|
- Ismail Bey (1443-1461) II. Ibrahim Bey'in ölümünden sonra Candarogullari beyliginin basina, bu hanedan içinde meydana getirdigi hayir müesseseleri ile ilim ve fazilet bakimindan en degerlisi olan Ismail Bey geçti. Cemaziyelevvel 822 (Haziran 1419) tarihinde dogan Ismail Bey, 1443'de beylik tahtina oturdu. Kemaleddin ünvani yaninda Ebu'l-Hasan künyesi ile de taninan Ismail Bey, saltanatinin ilk yillarinda beyligin birligini muhafaza etmek için kardesi Kizil Ahmed Bey ile ugrasmak zorunda kaldi. Kizil Ahmed, babasinin yerine geçmek istiyor ve bu amaçla da Osmanli Devvleti'nden yardim umuyordu. Osmanlilar ise sadece Bolu sancagini Kizil Ahmed Bey'e vermekle yetindiler. Fatih Sultan Mehmed'in Osmanli tahtina çiktigi ilk yillarda bazi Anadolu beylikleri ile anlasmazliklar oldugu halde, Candaroglu beyligi ile barisi bozucu bir olay meydana gelmedi. Hatta Istanbul'un kusatilmasi için yapilan hazirliklara katildilar. Daha sonra 1452 kisinda Istanbul'a karsi baslatilan kusatilmada Candaroglu Ismail Bey'in kuvvetleri Istanbul'u abluka altina aldilar. Asil kusatma sirasinda harp sahasinda bulunan Ismail Bey'in oglu Kasim Bey Mayis 1453'de baslayan asil hücumdan önce imparatora gönderilerek teslim teklifinde bulunmustu. Istanbul'un fethinden sonra, Anadolu'da birligi saglamak için, beylikler sistemine son vermek gerektigini gören Fatih, bu politikasini uygulamakla Osmanli-Candarogullari iliskisinin bozulmasina sebep oldu. Kurulusundan itibaren Osmanli Devleti için hasmane bir siyaset takip eden Candarogullari Beyligi, Anadolu'da büyük bir tehlike teskil ettigi gibi, elinde bulundurdugu bölgenin siyasî, cografi ve ekonomik önemi sebebi ile de Fatih'in ilgisini çekmisti. Topraklarinin, Osmanli hedef sahasi içine girdigini gören Ismail Bey, beyliginin varligini korumak için Trabzon-Rum Imparatorlugu araciligiyla Bati Hiristiyan dünyasi ile temasa geçti ise de sonuç alamadi. Çok geçmeden Fatih Sultan Mehmed, Kuzey Anadolu'yu topraklarina katmak amaciyla sefere çikti. Bu seferin, kendi üzerine yapildigini zanneden Ismail Bey, Kastamonu'yu terkederek Sinop'a çekildi ise de, Osmanli kuvvetlerinin sadece Amasra'yi aldigini ögrenince, padisaha hediyeler göndererek bagliligini bildirdi. Fatih Sultan Mehmed Trabzon seferi hazirliklari sirasinda Ismail Bey'e de mektup göndererek, askerleriyle yardima hazir olmasini ve Sinop limanina gelecek Osmanli donanmasinin ihtiyacinin karsilanmasini istemisti. 1461 yili kisinda sefer hazirliklarini tamamlayan Fatih, sadrâzam Mahmud Pasa'nin Istanbul'da hazirladigi donanmayi Sinop'a gönderdi ve Osmanli kara ordusu Ankara'ya hareket etti. Isfendiyar Bey, mektupta kendisinden istendigi gibi oglu Hasan Bey kumandansindaki bir orduyla Ankara'ya gelen Osmanli ordugâhinda Candaroglu Beyligini ele geçirebilmek için Osmanli himayesine giren Kizil Ahmed de bulunuyordu. Muhtemelen O'nun tesvikleriyle Ankara'ya gelen Hasan Bey, Fatih'in emriyle hapsedildi. Fatih, Candarogullari Beyligini Kizil Ahmed Bey'e vererek Osmanli kuvvetleriyle Kastamonu üzerine yolladi ve arkasindan da Mahmud Pasa'yi gönderdi. Kendisi en arkadan hareket eden Fatih, böylece Ismail Bey'i zor bir duruma düsürdü. Bütün bu gelismeleri haber alan Ismail Bey, acele ile Kastamonu'dan Sinop'a çekildi ve savunma hazirlaklarina basladi. Mahmud Pasa Kastamonu'ya gelince oradan yeni bir ordu hazirlayarak Sinop'a yürüdü. Sehir karadan ve denizden kusatildi. Bu sefer sirasinda divân kâtibi olan tarihçi Tursun Bey'in verdigi bilgiye göre Mahmud Pasa, Ismail Bey'e Tursun Bey'in kaleme aldigi bir mektup gönderdi ve teslim olmasini istedi. Yapacak bir sey olmadigini anlayan Candaroglu Ismail Bey, Sinop'u Osmanli kuvvetlerine teslim etmek zorunda kaldi (1461). Bu sirada Sinop'ta bulunan Fatih Sultan Mehmed huzuruna kabul ettigi Ismail Bey'i ikram ile karsiladi ve gönlünü hos tutmasini istedi. Ilim ile temayüz etmis bulunan Candarogullari Beyligi'nin son temsilcisi sayilabilmis bulunan Candarogullari Beyligi'nin son temsilcisi sayilabilecek Ismail Bey kendisine verilen Bursa Yenisehir'i, Inegöl ve Yarhisar taraflarina gitti. Ankara'da hapsedilen oglu Hasan Bey ise Bolu sancakbeyligine tayin edildi. Ancak, Trabzon seferi dönüsünde Mora sancagina tayin edilen kardesi Kizil Ahmed'in Uzun Hasan'a siginmasi üzerine Ismail Bey de bu emre uymayip kendi istegiyle Andolu'dan Rumeli'ye nakledilerek Filibe'de dirlik verildi. Ismail Bey, hayatinin bundan sonraki kismini burada geçirdi ve altmis iki yasinda vefat etti. O'nun beyligi döneminde Candarogullari Beyligi bir refah devri yasamistir. i- Kizil Ahmed Bey (1461) Kastamonu ve Sinop Osmanli topraklari arasinda katildigi halde bölgenin idaresi Ismail Bey'in kardesi Cemaleddin Kizil Ahmed'e birakilmisti. Kizil Ahmed Bey'in son Candarogullari beyi olarak bulunmasi kisa sürmüstür. Öyle anlasiliyor ki, gerçekte Osmanli idaresine alinan Kastamonu ve civarinin Kizil Ahmed Bey idaresine birakilmasi Osmanli padisahi Fatih Sultan Mehmed'in siyasi bir taktigi idi. Çünkü o sirada Fatih, Trabzon üzerine bir sefer düzenlemis bulunuyordu. Muhtemelen Trabzon yolu üzerinde bulunan bölgede bir karisiklik çikmasini istemiyordu. Nitekim, Trabzon'un fethinden dönen Fatih, Kizil Ahmed Bey'i Mora Sancakbeyligine tayin ederek Kastamonu'dan uzaklastirmis ve Candarogullari Beyligi'ne son vermistir. Ancak bu durumdan memnun kalmayan Kizil Ahmed Bey, bu emre uymamis ve mücadeleye girismistir. Önce Karamanoglu Ibrahim Bey'e siginmis ve daha sonra Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'in himayesine girmistir (1461). Bu tarihten itibaren Fatih ile Uzun Hasan'inn hesaplasmasi olan Otlukbeli savasina (1473) kadar Uzun Hasan'in yaninda ve hizmetinde kalan Kizil Ahmed Bey, bu savasta Uzun Hasan'in maglup olmasi üzerine siyasi bir sahsiyet olarak önemini kaybetmistir. Fatih'inn ölümünden sonra tekrar Osmanli Devleti'nin hizmetine girdigi rivayet edilen Kizil Ahmed Bey'in bundan sonraki hayati hakkinda kesin bilgiler mevcut degildir. k- Candarogullari Beyligi'nde Sosyal ve Ekonomik Durum Kastamonu ve Sinop gibi Kuzey Anadolu'da iki önemli sehir ve çevresine sahip olan Candarogullari Beyligi XIV. yüzyilin ilk yarisinda güçlü bir siyasî kurulus olarak varlik gösterdiler. Anadolu Selçuklu Devleti'nin Mogol baskisi altinda dagilmasi sirasinda uçlarda kurulmaya baslayan beyliklerde yeni bir canlilik gözlenmekteydi. Çobanogullari Beyligi'nin yerlesmis oldugu Kastamonu ve civarini ele geçiren Candarogullari, bu bölgeyi Anadolu'nun en büyük ve güzel beldelerinden biri haline getirdiler. XIV. yüzyilin ilk yarisinda Kastamonu'ya gelen ve Candaroglu I. Süleyman Pasa ile görüsen Ibn-i Battuta, kendisine yapilan iyi muameleyi zikretmis ve ucuzluktan söz etmistir. Beyin etrafinda tesekkül eden sosyal tabakayi ise su sekilde dile getirmektedir. "Cuma günü ikametgahindan baîd olan mescide râkiben azîmet sultân'in adetidir. Mescid-i mezkûr ahsabdan üç tabakayi havidir. Sultan ile ricâl-i devlet, kadi, fukahâ ve vücûh-i asâkir alt tabakada ve Efendi yani Sultan'in biraderi ile ashâb u huddâmi ve ahâli-i beldeden bazilari orta tabakada ve Sultan'in esgar evladi olan ve Cevad tesmiye kilinan veliahdi ile ashâb-i memâlîk ve huddâmi ve sâir halk üst tabakada edâ-i salât ederler. Huffâz ictimâ ile mihrabin önünde halka teskil edip hatib ve kadi dahi bunlarla beraber oturur". Yine XIV. yüzyil cografyacilarindan el-Ömeri, Mesâlikü'l-ebsâr adli eserinde Candarogullari'nin sosyal ve ekonomik durumunu ilgilendiren bilgiler vermektedir. el-Ömeri, Karadeniz kiyisinda bulunan Kastamonu'nun önemli bir mevkii bulundugunu, özellikle Sinop'un Karadeniz kiyilari ile olan irtibatini ve ehemmiyetini anlatir. Candarogullari Beyligi'nin yöneticileri ve halkin bunlara bagliligi ile bölgenin ekonomik durumu hakkinda bilgi verir. Islâm toplumunun sosyal hayatinda önemli bir yeri olan vakif müessesesinin de Candarogullari Beyligi sinirlari içinde büyük ölçüde yayginlastigini görüyoruz. Yerlesik hayata geçmeyi, sehirlesmeyi saglayan ve meskur bölgeler olusturulmasinda önemli bir yeri olan vakif eserler arasinda, cami, medrese, imaret, zaviye gibi dinî ve ictimâî maksatlarla kurulmus pek çok müessese bulunuyordu. Yerlesik hayatin önemli bir birimi olan sehir, Anadolu Selçuklulari ve Beylikleri döneminde Anadolu'nun iç ve dis ticaretini saglayan önemli merkezlerdi. Büyük ticaret yollari üzerinde kurulan sehirlerde büyük bir refah göze çarpiyordu. Candarogullari'nin sahip oldugu Sinop büyük ticaret yollarinin ulastigi Karadeniz kiyisindaki önemli bir iskele idi. Cenevizliler buradaki antrepolari vasitasiyla Anadolu'daki mallari ihraç ve kendi mallarini ithal ediyorlardi. Sivas'ta yerlesen Ceneviz tüccarlari Dogu ve Güney'den gelen emtiayi kervanlarla Karadeniz limanlarindan olan Trabzon'a, özellikle Samsun ve Sinop'a gönderiyorlardi. Dolayisiyla Samsun ve Sinop'ta çok canli bir ticaret yapiliyordu. Nitekim, Çelebi Mehmed zamaninda Samsun üzerine sefer yapildiginda önce Ceneviz elindeki Kâfir Samsun sonra Isfendiyar Bey oglu Hizir Bey idaresindeki Müslüman Samsun alindiginda, Osmanli padisahi Hizir Bey'e sehri niçin savunmadigini sormustu. Bunun üzerine Hizir Bey "Bizim sehrimizin dirligi Kafir Samsun sayesinde idi, o da sizin elinize geçti" diyerek Cenevizlilerle olan ticaret kapisinin kapandigini söylemek istemistir. Beyligin, Sinop limani vasitasiyla Venedik ve Ceneviz ile iktisadî-ticarî münasebetlerini gelistirdigi Venedik Devlet Arsiv vesikalarindan anlasilmaktadir. Kastamonu ise önemli bakir ve demir madeninin çikartildigi bir merkez idi. Bakir madeninin bulundugu Küre, Beyligin idaresinde bulunuyordu. Önemli bir sanayi maddesi olan bakir çok eski dönemlerden beri kullanildigi gibi bu dönemde ve Osmanlilar devrinde de önemini sürdürmüstür. Candarogullari Beyligi, Cenevizliler'le yaptiklari alis-verislerinde üzerinde çift balik resmi bulunan ve Dârü's-saâde-i Sinop yazili bakir paralar kullanmislardi. l- Candarogullari Beyligi'nde Ordu ve Donanma Candarogullari Beyligi'nde sosyal ve ekonomik hayatta görülen refah, beyligin askerî gücü ile de alakasi olmasi bakimindan önemlidir. Beyligin sahip oldugu kara ordusu yirmi bes bin süvari olup, Osmanli devletinin yaninda Rumeli ve Anadolu'da seferlere katiliyordu. Ayrica uç beyligi olmasi ve Bizans hududunda bulunmasi sebebiyle zaman zaman Bizans üzerine akinlar yapildigi gibi Fatih'in Istanbul kusatmasina istirak etmisti. Candarogullari Beyligi'nin önemli bir diger askerî gücü donanma idi. Beyligin Sinop limaninda bir tersanesi bulunuyordu. Donanmanin mikdari hakkinda kesin bir bilgi mevcut degilse de, daha Selçuklular zamaninda Sinop'ta donanma bulundugu ve Çobanogullari Beyligi ve kurucusu Hüsameddin Çoban'in buradan donanma ile Kirim'a sefer yaptigi bilinmektedir. Daha sonra Pervaneogullari idaresinde kalan Sinop'ta yine güçlü bir donanma vardi. Candarogullari donanmasi da 1361'de Cenevizler idaresindeki Kefe'yi ele geçirmek üzere tesebbüslerde bulunmustu. Isfendiyaroglu Ismail Bey'in Sinop'un Osmanlilar'in eline geçmesinden önce insa ettirdigi gemi 900 ton tasiyacak büyüklükte idi. Daha sonra Osmanli donanmasi için örnek teskil eden bu gemi Fatih Sultan Mehmed tarafindan Istanbul'a gönderildi. m- Ilmî ve Kültürel Faaliyetler Candarogullari, iki yüzyila yaklasan hükümdarliklari zamaninda ilim ve sanat adamlarini himaye ederek pekçok Türkçe eser yazilmasina ve Türkçe'nin ilim dili olmasina yardimci olmuslardir. Candarogullari Beyligi zamaninda, Kastamonu, Anadolu'nun önemli ilim ve kültür merkezlerinden biri oldu ve bu durumunu Osmanlilar zamaninda sehzade sancagi oldugu zamanlarda da sürdürdü. Beyligin asil kurucusu olan ve sinirlarini genisleten I. Süleyman Pasa, çevresinde olusturdugu ilim meclisleri ile kültür faaliyetlerinin yasatilmasina önayak olmustur. Candarogullari Beyligi döneminde kaleme alinan ilk eser Kutbeddin Sirazi tarafindan I. Süleyman adina yazilmistir. Imam-i Gazali'nin Ihyau Ulumi'd-Din adli eserinden seçmeler yapilarak hazirlanan eser Intihab-i Süleymanî adiyla Farsça olarak telif edilmistir. Kötürüm Bayezid adina da Ebu Mihnef'e Hz. Hüseyin'in sehadetini anlatan Destân-i Maktel-i Hüseyin adli manzum mesnevî Yusufî tarafindan tercüme edilmistir. Devrinde ilmî ve kültürel çalismalarin önem kazandigi iki Candaroglu beyi Isfendiyar Bey ile torunu Ismail Bey'in Isfendiyar Bey adina kaleme alinan eserler arasinda Sinop'lu hekim Mümin bin Mukbil bin Sinan'in Kitâb-u Miftâhu'n-nûr ve Hazâinü's-sürûr adli göz hastaliklari ile ilgili tib kitabi, yine Isfendiyar Bey'in emriyle oglu Ibrahim'in okumasi için yazilan Cevahirü'l-esdâf isimli Türkçe Kur'an-i Kerim tefsiri, diger oglu Hizir Bey adina tercüme edilen Mirâcnâme, yine oglu Kasim Bey adina yazilan Türkçe Hulâsatü't-tib kitaplari bulunmaktadir. Bu hanedanin ilim ve edebiyati himaye hususunda en mühim simasi Ismail Bey'dir. Hulviyyât-i Sahî adli fikiihtan fürûa dair 78 bab üzerine Türkçe bir eser yazmis olan Ismail Bey, kendisi de büyük bir âlimdir. O'nun adina yazilan eserler arasinda Kastamonu'lu Ömer bin Ahmed'in Risale-i Münciye adli yedi kiraata dair genis Türkçe Tecvid'i, Yunus bin Halil'in Miyarü'l-ahyar ve'l-esrar adli Türkçe tasavvuf kitabi bulunmaktadir. Yine Ismail Bey'in emriyle yapilmis mütercimi bilinmeyen bir Kimya-yi Saadet tercümesi vardir. Ismail Bey, Niksarli Muhyiddin Mehmed için yaptirdigi kütüphaneye ser'î ve aklî ilimlere dair üçyüz kitap bagislamistir. Candarogullari devrinde edebiyat sahasinda da bir canlilik görülmektedir. Kastamonu ve Sinop XV. yüzyilin ilk yarisinda sair ve âlimlerin himâye edildigi önemli bir merkez olmustur. XV. yüzyil baslarinda yetisen Anadolu sairlerinden Sinop'lu Mehmed, Kastamonu'lu Dervis Türabî ile Ismail Bey'in çevresinde bulunan Hammidî Hâkî, Senâyî, Dâî gibi sairler Candarogullari döneminde varlik göstermislerdir. n- Imar Faaliyetleri Ilim ve kültür sahasinda önemli gelismelere sahne olan Candarogullari Beyligi'nin merkezi Kastamonu ve Sinop'ta pekçok cami, medrese, imaret, han, hamam, türbe ve çesme insa edildi. Candarogullari Beyligi'nin kurulusu sirasinda beylik tahtinda bulunanlar daha çok beylik sinirlarini genisletmek ve idarî teskilati yerlestirmek ile mesgul oldular. Bu sebeple ilk dönemde pek imar faaliyetleri görülmez. Nitekim I. Süleyman Pasa sadece Tasköprü'deki Çobanogullari devrinden kalan Muzafferüddin medresesini tamir ettirmistir (1329). I. Ibrahim Bey de I. Izzeddin Keykavus'un Sinop'un iç kalesinde yaptirdigi camii 1341'de yeniden insa ettirmis ve bu cami daha sonra Ibrahim Bey Camii olarak anilmistir. Adil Bey'in oglu Mahmud Bey Kastamonu'ya bagli Kasaba'da bir cami insa ettirmistir. Kötürüm Bayezid Bey de Sinop'ta Cami-i Kebir (Ulu Cami) denilen Sultan Alaaddin camiini tamir ettirmis (1385) ve Araç kasabasinda bir cami yaptirmistir. Candarogullari beyleri içinde ilk defa büyük bir tesis kuran Isfendiyar Bey'dir. Kastamonu'daki kendi adiyla anilan mahallesinde cami, zaviye ve hamam insa ettirdi. Yine Devrekanî'nin Kasaplar köyünde mescid ve Boyabat'da medrese bina ettiren Isfendiyar Bey'in tamir islerine de önem verildigi bilinmektedir. Isfendiyar Bey'in oglu Kasim Bey de Çankiri'da cami, imaret ve zaviye yaptirmistir. II. Ibrahim Bey'in de Kastamonu'da Aktekke diye de bilinen bir imareti vardir. Candarogullari Beyleri arasinda insa faaliyetleri bakimindan önemli yeri olan ikinci kisi Ismail Bey'dir. Kastamonu, Sinop ve civarinda pekçok tesisi bulunmaktadir. Ayrica ömrünün son zamanlarini geçirdigi Filibe'de de imar hareketlerini devam ettirmistir. Ismail Bey'in Kastamonu'da insa ettirdigi en önemli külliyesi, önceleri Sehinsah Kayasi ve sonralari Küçük Imaret, Asagi Imaret diye bilinen cami, on odali medrese, imaret, türbe ve kütüphaneden meydana gelen tesisdir. Bu külliyenin insa tarihi 1454'dür. Ismail Bey'in yine Kastamonu'da bir kervansaray, Sinop'ta çesme, Araç'ta han ve çesme, Boyabad'da imaret, Boyabad'in Mana kasabasinda mescid, Araç'in Boyali ve Küre-i Hadid köylerinde cami, Oyacali köyünde hamam, Küre-i Nühas'ta hamam, Tasköprü'nün Gökçe nahiyesinde kervansaray, Göl nahiyesinin Kemah ve Kavalca köylerinde Cami ve çesme, Devrekani'de mescid ve hamam ve Çayircik köyünde bir mescid yaptirmistir. Ismail Bey Filibe'de bulundugu sirada burada Saraçhane camii ile Markova köyünde mescid, hamam ve su yollari insa ettirmis ve vakiflar tesis etmistir.
|