|
||
| Bildiğimiz gibi ilk ders biz tarihçilere verilmiş güzel bir uygulama ama birbirine benzer konuşmalar sıkıcı oluyor. On iki yıldır kendi yaptığım konuşmalardan kendim bile sıkıldım. Elinde ilk ders konuşması olan arkadaşlardan yardım bekliyorum. Belge göndermeyi öğrendiğim an bendeki konuşmaları sizinle paylaşabilirim. Mesajınız tarafımdan dilimiz imla kurallarına uygun hale getirilmiştir.Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap |
||
|
||
| Hocam ilk defa sizden duydum böyle birşeyi. Bakalım belki daha önce yapmış olan arkadaşlar vardır. | ||
|
||
| Böyle bir uygulamayı ben de ilk defa duydum ve şaşırdım biraz daha açıklar mısınız. | ||
|
||
| Arkadaşlar ben de bu uygulamayı ilk defa duymanıza çok şaşırdım. Yönetmelik gereği Okulun açıldığı ilk gün tören yapılır ve tören programı içinde eğitim-öğretim yılının ilk dersi verilir. Bu ders te yine yönetmeliğe göre tarih öğretmeni tarafından verilir. benim genelde yaptığım ders konularım: bulunduğum şehrin tarihi(Erzurum), milli birlik ve beraberlik, milli kültür, eğitimin ve gençliğin önemi, tarih nedir ve tarih öğrenmenin önemi, güncel konular (Ermeni sorunu, AB, Musul-Kerkük) vs. |
||
|
||
| Tören konuşması tamam da bu ilk ders olayını ben de ilk kez duyuyorum... | ||
|
||
| Evet ben de ders diye bir şey duymadım. Tören malum onu da müdür yapar ya da en genç ya da yaşlı öğretmen. Size kolay gelsin. Konuşmanızı paylaşırsanız biz de faydalanmış oluruz. | ||
|
||
| 3 tane lisede çalıştım böyle birşey yok. Yönetmelikte de olduğunu sanmam. | ||
|
||
| armağan hocam elinizdeki metni paylaşabilir misiniz? Diğer arkadaşlardanda elinde örnek metin varsa paylaşımlarını bekliyorum. Teşekkürler |
||
|
||
| Arkadaşlar bende oniki yıl boyunca Erzincan, Kocaeli ve Bursa'da çeşitli liselerde çalıştım. Bu mevzuatta olmasa da gelenekmiş. Mustafa Kemal Atatürk'ün kürsü başında ders vermesi gibi biz tarihçilere milli birlik be beraberlik tarih şuuru ve atatürkçülük konularında konuşmamız için konulmuş. Ben elimdekileri paylaşıcam ama dosya olarak rapidshare vb. gibi programları kullanamıyorum. Kes yapıştır yöntemiyle buraya konuşmalardan bir örnek yerleştireceğim kusura bakmayın oldu mu? Kod: Saygıdeğer okul müdürüm, müdür yardımcılarım, öğretmen arkadaşlarım ve sevgili öğrenciler, 200..-200.. Eğitim-Öğretim yılına başladığımız bu mutlu günümüzde,hepinize tekrar hoş geldiniz diyorum; Öncelikle bugün burada ilk dersi sizlerle birlikte gerçekleştirmekten duyduğum onuru belirtmek isterim. Dersimizin konusu “Atatürk Ve Eğitim”Atatürk ,siyasi ve askeri kimliğinin yanında kuşkusuz eğitim ve kültür devrimcisidir. Çanakkale ve diğer cephelerde göstermiş olduğumuz muazzam askeri başarılara rağmen I.Dünya Savaşının kan ve barut kokan ağır yenilgisi; Osmanlı Devletini fiilen sona erdirmekle birlikte Türk Milletine de yaşama hakkı bırakmıyordu. Ölmemek için ölümü göze alan bir milletin nasibi yaşamaktır! Parolası ile Türk Milleti : Mustafa Kemal önderliğinde tek bir amaca; özgür ve bağımsız yaşama arzusuyla kadını ve erkeğiyle omu omuza vererek o zamanlar dünyaya hükmeden devletlerin istekleri dışında, onlara karşı koyarak bu günkü Türkiye Cumhuriyeti Devletini tesis etmişlerdir. Artık, Boğaziçi’nde şifasını bekleyen ‘’Hasta Adam’’yoktur. Bunun yerine Anadolu yaylasından gür sesini duyuran, kendine parlak bir gelecek hazırlamak, bugün ve gelecekte ülkesini gelişmiş medeniyetler seviyesine çıkartmak için çalışan Türkiye ve onun yılmaz bekçileri Türkiye Cumhuriyeti gençleri vardır. Bunun yolu da eğitim-öğretimden geçer. Çünkü eğitim bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatır; yada tutsaklığa düşkünlüğe sürükler. Bunun içindir ki Türk Milli Eğitiminin amacı; ulusal amaçlara uygun zihinsel bedensel ve ahlaki değerlerle yetişmiş, Atatürk İlke ve İnkılapları doğrultusunda fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür gençler yetiştirmektir. Eğitimci Atatürk deyince öncelikle elinde tebeşir, kara tahtanın başında, halkına yeni harfleri öğretmeye çalışan fotoğrafını anımsarım. Bunun dışında eğitim kurumlarında denetleyici, takipçi bir rol de oynamıştır. Her yurtiçi gezisinde eğitim kurumlarını ziyaret etmek, sınavlara girmek, eğitim kurumlarının yerinde görmek onun en bilinen etkinliklerindendir. Yine biz biliyoruz ki, Atatürk eğitim kurumlarında okutulmak üzere kitaplar yazmış, yazdırmıştır. Yurttaşlık Bilgisi,Medeni Bilgiler, Nutuk ve matematik kitaplarındaki bugünkü kullandığımız terimlerin birçoğu onun eseridir. Osmanlı Devleti’nde okuma-yazma bilenlerin oranı %6-7 civarında, buna karşılık bu oran Yunanistan’da %24, Bulgaristan’da ise %40’tı. Osmanlı ordusunda ise okuma-yazma %3’ler dolayında seyretmekteydi. Orduların bu durumu tabi ki savaşların sonucuna da etki eden bir faktördür. Savaş tarihinden bir örnek vermek gerekirse; 1904-1905 Rus-Japon Savaşı’nı Japonya’nın kazanmasında eğitimin rolü büyüktür %90’nın üzerinde okur-yazar olan Japon ordusu, %60’ı okur-yazar olan Rus ordusunu yenmeyi başarmıştır. Bir başka yönüne bakacak olursak Rus çarı askerleri motive etmek amacıyla cepheye kutsal fotoğraflar, azizlerin azizelerin fotoğraflarını gönderirken, Japon imparatoru da cepheye savaş haritaları göndermeyi yeğlemiştir. Türk Milleti de yılların verdiği savaşların yorgunluğu, düşman işgali, maddi imkansızlıklar ve konuşma dilinin Türkçe olmasına rağmen yazı dilinin Arapça olmasından dolayı eğitim faaliyetlerinden tam faydalanamıyordu. Öyle ki Kurtuluş savaşı yıllarında Ermeni ve Rum makinistler olmasa trenler çalışamıyordu. Yani ülke yetişmiş insan gücüne hasretti, sanatkara hasretti. Oysa düşman ülkeyi yakmış yıkmış Yunan ordusu Türkiye’yi bir harabeler diyarı haline çevirmişti. Meyve ağaçları da dahil olmak üzere bilinçli olarak üretim kaynaklarını kurutmaya dönük kıyımlar gerçekleştirmişti. Ülkenin en kısa zamanda bayındır haline getirilmesi gerekiyordu. Bunun için teknisyenlere, mühendislere, doktorlara, öğretmenlere kısaca her meslekten eğitimli insanlara ve okur yazarlara ihtiyaç vardı. Bu nedenle Türkçe’nin ses yapısına uymayan, öğrenilmesi zor Arap harflerinin yerine daha kolay okuyup yazabileceğimiz Latin alfabesini kabul edilmiş ayrıca, Tevhid-i tedrisat, yani eğitim ve öğretim birliği sağlanarak uzun yıllardır süregelen mektepli-medreseli çatışmalarının önüne geçilmiş hem de, hemen her alanda olduğu gibi eğitimde de birbirini inkar eden, kuşakların yetiştirilmesine de son verilmiştir. Yabancı okullar denetim altına alınmış, başlarına buyruk, diledikleri gibi eğitim yapmalarına engel olunmuştur. Örneğin Beyrut’taki bir misyoner okulunda tarih öğretmeni, İnebahtı Deniz Savaşı’nı, özellikle anlatır ve anlattıktan sonra da öğrencileri sonucu alkışlamaya davet ederdi. Yada aralarında Türk çocuklarının da bulunduğu öğrencilere doğu illeri Ermenistan, İzmir ise Yunanistan olarak öğretilirdi... İşte bu nedenle eğitim Atatürkçü düşünce sisteminden uzaklaşmamalıdır. Atatürkçü düşünce sistemi, ülkenin ve milletin muhtaç olduğu hedeflere doğru yürüyen, çağın akışına dayanan bir değişim ve yenileşme hareketidir. Bizi bugün ve gelecekte çağdaşlığa taşıyacak olan Atatürkçü düşünce sistemidir. Atatürk’ün yoludur. bu yol tektir ve aklın yoludur. Bu yolun dışında yollar aramak ancak bazı ilkel zihniyetlerin hayalleri olabilir. Atatürk, yaşamının her evresinde toplumun en dinamik unsuru olarak gördüğü siz gençlere güven duymuştur. Sizlerin de bu güvene layık olduğunuzdan elbette ki en küçük bir kuşkumuz olamaz. Bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim. Atatürkçülük bir söylev olmaktan çok bir eylemdir. Bu eylem çalışmayı ve başarmayı içerir. Bizi çağdaşlığa birilerinin götüreceğini umut edemeyiz. Böyle bir şeye inanamayız. Biz çağdaşlığa ancak kendi gücümüzle kendi zekamızla, yeteneklerimizle, kendi enerjimizle varabiliriz. Bunun içinde sadece gençlerin değil, hepimiz için çok çalışmak gibi bir görev ve sorumluluğumuz olduğunu hatırımızdan çıkarmamamız gerekir. İlk dersi burada bitirirken tüm öğretmen arkadaşlarıma ve okulumuz öğrencilerine sağlık ve esenlik içinde başarılı bir eğitim yılı diliyorum ve en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum. |
||
|
||
| Değerli hocam mesajınıda bu ilk der olayının bir gelenik olduğunu yazmışsınız ben biraz araştırdım. Yönetmeliklerdede var böyle bir şey yürürlüktemi bilmiyorum ama İLKÖĞRETİM, LİSE VE DENGİ OKULLAR EĞİTİCİ ÇALIŞMALAR YÖNETMELİĞİ Resmî Gazete : 25.5.1983/18057 Tebliğler Dergisi : 06.06.1983/2140 Madde 43- Açılış törenlerinden sonra yapılacak ilk dersler, bütün öğrenciye hitabedecek şekilde düzenleneceği gibi programlarda yer aldığı şekilde sınıflarda da yapılabilir, ilk derste öncelikle Atatürkçülük, millî birlik ve beraberlik, millî kültürümüz, inkılap tarihimizle ilgili konulara yer verilmek üzere değişik konular işlenir. Yönetmelikteki şekli böyle. Başka konu ili ilgili madde varmı bilmiyorum .Bende bunu paylaşmak istedim sizlerle. Teşekkürler ilginize. |
||
|
||
| Değerli hocam, İLKÖĞRETİM, LİSE VE DENGİ OKULLAR EĞİTİCİ ÇALIŞMALAR YÖNETMELİĞİ yürürlükten kaldırılmış olup yerine sosyal etkinlikler yönetmeliği konulmuştur. ilgili madde, sosyal etkinlikler yönetmeliğinde yer almaktadır. Yürürlükten Kaldırılan Mevzuat Madde 37 — 25/5/1983 tarihli ve 18057 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan İlköğretim, Lise ve Dengi Okullar Eğitici Çalışmalar Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. |
||
|
||
| Liselerde tarih öğretmenliği ypanlar için ilk ders örneği (alıntı değildir orjinaldir) Aşağıdaki linke tıklayarak indirebilirsiniz. Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap |
||
|
||
| Arkadaşlar yönetmelikte olsa da olmasa da her zaman açılış töreni sırasında ilk dersi tarih öğretmeni verir. Bu aynı zamanda bir gelenektir. Benim de 15 yıl boyunca çalıştığım tüm okullarda ilk ders tarih öğretmeni tarafından verilmiştir. | ||
|
||
| Arkadaşlar eğitim öğretim yılının açıldığı ilk gün genellikle tarih öğretmenleri tarafından Atatürkçülük,Atatürk ilkeleri milli birlik beraberlik konularında ilk ders tören alanında verilir ancak 2007-2008 eğitim öğretim yılında meb tarafından gelen yazıyla bu sene ilk ders küresel ısınma ve etkileri konulu olmuştur bilgilerinize..... | ||
|
||
| Bu yazı cifci tarafından şahsıma ulaştırılmıştır. İLK DERS 17/09/2007 Sevgili gençler “Tarihini Bilmeyen Milletlerin Coğrafyasını Başkaları Çizer.” Bizler eğitim –öğretim hayatımızda birçok bilgiyi öğrenerek kendimizi hayata hazırlarken belki bir meslek sahibi olmak isterken hiç şüphesiz şanlı tarihimizi öğrenmek, nereden gelip nereye gitmemiz gerektiğini bilmek ve bu vatanın evladı olarak üzerimize düşen görevi yerine getirmek zorundayız. Üzerinde yaşadığımız ve vatan adını verdiğimiz bu toprakları kolay kazanmadık. 1071’de Malazgirt’te Sultan Alp Arslan ile, 1077’de Süleyman Şah ile, 1299’da Osman Gazi ile, Kosova’da Muradı Hüdavendiğar, Nigbolu’da Yıldırım Bayezıt ile, Bizans sevdalısı “Kostantin ya sen benim olursun ya da ben senin ” diyen Sultan Fatih, Çaldıran da Yavuz Sultan Selim, Mohaç da Kanuni Sultan Süleyman ile, uzun mücadeleler sonucu harap ve bitap düşmüş, girdiği son savaşlarda, Trablusgarp’ta Balkanlarda, nihayet I. Cihan Harbi’nde yenilmiş bir milletle İstiklal Mücadelesini başlatan “Türk Hürdür Esir Olamaz” diye tüm dünyaya meydan okuyan ve “Ordular ilk Hedefiniz Akdenizdir. İleri” diye rotayı çizen, “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyecek kadar ordusuna ve milletine güvenen büyük önder M.Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarıyla kazandık. Kısaca değindiğim bu tarih şeridiyle sahip olduğumuz bu topraklara ilelebet sahip olmamız için bugün dünden daha fazla mücadele etmek zorundayız. Bunda da en büyük sorumluluk şüphesiz siz gençlere düşmektedir. Büyük önder gençlere çok güvenmiş ve; “Milletin bağrında tertemiz bir nesil yetişiyor, Cumhuriyeti onlara emanet edeceğim ve gözüm arkada kalmayacak” diyerek gençliğe olan güvenini göstermiştir. Ayrıca gençliğe hitap ederken de “Ey Türk Gençliği, Birinci vazifen, Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet Muhafaza ve Müdafaa Etmektir.”diyerek Emaneti asıl sahiplerine, yani sizlere vermiştir. Ata’sından bu görevi alan gençler sorumluluğunun bilincinde olarak daha çok çalışmak, Muasır Medeniyetler seviyesine ulaşmak, hatta en önde olmak zorundadır. Bu görevi yerine getirmek için Atatürk İlkeleri adlı reçete sizlere en önemli yol gösterici olacaktır. Bu ilkelerin ezberlenmesi değil ,içinin ,özünün kavranması şarttır. Atatürk İlkeleri, katı kalıplara dayanmayan, günümüz şartlarına uyarlanabilen, toplumun bütününü içine alan, Türk Milletinin temel duygularına hitap eden özelliktedir. Bu ilkelerin istediği gençlik, Ülkesini, milletini ve ailesini seven, çalışan, üreten, aldığı görevi en iyi şekilde yerine getirebilmek için mücadele eden, zorluklar karşısında yılmayan ve yıkılmayan, karamsarlığa kapılmak yerine yeni çözümler üreten gençliktir. Saydığımız bu özelliklere sahip olmak bir hayal değildir. Çünkü yakın tarihimizde M. Kemal Atatürk buna en güzel örnektir. Kendine olan güvenini kaybetmiş bir milleti ayağa kaldıran, imzalanmış olan Sevr Antlaşmasını tanımayıp yırtan, bu toprakları tekrar Türk Vatanı yapan büyük önder, bu millete, bu gençliğe güvenmiş ve bunda da haklı çıkmıştır. Bütün bunlardan sonra, Ben bu milletin evladı, bu vatanın bekçisi, bu bayrağın rüzgarı, istiklâl Marşı’nın sesiyim diyen her Türk genci aldığı bu emaneti ve görevi şanına yakışır şekilde yerine getirecektir. Bunun için, hiç vakit kaybetmeden “Dün erkendi, yarın geç olur, bugün tam zamanı” diyerek işe başlamak ve başarmaktır. Bunu yapmak için “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcudtur.” 2007-2008 Eğitim-Öğretim yılında, sağlık, mutluluk ve başarılar temenni ederim. |
||