Tarih Portalı
+ Tarih Portali » İdari ve Eğitsel Dökümanlar » Belirli Gün ve Haftalar » Çanakkale Şehitlerini Anma Günü
 18 MART ÇANAKKALE SAVAŞI(Ne Ararsan Var)

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı 18 MART ÇANAKKALE SAVAŞI(Ne Ararsan Var)
Cevaplar 37
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 3711
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git
Konu: 18 MART ÇANAKKALE SAVAŞI(Ne Ararsan Var)  (Okunma Sayısı 3711 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 16 Mart 2009, 21:42:41 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat


18 MART ÇANAKKALE SAVAŞI(Ne Ararsan Var)




- 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ İLE İLGİLİ PROGRAM AKIŞI,
Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım.

Yırtarım dağları enginlere sığmam, taşarım.

 

Değerli öğretmen arkadaşlarım, sevgili öğrenciler…

Bugün burada, tarih içerisinde büyük bir önem sahibi olan 18 Mart Çanakkale Savaşlarını anmak üzere toplanmış bulunmaktayız. Program akışı şu şekilde olacaktır.

 

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı

Açılış konuşması ....

Günün anlam ve önemini belirten konuşma ..

Şiir. “Bir Yolcuya.” ...

Şiir. “Şehidim, Vatanım.” ...

“Atatürk’ün Çanakkale ile ilgili bir anısı.” ...

Şiir. “Yarın ki Çanakkale.” ...

Şiir. “Çanakkale Şehitlerine.” ...

“Çanakkale Savaşlarının Siyasi Sonuçları.” ...

Şiir. “Çanakkale” ...

Çok sesli koro.(Orotoryum)

Şiir. “Bugün.” ...

Şiir. “Gitme Ey Yolcu” ...

Şiir. “Çanakkale.”

Çanakkale Korosu

 

Memleketinin kurtuluşu için kendi canlarından geçen şehitlerimiz için sizleri bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum. Saygı duruşunun ardından hep bir ağızdan İstiklal Marşı’nı söyleyeceğiz.

 

Şimdi açılış konuşmasını yapması için Okul Müdürümüz ... buraya davet ediyoruz.

 

Boşalmış beş kıtanın bütün denizleri

Çanakkale olmuş sanki geçit yeri…

Karadağlı’sı, Fransız’ı, İngiliz’i…

Kendi geldiği yetmiyormuş gibi

Yanında bir de Hintli’si, Zelandalı’sı…

 

Günün anlam ve önemini belirtmesi için okulumuz sosyal bilgiler öğretmeni ...’yi buraya davet ediyoruz.

 

...Sınıfı öğrencilerinden ...’ı “Bir Yolcuya” adlı şiiri okuması için buraya davet ediyoruz.

 

 

Düşman sevinçle karaya tırmanıyor

Şimdilik sessiz siperlere

Yürürken sevinçle,azametle

Sahipsiz köy buldum sanıyor

 

..Sınıfı öğrencilerinden ... “Şehidim,Vatanım” adlı şiiri okuyacak.

Çanakkale savaşının canlı şahitlerinden en önemli kişisi hiç şüphesiz Atatürktür. ...Sınıfı öğrencilerinden ... Atatürk’ün, Çanakkale Savaşı hakkındaki bir yazısını aktaracak.

 

..Sınıfı öğrencilerinden ... “Yarın ki Çanakkale” adlı şiiri okuyacak.

Çanakkale savaşları, inanılmaz bir vahşet karşısında direnişi anlatırken, bu savaşı en iyi anlatan şiir M.Akif Ersoy’un “Çanakkale Şehitlerine” şiiridir. Bu şiiri okumaları için okulumuz öğretmenlerinden ... buraya davet ediyoruz.

 

Çanakkale Savaşı sonuçlarıyla dünya düzenini derinden sarsmış, birçok ülkenin kaderini değiştirmiştir. Bu sonuçlardan bazılarını söylemeleri için ... sınıfı öğrencileri .... buraya davet ediyoruz.

...Sınıfı öğrencilerinden ... “Çanakkale” adlı şiir okuyacak.

Okulumuzun çok sesli korosunu “Çanakkale Orotoryumu”nu sunmaları için buraya davet ediyoruz.

...sınıfı öğrencileri ...ve ... “Bugün” adlı şiiri okumaları için buraya davet ediyoruz.

 

Ölüm niçin sevilmesin,

Cennet gibi vatan için

Can nedir ki verilmesin

Cennet gibi vatan için

 

Okulumuz .... sınıfı öğrencilerinden ... “Gitme Ey Yolcu” şiirini okuması için buraya çağırıyoruz.

 

...Sınıfı öğrencileri ..., ..., ... ve ...’ı buraya Çanakkale şiirlerini okumaları için davet ediyoruz.

 

Son olarak okul koromuzu Çanakkale Türküsünü söylemeleri için buraya davet ediyoruz.

 

Bu önemli günü bizimle paylaştığınız ve bizi dikkatle dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Çanakkale tarihimizin en önemli yerlerinden biridir ve öylece de kalacak.

Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #1 : 16 Mart 2009, 21:43:32 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

ÇANAKKALE ZAFERİ İLE İLGİLİ GENEL BİLGİ, AÇIKLAMA, ÇANAKKALE SAVAŞI İLE İLGİLİ G

Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir.

 

Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul'a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.

 

1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada'dan Boğaz'ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havantopu ile dövdüler. Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları boğazı geçmeye kalktılar.

 

24 Kasım 1914 günü bir Fransız denizaltısı Boğaz sularında görüldü. bu denizaltıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı. 2 Aralık günü İngiliz denizaltısı da bir deneme yaptı. Derinden engelleri aşarak Boğaz'a girdi. Yediyüzelli metre ilerde bulunan Mesudiye zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı. Zırhlımızda bulunan subaylardan on'u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü.

 

19 Şubat 1915 günü düşman savaş gemileri öğleye kadar uzun menzil­li bir bombardımana girişti. Boğaz'a iyice sokuldular. Tabyalarımız akşama doğru düşman savaş gemilerine karşılık verdi. Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarından atılan ateş karşısında düşman oldukça bocaladı.

 

İtilaf devletleri gemileri diledikleri gibi ilerleyemiyor, amaçlarına ulaşamıyordu. Lodos fırtınasını başarısızlıklarının nedeni olarak görüyorlar­dı. Havalar düzelince yeni saldırılar düzenlendi. Yine sonuç alınamayınca düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alındı. Yerine 17 Mart 1915 günü Robeck atandı. Yeni komutan 18 Mart 1915 günü donan­mayla Boğaz'a saldıracağını, yakında İstanbul'da olacağını Londra'ya bildir­di.

 

Bu arada Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı 17/18 Mart gecesi boğaz'a mayın hattı döşenmesi emrini verdi. Aldığı emir gereği Binbaşı Nazmi Bey Nusret Mayın gemisi ile o gece yirmi altı mayın, Boğaz'a on birinci hat olarak döşendi. Boğaz'daki mayın sayısı on bir hat olarak 400'ü aşmıştı.

 

18 Mart 1915

 

İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazı'na girdi.

 

Bu donanmanın ilk grubunu oluşturan filoda, İngilizlerin Queen Elizabeth zırhlısı ile İnflexible, Lord Nelson ve Agamemnon savaş gemileri bulunuyordu.

 

İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptanı komutasında Ocean, İrresistible, Wengeance Majestic gibi savaş gemileri yer almıştı. Üçüncü filo ise Prince, Bouvet, Suffren gibi Fransız savaş gemilerinden oluşuyordu.

 

İngilizler ve Fransızlar zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak Boğaz'ı kolayca geçebileceklerim umuyorlardı. Bu umut ve güvenle 18 Mart 1915 günü düşman savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar. Rumeli Mecidiyesiyle merkez bataryaları şiddetli bir ateşe tutuldu. Boğazdaki düşman gemileri Hamidiye istihkamlarına yüklendi. Bunu gören Dardanos bataryaları ateşi üzerlerine çekmeye çalıştı. Az sonra, tüm gemiler, Dardanos'a saldırdı. Dardanos tabyamız saldırılara şiddetle karşı koydu. Bu arada Mesudiye tabyası da ateşe başlamıştı. Mesudiye üzerine ateş açılınca Hamidiye onun yardımına koştu. Bu arada kıyı bataryalarımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladılar. Bunalan düşman kaçmak isterken topçu atış­larıyla karşılaşıyordu. Düşman gemilerine göz açtırılmıyordu. Karşılıklı bu korkunç bombardıman bir saat kadar sürdü. Bu karşılıklı bombardımanı bir yabancı yazar şöyle anlatıyor:

 

«insan manzarayı gözlerinin önünde canlandırabilir. Kaleler, toz duman bulutları içinde kaybolmuşlarda Yıkıntıların arasından arada bir alevler yükseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su sütun­ları arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı. Tepelerden ateş eden havan toplarının alevleri görülüyor, ağır toplar yer sarsıntıları gibi gümbürdüyordu.»

 

Bombardıman sırasında Türk tabya ve bataryaları büyük zarar görmüştü. Amiral Robeck Fransız gemilerini geri çekerek İngiliz savaş gemilerini ileri sürdü. Tam bu sırada müthiş patlamalar oldu. Bouvet ve Suffren savaş gemileri mayına çarparak sarsıldılar, manevra kabiliyetini kaybettiler. Bir gece önce Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlar görevlerini yapmışlardı. Boğazın berrak sulan üzerinde bir dev gibi yatan Bouvet ve Suffren'e tarihi Hamidiye bataryamızın keskin nişancıları ateş açtılar. Çanakkale Geçilmez kitabının yazarı Alan Moorehead olayı şöyle anlatıyor.

 

«Saat 13.45'de Suffren'in az gerisindeki Bouvet müthiş bir patla­mayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanarak yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerden birinin ifadesine göre «Bir tabak, suda nasıl kayıp giderse o da öylece kayıp gitti.»

 

Türk tabyaları, Boğaz'ı geçmeye çalışan düşman gemilerine durmadan ateş ettiler. Bu arada düşman Boğazdaki mayınları temizlemek için mayın tarayıcılarını boğaza soktu. Tabyalarımız mayın tarayıcılarına ateş açtılar. Açılan ateş yağmur gibi yağmaya başlayınca düşmanlar panik içinde kaçtılar. Bu arada düşman savaş gemilerinden İnflexible, İrressitible büyük hasar gördü. Batanlar oldu. Daha sonra Queen Elisabeth ve Agamemnon yaralan­dı. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nı denizden aşamadılar. Büyük kayıp­lar vererek : Çanakkale Boğazı'nın geçilemeyeceğini öğrendiler.

 

İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nın savaş gemileri ile aşamayınca bu kez çıkarma yapmayı planladılar. Artık Çanakkale kara savaşları başlı­yordu. Kara savaşında düşmanın nereden çıkarma yapabileceği tartışıldı. Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddülbahir'den, Alman komutan Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu yakasından çıkarma yapılabileceği görüşündeydi. Alman komutanı Von Sanders'in görüşü ağır bastı, ve askerler o yöreye yerleştirildi.

 

Düşman güçleri 25 Nisan 1918 sabahı Mustafa Kemal'in düşündüğü noktadan saldırdı. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Kocaçimen'de Conkbayır'da, savaştı. Cephanesi biten askerlere :

— Süngü tak emrini verdi. Daha sonra ;

— «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir» dedi. Tarihin bu en büyük siper savaşı başlamıştı. Siperler arası uzaklık sekiz on metre kadardı. Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Her adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu. Düşman dalgalar halinde Conkbayır'a doğru ilerliyordu. Bu arada Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığına atandı. Anafartalar Savaşı'nda düşmanın attığı şarapnel misketi Mustafa Kemal'in göğsüne isabet etti. Ancak cebindeki saate çarptığından bir şey olmadı.

 

Kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı. Düşman şaşkına döndü, bozguna uğradı.

 

Çanakkale kara savaşlarının en önemli cepheleri; Kumkale, Beşike, Bolayır, Seddülbahir, Anbumu, Kabatepe, Conkbayırı ve Anafartalar'dır. 19 - 20 Aralıkta Anafartalar ve Arıburnu cephesi, 8-9 Ocak'ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı. Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti.

 

Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir.

 

Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal'in başarısı ilerde başlayacak Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın kaynağı oldu.

 

Bağımsızlığımızı savunmak, yurt topraklarımızı korumak için yapılan savaşlar kutsaldır. Çanakkale, Ulusal Kurtuluş Savaşımız kutsal destan savaşlara birer örnektir 
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #2 : 16 Mart 2009, 21:44:10 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

ÇANAKKALE ZAFERİ İLE İLGİLİ GENEL BİLGİ, AÇIKLAMA, ÇANAKKALE SAVAŞI İLE İLGİLİ G

Sevgili Arkadaşlar!

 

Çanakkale Savaşları, yüzyılımızın en büyük savaşlarından birisidir. Birinci Dünya Savaşı’nı galip bitirmek isteyen düşman devletler, gemileriyle Çanakkale Boğazını geçip İstanbul’u almak istiyorlardı. Osmanlı ordusu, İngiliz ve Fransız donanmalarına karşı Çanakkale Boğazı’nda aylar süren bir dizi deniz ve kara savaşı yapmıştır. 300.000 askerimizin şehit olduğu bu savaşlar sonucunda, düşman donanmaları ağır kayıplar vererek geri çekilmişlerdir. Çanakkale Savaşlarının denizle ilgili bölümü, 18 Mart 1915 tarihinde, düşman gemilerinin geri çekilmeleriyle sonuçlanmıştır. Bu nedenle, her 18 Mart gününde, Çanakkale Savaşlarını anmaktayız.

 

Çanakkale Boğazını geçmek isteyen İngiliz ve Fransız gemileri, 3 Kasım 1914 de boğazın iki yakasındaki birliklerimize ateş açtılar. Birliklerimizin karşı ateşi ile geri çekilmek zorunda kaldılar. 19 Şubat 1915 de düşman donanması kesin hücuma başladı. Osmanlı Ordusunun karşı ateşi ile, tekrar geri çekildiler. 18 Mart 1915 de İngiliz ve Fransızlar 16 harp gemisi ile büyük bir hücum daha başlattı. Üç gemisi sulara gömülen düşman donanması, tekrar geri çekilmek zorunda kaldı.

 

Çanakkale boğazını gemilerle geçemeyeceklerini anlayan düşmanlarımız, topraklarımıza karadan girmeyi denediler. İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge ülkelere ait askerler, 25 Nisan 1915 günü karadan çıkarma yapmaya başladılar. Kara savaşları, 9 Ocak 1916 tarihinde son düşman birlikleri de geri çekilene kadar devam etmiştir. 6-7 Ağustos 1915 gecesi Anafartalar’a yapılan çıkarma harekatını, Mustafa Kemal komutasındaki birliğimiz durdurmuştur. 25 Nisan 1915 ve 9 Ocak 1916 tarihleri arasında, yaklaşık sekiz ay boyunca şiddetli kara savaşları olmuştur.

 

Sevgili Arkadaşlar! Çanakkale Savaşları, Türk tarihinin belki de en önemli savaşıdır. Daha geniş ve ayrıntılı bilgi sahibi olmak için kaynakları mutlaka okumanızı öneriyoruz. Bugün özgür olarak yaşadığımız bu topraklara çok kolay sahip olmadığımızın bilinmesi gerekir.

 

Umarım, bir daha böyle bir savaş yaşamak zorunda kalmayız! 
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #3 : 16 Mart 2009, 21:44:43 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

ÇANAKKALE ZAFERİ İLE İLGİLİ KONUŞMA METNİ, AÇILIŞ KONUŞMASI (2), ÇANAKKALE SAVAŞ

SEVGİLİ ARKADAŞLAR!

 

Çanakkale Savaşları, yüzyılımızın en büyük savaşlarından birisidir. Birinci Dünya Savaşı’nı galip bitirmek isteyen düşman devletler, gemileriyle Çanakkale Boğazı’nı geçip İstanbul’u almak istiyorlardı.

 

Osmanlı ordusu, İngiliz ve Fransız donanmalarına karşı Çanakkale Boğazı’nda aylar süren bir dizi deniz ve kara savaşı yapmıştır.

 

250 bin den fazla askerimizin şehit olduğu bu savaşlar sonucunda, düşman donanmaları ağır kayıplar vererek geri çekilmişlerdir. Çanakkale Savaşlarının denizle ilgili bölümü, 18 Mart 1915 tarihinde, düşman gemilerinin geri çekilmeleriyle sonuçlanmıştır. Bu nedenle, her 18 Mart gününde Çanakkale Savaşlarını anmaktayız.

 

Çanakkale Boğazını geçmek isteyen İngiliz ve Fransız gemileri, 3 Kasım 1914’de boğazın iki yakasındaki birliklerimize ateş açtılar. Birliklerimizin karşı ateşi ile geri çekilmek zorunda kaldılar. 19 Şubat 1915’de düşman donanması kesin hücuma başladı. Osmanlı ordusunun karşı ateşi ile tekrar geri çekildiler. 18 Mart 1915’de İngiliz ve Fransızlar 16 harp gemisi ile büyük bir hücum daha başlattı. Üç gemisi sulara gömülen düşman donanması, tekrar geri çekilmek zorunda kaldı.

 

Çanakkale Boğazını gemilerle geçemeyeceklerini anlayan düşmanlarımız, topraklarımıza karadan girmeyi denediler. İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge ülkelere ait askerler 25 Nisan 1915 günü karadan çıkarma yapmaya başladılar. Kara savaşları, 9 Ocak 1916 tarihinde son düşman birlikleri de geri çekilene kadar devam etmiştir. 6-7 Ağustos 1915 gecesi Anafartalara yapılan çıkarma harekatını Mustafa Kemal komutasındaki birliğimiz durdurmuştur. 25 Nisan 1915 ve 9 Ocak 1916 tarihleri arasında , yaklaşık sekiz ay boyunca şiddetli kara savaşları olmuştur.

 

Sevgili arkadaşlar!

 

Çanakkale Savaşları, Türk Tarihinin belki de en önemli savaşıdır. Daha geniş ve ayrıntılı bilgi sahibi olmak için kaynakları mutlaka okumanızı öneriyoruz. Bugün özgür olarak yaşadığımız bu topraklara çok kolay sahip olmadığımızın bilinmesi gerekir.

 

Allah bizlere, bir daha böyle bir savaş göstermesin!
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #4 : 16 Mart 2009, 21:45:47 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

ÇANAKKALE SAVAŞI’NIN KRONOLOJİSİ, OLUŞUM AŞAMALARI, ADIM ADIM ÇANAKKALE ZAFERİ

 

1 Eylül 1915:

Mustafa Kemal'e, Anafartalar Grubu Komutanlığı'ndaki üstün başarılar nedeniyle "Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası" verilişi.

 

2 Eylül 1915:

Mustafa Kemal'in, Çanakkale Savaşlarında yaralanan ve sakatlanan Osmanlı askerleri için para toplayarak gönderen -Almanya'nın İstanbul Elçiliği görevlilerinden- Dr.Ernest Jackh'a teşekkür mektubu :"...Kaderin savurduğu her haşin darbeye bizimle katlanmakla kalmayıp bundan doğan ıstırapları da hafifletmek için akla gelen her yardımı esirgemeyen siz sadık dosta, Fevzi (Çakmak) Bey de selamlarını ve teşekkürlerini yollar." Atatürk'ün komuta ettiği Anafartalar Grubu Komutanlığı'nın Kurmay Başkanı Binbaşı İzzettin (Çalışlar) Bey'in, 16.Kolordu Kurmay Başkanlığı'na atanması.

 

4 Eylül 1915:

Mustafa Kemal'in, Anafartalar'da 4.ve 8.Tümen cephelerine giderek incelemelerde bulunması. Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın, 5.Ordu Komutanı Liman von Sanders'in -Anafartalar Grubu'ndaki yeni düzenleme ile ilgili- 29 Ağustos 1915 tarihli önerisine cevabı :"Anafartalar Grubu'nun devamını, bu grup içindeki tümenlerin şimdilik yalnız 2.ve 15.Kolorduları oluşturmasını ve Gruğ Komutanlığı'nın 16.Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Bey tarafından yapılmasını, yüksek öneriniz üzerine uyarınca uygun gördüm."

 

6 Eylül 1915:

Bulgaristan’ın Türkiye ve Almanya’nın yanında savaşa katılması.

 

14 Eylül 1915:

Mustafa Kemal'in Bulgar Generali Petroff'un eşi Sultane Petroff'a Çanakkale'den Fransızca mektubu :"...Düşman kuvvetlerine karşı kendi istediğimiz şekilde karşı koyduk ve daha önce Arıburnu'nda benim karşımda hezimete uğrayan düşman kuvvetleri, aradan aylar geçtikten sonra bu defa da Anafartalar'da tam anlamıyla felç oldular. Generalimin, muhtemelen bunlardan haberi vardır; ama olan biteni doğrudan benden öğrenmesi, sanırım kendisini çok daha fazla memnun edecektir. General Hamilton'a ve Lord Kitchener'e ardı ardına bu başarıları elde etmeme vesile oldukları için teşekkür etmem gerektiğine inanıyorum." Mustafa Kemal'in, 2.ve 15.Kolordu Komutanlarıyla Abdurrahman Bayırı'na gidişi.

 

20 Eylül 1915:

Mustafa Kemal'in rahatsızlanması, Mareşal Liman von Sanders'in Anafartalar Grubu Karargahı'na gelerek, kendisine geçmiş olsun dileğinde bulunması, sonra özel doktorunu gönderişi.

 

23 Eylül 1915:

Mustafa Kemal'in, - Almanya'nın İstanbul Elçiliği görevlilerinden- Dr.Ernest Jackh'ı çadırında kabulü ve söyledikleri :"Tam manasıyla Ruslar gibi karaya tıkıldık. Ruslar çökmeğe mahkumdurlar; çünkü Boğazları kapayarak onları Karadeniz'e tıkadım. Bu suretle, müttefiklerinden ayrı düşürdüm. Fakat biz de aynı sebep dolayısıyla yıkılmaya mahkumuz. Gerçekten biz, Akdeniz, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu sahillerine yerleşmiş bulunuyoruz; fakat herhangi bir okyanusa çıkmayı göze alamayız. Deniz kuvvetlerine sahip olmayan bir kara kuvveti olmak itibariyle biz, yarımadamızı, kara kuvvetlerini hiçbir tehdide uğramaksızın istediği sahile getirebilen deniz kuvvetlerine karşı savunmaya asla muktedir olamayacağız." (Atatürk, bu görüşmenin yapıldığı günlerde rahatsızlığı nedeniyle çadırında istirahat etmektedir. Ernest Jackh, hatıralarında şu bilgileri vermektedir :"Mustafa Kemal Bey ağır surette hastaydı ve bu yüzden kendisini ziyaret için çadırına gittim. Malarya (sıtma)'ya tekrar yakalanmıştı. O kadar zayıflamıştı ki, ilkin tanıyamadım. Bununla beraber ateşli tabiatı, evvelce sık sık yaptığımız bütün gece devam eden çok sevdiği görüşmeler gibi, bizi, siyasi bir tartışmaya daldırdı."

 

24 Eylül 1915:

Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın beraberinde Başkomutanlık Vekaleti Harekat Şubesi Müdürü Yarbay İsmet (İnönü) Bey olduğu halde Gelibolu'ya gelişi.

 

26 Eylül 1915:

Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın sabahleyin Kuzey Grubu Karagahı'na gidişi, daha sonra -Anafartalar Grubu cephesine ait- Conkbayırı'nı gezdikten sonra Gelibolu'da 5.Ordu karargahı'na dönüşü (Enver Paşa, bu inceleme gezisinde Anafartalar Grubu Karargahı'na uğramamıştır.)

 

27 Eylül 1915:

Mustafa Kemal'in, 5.Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders'e Anafartalar Grubu Komutanlığı'ndan affını isteyen yazısı :"...Geçenlerde Ekselansları Başkomutan, Kuzey, Güney ve Asya Gruplarını ziyaretiyle gereği gibi onurlandırmıştır; ancak Anafartalar Grubu'nun varlığını tanımak istememekle, bizi ziyaretinin onurundan mahrum kılmıştır. ...Ekselansları Başkomutan'ın şahsıma karşı beslediği duygular böylece bilinirken, orduda aynı koşullar altında hizmet vermem benim için imkansızdır. Siz Ekselanslarından beni şu andan itibaren Grup Komutanlığı'ndan istifa etmiş sayma ve şahsımla ilgili daha sonraki işlemleri tayin etme lütfunda bulunmanızı rica etmek onurunu taşımaktayım."

 

30 Eylül 1915:

5.Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders'in Başkomutan Vekili Enver Paşa'ya Mustafa Kemal'in Anafartalar Grubu Komutanlığı'ndan affını isteyen deilekçe vermiş olduğunu, ancak kabul edilmemesini isteyen yazısı :"...Bu dilekçeyi destekleyemem. Çünkü Mustafa Kemal Bey'i vatanın bu büyük savaşta hizmetlerine muhakkak surette muhtaç olduğu, çok müstesna kabiliyetli, yetkili ve cesur bir subay olarak tanıdım ve takdir ettim. ...Şimdilik ilişikte takdim etmediğim ayrılma dilekçesini, Ekselanslarınızın, güvenini belirtmek suretiyle reddetmek lütfunda bulunmalarını rica ediyorum."

 

11 Ekim 1915:

Gelibolu Yarımadası’nın İtilaf Devletleri’nce boşaltılmasının ilk kez söz konusu oluşu

 

17 Ekim 1915:

Çanakkale bölgesinde General Hamilton'un komutayı General Birdwood'a devrederek cepheden ayrılışı.

 

26 Ekim 1915:

Mustafa Kemal'in, Başkomutanlık Vekaleti'nce 9.,11.ve 12.Tümenlerin birleşmesinden oluşacak 16.Kolordu komutanlığına atanması ve Kolordu Komutanı yetkisiyle "Anafartalar Grubu'nu yönetmekle görevlendirilmesi.

 

30 Ekim 1915:

Turquoise isimli Fransız denizaltı gemisinin esir edilmesi.

 

31 Ekim 1915:

Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın, beraberinde Ahmet İzzet Paşa, Yarbay Feldmann ve Başyaver Kazım (Orbay) Bey olmak üzere Anafartalar Grubu Karargahı'nı ziyareti, Atatürk'le görüşmesi, daha sonra at üzerinde İsmailoğlu Tepesi'ne gidilmesi.

 

3 Kasım 1915:

İstanbul'dan Gelibolu'ya gelen Ayan ve Mebusan Heyeti'nin Anafartalar Grubu karargahı'na giderek Mustafa Kemal'i ziyareti ve beraber cepheyi gezmeleri.

 

6 Kasım 1915:

Çanakkale’den geçerek Marmara’ya girmiş olan E-20 İngiliz denizaltı gemisinin esir edilmesi.

 

7 Kasım 1915:

İngiliz Harp Kabinesi'nin Çanakkale'yi boşaltma kararı.

 

10 Kasım 1915:

Fransız denizaltı gemisi Turquoise’a Enver Paşa’nın katıldığı bir törenle “Müstecip Onbaşı” adının verilmesi.

 

5 Aralık 1915:

Mareşal Liman von Sanders'in Anafartalar Grubu Karargahı'na gelişi ve Mustafa Kemal'e, beraberinde getirdiği hava değişimi izin yazısını vermesi.

 

6 Aralık 1915:

İtilaf Güçlerinin Gelibolu Yarımadası’nı boşaltma hazırlıkları.

 

8 Aralık 1915:

Fethi (Okyar), Dr.Bahattin Şakir ve Dr.Tevfik Rüştü (Aras) Bey'lerin akşam Atatürk'ün misafiri olarak Anafartalar Grubu Karargahı'na gelişleri. Atatürk'ün aldığı hava değişimi izni üzerine Anafartalar Grubu Komutan Vekilliğine atanan Fevzi (Çakmak) Paşa'nın Anafartalar Grubu Karargahı'na gelişi.

 

10 Aralık 1915:

Atatürk'ün -beraberinde misafirleri Fethi (Okyar), Bahattin Şakir ve Tevfik Rüştü (Aras) Bey'ler olmak üzere- Çanakkale'den İstanbul'a hareketi. (Atatürk İstanbul'a dönüşünü takiben Çanakkale'den izinli olarak ayrılış sebebini Salih (Bozok) Bey'e şöyle anlatmıştır :"Ben düşmanın çekileceğini anladığım için bir taarruz yapılmasını teklif etmiştim. Fakat benim bu teklifimi kabul etmediler. Bundan dolayı canım sıkıldı. Çok da yorgun olduğum için izin alarak İstanbul'a geldim. Eğer ben orada iken düşman şimdiki gibi çekilmiş olsaydı, herhalde daha çok sıkılacaktım. Burada bulunmaklığım benim için bir talih eseridir.)

 

11 Aralık 1915:

Mustafa Kemal'in Çanakkale'den İstanbul'a gelişi

 

19-20 Aralık 1915:

İtilaf Güçlerinin, işgal ettikleri siperleri boşaltarak gece Anafartalar, Arıburnu bölgesinden gizli olarak çekilmeleri (Bu bölgedeki boşaltma son günlerde mevcut sisten de yararlanılarak gizli olarak yapılmakta idi. Ancak birlik ve malzemelerin büyük kısmını kapsayan boşaltma bu gece gerçekleştirilmiştir. İngilizler 8/9 Ocak 1916 gecesi de Seddülbahir bölgesinden çekilmişlerdir.)

 

8-9 Ocak 1916:

Müttefiklerin Seddülbahir’i boşaltmaları

 

9 Ocak 1916:

5.Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders'in -İngilizlerin Gelibolu yarımadasından çekilip gitmeleri üzerine- sabah 8.45'de Alçıtepe'den Başkomutanlık Vekaleti'ne telgrafı :"Tanrı'ya şükür Gelibolu yarımadası tamamen düşmandan temizlenmiştir. Diğer ayrıntılar ayrıca sunulacaktır."

 

18 Ocak 1916:

5.Ordu Karargahı'nın, Müttefiklerin Gelibolu yarımadasını boşaltmaları üzerine Çanakkale'den Lüleburgaz'a alınması.

 

1 Şubat 1916:

Atatürk'e Anafartalar Grubu Komutanlığı döneminde gösterdiği üstün başarıları nedeniyle "İkinci Rütbe'den Osmani Nişanı" verilmesi.
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #5 : 16 Mart 2009, 21:46:42 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

HAMİDİYE VE MECİDİYE TABYALARI

Çanakkale savaşının kazanılmasında büyük öneme sahip olan bu tabyalar düşmanın dört buçuk ay yeri göğü inletip ortalığı toz duman ettiği bir dönemde Mehmetçiklerimize sığınak ve tünel olmuştur. Sultan ikinci Abdülhamit Han’ın “Atalarımın ve benim yaptırdığım Kale ve tabyalar eğer hala ayakta ise düşmanlar boğazı geçemez dediği tabyalar bunlardır. Kilit bahir Kalesinin hemen yakınındaki 22 tabyayı Sultan ikinci Abdülhamit Han onun biraz daha ilerisinde ve dokuz bölümden oluşan diğer tabyaları da Abdülmecit Han yaptırmıştır. Bu iki tabyada da çok ince mühendislik hesapları yapılmış üst tarafları kubbe şeklinde örülerek üzerlerine toprak döşenmiştir. Bu şekilde düşmanın attığı 450-750 kg ağırlığındaki topların yaptığı basıncın toprak yüzeye eşit şekilde yayılması sağlanarak günümüze kadar korunmuştur. Ama savaş sonrasında yüzüne bile bakılmayıp koyun ağılı olarak kullanılan bu yapılar, 2005 yılında hiçbir koruyucu önlem alınmadan Çanakkale’deki askerler tarafından temizlenmiştir. Bu kadarına da şükür eder daha da iyiye gitmesini temenni ederiz. 
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #6 : 16 Mart 2009, 21:47:17 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ

 

Birinci Dünya Savaşı'nda kazandığımız en büyük muharebedir. Savaşın gidişini değiştiren bu büyük zafer, İngilizler'e 205.000 , Fransızlar'a 47.000 kişiye malolmuştur. Düşmanın Çanakkale önlerine yığdığı deniz kuvvetleri 18 zırhlı, 12 Kruvazör, 17 muhrip, 12 denizaltı, 1 uçak gemisi 36 mayın gemisinden meydana geliyordu. Ayrıca 86 nakliye 222 de çıkarma gemisi vardı.

 

İngiliz Fransız filosunun 6 zırhlısı Türk topçularının isabetli atışları sonunda batırıldı. 8 saat 45 dakika süren bombardıman esnasında düşman 506 top kullandı. Savaşta Çanakkale sırtlarından vaktiyle 2.Abdülhamit Han'ın yaptırdığı Aziziye tabyalarının büyük rolü oldu.

 

Nihayet Boğazdan geçemeyeceklerini anlayan İngiliz ve Fransızlar Gelibolu'ya asker çıkararak İstanbul'a karadan yürümeye karar verdiler. Burada Vatan için can veren 250.000 Mehmet'cikten Ezine'li Yahya Çavuş ve arkadaşlarının abidesi için eski Çanakkale Valilerinden Nail Memik Bey'in yazdığı dörtlük :

 

Bir Kahraman tabur ve Yahya Çavuş'tular;

Tam üç alayla, burda, gönülden vuruştular...

Düşman, tümen sanırdı bu şahlanmış erleri,

Allah'ı arzu ettiler; Akşam kavuştular.

 

General Hamilton anlatıyor: 3 Eylül 1915 gecesi korkunç bir rüya gördüm, İmroz'da çadırımın içinde küçük bir portatif karyolada yatmaktaydım. Birden bire kendimi buz gibi bir suda gömülmüş buldum. Birisi beni denizin dibine doğru çekiyordu. Boğuluyordum. İkil kuvvetli elin boğazımı sıktığını hissediyordum. Bu ikisi, beni hem boğuyor, hemde denizin derinliklerine sürüklüyordu!.. Nefesim kesiliyordu!..

 

Dehşetli bir mücadele ile kendimi bu iki elden kurtarmaya çalıştım. Bu o kadar sıkıntılı bir boğuşmaydıki yatağımda güçlükle gözlerimi açtığım zaman bütün vücudum zangır zangır titremekte idi ve kan ter içinde kalmıştım. Boğazımı sıkan iki kuvvetli pençeyi görür gibi oldum. Çadırımın içinde sankı bir hayalet vardı. Fakat yüzü, karanlıkta seçilmiyordu. Bu hayal yavaş yavaş gözden silinip kayboldu. Boğazım ferahladı. Rahat nefes almaya başladım. Çadıra bir düşman mı girmişti.. Ömrümce bu kadar korkunç bir rüya görmemiştim... Uyandıktan sonra saatlerce bu rüyanın tesiriyle kıvranıp durdum. Kafamın içinde acaip düşünceler canlanmaya başladı. Çanakkale tekin değildir!.. Üzerimize kaçınılmaz bir tehlike çökmüştür. Hepimizi meş'um bir akıbet beklemektedir!.. (18 Mart 1992 tarihli fazilet takvimi)

 

Çanakkale savaşında Kahramanca savaşan Türk askeri,düşmanlarını bile kendine hayran bırakmıştır. Bu savaşta bir kolu ile bir ayağına kaybeden bir Fransız Generalinin ülkesine döndükten sonra anlattığı bir savaş hatırası şöyledir:

 

"Fransızlar Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirler. Hiç unutmam Savaş sahasında dövüş bitmiş yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zayiat vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutamıyacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk asker kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtası ile şöyle bir konuşma yaptık:

 

-Niçin öldürmek istediğin düşmana yardım yapıyorsun ? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:

 

-Bu Fransız asker yaralanınca cebinden yaşlı bir kadının resmini çıkardı, birşeyler söyledi. Anlamadım ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedimki, o kurtulup anasının yanına dönsün!.. Bu asil duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada emir subayım Türk askerinin yakasını açtı. O anda gördüğüm manzaranın yanaklarımdan süzülen yaşları dondurduğunu hissettim, çünkü Türk askerini göğsünde, bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı. Az sonra ikiside öldüler.

 

(2 eylül 1991 Türkiye Gazetesi Takvimi)
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #7 : 16 Mart 2009, 21:48:30 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

MEHMET AKİF ERSOY'UN ÇANAKKALE SAVAŞ İLE İLGİLİ ÇARPICI AÇIKLAMALARI

Almanlar o zaman bizim müttefikimiz idi. Almanya ve avusturya- Maceristan imparatorluğunun yanında İngiliz ve Fransız kuvvetlerine karşı beraber harp ediyorduk. Almanlar; İngiliz ve Fransız Sömürgelerinden esir aldıkları müslümanları ikna edip kendileri lehine kullanmak için Türkiye'den bir heyet isteişti. Hükümette bizi Berlin'e bu iş için görevlendirmişti. Yolculuğu trenle yapıyorduk. Başka ülkelerden gelecek vagon veya marşandis beklememk için Viyana'da birkaç gün kaldık. Beni bir otele yerleştirdiler. Bir gece saat 24 civarında birden sokaklarda büyük bir şenlik başladı. Kilselerin çanları çalıyor, maytaplar atılıyor, meşaleler yakılıyor, insanlar sokaklarda müzik çalıp dans ediyordu. Ben de, bu gürültüyle uyandım ve gece kıyafetimle sokağa fırlayıp otelin karşısındaki bir pastaneden durumu öğrenmeye çalıştım. Bu bir zafer şenliği olamazdı. Çünkü Alman ve Avusturya ordularının durumu iyi değildi. Birçok yerde Rus – İngiliz ve Fransız birliklerine karşı yeniliyorlardı. Pastahaneciye; gece bu saatte şenliğin anlamını sordum. Görevli “sen duymadın mı, İngilizler bugün yüzyıllar sonra nihayet kutsal Kudüs'e girdiler!.. Kudüs'ü bugün Türkler'den kurtardılar!.. Kudüs kutsal haç'a kavuştu!.. İngilizler'in bu başarısını kutluyoruz.” dedi. Hayret ettim, hem İngilizlerle harp ediyorlardı ve hem de Türkler'i onlara karşı harbe sokmuşlardı. Yani Türkler de onlar için harp ediyordu ama bir yandanda düşmanları bildiğimiz İngilizler'in Türkler'e karşı kazandığı zaferi kutluyorlardı!.. ÇANAKKALE HARBİ İŞTE BUDUR

 

(Kaynak: Çanakkale şehitler mahşerine yolculuk rehberi / Salim Dağ)
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #8 : 16 Mart 2009, 21:49:03 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ANITI’NIN TARİHİ, YAPISI, ÖZELLİKLERİ

Çanakkale Şehitleri Anıtı, Çanakkale il sınırları içindeki Gelibolu Yarımadası'nda,Çanakkale Boğazı'nın ucunda Morto Koyu önündeki Hisarlık Tepe üzerinde yer alan anıt 1915 yılında 1. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Savaşları'nda hayatını kaybeden 253.000 Türk Asker askerin anısına yaptırıldı.

 

Yapımına 1952 yılında karar verilen ve temeli 17 Nisan 1954 tarihinde atılan anıtın inşası 6ya da 5 yılda tamamlanarak 21 Ağustos 1960 günü açılmıştır. Anıt için 1944 yılında yapılan yarışmayı Mimar Doğan Erginbaş, İsmail Utkular ve Mühendis Ertuğrul Barla'nın projelendirdiği eser kazandı. Finansal nedenlerden dolayı yapımı birkaç defa durdurulan anıtın 15 Mart 1958 tarihinde sadece gövde kısmı tamamlanabildi. Bu arada Milliyet gazetesi tarafından ülke genelinde bağış kampanyası düzenlendi. Resmi açılışı 21 Ağustos 1960 tarihinde yapılan anıtın altında Savaş Eserleri Müzesi, yanında Mehmetçik Anıtı ve Türk Şehitliği bulunmaktadır. Morto Limanı ile Çanakkale Boğazının girişi arasındadır.

 

Üzerinde 25x25 m kaide yer alan 4 ayak üzerine oturtulmuş olan yapının yüksekliği 41,7 metredir. Ayakların genişliği 7,5 metredir. Anıt tümüyle 625 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır.
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #9 : 16 Mart 2009, 21:49:40 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

MEHMETÇİĞİN ÇANAKKALE SAVAŞI’NI KAZANDIRAN YÜKSEK KARAKTERİ ATATÜRK’ÜN DİLİNDEN,

Bombasırtı olayı ( 14 Mayıs 1915 ) çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiç birisi kurtulamamacasına hepsi düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kuşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur’anıkerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse kelimeişahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak, cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebriğe değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.

 

Mustafa Kemal ATATÜRK
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #10 : 16 Mart 2009, 21:50:45 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

ROBERT BROCKUN YAZISI (İLK ŞEHİTLERİMİZİ VERDİKTEN SONRA)

…-Hurraa! Bu inanılamayacak kadar güzel bir şey! Talihimizin bize bu kadar yardım edeceğini hiç sanmıyordum. Haydi gidiyoruz!... Galata kulesi on beş pusluk toplarımızla yerle bir edilecektir. Deniz kana boyanıp leş gibi olacaktır. Ayasofyanın’nın mozaiklerini, halılarını, ikonalarını yağma edeceğiz! Türk lokumları (kadınları) benim olacak! İnanamıyorum ki, bir devrin kapanışına şahit olacağım! Tanrım, hayatımda bu kadar mesut olmamıştım! Sırf bir tarafa akan bir ırmak gibi çocukluğumdan beri içimdeki bu arzunun İstanbul’a gidecek askerlerin arasında bulunmak hevesinin varlığını şimdi daha iyi anlıyorum.

 

(Asker – Yönetici - İnsan T.C. Genel Kurmay Başkanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Ankara – 1995 Sayfa. 56) 
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #11 : 16 Mart 2009, 21:52:04 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

ARAMIZDAN EN SON AYRILAN ÇANAKKALE ŞAVAŞI GAZİMİZİN BİR ANISI

1982 Tevellütlüyüm (doğumlu). Çanakkale'de üç sene bulundu. 27. alaydanı. İki sene seddülbaher ve Arıburnu'nda çarpıştım. Bir keresinde üç gün, üç gece süngü harbi yaptık düşmanla. Üç günün sonunda yedi kişi kaldık bizim bölükte! Sonra on ar er verdiler ve çavuş yaptılar bizi. Bir gün, Arıburnu'nda mevzilendik, düşmana durmadan ateş ediyoruz. Bir ara baktım tetiği çekiyorum ama tüfek patlamıyor! Tam da zamanında bizim bizim tüfek bozuldu herhalde, dedim kendi kendime. Bizim siperde bir arkadaş vardı, tüfekten iyi anlardı, ona seslendim; -Bak hele be arkadaş, benim tüfek bozuldu herhal ateş almıyor! Dedim.. O arkadaşım benden yana sööyle bir baktı; -Ne bozulmuşu be aretlik (arkadaş), senin tetiği çeken parmağın kopmuş! Dedi.. Meğer biz harbederken bir düşman kurşunu gelmiş, bizim parmağın yarısını almış götürmüş ortasından!.. 
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #12 : 16 Mart 2009, 21:52:40 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

ÇANAKKALE ZAFERİ İLE İLGİLİ SÖYLENENLER, ANLATILANLAR

* Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım. (Mustafa Kemal Atatürk)

 

* Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur. (Mustafa Kemal Atatürk)

 

* Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duvara körü körüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız. (İngiliz Başbakanı Asquith(Askuyit))

 

* Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum. (Churchill( Çörçil))

 

* Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. (Churchill(Çörçil))

 

* Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakatı, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir. (Alman Generali Liman von Sanders)

 

* Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar. (General Tawshend(Tavşent))

 

* Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Mart’ı aralıksız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cephane durumu ciddiyetini koruyordu. (Robert Rhodes James( Rabır Rot Ceyms)

 

* Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı. (Sami Paşazade Sezai)

 

* Çanakkale’de her şeyimiz kusursuzdur. Fakat başarılı olmadık. Zira Türkler, yuvalarına girilmiş aslanların hiddet, cesaret ve kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim. ( Sör Kombet )
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #13 : 16 Mart 2009, 21:53:39 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

ÇANAKKALE ZAFERİ’NDEN SONRA GEÇEN BİR ANI

Faruk Demir anlatıyor:

 

Makam arabamın arka koltuğunda bir göreve gidiyorum. Yol uzayınca, elimdeki gazetenin hatıralar bölümünü okumaya başlıyorum. Okuduğum yazının bana ilham ettiği birkaç cümle dökülüyor ağzımdan:

 

Yahu bu millet gerçekten çok büyük bir millet...

 

Şöförüm Ünver'le göz göze geliyoruz dikiz aynasından...

Onun bakışları sorduğu için hemen ekliyorum:

 

 Okuduğum hatıra beni çok duygulandırdı. Manevi gücü hafif görmemek lazım.

 

Okuduğum hatırayı kısaca özetletledim. Nerden bilebilirdim ki, buna benzer bir hatırayı da şöförümün bizzat yaşadığını?..

 

Efendim, o dediğiniz benzer bir hadiseyi ben Çanakkale'de yaşadım.

 

Çanakkale Savaşlarında mı? Yahu senin yaşın ne ki Çanakkale'den hatıran olsun?

 

Hayır efendim... Çanakkale Savaşlarıyla ilgili, ama o tarihten değil ... Çok sonralara ait...

 

Bu defa beni bir merak alıp sardı. Başımı öne doğru uzatıp emir verir gibi rica ettim:

 

Anlat bakalım, bizzat yaşadığın o hatırayı! Neymiş biz de bilelim...

 

Şöförüm Ünver şunları anlattı:

 

Ben askerdeyken oldu. Bir deniz astsubayı ile birlikte jeep içerisinde Çanakkele'nin Kirtepe Köyüne gidecektik. Bir akşamüstü karargahtan çıktık. Kirteppe Köyü yakınlarında yolda giderken, jeepin farları karşıma acayip bir müfreze çıkardı. Nasıl heyecanlandım, nasıl frene bastım, bende bilmiyorum.

 

 Jeep zınk diye durunca, astsubayım neredeyse camdan fırlayacaktı. Döndü, bana biraz da sertçe sordu:

 

 Ne var, neden durdun?

 

Elim ayağım tir tir titriyordu. Dedim ki:

 

 Komutanım, siz görmüyormusunuz? Önümüzde tüfekli, teçhizatlı bir manga asker, yolu bölmüş gidiyor. Bakınız, hemen ilerde...

 

Bu askerlerin kıyafetleri şimdiki gibi değildi. Ben kim olduklarını, ne olduklarını anlamadığım için aptallaşmışken, astsubayım gözlerini ovuşturup yerinden kalktı, oturdu ve mırıldandı:

 

Çanakkale Harbindeki askerlerin kıyafetleri bu... Başlarında fes var; hepsi poturlu...

 

 Siz de gördünüzmü komutanım?

 

 Görmez miyim? Nizami adımla karşıya geçiyorlar. Biz rüya görmüyoruz, değil mi?

 

 Hayır komutanım! Görevdeyiz; Kirtepe Köyüne gidiyoruz.

 

 Ama ben hayal gördüğümü sanıyorum. Sen de görüyor musun?

 

 Görüyorum komutanım, görüyorum. Nedir bu böyle?..

 

 Hiçbir şey söylemeden müfreze geçene kadar bekledik. Yolun karşısına geçip ağaçlık arazide bir sis bulutu gibi kayboldular.

 

 İkimiz de donduk kaldık. Jeepi hareket ettirip ilerlemeye başladık, ama ikimizin de benzi kül gibi... Kirtepe Köyüne vardığımızda, bizim şoke olmuş halimizi gören kahveden yaşlı bir amca, yarı muzip gülerek halimizi hatırımızı sordu:

 

 Ne o komutanım, nöbet mangasına mı rastgeldiniz yoksa?

 

 Şeyyy, evet... Nedir bu, anlatır mısınız? Siz de mi gördünüz yoksa?

 

 İhtiyar adam, ah komutanım, ah, diye başladı söze ve şöyle devam etti: Bu manga, Çanakkale Savaşında nöbet tutan mangadır. Fransızlar bu bir manga askeri şehit etmişler o zaman... Ama bu şehit manganın askerleri, ne hikmettir bilinmez, her akşam güneş battıktan sonra görevini yerine getirmek için gidiyormuş gibi uzaklardan gelirler, yolu karşıdan karşıya geçerler, ormanın içine yürüyüp kaybolurlar... Nöbet mangası onlar

 

Faruk Demir Bey, bu hatıranın sonunu şöyle bağlıyor:

 

Şöförüm Ünver, bu askerlik hatırasını anlatırken, o nöbet mangası gözlerimin önünde canlandı. Gönlüm yoğunlaşarak gözlerimden damla olup aktı, yanağımdan göğsüme doğru...

 

Bu millet gerçekten yücedir, çok yücedir; çoook...
Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
« Yanıtla #14 : 16 Mart 2009, 21:54:18 »
Üye Bilgileri BuDunÇar
Yabgu
****
Tesekkür
-Verilmiş: 187
-Alınmış: 6834


Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.424
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +121/-0
İrtibat

ÇANAKKALE'Yİ GEÇEMEYENLERİN ANLATTIKLARI

Karşımızdaki bir Türk siperinde silâhın ucuna takılmış beyaz bir iç çamaşırı yukarı kaldırılarak sallandı. Her taraf sessizliğe gömülmüştü. Her iki tarafın siperdekileri silahları üzerine doğrulmuş, dikkatle onu takip ediyordu. Siper ardından iri yapılı bir er yükseldi; Kesin tavırlarla yükselttiği çamaşırı silâhı sipere attı. Kendine güvenen tavırlarla yavaş yavaş yaralıya doğru ilerliyordu. Karşı taraf ve çevresiyle ilgilenmiyor; herkes donup kalmış Türk askerini seyrediyordu. Şaşkınlıktan kurtulabilen askerler Mehmetçiğe nişan almaya çalışıyorlardı. Türk askeri, hiçbir şeye aldırmadan yaralının yanına geldi. Nazik yumuşak hareketlerle yaralının kıyafetini düzeltti . Yaralıyı yerden kaldırdı. Yaralının kolunu omzuna koydu. Yavaş ve emin adımlarla yaralıyı bizim tarafa getirdi. Siperimizin üzerine yavaşça bıraktı, geldiği gibi kendi siperine döndü.

 

İngiliz siperlerinde şaşkınlık devam ediyordu!

 

İngiliz komutanı: "Korkak sıçanlar... cesaret örneği görün... Hele bunlarla birlikte aynı cephede savaşmanın tadına doyulmaz... Bu yiğit Türk çocukları keşke dostumuz olsalardı. Bu kahramanlarla savaş değil , dostluk yapmalı... Dostluk."

 

Bu Türk askerine teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu.

 

Şimdi okuyacağınız menkıbenin, insanlara çok çekici gelen ve aklınızda kolaylıkla yer eden bir yumuşaklığı ve tatlılığı vardır.

 

Çanakkale Savaşları'nda, Fransız kuvvetlerine komuta eden General Guro, savaş sırasında bir kolu ile bir bacağının bir kısmını, savaş sırasında bırakarak yurduna dönmüş. Daha sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor:

 

Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için çocuklarınızla daima iftihar edebilirsiniz. Hiç unutmam. Biraz evvel doğa çevremizde en nefis güzellikteydi.

 

Su çiçekleri, leylaklar, Peygamber çiçekleri, papatyalar bir gökkuşağı âlemi oluşturuyorlardı. Şimdi, savaş sahasında dövüş bitmiş, o güzelim tablo, kan revan içindeydi. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır kayıplar vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk Askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyla bir konuşma yaptık: Niçin, öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:

 

Bu Fransız yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi! Anlamadım!.. Ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok! İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün!..

 

Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı!.. O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşların donduğunu hissettim! Çünkü, Türk askerinin göğsünde, bizim askerinkinden çok daha ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı!..

 

Az sonra ikisi de öldüler!!!

 

Aziz okuyucu, sizlere yüzlerce menkıbeden tarayarak sunduğum bu olayların kahramanları bizim canımız, bizim cevherimizdir. Biz onların torunlarıyız. Övünelim, iftihar edelim, çünkü, o cevherin damarından geliyoruz.

Logged

"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."

<iframe src="Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" width="125px" height="125px" frameborder="0"  scrolling="no"></iframe>
Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git

 

Tarihportali.net Etiketler
18 MART ÇANAKKALE SAVAŞI(Ne Ararsan Var)

Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Çanakkale Zaferi(18 Mart) Çanakkale Şehitlerini Anma Günü [sadohan] 0 1495 Son Mesaj 08 Mayıs 2007, 19:11:27
Gönderen: [sadohan]
31 Mart Olayını Hazırlayan Etmenler Araştırmalar BuDunÇar 4 704 Son Mesaj 29 Ağustos 2010, 21:46:50
Gönderen: medetres
31 Mart Hadisesi'nin İçyüzü Araştırmalar faruksal 0 988 Son Mesaj 12 Aralık 2007, 15:35:05
Gönderen: faruksal
31 Mart Olayı Sunusu Osmanlı Devleti Çöküş Devri Sunuları historyteacher 0 1253 Son Mesaj 17 Aralık 2007, 18:12:12
Gönderen: historyteacher
31 Mart Vakası Araştırmalar İlteriş 0 671 Son Mesaj 23 Şubat 2008, 16:07:45
Gönderen: İlteriş
18 Mart Tarih Panomuz Tarih Kulübü İlteriş 3 1843 Son Mesaj 02 Kasım 2008, 21:35:57
Gönderen: staleli_19
31 Mart Faciası Sahaf İlteriş 0 689 Son Mesaj 10 Eylül 2008, 01:50:29
Gönderen: İlteriş
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI Gazi M. Kemal kanoonline 0 153 Son Mesaj 15 Eylül 2009, 08:56:02
Gönderen: kanoonline
1. DÜNYA SAVAŞI Tarih 10 Dersi Proje ve Performans Çalışmaları tarihci cocuq 0 3060 Son Mesaj 14 Aralık 2009, 18:54:39
Gönderen: tarihci cocuq
KURTULUŞ SAVAŞI'NDA MARDİN... Araştırmalar BuDunÇar 0 319 Son Mesaj 17 Ocak 2010, 20:37:18
Gönderen: BuDunÇar

2010-2011 Tarih Dersi Yıllık PlanI Lida I resimler
Site Map |Site Map 0,5 |Site Map 1 ||Site Map 2 | Arşiv 1 |Arşiv 2 |Arşiv 3 | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss| Urllist
Powered by SMF 1.1.11
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
SimplePortal 2.3.1 © 2008-2009, SimplePortal

Osmanlı Skin by
sPaNdAu£r

Arsiv
Bu Sayfa 0.277 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu