıcı bir yaklaşımla çözülmesi için Birleşmiş Milletler Genel Sekreter’nin iyi niyet görevinin devamını ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin gözetimi altında müzakerelerin yürütülmesini istiyoruz.

 

(d)    Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de Kıbrıs Türk Halkı’nı yeniden yabancı bir devletin tahakkümüne sokmayı amaçlayan  “Enosis” hayalini kesinlikle terketmesini, uluslararası alanda bütün Kıbrıs adına konuşma iddiasından vazgeçerek Kıbrıs Türklerini temsile yetkili olmadığı gerçeğini kabul etmesini, kısa vadede çözüme kavuşabilecek konularda iki halkı yaklaştıracak iyi niyet adımlarının derhal atılmasına yardımcı olmasını bekliyoruz.

 

23-Yine bu tarihi günde, Kuzey  Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin;

(a)    Birleşmiş Milletler ilkelerine bağlılığını,

(b)    Bağlantısızlık dışında bir dış politika izlemeyeceğini

(c)    İki büyük devletle ve bütün ülkelerle ilişkilerinde, Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın ve dengelerin korunmasını daima önplanda tutacağını ve hiçbir askeri blok’a katılmayacağını,

(d)    Bütün ülkelerle dostane ilişkiler kurmayı amaçladığını ve egemenlik alanında hiç bir ülke aleyhinde hiçbir düşmanca faaliyete izin vermemeğe kararlı olduğunu,

(e)     Tesis, Garanti ve İttifak Andlaşmalarına bağlı olduğunu ,

(f)      İslam Ülkeleri, Bağlantısız ülkeler ve Commonwealth ile kabil olan en yakın bağları ve ilişkileri kurmağa çalışacağını,

 

Kuzey Kıbrıs’ı dünyada , Akdeniz’de ve yakın bölgemizde barışın hüküm sürmesine hizmet edecek, bağımsız ve bağlantısız bir barış ve huzur  bölgesi olarak tutmaya azimli ve kararlıyız.

 

24- Yukarıda belirtilen inançların, gerçeklerin ve zorunlulukların ışığı altında, Kıbrıs Türk Halkı’nın meşru ve önüne geçilmesi imkansız istek ve iradesine tercüman olarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsız bir devlet olarak kurulduğunu dünya ve tarih önünde ilan ediyoruz.

            Bu tarihi günde, Kıbrıs Türk Halkı’nın bir sömürge yönetimi altında köleliğe sürüklenmemesi ve insan haysiyetine uygun şekilde hür yaşayabilmesi için hayatlarını feda etmiş olan şehitlere şükranlarımızı tekrarlıyor, Allahtan rahmet diliyoruz.

Not:KKTC meclisinin resmi sitesinden alıntıdır. cm.gov.nc.tr/index/meclisfaaliyet/mecliskarar/15kasm1983.htm (Başlangıcına Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap. koymayı unutmayınız
 

Logged

Düşünüyorum, o halde vurun !
Sayfa: [1]   Yukarı git
||| GoogleTagged |||

 

Tarihportali.net Etiketler
15 Kasım 1983

Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
10 kasım Atatürk haftası konuşma metni arıyorum Belirli Gün ve Haftalar pandora70 4 3568 Son Mesaj 08 Kasım 2008, 16:42:46
Gönderen: umuro
10 kasım konuşma metni Belirli Gün ve Haftalar uguratan 0 3777 Son Mesaj 10 Kasım 2007, 03:30:37
Gönderen: uguratan
10 Kasım 1938 Tarihli Haber Gazetesi Gazi M. Kemal « 1 2 » Katun 21 1811 Son Mesaj 10 Kasım 2007, 22:25:12
Gönderen: Katun
24 Kasım Öğretmenler Günü Hediyesi Öğretmenler Odası Tarihman 0 866 Son Mesaj 14 Kasım 2007, 18:35:49
Gönderen: Tarihman
24 Kasım Öğretmenler Günü Tebrik ve Kutlamalar Kürşad 4 643 Son Mesaj 23 Kasım 2008, 18:35:37
Gönderen: umuro
10 Kasım Şiirler naptera 0 965 Son Mesaj 12 Aralık 2007, 14:28:37
Gönderen: naptera
24 Kasım öğretmenler günü konuşmasına ihtiyacım var, bana yardımcı olur musunuz? Çöp Kutusu münibe 0 45 Son Mesaj 21 Ekim 2008, 18:55:07
Gönderen: münibe
24 Kasım öğretmenler günü konuşmasına ihtiyacım var Döküman Hususunda Soru(nu)m Var münibe 2 298 Son Mesaj 23 Kasım 2008, 22:35:14
Gönderen: ilhan_cemal
Ynt: 10 kasım Atatürk haftası konuşma metni arıyorum Çöp Kutusu Tarihçi 0 21 Son Mesaj 09 Kasım 2007, 22:48:30
Gönderen: Tarihçi
Smf Kardeşliği.Com
smf.gen.tr aracılığı ile SMF kullanan siteler arasında yaptığımız SMF Kardeşliği listemizi görmek ister misiniz?

Bu site SM Forumlar Birliğinin Üyesidir
Site Map |Site Map 1 ||Site Map 2 | Arşiv 1 |Arşiv 2 |Arşiv 3 | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
Powered by SMF 1.1.7
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Osmanlı Skin by
sPaNdAu£r

Arsiv
Bu Sayfa 0.37 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu