Eski Türkler | Eski Türkler Tarih Öğretmeni | Eski Türkler Tarih Dersi | Eski Türkler tarih yıllık planı | Eski Türkler tarih sunuları|Eski Türkler tarih zümreleri|</
+ Tarih Portali » Teneffüs » Bahçe-Kantin
 Eski Türkler

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı Eski Türkler
Cevaplar 3
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 395
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Eski Türkler  (Okunma Sayısı 395 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 21 Nisan 2007, 13:32:12 »
Üye Bilgileri Betül
Boy Beyi
**
Nüfus Cinsiyet:
Konum Nerden:
Giriş Kayit tarihi 17 Nisan 2007, 12:55:25
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 69

Karma: +6/-0
İrtibat


Eski Türkler




Ne İdik, Ne Olduk
Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik.
Dürüsttük: Bir zamanlar, Londra Ticaret Odası'nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: "Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."
İtibarlıydık: Bir zamanlar, Hollanda Ticaret Odası'nın toplantılarında oylar eşit çıkınca, Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu.
Temizdik: Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor: "Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür."
Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için, saçak altlarına kuş sarayları yapardık. Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.
Harama el sürmezdik: Fransız müellif Motray, 1700'lerdeki halimizi şöyle anlatıyor: "Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar, arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu'ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."
Medeni idik: İngiliz sefiri Sir James Porter ise, 1740'ların Türkiye'si için şunları söylüyor: "Gerek İstanbul'da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde ispat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır."
Dosdoğruyduk: Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor: "Haksızlık, murabahacılık [aşırı kâr koyma, tefecilik], inhisarcılık [tekelcilik] ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan, çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."
Hırsızlık nedir bilmezdik: Fransız müellif Dr. Brayer, 1830'ların İstanbul'unu getiriyor önümüze: "Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul'da her sene azami beş-altı hırsızlık vakası görülür."
Ubicini, Dr. Brayer'i şöyle doğruluyor: "Bu muazzam payitahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu'nda ise hırsızlık ve cinayet vakaları olmadan gün geçmez."
Naziktik: Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880'lerin "biz"ini anlatıyor bize: "İstanbul Türk halkı Avrupa'nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi, nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz."
Cihana örnektik: Türkiye Seyahatnâmesi'yle meşhur Du Loir'un 1650'lerdeki hükmü şöyle: "Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir."
Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu.
Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki halimizi anlatsın:
"Türklerdeki iyilik duygusu, hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise, bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir." (Küçük Asya, c. 9)
Hayırseverdik: Comte de Marsigli'yi tekrar dinleyelim: "Yazın İstanbul'dan Sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin, yolculara, bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum."
Aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Şöyle diyor: "Fakat şunu da ifade etmeliyim ki, bu dindarâne hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil ederler."
Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı Avukat Guer misallendiriyor: "Türk şefkati, hayvanlara bile şamildir" dedikten sonra şu örneği zikrediyor: "Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar, sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar... Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür..."
"Kaçık"lığın kaynağını da veriyor adam: "Birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir Türk'e, bir gün, yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: 'Allah'ın rızasını tahsile [kazanmaya] yarar.'"
Ne dersiniz? Galiba, geçmişimizden uzaklaşmak, bize çok pahalıya patladı.
İşte sorulmaya değer ve cevaplanması elzem olan soru: "Bizde, o zaman var olup da bugün olmayan nedir? Nasıl kaybettik? Nasıl buluruz?"
Alıntıdır.

Logged
« Yanıtla #1 : 04 Mayıs 2007, 19:58:18 »
Üye Bilgileri İlteriş
Kağan
*****

Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: T.C Toprakları
Giriş Kayit tarihi 16 Nisan 2007, 22:31:24
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 1.902
Tarih değil, hatalar tekerrür eder.


Karma: +264/-0
İrtibat
WWW

Eski Türkler

Deştin durduk yere yaramı.
40 sene önce cuma namazına gider dükkanlarının önüne sandalye bırakan benim halkım bugün çelik kapılar ardında yaşamak zorunda kalıyor. Hemde 12 veya 16 kilitli...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Ölmek yenilmek değil yüceltmektir şanını
« Yanıtla #2 : 04 Mayıs 2007, 22:32:34 »
Üye Bilgileri batuhansafak
Er kişi
*

Nüfus Cinsiyet:
Konum Nerden:
Giriş Kayit tarihi 02 Mayıs 2007, 22:18:39
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 5

Karma: +0/-0
İrtibat

Eski Türkler

12 eylül öncesinde bu denli şiddet ve terör yoktu şimdi ise herdakika bir şiddet haberi ile irkiliyoruz yazık bu vatan çok büyük savaşlar kazanarak binlerce şehit vererek kazanıldı kuruldu bu kadar zor duruma düşürmeye kimin hakkı var  cry
Logged
« Yanıtla #3 : 05 Mayıs 2007, 08:45:52 »
Üye Bilgileri ulubey
Boy Beyi
**

Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden:
Giriş Kayit tarihi 18 Nisan 2007, 19:36:47
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 62
Söz konusu vatansa gerisi teferruatdır.


Karma: +3/-3
İrtibat

Eski Türkler

Haklısın ama 12 eylüle bağlamamak lazım, dünya adem ve havvadan bu yana günah, habil ve kabilden bu yanada şiddet görmekte...terör eylemlerinin son 30 yılda özellikle ülkemizde inanılmaz bir artışı var.Nedeni çok basit, güçler dengesi....Dünyaya (Osmanlıya özenip 8)) hükmetmek isteyenlerin oyunu bu.... Küçük balık olmayacağız Hep en büyük olmak için çalışacağız.Biz dünyanın 3 kıtasınada hakim olmuş bir ceddin torunlarıyız.Neden bizden sonrakilerde bunu söylemesin,ama herşeyden önce ''yurtta barış,cihanda barış''
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
||| GoogleTagged |||

 

Tarihportali.net Etiketler
Eski Türkler

Gitmek istediğiniz yer:  

Smf Kardeşliği.Com
smf.gen.tr aracılığı ile SMF kullanan siteler arasında yaptığımız SMF Kardeşliği listemizi görmek ister misiniz?

Bu site SM Forumlar Birliğinin Üyesidir
Site Map |Site Map 1 ||Site Map 2 | Arşiv 1 |Arşiv 2 |Arşiv 3 | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
Powered by SMF 1.1.7
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Osmanlı Skin by
sPaNdAu£r

Arsiv
Bu Sayfa 0.299 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu