+ Tarih Portali » İdari ve Eğitsel Dökümanlar » Belirli Gün ve Haftalar » Çanakkale Şehitlerini Anma Günü
 18 MART ÇANAKKALE SAVAŞI(Ne Ararsan Var)

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı 18 MART ÇANAKKALE SAVAŞI(Ne Ararsan Var)
Cevaplar 37
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 1907
Önceki Önceki Konu

Sayfa: 1 2 [3]   Yukarı git
Konu: 18 MART ÇANAKKALE SAVAŞI(Ne Ararsan Var)  (Okunma Sayısı 1907 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« Yanıtla #30 : 16 Mart 2009, 22:11:07 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 7162


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.448
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +132/-2
İrtibat


KINALI ALİ




Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da onlarla sohbet ediyor, "Nerelisin?" gibi sorular soruyordu. Gözleri bir ara, saçının ortası sararmış bir delikanlıya takıldı. Yanına çağırdı ve merakla sordu: "Adın ne senin evladım?"

 

"Ali, komutanım." "Nerelisin?" "Tokatlıyım, komutanım, Tokat'ın Zile kazasındanım..." "Peki evladım, bu kafanın hali ne? Saçlarının ortası neden kırmızı boyalı böyle?" "Cepheye gelmeden önce, anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden yaktığını da bilmiyorum."

 

"Peki" dedi üsteğmen. "Gidebilirisin Kınalı Ali." O günden sonra Ali'nin adı, Kınalı Ali oldu. Cephede tüm arkadaşları Kınalı Ali demekle yetinmiyor, saçındaki kınayı da alay konusu yapıyorlardı. Kınalı Ali, arkadaşlarına karşı sevecen ve dürüst tutumu sayesinde, kısa sürede hepsinin sevgisini kazandı. Bir gün memleketine mektup göndermek için arkadaşlarından yardım istedi. "Anama, babama burada iyi olduğumu bildirmek istiyorum. Ama okumam yazmam yok. Biriniz yardım edebilir misiniz?"

 

Biri değil, birçok arkadaşı yardıma geldi. "Sen söyle biz yazalım" dediler. Kınalı Ali söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, diğeri de söylenenlerin doğru yazılıp yazılmadığını denetliyordu.

 

"Sevgili anacığım, babacığım hasretle ellerinizden öperim. Ben burada çok iyiyim, beni sakın merak etmeyin." Kız kardeşini, kendinden küçük erkek kardeşinin sağlığını ve hatırını sorduktan sonra, köydeki herkesin burnunda tüttüğünü ve kimsenin kendisini merak etmemesini söyledikten sonra, "Biz burada var oldukça bilesiniz ki düşman bir adım bile ilerleyemeyecektir" cümlesi ile bitiriyordu.

 

Tam zarf kapatılırken, Ali, "İki üç satır daha ekleteceğini" söyleyerek, mektubun sonuna şunları yazdırdı: "Anacığım, beni buraya gönderirken kafama kına yaktın ama, burada komutanlarım da, arkadaşlarım da benle hep dalga geçiyorlar. Cepheye gitmek sırası yakında inşallah kardeşim Ahmet'e gelecek, Onu gönderirken sakın kına yakma saçına. Burda onunla da dalga geçmesinler. Tekrar ellerinden öperim anacığım."

 

Gelibolu'da savaş giderek şiddetleniyordu. İngilizler, kesin sonuç almak için tüm güçleriyle yükleniyorlardı. Cephede savaşan askerlerimiz önceleri birer, birer, sonraları beşer, beşer, onar, onar şehit oluyorlardı. Gelibolu düşmek üzereydi. Kınalı Ali'nin komutanı, bu durum karşısında çaresizdi. Kendi bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Genç erlerine insan bedeninin süngü ve mermilerle orak gibi biçildiği bu cepheye göndermek zorunda kalmaması için Allah'a dua ediyordu.

