|
Bu yazı cifci tarafından şahsıma ulaştırılmıştır.
İLK DERS 17/09/2007 Sevgili gençler “Tarihini Bilmeyen Milletlerin Coğrafyasını Başkaları Çizer.” Bizler eğitim –öğretim hayatımızda birçok bilgiyi öğrenerek kendimizi hayata hazırlarken belki bir meslek sahibi olmak isterken hiç şüphesiz şanlı tarihimizi öğrenmek, nereden gelip nereye gitmemiz gerektiğini bilmek ve bu vatanın evladı olarak üzerimize düşen görevi yerine getirmek zorundayız.
Üzerinde yaşadığımız ve vatan adını verdiğimiz bu toprakları kolay kazanmadık. 1071’de Malazgirt’te Sultan Alp Arslan ile, 1077’de Süleyman Şah ile, 1299’da Osman Gazi ile, Kosova’da Muradı Hüdavendiğar, Nigbolu’da Yıldırım Bayezıt ile, Bizans sevdalısı “Kostantin ya sen benim olursun ya da ben senin ” diyen Sultan Fatih, Çaldıran da Yavuz Sultan Selim, Mohaç da Kanuni Sultan Süleyman ile, uzun mücadeleler sonucu harap ve bitap düşmüş, girdiği son savaşlarda, Trablusgarp’ta Balkanlarda, nihayet I. Cihan Harbi’nde yenilmiş bir milletle İstiklal Mücadelesini başlatan “Türk Hürdür Esir Olamaz” diye tüm dünyaya meydan okuyan ve “Ordular ilk Hedefiniz Akdenizdir. İleri” diye rotayı çizen, “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyecek kadar ordusuna ve milletine güvenen büyük önder M.Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarıyla kazandık.
Kısaca değindiğim bu tarih şeridiyle sahip olduğumuz bu topraklara ilelebet sahip olmamız için bugün dünden daha fazla mücadele etmek zorundayız. Bunda da en büyük sorumluluk şüphesiz siz gençlere düşmektedir. Büyük önder gençlere çok güvenmiş ve; “Milletin bağrında tertemiz bir nesil yetişiyor, Cumhuriyeti onlara emanet edeceğim ve gözüm arkada kalmayacak” diyerek gençliğe olan güvenini göstermiştir. Ayrıca gençliğe hitap ederken de “Ey Türk Gençliği, Birinci vazifen, Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet Muhafaza ve Müdafaa Etmektir.”diyerek Emaneti asıl sahiplerine, yani sizlere vermiştir. Ata’sından bu görevi alan gençler sorumluluğunun bilincinde olarak daha çok çalışmak, Muasır Medeniyetler seviyesine ulaşmak, hatta en önde olmak zorundadır.
Bu görevi yerine getirmek için Atatürk İlkeleri adlı reçete sizlere en önemli yol gösterici olacaktır. Bu ilkelerin ezberlenmesi değil ,içinin ,özünün kavranması şarttır. Atatürk İlkeleri, katı kalıplara dayanmayan, günümüz şartlarına uyarlanabilen, toplumun bütününü içine alan, Türk Milletinin temel duygularına hitap eden özelliktedir.
Bu ilkelerin istediği gençlik, Ülkesini, milletini ve ailesini seven, çalışan, üreten, aldığı görevi en iyi şekilde yerine getirebilmek için mücadele eden, zorluklar karşısında yılmayan ve yıkılmayan, karamsarlığa kapılmak yerine yeni çözümler üreten gençliktir. Saydığımız bu özelliklere sahip olmak bir hayal değildir. Çünkü yakın tarihimizde M. Kemal Atatürk buna en güzel örnektir.
Kendine olan güvenini kaybetmiş bir milleti ayağa kaldıran, imzalanmış olan Sevr Antlaşmasını tanımayıp yırtan, bu toprakları tekrar Türk Vatanı yapan büyük önder, bu millete, bu gençliğe güvenmiş ve bunda da haklı çıkmıştır.
Bütün bunlardan sonra, Ben bu milletin evladı, bu vatanın bekçisi, bu bayrağın rüzgarı, istiklâl Marşı’nın sesiyim diyen her Türk genci aldığı bu emaneti ve görevi şanına yakışır şekilde yerine getirecektir.
Bunun için, hiç vakit kaybetmeden “Dün erkendi, yarın geç olur, bugün tam zamanı” diyerek işe başlamak ve başarmaktır. Bunu yapmak için “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcudtur.” 2007-2008 Eğitim-Öğretim yılında, sağlık, mutluluk ve başarılar temenni ederim.
|