Üye Bilgileri
єรคгєt__
DİN VE İNANIŞ Göktanrı Dini: Türklerin İslamiyet'ten önceki dini Göktanrı diniydi. Bu dine göre Türkler; * Tek bir Tanrının evreni yarattığına ve gökte oturduğuna inanıyorlardı. * Öldükten sonra dirileceklerine inandıklarından, ölülerini atı, eşyaları ve silahıyla birlikte gömüyorlardı. * Cennet'e UÇMAĞ, cehenneme ise TAMU diyorlardı. * Mezarlara ölünün, sağlığında öldürdüğü düşman sayısı kadar BALBAL adı verilen küçük heykeller dikerlerdi. İnanışa göre, yeniden dirilecek kişi atıyla cennete gidecek, ve öldürdüğü düşmanlar sonraki yaşamında ona hizmet edeceklerdir. * Ölüleri için YOĞ adı verilen cenaze törenleri yapar, ve ardından yas tutarlardı. En eski Türk Dini : Türklerin eski devirlerinde Gök kutsal sayılmıştır. Bunun yanında bazı dağ, ırmak, vadi gibi varlıklarda gizli güçlerin olduğuna inanıyorlardı. Güneş ve Ay'da kutsal sayılmıştır. Hun Dininin özellikleri : Dağ, vadi, göl gibi tabiattaki bazı varlıklar kutsallıklarını korumaya devam etmiştir. Gök asıl tapılan unsur haline gelmiştir. Gök için "Tengri" kelimesini kullanmışlardır. Atalarının ruhlarını da kutsal kabul etmişlerdir. Bu nedenle ataların mezarlarına dokunma savaş sebebi sayılmıştır. İyi ve kötü ruhlara , fal ve büyüye inanmışlardır. Ölülerin kötü ruhlardan kurtulması için uzun süre bekletmişlerdir. Cesedin kokmasını önlemek amacıyla mumyalamışlardır. Göktürklerde Din : Evrenin üst üste gelen katlardan oluştuğuna inanılmıştır. Gök'ün onyedi, yerin altının ise yedi kattan oluştuğuna inanırlardı. Bu ikisinin arasında insanların yaşadığı yeryüzü bulunurdu. Tek tanrı inancına bu dönemde ulaşılmıştır. Bütün evren göğün en üst katında oturan Tanrı'ya itaat ederdi. Göktürkler Tanrı'ya "Türk Tanrısı" adını vererek onu millileştirmişlerdir. Tanrı'ya ; Ugan , Bayat , Ulu Yaratgan da demişlerdir. Bazı kutsal saydıkları yerlerde Tanrı'ya dua edip, kurban kesmişlerdir. Uygurlarda Din : Önceleri Şamanizm' e inanmışlardır. Bögü Kağan döneminde Mani dinini kabul ettiler. * Orta Asya'da Türkler'de ilk kez göktanrı din inancı dışında başka bir dini kabul etmesi. Doğu Türkistan Uygurları " Budizm " i dini inanç olarak benimsediler. Hazarlarda Din : Önceleri Şamanizm'e inanıyorlardı. Sonra devlet yöneticileri ve halkın bir bölümü " Museviliğe " inanmıştır. Hazarlarda son derece geniş bir dini hoşgörü vardır. Müslüman, Hristiyan, Musevi , Şaman dininden olanlar birlikte yaşamışlardır. Kam ( Şaman - Baksı ) : Türklerin din adamlarına verdikleri isimdir. Şamanlar ; fala bakar, büyücülük yapar, gelecekten haber verir , doktorluk yaparlardı. * Diğer toplumlarda olduğu gibi ayrıcalıklı bir sınıf haline gelmemişlerdir. Yuğ : Ölü gömme törenine verilen isim. Acılı bir şekilde törenlerini yaparlardı. Yedi gün sürerdi. Ölü ' nün silahları , eyeri , değerli eşyaları ve kurban edilen Atı mezara birlikte konurdu. Balbal : Ölen kişinin hayatta iken öldürdüğü düşman sayısı kadar taşın mezarın kıyısına dikilmesi ile oluşan anıtlar.( Öbür dünyada hizmetlerini göreceği inancıyla bu taşları dikerlerdi) Kurgan : Türklerde mezarlara verilen isim. Kam (Şaman) Dininden kalma geleneklerden : 1. Evli çiftlerin üzerine para,buğday,şeker vb. atılması ( Saçı ) ( Darısı başına deyimi ) 2. Kapı eşiğine basmama ( Ölen atalarının ruhlarının eşikte durduğuna inandıklarından) 3. Sadaka verirken başa çevirme 4. Türbe, ağaç ve mezarlara çaput bağlama 5. Ölen kişinin evine yemek götürme. Türklerin kabul ettiği dinler : Şamanizm, Maniheizm, Musevilik, Hristiyanlık, Mazdeizm ( Zerdüştlük), Budizm, İslamiyet. ( Çok geniş bir çevreye yayılmışlardır.)HUKUK Türklerde yazılı olmamakla beraber, gelişmiş bir hukuk anlayışı vardı. Bu hukuk kurallarına TÖRE(Türe) denilirdi. Hükümdarın başkanlık ettiği ve siyasi suçlara bakan yüksek mahkemeye YARGU adı verilirdi. YARGANLAR(Yargucu) idaresindeki mahkemeler ise adi suçlara bakarlardı. Hunlar ve Göktürklerde, göçebe hukuku , Uygurlarda yerleşik hukuk anlayışı görülür. Örneğin ; işlenen adi suçlarda hapis cezası 10 gündür. Bunun temel nedeni, göçebe yaşam koşullarıdır.SOSYAL VE İKTİSADİ HAYAT Sosyal Hayat Hun ve Göktürklerde sosyal yapı, göçebe hayata dayalıydı. Bu nedenle Türkler çadırlarda (yurt, otağ) yaşarlar ve bu çadır Türk aile birliğinin kutsal bir sembolü sayılırdı Türk devletleri genel olarak iki sosyal birliğe, aile ve ordu'ya dayanmaktaydı. Hun toplumu ordu düzenine göre teşkilatlanıyordu. Bu toplulukta herkes savaşçıydı. Hunların savaş tekniği, göçebe hayatın gerektirdiği özelliklerden doğmuştu. Hun ve Göktürk devletlerinde, bir başkent kurarak oraya yerleşme isteğine karşı çıkılmıştır. Bilge Kağan'ın surlarla çevrili bir şehir inşa etmesi üzerine, Tonyukuk' tan ; "Eğer, surla çevrili bir şehirde yerleşir ve bir kere yenilirsen esir olursun" Ordu kelimesi , Hunlar ve Göktürklerde, yer değiştirebilen otağlı başkent anlamına gelmektedir. Ordu adının, başkent ve şehirlere verilmesine, yerleşik hayata geçen ilk Türk kavmi olan Uygurlarda rastlanır. Türklerde yerleşik hayatın başlangıcı, kışlak hayatıdır. Bu nedenle sürekli kışlaklar, şehir hayatına geçişin temelini oluşturmuştur. Türkler göçebe hayat gereği, hayvancılık ve avcılık yaparlardı. Yarı göçebe topluluklarda çiftçilik de görülmektedir. İklim şartlarıyla bağlantılı olarak yaşayan göçebe Türkler, kışı geçirmek için ormanlık veya rüzgarlardan korunan bir vadiyi seçerlerdi. Kışlak denilen bu yerlerde nisan ayı ortalarına kadar kalıyorlardı. Yazın ise, yaylak adı verilen, sulak ve açık otlaklara doğru göç ederek, göl ve ırmak kenarlarında yaşarlardı. Türklerde at, göçebe hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. Etini yemeleri, sütünden "Kımız" denilen içki yapmaları, derisini giyimde kullanmaları açısından At büyük önem taşımıştır. Küçük yaşta ata binmeyi öğrenen Türkler, at üstünde alışveriş yapmışlar, yemek yemişler, uyumuşlardır. Attan başka deve, merkep ve katır da göçebe toplulukların ulaşım araçlarını oluşturmuştur. Başlıca gıda maddeleri , koyun eti ve süt ürünleridir.Eti uzun süreli koruyabilmek için konserve yapmışlar, Besledikleri hayvanların deri, yün, kıl vb. ürünlerini değerlendirmişlerdir. İktisadi ( Ekonomik ) Hayat : Ekonominin temeli hayvancılığa dayanır. At, koyun, sığır, katır, deve beslenilen hayvanlardır. Demir madeni ve işçiliğinin de ekonomide önemli etkisi olmuştur. İpek yolu, ticari gelirlerin sağlandığı önemli bir ekonomik kaynaktır. Hayvancılık, Ziraat ( Tarım), alınan vergiler ,hediyeler diğer ekonomik kaynaklardır. Ticaret : Canlı hayvan, deri, kösele, kürk, hayvani gıdalar satmışlar ; tahıl ve giyim eşyası almışlardır. Asya Hunları, Göktürkler, Uygurlar Çin'le, Avrupa Hunları Bizans'la ticari anlaşmalar yapmışlardır. İpek yolu, ticari hayatın canlı olmasını sağlamıştır. Bu nedenle ipek yolu egemenliğini sağlamak önemlidir. Kürk yolu'nda ise ( Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayıp, Çin'de sona ererdi) sincap, sansar, tilki, samur, kunduz, vaşak kürklerinin ve bunlardan yapılan giyim eşyalarının ticareti yapılırdı. Ziraat : İklim ve coğrafi şartların uygun olduğu bölgelerde Tarım yapmışlardır. Buğday, Darı, Kendir, bezelye, bakla, üzüm, bostan yetiştirmişlerdir. Tarımda en çok gelişmeyi uygurlar göstermişlerdir.