 

Komutanlarını düşünceli ve sıkıntılı gören Kınalı Ali ve arkadaşları, komutanlarına gidip, ondan kendilerini cepheye göndermesini istediler. Askerlerinin ısrarları üzerine komutanları daha fazla direnemedi ve ölüme gönderdiğini bile, bile bu isteklerini kabul etmek zorunda kaldı. Kınalı Ali ve arkadaşları, sevinç çığlıkları atarak cepheye, bile bile ölüme gidiyorlardı. O gün güle oynaya Gelibolu cephesinde ölümle buluşacakları yere koşan Kınalı Ali'nin bölüğünden tek kişi geri dönmedi. Gidenlerin tümü şehit olmuştu.

 

Bu olaydan kısa bir süre sonra Kınalı Ali'ye anne, babasından mektup geldi. Onun yerine komutanı aldı mektubu ve buruk bir ifade ile okumaya başladı. Cepheye gitmeden önce arkadaşlarına yazdırdığı mektubuna aile adına babası yanıt veriyordu.

 

"Oğlum Ali, nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim, selam ederim. Öküzü sattık, parasının yarısını sana gönderiyoruz, yarısını da yakında cepheye gidecek küçük kardeşine veriyoruz. Şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum. Fazla yorulmuyorum da. Sen sakın bizi düşünme." Babası mektupta köydeki herkesten akrabalarından haberler verdikten sonra "şimdi ananın sana diyeceği var" diyerek sözü ona bırakıyordu.

 

Mektubun bundan sonraki bölümü Kınalı Ali'nin anasının ağzından yazılmıştı, şöyle diyordu anası:

 

"Oğlum Ali, yazmışsın ki, kafamdaki kınayla dalga geçtiler. Kardeşime de yakma demişsin. Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler. Bizde üç işe kına yakarlar;

 

1- Gelinlik kıza. Gitsin ailesine, çocuklarına kurban olsun diye.

2- Kurbanlık koça. Allah'a kurban olsun diye.

3- Askere giden yiğitlerimize. Vatana kurban olsun diye. Gözlerinden öper, selam ederim. Allah'a emanet olun."

Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #31 : 16 Mart 2009, 22:11:47 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 7162


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.448
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +132/-2
İrtibat

MUSTAFA KEMAL (CEPHEDEN SON MEKTUP)

Mustafa Kemal , 2 Temmuz 1915 yılında Arıburnu’ndan Madam Corinne’ye yazdığı mektupta şöyle der :

 

 

Aziz Madam ,

 

 

Karargahımın katiplerinden Hulki Efendi’nin İstanbul’a seyehatinden faydalanarak size bu mektubu yazıyorum. Birkaç gün evvel içinde latife sözleri bulacağınız bir kartpostal yollamıştım. Burada hayat , o kadar sakin değil. Gece gündüz hergün çeşitli toplardan atılan şarapneller ve diğer mermiler başlarımızın üstünde patlamaktan hali kalmıyor. Kurşunlar vızıldıyor ve bomba gürültüleri toplarınkine karışıyor . Gerçekten bir cehennem hayatı yaşıyoruz. Çok şükür , askerlerim pek cesur ve düşmandan daha mukavemetlidirler. Bundan başka hususi inançları , çok defa ölüme sevk eden emirlerimi yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor. Filhakika onlara göre iki semavi netice mümkün , Ya gazi veya şehit olmak. Bu sonuncusu nedir bilirmisiniz ? Dos doğru cennete gitmek. Orada Allah'ın en güzel kadınları , hurileri onları karşılayacak ve ebediyen onların arzusuna tabi olacaklar. Yüce saadet. Sizin mantıki nasihatlerinizi bekleyen şimdiki hadiseler yüzünden kazandığım sert karakteri yumuşatacak romanları etüd etmeye ve böylece ümit ederim ki , hayatın bu hoş ve iyi taraflarını hissedecek hale gelmeye karar verdim. (. . . )

 

Adres : Miralay Mustafa Kemal , 19. Fırka Kumandanı , Maydos

Yahut : Miralay Mustafa Kemal , Arıburnu Maydos. Bu daha emin.
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #32 : 16 Mart 2009, 22:12:20 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 7162


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.448
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +132/-2
İrtibat

ÜSTEĞMEN ZAHİD'İN VASİYETİ

"Bu günlerde her zamankinden daha önemli muharebelere gireceğiz. Bilirsin , her muharebeye giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gam yeme... Beni ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasib etti ise , benden şehitlik rütbesini esirgemediği taktirde , elbette , ruhlarımızı da birbirine kavuşturur. Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak , sana bir vasiyetim var :

 

Birincisi benim için kat’iyyen ağlama...

 

İkincisi, eşyamın listesi ilişikte. Bunları sat , ele geçecek paradan "mihr-i muaccel" ve "mihr-i müeccel" ini al , üst tarafı ile bana bir mevlüt okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma..."

 

Ayrıca mektubun içinden kırmızı kordelaya bağlı bir de saç demeti çıkar. Saçın tazeliği bunun mini mini bir yavrunun başından kesilmiş olduğunu göstermektedir.

 

İşte o zaman herkes Zahid’in evli olduğunu ve Nadide isminde de bir yavrusunun varlığını öğrenir. Çünkü Zahid Üsteğmen cepheye gelirken arkasında evlad ü iyal düşüncesini de bırakmıştır. Ve savaş boyunca ne izin isteyerek evine gitmeyi düşünmüş ne de o konuda iki çift laf etmiştir.

 

Zahid , 9 Ocak 1916’da şehit olur.

 

Gümüşhane' nin Şiran ilçesinden Üsteğmen Zahid , Aziziye ilçesinin Kılıç Mehmet Bey köyünden Ahmet Efendi’nin kızı, eşi Hanife Hanım'a yazdığı ve vasiyetini bildirdiği mektubunu şu cümle ile bitirir :

 

“Bu vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim.”
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #33 : 16 Mart 2009, 22:12:52 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 7162


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.448
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +132/-2
İrtibat

VALİDECİĞİM! (ÇANAKKALE ZAFERİ HATIRALARI)

Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat dolu mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının altında otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş rûhumu bir kat daha takviye etti. Okudum, tekrar okudum. Böyle mukaddes bir vazifede bulunduğumdan sevindim. İşte bu geçen dakikalar anında, hizmet eri gelip dedi ki: - Efendim, sütlü çayınız, buyurunuz, içiniz!.. - Mustafa, bu sütü nereden aldın? - Dere kenarındaki sürünün çobanından 10 paraya aldım. Vâlideciğim, 10 paraya 100 dirhem süt, hem de su katılmamış. Koyundan şimdi sağılmış, aldım ve içtim. Vâlideciğim, sen müteessir olma! Ben seni, evet seni mutlaka buralara getireceğim. Ve şu tabii manzarayı göstereceğim. O güzel çayırın koyu yeşil bir tarafında, çamaşır yıkayan askerlerim saf saf dizilmişler. Gayet güzel sesli biri ezan okuyordu. Ey Allahım! Bu ovada onun sesi ne kadar güzeldi. Bülbül bile sustu, ekinler bile hareketten kesildi, dere bile sesini çıkarmıyordu. Herkes, her şey, bütün mevcûdât, onu, o mukaddes sesi dinliyordu. Ezan bitti. O dereden ben de bir abdest aldım. Cemaat ile namazı kıldık. O güzel yeşil çayırların üzerine diz çöktüm. Ellerimi kaldırdım, "Ey benim Rabbim! Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri; İsm-i celâlini İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle ve huzurunda titreyerek, böyle güzel ve sakin bir yerde sana duâ eden biz askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle!.." Diyerek bir duâ ettim ve kalktım. Artık benim kadar mes'ut, benim kadar mesrûr bir kimse tasavvur edilemezdi. Vâlideciğim, çamaşır falan istemem, paralarım duruyor, Allah râzı olsun!..

 

Oğlun Hasan Ethem 4 Nisan 1331 (17 Nisan 1915) 
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #34 : 16 Mart 2009, 22:14:22 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 7162


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.448
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +132/-2
İrtibat

18 MART ÇANAKKALE

Bulutlar sarmıştı her yanı,

Kapkara bir geceydi,

Yağmur, bardaktan boşalırcasına,

Sağanak gibi yağıyordu,

Yedi düvelin gemilerinden yükselen,

Top,tüfek sesleri,

Her yanı inletiyordu,

Mustafa Kemalin askerleri,

Aslanlar gibi dövüşüyordu,

Ve Çanakkale kahramanca,

Düşmana selam veriyordu,

 

Kükrüyordu tepeden,

Mustafa Kemal,

Vatanıma ayak basacaksa düşman,

Yaşamanın ne gereği var,

En son nefer ölünceye kadar,

Dövüşeceksiniz aslanlar,

Görecek bütün dünya,

Ne aslanlar doğururmuş,

Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.

 

Ali Osman Yılmaz
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #35 : 16 Mart 2009, 22:15:01 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 7162


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.448
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +132/-2
İrtibat

BİR YOLCUYA

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

 

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda

Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda

İstiklal uğrunda, namus yolunda

Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.

 

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,

Son vatan parçası geçerken ele,

Mehmed'in düşmanı boğduğu sele

Mübarek kanının akıttığı yerdir.

 

Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti

Yaptığı bu tümsek, amansız çetin

Bir harbin sonunda bütün milletin

Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

 

Necmettin Halil ONAN
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #36 : 16 Mart 2009, 22:16:35 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 7162


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.448
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +132/-2
İrtibat

Ynt: 18 MART ÇANAKKALE SAVAŞI(Ne Ararsan Var)

ÇANAKKALE DESTANI
Bir destan yazılmıştı, Çanakkale isminde,

Bin dokuz yüz on beşin, Mart’ın on sekizinde.

O bir destan değildi, masal sayılır destan,

Ölüm kalım savaşı, kurtuluştu kaostan.

Bu savaş milletimin, varlık yokluk savaşı,

Savaşan Mehmetçiğin, koltuğundaydı başı.

Üşüştü başımıza, dünyanın yabanisi,

Her birisi sanki de, cehennem zebanisi.

Mahşeri aratmıştı, o günde Çanakkale,

Kurdular her cephede, etten, yürekten kale.

Haçlı haçın altında, hedef almış hilali

Geldiyse de top yekun, yaşadı izmihlali.

Bir mühür basılmıştı, dünyanın tarihine

Kim ki şehit düşmezse, küserdi talihine.

Düğüne gider gibi, gittiler şahadete,

Koştular seve seve, en büyük ibadete.

Vatan uğrunda canlar, fedadır birer birer

Şehittir o yiğitler, ölmezler diridirler,

Cephedeydi neferi, duadaydı hastalar,

Kimi yetmiş den fazla, kimi çocuk yaştalar.

Semadan yağmur gibi, yağıyorken kurşunlar,

Sevindiler giderken, Allah’a kavuşanlar.

Nerde mal mülk sevdası, canlarından geçtiler

Kurşun kurşun, şehadet şerbetini içtiler.

Ne Yâr var akıllarda, nede çocuk hayali,

Hedef tek, canı verip, yüceltmekti hilali.

Birkaç gazisi kalan, tek savaştır cihanda,

Kanatlanıp uçtular, cennete hep bir anda.

Toprak kan kustu o gün, denizler demir yuttu,

Şehitleri O Nebi, kucağında uyuttu.

Ne gerek mezar taşı, ne gerek ona mezar

Bugün tarih onları, altın harflerle yazar.

Namazsız ve Kur’an sız, düşse de bir yanına,

Kefensiz, kanlı yelek, şahittir imanına.

Bir damla şehit kanı, bütün dünyaya değer,

Bir toprak parçasıdır, vatan değilse eğer.

Kurtarıp boğazları, şehadete erdiler,

Dünyaya yiğitliğin, bir dersini verdiler.

Gafiller ucuz sandı,oysa paha biçilmez

Sonunda anladılar, Çanakkale geçilmez.

Vatana göz dikenler, azdırdıkça azdılar,

Aslanlar savunmanın, destanını yazdılar.

Okusun bütün dünya, oturup ezberlesin,

Artık ininden çıkıp,yurduma göz dikmesin

Bu vatanın evladı, kurbandır toprağına,

Çakallar rüzgar olsa, değemez yaprağına.

Bir Hilal ki bağrında, yaşatır bu milleti,

Binlerce güneş feda, yaşasın Türk Devleti.

 

Kasım KAPLAN



ÇANAKKALE DESTANI
Yıl 1915

18'indeyiz Martın.

Kendine gel biraz!

Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu,

Geçilmez bu boğaz...

Geçilmez bu boğaz...

Bizi

Ne topun yıldırır,

Ne kurşunun.

Çünkü artık

Başladı cengimiz.

Er meydanında bulunmaz dengimiz...

Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen?

İşte fırladık siperden.

Sırtına yüklenmiş kahraman

Seyit 276 kiloluk mermiyi,

Koşuyor bataryasına ateşler içinden.

Bu mermi denizlere gömecek Elizabet'i Buvet'i...

Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor,

Denizler yanıyor,

Dağlar yanıyor.

Zafer bizimdir artık

Düşman zırhlıları batıyor...

Türk'üm,

Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere.

Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz.

Kimimiz gazi.

Hiç değişmez bu yazı.

Dünyada her yer geçilir belki

Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı...

 

Fahri ERSAVAŞ


ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen

Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren

Vatan toprağı için can ile serden geçen

Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken

 

Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını

Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını

Komayacağız yerde şehitlerin kanını

Korku bilmez bu millet artıracak şanını

 

Mehmedoğlu Seyyid'in mermiyi kaldırışı

Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı

Anlayacak kafirler bucağı ve karışı

Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı

 

Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab!

Anzak, Hindu, İngiliz... Hepsi harab ve bitab

Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab

Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab

 

Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir

Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir

Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir

'Çanakkale Geçilmez' bu da açık gerçektir

 

Samet Mehmet Bora

ÇANAKKALE KAHRAMANLARI
Malım, mülküm

Eşim, dostum

Yarim demediniz

Hiç tereddütsüz

Gidip can verdiniz

Elimde bardağım

Çayımı rahat içebiliyorsam

Çünkü siz orda öldünüz

Daha onbeşinde, onaltısında

Kurşunlara yürüdünüz

Helal edin hakkınızı

Yapabildiğim tek şey bugün

Bir Elhamla, iki damla gözyaşı

Ruhunuz şadolsun

Çanakkale Kahramanları

 

Ayşe Adlım
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #37 : 16 Mart 2009, 22:18:15 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 7162


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.448
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +132/-2
İrtibat

Ynt: 18 MART ÇANAKKALE SAVAŞI(Ne Ararsan Var)

ÇANAKKALE ŞEHİDİNE
Bir orduya bir bölükle,

Boş karınla, boş tüfekle,

Karşı duran yiğidim.

Ey benim yalın ayak,

Yama tutmaz libâs giyen şehidim.

Aşsız, susuz düşmana saldırıpta,

Aç karnından, kurşun yiyen şehidim.

Düşmanın çiğnediği vatanda can,

Bedenime yüktür, diyen şehidim.

 

Senin candan ve cânandan,

Yücede tuttuğun vatan,

Kolyuğa pazarlanıyor.

Sığıntılar başa geçti,

Sahipler azarlanıyor.

Parçalayıp bölmek için,

Sinsice hızarlanıyor.

 

Bizi adam belleyip,

Emanet ettiğin yurt,

Uğruna şehid olup,

Bağrında yattığın yurt,

Soysuzlar eline düştü,

Kölelik yoluna düştü..

 

Senin diktirmediğin,

Bayraklar dikiliyor.

Tüm temel değerlerim,

Sırayla yıkılıyor,

Hazan vurdu çınarı,

Yapraklar dökülüyor..

 

Biz uyurken düşmanlar,

Etrafımızı sarmış.

Meğerki içimizde,

Nice Anzaklar varmış.

Hilâlli maskelerle,

Haçlı içime girmiş.

 

Maskeli soysuzlara,

Inananda hakkın var.

Tek dişli canavara,

Yamananda hakkın var.

Yabancı bayraklarla,

Gönenende hakkın var.

 

Bizi affet demeye,

Bunların yüzleri yok.

Bunlar serapa kabuk,

Bomboşlar, özleri yok.

 

Affetme yiğidim, ihânetlerini,

Can verdiklerini, verenlerin.

İki elin yakalarında olsun, ahirette,

Bayrağı kumaş,

Vatanı toprak,

Bağımsızlığı boş görenlerin..

 

Ergenekon çevirdi, yine dört yanımızı,

Demirdağları bulmak, borcumuzdur şehidim.

Nevruz vakti, bu çemberden çıkmaya,

Ateşle geçit delmek, borcumuzdur şehidim.

Seni geçilmez eden, Çanakkale ruhunu,

Silkinip, tekrar bulmak, borcumuzdur şehidim….

 

İlhan Esen


ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin

Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,

O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.

 

Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak

Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.

 

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker

Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

 

M. Akif ERSOY


ÇANAKKALE ZAFERİ
Her şeyi hesaplayıp yurdumuzu böldüler

Bizi yok etmek için sürülerle geldiler

Türk’ü tanımadılar gafletlere daldılar

Mehmetçiği görünce kanı dondu kurudu

Mehmetçik şehit oldu vatanını korudu

 

Düşmanlar tekniğiyle işini kolay sandı

Her taraf cehennemdi ateş barut ve kandı

“Çanakkale geçilmez” o ne müthiş destandı

Can verdi Mehmetçikler vatanını korudu

“Ya ölüm Ya istiklâl” buydu şartı şurutu

 

Cephede her yer müthiş, kan barut kokuyordu

Mehmetçik mermisizdi süngüyü takıyordu

Ölüme emir almış dualar okuyordu

Taarruz için değil ölmek için yürüdü

Düşmana dehşet saldı vatanını korudu

 

İşte böyle ölümü ölümsüzlük bilmişler

Ne engin iman gücü, ölürkende gülmüşler

Anladı ki düşmanlar yanlış yere gelmişler

Onları aynı anda büyük korku bürüdü

Bizim şehitler ölmez onlar öldü çürüdü

 

Der Mikdatî askerin her biri bil ki zahit

Cengaverce savaştı vatan uğrunda şehit

Kazanmayı bildiler imanlarıydı ahit

Şadolsun ecdadımız vatanını korudu

Ölen düşmanları da Mehmetçikler kürüdü

 

Mikdat Bal


ŞEHİTLER ABİDESİ İÇİN
 

Gök kubbenin altında yatar, al kan içinde,

Ey, yolcu şu toprak için can veren erler,

Hakk'ın bu verli kulları taş türbeye girmez,

Gulfrana bürünmüş yanlız fatiha ister.

 

MEHMET AKİF ERSOY
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
Sayfa: 1 2 [3]   Yukarı git

 

Tarihportali.net Etiketler
18 MART ÇANAKKALE SAVAŞI(Ne Ararsan Var)

Gitmek istediğiniz yer:  


Tarih Portalı I tarih portalı, tarih öğretmeni I ders izle I tercüme I tarih sinavı
Site Map |Site Map 0,5 |Site Map 1 ||Site Map 2 | Arşiv 1 |Arşiv 2 |Arşiv 3 | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss| Urllist
Powered by SMF 1.1.11
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Osmanlı Skin by
sPaNdAu£r

Arsiv
Bu Sayfa 0.345 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu