Bir gün Kubbealtı'nda Divan kurulmuştu. Emektar eski vezirler, ocak ağaları, cümle ulema, defterdarlar ve nişancı efendiler huzur-ı hümayünde toplanmış, konuşuyorlardı. Bir ara şehzade Sultan Süleyman'ın Divan'a gelmesi için Harem'e haber salındı. Kanunî babası gibi değildi, ziynet ve ihtişamı severdi. Giyindi kuşandı, sırtında atlas ve kürk olduğu halde huzura girdi. Mutad selamını verip babasının vereceği iradeyi bekledi. Yavuz oğlunu şöyle bir süzdü:
- Bre Süleyman, sen böyle giyinirsen, anan ne giysin? dedi.
Vekiller, vezirler önlerine bakıyorlardı. Bu hadiseden sonra bir daha ihtişam içinde Divan'da hazır ve nazır olmadılar.
A. Ragıp Akyavaş, Üstad-ı Hayat (Ankara 2005), 1/241