Yararlı Linkler
Bugünkü Mesajlar
Mesajlarıma Yazılan Cevaplar
Forumları Okundu Kabul Et
Profiliniz
Üyelik ayarlarınız
Kimlik bilginiz
Forum ayarlarınız
Çesitli
Özel Mesajlar
Daha Fazla İstatistik
Kimler Online
Hızlı Arama
Gelişmiş Arama Yap
Portal
Ana Sayfa
Tarih Sözlüğü
Yardım
Google Etiketleri
Giriş Yap
Kayıt
Tarih Portali
»
Tarih Kültürü
»
Tarihi Hikayeler ve Şiirler
»
Hikayeler
(Moderatör:
çubuk prenses
)
Atatürk'ün Çocukluğu
Kullanıcı Adı:
Beni Hatırla?
Şifre:
Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Başlığı
Atatürk'ün Çocukluğu
Cevaplar
2
Sonraki
Sonraki Konu
Görüntüleyenler
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme
1022
Önceki
Önceki Konu
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
Seçenekler
Yazdır
Forumu kullanmak için üye olun
Arama
Gelismis Arama Yap
Konu: Atatürk'ün Çocukluğu (Okunma Sayısı 1022 defa)
Seçenekler
Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
«
:
18 Ağustos 2011, 20:55:15 »
Üye Bilgileri
Serdar Yıldırım
Er kişi
Tesekkür
-Verilmiş: 0
-Alınmış: 2
Nüfus
Cinsiyet:
Konum
Nerden: Bursa
Giriş
Kayit tarihi 18 Ağustos 2011, 20:42:54
Toplam İleti
Mesaj Sayısı: 3
Karma: +0/-0
İrtibat
Atatürk'ün Çocukluğu
Mustafa, annesi ve kız kardeşi ile birlikte dayısının çiftliğine gitti. Akşamüstü çiftliğe vardıklarında dayısı onları çok candan bir şekilde karşıladı. Hal-hatır sormalardan, iltifatlardan sonra akşam yemeği yendi. Yemekten sonra bir saat kadar daha sohbet edildi ve ardından geceyi geçirmek üzere odalarına çekildiler.
Ertesi sabah sabahın erken saatlerinde dayısı Mustafa’ya çiftliğin her tarafını gezdirip gösterdi. Öğle vaktine doğru bakla tarlasına gittiler. Tarlanın kenarına geldiklerinde dayısı parmağı ile tarlasındaki tohumları yemekte olan kargaları işaret ederek:
“ Bak Mustafa, şu kargaları görüyor musun? İşte bunlar bizim baş düşmanımız. Ben uğraşayım, çalışayım, onlar gelsinler tohumları yesin bitirsinler. Oh ne ala, ne ala! Kimseye faydası olmaz şu karga murdarının. Yaptıkları anca zarar, ziyan. Bir de şu korkuluğun omuzlarına, kafasına konarlar “ gak gak “ diye öterler yüzlü yüzlü. Korkuluğun sadece adı korkuluk. Şu hale bak. Dört beş karga omuzlarına konmuş, yemişler tohumları, doymuşlar, güneşleniyorlar. Gel Mustafa, kovalım şunları “ diye söylendi.
Mustafa ile dayısının geldiklerini gören kargalar uçup gittiler. Daha sonra dinlenmek için bir ağacın altına otururlarken Mustafa, dayısına: “ Dayıcığım, bu tarla hep böyle midir? “ dedi. “ Yani içinde çalışan, bekleyen olmadığı zamanlar kargalar tohumları yerler mi? “
Dayısı:
“ Yerler Mustafa’m yerler. Bunlar sahipsiz bir tarla görmesinler. Onu, yirmisi toplanır gelir. Böyle gündüzleri tarlada beklemezsen birkaç haftaya kalmaz toprakta bir tek tane bırakmazlar” dedi.
Bunun üzerine Mustafa konuyu toparlama ihtiyacı hissetti: “ Peki dayıcığım, o zaman kargalar tohumları yiyip bitirmesinler diye sabahtan akşama kadar bekçilik yapmak zorunda kalıyorsunuz. “
“ Aynen dediğin gibi oluyor Mustafa. Çiftlikte yapılacak bir sürü iş varken, ben buraya gelip karga peşinde koşuyorum. Ne yaparsın ki, bu bakla tarlası çok önemli. Baklalar olgulaşınca hem kendimize yemeklik oluyor, hem de arabaya yükleyip pazarda satıyorum; iyi de para ediyor. “
“ Demek ki burada bekçilik yapmak işleriniz için büyük engel teşkil ediyor, sevgili dayıcığım. O halde izin verirseniz yarından tezi yok kardeşim Makbule ile gelip burada bekleriz. Siz de çiftlikteki işleri yoluna koyarsınız. Kargaların tarlanızdan bir tek tohum yemelerine izin vermeyeceğimi bilmenizi isterim. “
“ Hay, sen aklınla bin yaşa, Mustafa! Bak bu hiç aklıma gelmemişti. Daha önce defalarca düşünüp de içinden çıkamadığım bu büyük sorunu kolayca çözüverdin. Bugün akşama kadar burada kalırız. Tarla bekçiliği nasıl yapılır iyice öğrenirsin. Zaten zor bir tarafı yok canım. Biraz dikkatli olup kargaları kollaman yeterli. Akşama çiftliğe dönünce annene ben söylerim. Onun da rızasını almak lazım. “
Ertesi sabah erkenden yengesinin hazırladığı börekleri bir torbaya koyan Mustafa kız kardeşi Makbule ile birlikte dayısının bakla tarlasına geldi. Gelir gelmez de, tarlaya inen kargaları kovalamaya başladılar. Öğle vaktine doğru ikisi de çok yorulmuştu. Bunun sebebi: Bir defa tarla oldukça büyüktü. Bir tarafa üç beş karga tohumları yemek için gelseler Mustafa ile Makbule hemen koşuyorlar kargaları kovalıyorlardı. Aynı kargalar uçuyorlar, tarlanın öteki tarafına iniyorlardı. Tarlanın bir başından bir başına koşup durmak onları yormuştu. İşin içine başka kargalar da karışınca durum iyice çekilmez hal almıştı. Öğle vakti bir köşede oturup yengesinin hazırladığı börekleri yerlerken Mustafa Makbule’ye sorunu kökünden halledecek bir yöntem bulduğunu söyledi ve şunları ekledi:
“ Makbule, kargaların bize oynadığı oyunun bilmem farkında mısın? Biz bu tarlaya gelir gelmez acemi olduğumuzu anladılar. Uygulamak istediğim yöntem oldukça basit. Tarlanın ortasında bulunan kulübenin içinden tarlayı enlemesine bölen bir çizgi çektiğimizi farz edelim. Bu çizgi tarlayı iki eşit parçaya böler. Yukarı tarafta kalan parça biraz meyilli, burası benim olsun. Aşağı tarafta kalan parça dümdüz, burası da senin olsun. Herkes kendi bölgesindeki kargaların kovalanmasından sorumlu olacak. Eğer kendi bölgenin ortalarına yakın bir yerde durmaya özen gösterirsen sabahki yorgunluğunun iki kat azaldığını fark edeceksin. Şimdi konuyla ilgili bana sormak istediğin bir şey var mı? “
“ Ne diyebilirim ki Mustafa abi. Sen yapmamız gerekeni tam olarak anlattın. Burada bana düşen görev anlattıklarını eksiksiz olarak uygulamamdır. “
“ Aferin sana Makbule. Senin gibi söz dinleyen, kavrayışı kuvvetli bir yardımcı ile çalışmak benim için şereftir. Bu başarı sadece benim değil, ikimizin başarısı olacaktır. Şimdi biraz acele edelim, böreklerimizi yiyelim de işe başlayalım. Bak kargalara, meydanı boş bulunca nasıl da çoğalıverdiler. Belki şu an için tarlanın üstünde uçmaktan başka bir şey yaptıkları yok ama eğer acele etmezsek birer ikişer tarlaya inmeye başlayacaklarına eminim. Dayıma, kargaların tarlanızdan bir tek tohum yemelerine izin vermeyeceğim, diyerek söz vermiştim. “
Mustafa’nın kendi buluşu olan yöntem başarılı oldu. Akşamüstü hava kararmaya başladığında kargalar geceyi geçirmek için konaklama yerlerine giderlerken aç ve yorgundular. Çiftlikte yenen akşam yemeğinden sonra Makbule, o gün olanları ve kargaların üzgün ve perişan bir şekilde gidişlerini anlatırken, odada bulunanlar kahkahalarla gülmekten kendilerini alamıyorlardı.
Annesi Zübeyde Hanım, “ Benim Mustafa’m çok akıllıdır “ diyerek sarı saçlı, mavi gözlü oğlunu gururla alnından öperken, Mustafa vakur halini hiç bozmadan duruyor, sadece gülümsemekle yetiniyordu.
Alıntı
Logged
«
Yanıtla #1 :
06 Aralık 2011, 10:37:17 »
Üye Bilgileri
Serdar Yıldırım
Er kişi
Tesekkür
-Verilmiş: 0
-Alınmış: 2
Nüfus
Cinsiyet:
Konum
Nerden: Bursa
Giriş
Kayit tarihi 18 Ağustos 2011, 20:42:54
Toplam İleti
Mesaj Sayısı: 3
Karma: +0/-0
İrtibat
Ynt: Atatürk'ün Çocukluğu
2. HİKAYE:
Mustafa’nın kız kardeşi Makbule rahatsızlandığı için çiftlikte kalmıştı. Bugün Mustafa tek başına bakla tarlasında bekçilik yapacaktı. Şu karga kovalama işinin pek bir zorluğu kalmamıştı. Bakla tarlasına gelmeye başladığı ilk günlerde kargalar Mustafa’nın ne derece zorlu bir rakip olduğunu anlamışlar ve onun uyguladığı yöntemi müthiş bir mücadele örneği göstermelerine karşın boşa çıkaramamışlar, çekilip gitmişlerdi.
Mustafa sabah erkenden bakla tarlasına gelince tarlanın tam ortasında bulunan kulübenin önüne bir sandalye çıkarıp oturdu. Aradan yarım saat geçmeden canı sıkılmaya başladı. Böyle boş oturmak O’na göre değildi. O, bir şeylerle meşgul olsun, bir işe yarasın, faydalı olsun isterdi. Dayısının bakla tarlasında bekçilik yapmakla bir işe yarıyordu, faydalı oluyordu, fakat bunlar yeterli miydi? Hayır, yeterli değildi. Ne yapabilirdi? Kulübede birkaç tane ders kitabı vardı. Kitap en iyi arkadaştı. Okurdun, öğrenirdin, fikirlerin gelişirdi. Mustafa bir kitap alıp okumaya başladı. Böylesi çok daha iyiydi, hem artık canı da sıkılmıyordu.
Aradan iki saat geçmişti. Mustafa ilerdeki tarlaların arasındaki patika yoldan yaşlı bir adamın geldiğini gördü. Yaşlı adamın yanında bir kuzu vardı. Onun gelip tarlanın kenarındaki bir ağacın altına oturmasını fırsat bilen Mustafa yerinden kalktı, kitabı kulübeye bıraktı ve yaşlı adamın yanına gitti. Mustafa söze şöyle bir giriş yaptı: “ Merhaba dede, nereye böyle? “
Yaşlı adam:
“ Yolcuyum ben evlat, kasabaya oğlumun yanına gidiyorum. Bu kuzuyu toruna hediye olarak götürüyorum. Geçen ay köye gelmişlerdi, bir hafta kaldılar. Torun kuzu diye tutturmuştu. Ben de, şimdi çok küçükler, biraz büyüsünler bir tane sana getiririm dediydim. Alsın kuzuyu besleyip büyütsün. Dünyada en önemli şey sevgidir. Sevgisiz kalmış bir insan kuru bir ağaca benzer. Zamanında onun kalbine sevgi tohumu ekilmemiştir, sevmek öğretilmemiştir. Bir bilinmezlik içinde bocalar durur. Yüzyıllardır süregelen anlamsız kargaşayı sevgi yoksunu insanlar çıkardılar. Toplumları birbirine düşman ettiler. Sonuçta bunun acısını insanlık çekti. İnsanlara sevgiyle yaklaşmalı, onların kalplerine sevgi tohumu ekmeliyiz. Sevmek çok güzel bir duygudur ve insanı hayata bağlar. Sevelim, sevilelim, hayatın tadına varalım. “
Yaşlı adam konuşurken Mustafa oturmuş ve anlattıklarını ilgiyle dinlemişti. Şimdi söz hakkı Mustafa’nındı:
“ Dede, bazı insanlar nedense vatanlarını sevmiyorlar. Ben vatanımı çok seviyorum ve bu vatanın evladı olduğum için gurur duyuyorum. Şimdi vatanlarını sevmeyenler vatanını sevmeyi nasıl öğrenecek ve ben vatan sevgimi nasıl geliştirebilirim. Tavsiyelerin neler olacak? “
Mustafa’ nın coşku dolu konuşması yaşlı adamı şaşırtmıştı. On yaşlarındaki bir çocuğun bu derece bilgili ve kültürlü olması, düşüncesini korkusuzca söyleyebilmesi, öğrendiklerini yeterli bulmaması, yeni bir şeyler daha öğrenmek için soru sorması akıl alır gibi değildi. Hani bu yaşlardaki kaç çocuğun aklına gelirdi vatan sevgisi?
Yaşlı adam düşüncelerinden sıyrılınca, gülümseyerek: “ Evlat, adını demedin bana, neydi adın? “ deyince Mustafa: “ Dede, benim adım Mustafa “ dedi.
Bunun üzerine yaşlı adam: “ Sana tavsiyem Büyük Vatan Şairi Namık Kemal olacak. Namık Kemal, türlü engellemelere karşın vatanını çok sevdiğini haykırmaktan çekinmedi. Bu uğurda çok acı çekti, fakat hiçbir acı O’nu vatanına hizmetten alıkoyamadı. “
Mustafa:
“ Bundan sonra Namık Kemal’in şiirlerini daha bir önem vererek okuyacağıma söz veriyorum. Dede, mutluluk nedir sence? Ben mutlu olmak insandan insana değişebilir diyorum “ dedi. Yaşlı adamın mutluluk hakkında söyledikleri şunlar oldu:
“ Mutluluk yaşamsal bir gerçektir yani yaşamda mutluluk vardır ve her insanın mutluluğu ayrıdır. Hakkın olan mutluluğu başkalarının mutluluğuna gölge düşürmeden istemek sana kalmıştır. Mutlu olmak için büyük şeyler istemek gerekmez. İnsan isterse bir kelebeğin uçuşunu görüp mutlu olabilir. Her neyse Mustafa yavaş yavaş kalkayım. Hava kararmadan kasabaya varmalıyım. Anlattıklarımın sana bir parça faydası olduysa ne mutlu bana. İyi günler dilerim. “
Mustafa:
“ Ne demek dede, hem de çok faydası oldu. Ben de sana iyi günler dilerim. Yolun açık olsun “ dedi. Mustafa yaşlı adam gittikten sonra kulübeye döndü ve sandalyesine oturarak konuşulanları düşünmeye başladı.
Alıntı
Logged
«
Yanıtla #2 :
06 Mart 2012, 10:33:46 »
Üye Bilgileri
Serdar Yıldırım
Er kişi
Tesekkür
-Verilmiş: 0
-Alınmış: 2
Nüfus
Cinsiyet:
Konum
Nerden: Bursa
Giriş
Kayit tarihi 18 Ağustos 2011, 20:42:54
Toplam İleti
Mesaj Sayısı: 3
Karma: +0/-0
İrtibat
Ynt: Atatürk'ün Çocukluğu
3.HİKAYE:
Bir akşam yemeği sonrasında çiftlikteki odada oturulmuş ve gündelik olaylar konuşuluyordu. Hüseyin Ağa: “ Yarın erkenden elma bahçesini çapalayıp, yabani otları ayıklamaya gidecektim ama çapayı bulamadım. Hanım, çapayı bir yere koymuş olmayasın? “
Hüseyin Ağa’nın karısı: “ Efendi, çapanın alet dolabında olması lazım. İki gün önce temizlik yaparken oradaydı. “
Hüseyin Ağa: “ Öyle de bugün akşamüstü baktım dolapta yoktu. Belki dedim sağa sola bırakmışlardır. Aradım, bulamadım. “
Hüseyin Ağa’nın çocukları, Zübeyde Hanım, Mustafa ve Makbule çapayı almadıklarını söylediler. Bunun üzerine Hüseyin Ağa: “ Hanım, son günlerde çiftliğe yabancı biri geldi mi? “ diye sordu.
Karısı: “ Hayır Efendi, kimse gelmedi. Hep biz bizeyiz. “
Hüseyin Ağa: “ Desene çapa sır olup uçtu. “
Mustafa fikrini söylemek ihtiyacını hissetmişti: “ Dayıcığım, çiftliğe hırsız girmiş olamaz mı? “
Mustafa’nın sorusu odada bulunanların üzerinde soğuk duş etkisi yaptı. Gözler Mustafa’dan yana döndü.
Hüseyin Ağa: “ Ne hırsızı? “ diyebildi.
Mustafa: “ Bir hırsız gelmiştir, çiftliğe girip çapayı çalmıştır. “
Hüseyin Ağa: “ İki gündür ben, yengen, annen ve çocuklar çiftliğin avlusundaydık. Ayrıca köpekler var. Onlar geceleri burada kuş uçurtmazlar. Hani dediğin olmaz diyemem ama biraz zor. Hem hırsız neden sadece çapayı alsın, öteki aletleri de alıp götürebilirdi. Bırak çapayı, aletleri, çiftlikte daha değerli pek çok eşya var. Bunlar dururken neden yalnızca çapayı aldı? “
“ Dayıcığım, hırsızın ya çapa çok işine yarıyor ya da çapayı satmak kolayına geliyor. Sadece çapayı almasının nedeni vereceği zararın büyük olmasını istemediğinden, yani hırsız insaflı biri. Gündüz gelse gören olurdu. Kimse onu görmediğine göre gece geldi. Köpekler hırsızı tanıdıkları için ses çıkarmadılar. Bu da hırsızın köyden biri olduğunu gösteriyor. “
“ Pes be Mustafa, senin zekâna diyecek yok doğrusu. Aslında ben de zeki sayılırım ama sen benden çok ilerdesin. Ortada fol yok, yumurta yok , alt tarafı bir çapa kayboldu. Bana kalsa yarın çapayı arar dururum. Sana inanıyorum Mustafa ve yarın çapayı aramayacağım. Artık geceleri nöbet tutacağız. İlk nöbet benim. Eee, sen ne diyorsun Zübeyde, şu hırsız işine? “
“ Mustafa’nın dediklerine katılıyorum. O, boşuna konuşmaz. Söyledikleri hep doğru çıkar. Daha on yaşında ama çok akıllı. Bambaşka bir çocuk. Darısı bütün çocukların başına. “
Hüseyin Ağa gece yarısına kadar çiftliğin avlusunda nöbet tuttu. Daha sonra nöbeti Mustafa devraldı. Mustafa avluyu en iyi görebileceği yer olan çiftlik evinin birinci kat merdiveninin orta sırasına oturdu. Alet dolabının bulunduğu kulübe yan taraftaydı. Eğer hırsız gelirse önünden geçecek ve onu rahatça görecekti.
Aradan bir saat geçmişti ki, Mustafa karşıdaki ağaçlıktan hızlı adımlarla yürüyerek gelen bir gölgenin alet dolabının bulunduğu kulübeye girdiğini gördü. Gölge, o kadar rahat hareket ediyordu ki, hayret edersin. Sanki babanın çiftliği, gel gir hiç korkmadan, dimdik yürü, kazma, kürek, çapa eline ne gelirse al git. Mustafa köyden olan bu adamı ay ışığı altında tanımıştı. Onun mert, dürüst biri olduğunu biliyordu. Konuşmuşlukları, tanışmışlıkları vardı. Bırak Hüseyin Ağa’yı, bırak çifti-çubuğu, benim küçük dostum, sen büyümüşsün küçülmüşsün ama yine büyüyorsun ve sonsuza dek büyüyeceksin diyen birinin yani bu adamın, kendisini hiçe saymasını, kendisinin de bulunduğu çiftlikten bir şeyler çalmasını onuruna yediremedi. Mustafa kızgın bir şekilde yerinden kalktı, gitti kulübenin kapısının dört-beş metre gerisinde durdu, ellerini beline dayadı, bekledi. Biraz sonra kulübeden çıkan adam kapıyı kapadı. İki adım attı, Mustafa’yı gördü, elindeki kürek yere düştü. Adamın gözleri yaşardı, belli ağlıyordu. Adam elinin tersiyle gözyaşlarını sildikten sonra başını sağa-sola birkaç kere salladı ve küreği yerden alarak Mustafa’nın yanından yürüdü, gitti.
Mustafa o gece sabaha kadar nöbet tuttu. Aslında Mustafa’dan sonra nöbet sırası amcasının oğluna geliyordu ama Mustafa amcasının oğlunun yerine de nöbet tutmuştu. Çünkü O, yarın yapacağı girişimleri bir plan dahilinde belirlemek istiyordu. Adam çapayı, küreği çalmıştı ama bunun bir nedeni olmalıydı. Kimse durup dururken başkasının malını izinsiz almazdı. Bu bir suçtu fakat suçluyu suç işlemeye iten nedenler vardı. Nedenlerin sebepleri vardı.
Mustafa ertesi gün öğle vakitleri adamın evine gitti. Kapıyı dokuz yaşındaki Ahmet açtı.
Mustafa: “ Vay Ahmet, canım kardeşim. Nasılsın, iyi misin? Ben geldim. “
Ahmet: “ Hoş geldin, Mustafa abi. Sağ ol, iyiyim. “
Mustafa: “ Ayşe nerede? Neden buraya gelmiyor? “
Ahmet: “ Mustafa abi, Ayşe annemin yanında. Annem bir haftadır hasta. Babam annem ölmesin diye dün kasabaya yürüyerek gitti. Birisi çapa vermiş ödünç diye, onu rehin bırakıp ilaç almış. İlacı anneme içirdik. Bu sabah babam yine kasabaya gitti. Elindeki küreği rehin bırakıp ilaç alacakmış. Daha sonra babam çapayla küreği parasını ödeyip geri alacak ve sahibine teslim edecekmiş. Babamın getireceği ilaç annemi iyileştirecekmiş. Sence annem iyileşir mi Mustafa abi? “
İnsanın taş yürekli olması lazımdı bu durum karşısında ağlamaması için. Mustafa gözyaşlarını tutamadı. Birkaç dakika sonra Mustafa ile Ahmet içeri girdiler. Ayşe yatakta yatan annesinin başucundaki sandalyede oturuyordu. Mustafa’yı görünce ayağa kalktı. Hasta kadın kollarını iki yana açarak Mustafa’nın sarılmasını bekledi. Mustafa sandalyeye oturdu ama bu davranışının sebebini açıklaması gerekti.
“ Yengeciğim iyileşince birbirimize sarılırız. Yine eskisi gibi güzel günlerimiz olacak. Bundan sonra daha fazla evinize geleceğim. Yanlış bir hareketiniz hastalığınızın artmasına yol açabilir. Bunun için size sarılmadım. “
Hasta kadın zorlukla konuştu: “ Olur Mustafa. Dediğin gibi olsun. Ben de en kısa zamanda iyileşmeye bakarım. “
Daha sonra çiftliğe dönen Mustafa olanlardan kimseye söz etmedi. Yeni gelen ilaçları içen kadın on beş gün içinde iyileşti. Adam başkasının tarlasında çalışarak kazandığı parayla çapayı ve küreği rehinden kurtardı. Bir gece yarısı son defa çiftliğe girerek çapayla küreği yerine bıraktı. Son sözü Mustafa söyledi:
“ Akıl ve mantık çizgisinden ayrılmayan insan olmanın bilincine varır. İnsan iradesini kullanarak gerçekleri görür. Yanlışta bile olsan doğru gözünün önündedir. Gözünün önündekini görmek için göz kapaklarını aralarsın yani okuyup öğrenirsin.
4. HİKAYE:
Bazı günler Mustafa Makbule’yi bakla tarlasında yalnız bırakıp çevrede gezmeye çıkıyordu. Bir gün Mustafa gezerken bir kaval sesi duydu. Bu kavalı kimin çaldığını merak edip kaval sesinin geldiği tarafa doğru yürüdü. Biraz gidince baktı ilerdeki bir ağacın altında on yaşlarında bir çoban kaval çalıyor, etrafında da koyunlar otluyordu. Mustafa bu çocuğun kavalıyla yarattığı sihirli dünyasını bozmak istemedi. “ Varsın çalsın garip “ diye düşündü. “ Ben de o kaval çalmayı bırakıncaya kadar burada oturur, beklerim. “
Aradan yarım saat geçti. Çocuk, türküler, oyun havaları çaldıktan sonra kavalını ağaca yasladı ve azık torbasını açıp yanında getirdiği yiyecekleri yemeye başladı. Mustafa oturduğu yerden kalktı, çocuğun yanına doğru yürümeye başladı. Karşıdan birisinin gelmekte olduğunu otların hışırtısından duyan çocuk başını kaldırdı. Geleni tanımıyordu. “ Acaba kim ki? “ diye düşündü. Mustafa çocuğun yanına gelince gülümseyerek:
“ Merhaba arkadaş, afiyet olsun “ dedi. “ Benim adım Mustafa. İzin verirsen yanına oturmak istiyorum. “
Çoban çocuk:
“ Tabii gel gel, buyur şöyle “ dedi. “ Hem bak acıktıysan hiç çekinme ye bir şeyler karnını doyur. Yemezsen, darılırım. “
Mustafa çocuğun yanına oturdu. Sessizce ikisi birlikte yemeklerini yediler. Daha sonra Mustafa: “ Arkadaş, çok güzel kaval çalıyorsun. Kendi kendine mi öğrendin yoksa bir öğreten mi oldu? “ diye sordu.
Çoban çocuk:
“ Köylük yerde böyle eften püften işleri öğreten olmaz “ dedi. “ Benim dedem de çoban, babam da çoban, eh, ben de çoban. Beş yaşına bastığımda babam, haydi bakalım Ali, al güt şu koyunları, deyip on tane koyun verdi bana. O günden bu yana çoban olup çıktık işte. Dedemi, babamı kaval çalarken dinledimdi. Bir gün canım sıkıldı, bu kavalı yaptım. Öyle böyle derken öğrendim çalmasını. Güzel çaldığımı az önce sen dediydin. Sağ olasın. “
“ Peki arkadaş, çoban olarak yaşamını sürdüreceğini söylüyorsun. Tabiatla iç içesin, koyunlarını güdüyorsun, dilediğince kavalını çalıyorsun. İşine pek karışan olmaz. Özgürsün, belki mutlusun da. Fakat senden öncekilerden gördüğün, onların yaşadığı yaşam tarzının dışına çıkarak, dışarıya taşarak, daha aktif bir hayat yaşamayı arzulamaz mısın? Kendine bir hedef seçersin ve hedefine varmak için yeterli bilgiyi öğrenmeye okula gidersin. Bu ön bilgiyi öğrendikçe, öğrendiklerinin ışığında fikirlerini geliştirirsin. Eğer isterse kişi vatanına, milletine faydalı olabilecek pek çok iş başarır. “
“ Ne yalan söyleyeyim, söylediklerinin bazı yerlerini tam olarak anlayamadıysam da çoğunu anladım. İyi güzel diyorsun da bizim köyde okul yok ki. Şehirdeki okula gitmeye kalksam, hiç tanıdığımız yok orada, kalacak yerim yok. Zaten babamlar bırakmazlar gideyim. Belki onlar da isterler Ali amir-memur olsun ama şu gördüğün koyunların başına bir çoban lazım. Herkes amir-memur olsa, çobanlığı kim yapacak? Boş ver beni be, düşünme beni be, bırak ben çoban kalayım. Sen asıl kendinden haber ver, buralarda kimlere misafir geldin ki? Hem senin geldiğin şehir büyük mü? Sizin okulda çok çocuk var mı okula giden? “
“ Bak arkadaş, hayatta insanın eline birtakım fırsatlar geçer. Önemli olan ele geçen bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirebilmektir. Bunun için de gayret gereklidir. Eğer biz seçtiğimiz hedefe ulaşmak için yeterli gayreti göstermezsek, zaman içinde, hedefimize gittikçe yaklaştığımızı değil, bilakis hedefimizden giderek uzaklaştığımızı fark ederiz. Kimsenin kimseye zorla meslek seçtirmesine taraftar değilim. Severek yapılmayan bir iş, bir uğraş, kişiye hayatı anlamsız kılar. Böyle biri de, eğer çıkış yolu bulamazsa yani hayatını anlamsızlıktan kurtaramazsa vatanına, milletine gerektiği şekilde faydalı olamaz. Şimdi arkadaş, sen şehirdeki okula gitmeye kalksan orada yatılı bir okula girerdin ve kalacak yer diye bir sorunun olmazdı. Az önceki sözlerinden bunun için birtakım engeller çıkabileceğinden çekindiğini anladım. Ayrıca da, senin buradaki yaşantından pek şikayetçi olmadığını fark ettim. Fakat okuma-yazma isteği ile yanıp tutuştuğun belli. Benim okuduğum okulda okuyan çocukları merak etmen bunu gösteriyor.
Ben, annem ve kız kardeşimle birlikte Selanik’ten dayım Hüseyin Ağa’nın yanına geldik. Kız kardeşimle birlikte dayımın bakla tarlasında bekçilik yapıyoruz. Fırsat buldukça çevrede gezintiye çıkıyorum. İşte böyle bir gezinti anında seni gördüm, yanına geldim, oturduk, konuşuyoruz. İki ay kadar dayımın çiftliğinde kalacağız. Yani iki ay seninle bir arada olabiliriz demek istiyorum. Arkadaş, eğer istersen sana okuma-yazma öğretmek istiyorum. Biz buradan giderken sen okuma-yazma öğrenmiş olursun ve sana bırakacağım ders kitaplarını okuyup iyice öğrenirsin. Bu arada boş durmayıp arkadaşlarına da okuma-yazma öğretmek için çaba sarf edersin. Yakın bir gelecekte sizin köyün öğretmeni olursun. Ne dersin arkadaş, ister misin okuma-yazma öğrenmek? “
“ Tabii ki, isterim istemesine de, becerebilir miyim dersin okuma-yazma öğrenmeyi? “
“ Becerirsin, becerirsin. Sen istedikten, biraz da gayret gösterdikten sonra başarılı olmaman için hiçbir neden göremiyorum. “
Mustafa daha sonra konuşmasının bir bölümünde Selanik’te Şemsi Efendi’nin İlkokulunda okuduğunu fakat babası Ali Rıza Efendi’nin ölümü üzerine, annesi ve kız kardeşiyle dayısının yanına geldiklerini anlattı. İlkokulu bitirdikten sonraki amacının Askeri Rüşdiye’nin imtihanlarını kazanarak oraya girmek, Rüşdiye’yi bitirdikten sonra yüksek öğrenimine devam ederek sonunda subay olmak olduğunu belirtti. Mustafa ile Ali bir süre daha konuşmalarına devam ettiler ve yarın aynı yerde buluşmak üzere birbirlerinden ayrıldılar.
Mustafa fırsat buldukça Çoban Ali ile bir araya geldi; ona okuma-yazma öğretebilmek için çırpınıp durdu. Mustafa’nın bu iyi niyetli çabaları boşa gitmedi. Bir süre sonra Ali, okuma-yazma öğrenmeye muvaffak oldu. Aradan birkaç hafta geçtikten sonra Mustafa:
“ Arkadaş, annem beni Selanik’e teyzemin yanına gönderiyor. Yarın gidiyorum. Selanik’te okumaya devam edeceğim. İşte ders kitaplarımı getirdim. İlk tanıştığımız günkü konuştuklarımızı unutmadın sanırım. Bu kitapları iyice oku, öğren. Fakat öğrendiklerin sende kalmasın. Öğrendiklerini arkadaşlarına da öğret, onlara da okuma-yazma öğret. Bir ülkede cahiller ne kadar çoksa, o ülke, o kadar geri kalmış demektir. Ülkemizin medeni milletler seviyesine erişebilmesi, her ferdin, üzerine düşen görevi yapmasıyla gerçekleşir. Sadece ben okuma-yazma biliyorum, ben bilgiliyim demekle olmaz. Başkalarına da okuma-yazma öğretmedikçe, eğitmedikçe, bilgilendirmedikçe görevin tamamlanmış sayılmaz, yarım kalır. Bunu sakın aklından çıkarma. En güzel günler senin olsun arkadaş, hoşça kal…” dedi ve elini uzattı. Çoban Ali, kendisine uzatılan dost eli sevgiyle sıktıktan sonra:
“ Seni subay olmuş yürürken görür gibi oluyorum, Mustafa. İnşallah vatana, millete yararlı olursun. Mustafa adını hiç unutmayacağım, sen de, Çoban Ali adını unutma. Subay olunca fırsat bulursan gel gör beni, ben hep buralardayım, olur mu Mustafa? “ derken, göz pınarlarından akan yaşları silmek gereğini duymuyordu.
SON
Logged
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
||| GoogleTagged |||
GoogleTagged:
kovalarken resmi
« önceki
sonraki »
Tarihportali.net Etiketler
Atatürk'ün Çocukluğu
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Forum
-----------------------------
=> Forum
===> Forum Kuralları
===> Yönetim Duyuruları
===> Yönetici Alımları
===> Site Yorumları (Öneri, İstek ve Şikayet)
===> Tebrik ve Kutlamalar
===> Ramazan Özel
=> Forum Kullanım ve Yardım Alanı
===> Forum Kullanımı İp Uçları
===> Forum Kullanımına Dair Soru(n)larınız
===> Deneme Tahtası
-----------------------------
Tanışma
-----------------------------
=> Hoşgeldiniz
===> Öğretmenler
===> Öğrenciler
===> Tarih Sevdalıları
=> Öğretmenler Odası
===> Mezun Olduğunuz Okul
===> Hangi İlde Çalışıyorsunuz?
===> Anılarımız ve Tecrübelerimiz
-----------------------------
Tarih Portalı Site Etkinlikleri
-----------------------------
=> Ayın Tarih Sorusu
=> Makale-Kompozisyon Yarışmaları
=> İmza Etiketleri
-----------------------------
Soru(nu)m Var
-----------------------------
=> Tarih Konuları Hususunda Soru(nu)m Var
=> Tarih Test ve Soruları Hususunda Soru(nu)m Var
===> Test Soruları
===> Klasik Sorular
=> Döküman Hususunda Soru(nu)m Var
=> Mevzuat Husunda Soru(nu)m Var
=> Bilgisayar ve İnternet Hususunda Soru(nu)m Var
===> Bilgisayar Kullanımı ve İnternet
===> Programlar
===> Eğitim Programları
-----------------------------
Haberler
-----------------------------
=> Tarih Haberleri
=> Eğitim Haberleri
-----------------------------
İdari ve Eğitsel Dökümanlar
-----------------------------
=> Mevzuat ve Dökümanlar
=> Belirli Gün ve Haftalar
===> Çanakkale Şehitlerini Anma Günü
===> İstiklal Marşı'nın Kabulü
===> Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı
===> Öğretmenler Günü
===> Cumhuriyet Bayramı
===> Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
===> Atatürk Haftası
=> Tarih Kulübü
=> Diğer Kulüpler
=> Tarih Dersi Yıllık Ödevleri
-----------------------------
Eğitim Öğretim
-----------------------------
=> Genel Eğitim Öğretim Sorunları, Yöntemleri ve Stratejileri
===> Sözleşmeli Öğretmenlik
=> Tarih Öğretmenliği Sorunları
=> Tarih Dersi Yöntem ve Stratejileri
===> Konuya Göre Örnek Anlatım Çeşitleri
=> Şartlı Paylaşımlar
-----------------------------
Tarih Zümreleri
-----------------------------
=> I. Dönem Tarih Zümresi
=> II. Dönem Tarih Zümresi
=> Eğitim Bölgesi Tarih Zümreleri
-----------------------------
Tarih Planları
-----------------------------
=> 2011-2012 Tarih Dersi Yıllık Planları
=> 2010-2011 Tarih Dersi Yıllık Planları
===> Tarih Dersi Yıllık Plan Arşivi
===> 2009-2010 Tarih Dersi Yıllık Planları
=> Tarih Dersi Günlük Planları
-----------------------------
Tarih 1 Ders Notları ve Araştırmaları
-----------------------------
=> Tarih Bilimi
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> İlk Türk Devletleri
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> İslam Tarihi ve Uygarlığı (13. Yüzyıla Kadar)
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> İlk Türk İslam Devletleri (10-13. Yüzyıllar)
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Türkiye Tarihi (11-13. Yüzyıl)
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Tarih 1 Genel Ders Notları
-----------------------------
Tarih 2 Ders Notları ve Araştırmaları
-----------------------------
=> Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Devri
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Osmanlı Devleti'nin Yükselme Devri
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Avrupa Tarihi (14-16. yy)
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Osmanlı Devleti'nin Duraklama, Gerileme ve Çöküş Devri
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı İmparatorluğu
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Avrupa Tarihi (17-20. yy)
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Osmanlı Kültür ve Uygarlığı
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Osmanlı İle İlgili Genel Ders Notları ve Araştırmalar
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
-----------------------------
Tarih 3 Ders Notları ve Araştırmaları
-----------------------------
=> Türklerde Devlet Teşkilatı
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Türklerde Toplum Yapısı
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Türklerde Hukuk
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Türklerde Ekonomi
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Türklerde Eğitim
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Türklerde Sanat
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
-----------------------------
T.C İnk. T. ve Atatürkçülük Ders Notları ve Araştırmaları
-----------------------------
=> Kurtuluş Savaşı'na Hazırlık Safhası
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Cepheler ve Siyasi Olaylar
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Atatürk Dönemi İç ve Dış Gelişmeler
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Atatürk İlke ve İnkılapları
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> İnkılap Tarihi Genel Ders Notları ve Araştırmalar
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
-----------------------------
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Ders Notları ve Araştırmaları
-----------------------------
=> 20. yy Başlarında Dünya
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> İkinci Dünya Savaşı
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Soğuk Savaş Dönemi
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Yumuşama Dönemi ve Sonrası
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Küreselleşen Dünya
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Genel Ders Notları ve Araştırmaları
===> Genel Ders Notları
===> Genel Araştırmalar
-----------------------------
Diğer Ders Notları ve Araştırmalar
-----------------------------
=> Genel Tarih Ders Notları
=> Genel Tarih Araştırmaları ve Makaleler
=> Sanat Tarihi
===> Ders Notları
===> Araştırmalar
=> Kpss, Öğretmen Seçme,Kariyer ve İdarecilik Sınavları Tarih Ders Notları
=> II. Dünya Savaşı Sonrası Türkiye
=> Günümüz Türk Dünyası
=> Ülkeler ve İller Tarihi
===> Ülkeler Tarihi
===> İller Tarihi
-----------------------------
Tarih Dersleri Etkinlikleri
-----------------------------
=> 9. Sınıf Tarih Dersi Etkinlikleri
=> 10. Sınıf Tarih Dersi Etkinlikleri
=> 11. Sınıf Tarih (Sosyal) Dersi Etkinlikleri
=> İnkılap Tarihi Dersi Etkinlikleri
=> Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Dersi Etkinlikleri
=> Demokrasi Dersi Etkinlikleri
-----------------------------
Tarih Dersleri Proje ve Performans Görevleri
-----------------------------
=> Tarih 9 Dersi Proje ve Performans Çalışmaları
=> Tarih 10 Dersi Proje ve Performans Çalışmaları
=> Tarih 11 Dersi Proje ve Performans Çalışmaları
=> İnkılap Tarihi Dersi Proje ve Performans Çalışmaları
=> Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Dersi Proje ve Performans Çalışmaları
-----------------------------
Tarih Sunuları
-----------------------------
=> Tarih 1 Sunuları
===> Tarih Bilimi Sunuları
===> Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar Sunuları
===> İlk Türk Devletleri Sunuları
===> İslam Tarihi ve Uygarlığı Sunuları
===> İlk Türk İslam Devletleri Sunuları
===> Türkiye Tarihi Sunuları
=> Tarih 2 Sunuları
===> Osmanlı Devleti Kuruluş Devri Sunuları
===> Osmanlı Devleti Yükselme Devri Sunuları
===> Osmanlı Devleti Duraklama ve Gerileme Devri Sunuları
===> Avrupa Tarihi Sunuları
===> Osmanlı Devleti Çöküş Devri Sunuları
===> Osmanlı Devleti Kültür ve Medeniyeti Sunuları
=> Tarih 3 Sunuları
===> Türklerde Devlet Yapısı Sunuları
===> Türklerde Toplum Yapısı Sunuları
===> Türklerde Hukuk Sunuları
===> Türklerde Ekonomi Sunuları
===> Türklerde Eğitim Sunuları
===> Türklerde Sanat Sunuları
=> İnkılap Tarihi Sunuları
===> Kurtuluş Savaşı'nın Hazırlık Safhası Sunuları
===> Kurtuluş Savaşı Cepheler ve Siyasi Olaylar Sunuları
===> Atatürk Dönemi İç ve Dış Gelişmeler Sunuları
===> Atatürk İlke ve İnkılapları Sunuları
=> Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Sunuları
===> 20. yy Başlarında Dünya Sunuları
===> İkinci Dünya Savaşı Sunuları
===> Soğuk Savaş Dönemi Sunuları
===> Yumuşama Dönemi ve Sonrası Sunuları
===> Küreselleşen Dünya Sunuları
=> Atatürk Sunuları
=> Tarih Soru Sunuları
===> Öss Tarih Sunuları
===> Tarih Test Sunuları
=> Diğer Tarih Sunuları
=> Diğer Sunular
-----------------------------
Tarih Dersi Yazılıları, Sınavları
-----------------------------
=> Tarih 1 Yazılıları
===> I. Dönem Tarih I Yazılıları
===> II. Dönem Tarih I Yazılıları
=> Tarih 2 Yazılıları
===> I. Dönem Tarih 2 Yazılıları
===> II. Dönem Tarih 2 Yazılıları
=> T.C İnk. T. ve Atatürkçülük Yazılıları
===> I. Dönem İnkılap Tarihi Yazılıları
===> II. Dönem İnkılap Tarihi Yazılıları
=> Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Yazılıları
===> I. Dönem Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Yazılıları
===> II. Dönem Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Yazılıları
=> Seçmeli Tarih Yazılıları (2 Saatlik)
===> I. Dönem Seçmeli Tarih Yazılıları (2 Saatlik)
===> II. Dönem Seçmeli Tarih Yazılıları (2 Saatlik)
=> 11. Sınıf Tarih Yazılıları
===> I. Dönem Tarih 3 Yazılıları
===> II. Dönem Tarih 3 Yazılıları
=> Sanat Tarihi Yazılıları
===> I. Dönem Sanat Tarihi Yazılıları
===> II. Dönem Sanat Tarihi Yazılıları
=> Demokrasi ve İnsan Hakları Yazılıları
===> I. Dönem Demokrasi Yazılıları
===> II. Dönem Demokrasi Yazılıları
=> Sınavım var
===> Tarih 1 Çalışma Soruları
===> Tarih 2 Çalışma Soruları
===> T.C İnk. T. ve Atatürkçülük Çalışma Soruları
===> Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Çalışma Soruları
===> Diğer Tarih Alan Dersleri Çalışma Soruları
-----------------------------
Tarih Testleri
-----------------------------
=> Tarih Dersi Konu Tarama Testleri
===> Tarih Bilimi Konu Tarama Testleri
===> Eskiçağ Konu Tarama Testleri
===> İslamiyetten Önce Türk Tarihi Konu Tarama Testleri
===> İslam Tarihi Konu Tarama Testleri
===> Türk-İslam Tarihi Konu Tarama Testleri
===> Türkiye Tarihi Konu Tarama Testleri
===> Osmanlı Siyasi Tarihi Konu Tarama Testleri
===> Osmanlı Kültür ve Medeniyeti Konu Tarama Testleri
===> Avrupa Tarihi Konu Tarama Testleri
===> Kurtuluş Savaşı Konu Tarama Testleri
===> Atatürk Dönemi İç ve Dış Gelişmeler Konu Tarama Testleri
===> Atatürk İlke ve İnkılapları Konu Tarama Testleri
===> Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Testleri
===> Genel Tekrar Testleri
===> ÖSS Tarih Denemeleri
=> Öss'de Çıkmış Tarih Soruları
=> Kpss, Öğretmen Seçme, Kariyer ve İdarecilik Sınavları Tarih Testleri
-----------------------------
Tarih Ders Araç ve Gereçleri
-----------------------------
=> Tarih Sözlüğü
===> A
===> B
===> C-Ç
===> D
===> E
===> F
===> G
===> H
===> I-İ
===> J-K
===> L
===> M
===> N
===> O-Ö
===> P
===> R
===> S-Ş
===> T
===> U-Ü
===> V
===> Y
===> Z
=> Tarih Haritaları
===> Eski Çağ Haritaları
===> İslamiyetten Önce Türk Tarihi Haritaları
===> İslam Tarihi Haritaları
===> Türk-İslam Tarihi Haritaları
===> Türkiye Tarihi Haritaları
===> 14-16. yy Osmanlı Haritaları
===> 17-19. yy Osmanlı Haritaları
===> 20. yy.ın Başlarında Osmanlı Haritaları
===> Avrupa Tarihi Haritaları
===> Kurtuluş Savaşı Haritaları
===> 20. Yy Dünya Tarihi Haritaları
===> Diğer Tarih Haritaları
===> Tarih Atlasları
=> Kronolojiler ve Tarih Şeritleri
-----------------------------
Özel Dosyalar
-----------------------------
=> Çanakkale Zaferi
=> Orhun Kitabeleri
=> Ermeni Meselesi
===> Ermeni Mezalimi
===> Sözde Ermeni Soykırımı
=> Kıbrıs
=> Pontus Meselesi
=> Türklerin Bağımsızlık Mücadeleleri ve Sürgünler
=> Sen Ne Biliyorsun?
-----------------------------
Tarih Kültürü
-----------------------------
=> Tarihi Şahsiyetler
===> Gazi M. Kemal
===> Osmanlı Padişahları
=====> II. Abdülhamid
===> Diğer Türk Hükümdarları
===> Türk Devlet Adamları
===> Türk Tarihçileri
===> Dünya Önderleri
===> Dini Liderler
=====> Hz. Muhammed (S.A.V)
===> Bilim Adamları ve Düşünürler
===> Türk Kadını
===> Vee Çılgın Türkler
=> Tarihi Hikayeler ve Şiirler
===> Hikayeler
===> Şiirler
=> Tarihi Filmler ve Müzikler
===> Tarih Dersi Konu Anlatım Filmleri
===> Atatürk Belgeselleri
===> Osmanlı Belgeselleri
===> Diğer Tarih Film ve Belgeselleri
===> Diğer Film ve Belgeseller
===> Müzikler
=> Tarihi Resimler ve Fotoğraflar
===> Resimler ve Fotoğraflar
===> Sizin Çektiğiniz Tarihi Fotoğraflar
=> Tarih Karikatürleri
=> Kitaplık
===> Kitap Tavsiye ve Tanıtımları
===> Sahaf
=> Bunları Biliyor muydunuz?
-----------------------------
عثمانليجة
-----------------------------
=> عشمانليجه متينلر
=> عشمانليجه قورسلري
=> Osmanlı Hat Sanatı
-----------------------------
Teneffüs
-----------------------------
=> Bahçe-Kantin
===> Er Meydanı
===> Serbest Kürsü
===> Altını Çizdiğim Satırlar
===> Şiir Köşesi
===> Marco Paşa
===> Tarihe Dair Ne Seyretsek?
=> İlginç Tarih Soruları
===> Çözümlenmeyenler
===> Çözülenler
=> Rehberlik
=> Anketler
=> Desteklediğimiz Siteler
===> Tarihle İlgili
===> Eğitimle İlgili
===> Diğer
-----------------------------
Arşiv
-----------------------------
=> Yazılı Arşivi
-----------------------------
Çöp Kutusu
-----------------------------
=> Çöp Kutusu
=> Kırık Linkler
Benzer Konular
Konu Başlığı
Başlatan
Yanıtlar
Görüntülenme
Son Mesaj
Atatürk'ün Hayatı
Atatürk Sunuları
çubuk prenses
0
3982
23 Nisan 2007, 16:46:13
Gönderen:
çubuk prenses
Atatürk İlkeleri
Ders Notları
[sadohan]
0
2752
26 Nisan 2007, 16:38:33
Gönderen:
[sadohan]
Atatürk
Hikayeler
çubuk prenses
0
1037
06 Mayıs 2007, 22:06:51
Gönderen:
çubuk prenses
Atatürk
Hikayeler
Betül
0
1041
07 Mayıs 2007, 20:37:58
Gönderen:
Betül
Atatürk'e Göre Atatürk
Gazi M. Kemal
çubuk prenses
2
1161
05 Kasım 2007, 22:46:48
Gönderen:
Vanlı65
Atatürk
Gazi M. Kemal
BuDunÇar
1
2392
17 Ocak 2009, 17:59:45
Gönderen:
İlteriş
Çin'de ATATÜRK
Gazi M. Kemal
çubuk prenses
1
1328
15 Aralık 2007, 17:49:13
Gönderen:
İlteriş
Atatürk
Gazi M. Kemal
çubuk prenses
0
1041
21 Ocak 2008, 15:36:59
Gönderen:
çubuk prenses
Atatürk'ün gözünden Atatürk
Tarih Haberleri
naydin81
0
398
29 Ağustos 2010, 22:59:01
Gönderen:
naydin81
Tarih Portalı
I
tarih portalı, tarih öğretmeni
I
ders izle
I
tercüme
I
tarih sinavı
Site Map
|
Site Map 0,5
|
Site Map 1
||
Site Map 2
|
Arşiv 1
|
Arşiv 2
|
Arşiv 3
|
Wap
|
Wap2
|
Wap Forum
|
XML
|
Rss
|
Urllist
Powered by SMF 1.1.11
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Osmanlı Skin by
sPaNdAu£r
--Dili Seç
--Turkish
--English
Arsiv
Bu Sayfa 0.552 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu
Yükleniyor...