İlk Üniversite | İlk Üniversite Tarih Öğretmeni | İlk Üniversite Tarih Dersi | İlk Üniversite tarih yıllık planı | İlk Üniversite tarih sunuları|İlk Üniversite tarih zümreleri|</
+ Tarih Portali » Tarih 1 Ders Notları ve Araştırmaları » İslam Tarihi » Araştırmalar
 İlk Üniversite

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı İlk Üniversite
Cevaplar 0
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 454
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: İlk Üniversite  (Okunma Sayısı 454 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 15 Ocak 2008, 21:47:11 »
Üye Bilgileri zιвєякαη
Yabgu
****

Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.063
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +96/-0
İrtibat


İlk Üniversite




Charles Seignebos: “Şarklılarla temas ile batılılar medenîleştiler. Bu medenîleşmenin meydana gelişi tamamen malûm değilse de, biz Avrupalıların Müslümanlara borçlu olduğumuz şeylerin hesabı çok uzundur” der. Haksız da değildir. Çünkü İslâm Medeniyeti, modern büyük müesseselerden en azından, ikisinin temelinde yatmaktadır. Biri hastane, diğeri rasathanedir. Bir diğeri ve üçüncüsünü de ona borçlu olmamız kuvvetle muhtemeldir ki, o da üniversitedir.

Aşağıdaki satırlarda, İngiltere’nin Leeds Üniversitesi’nde hocalık yapan M.R.Y. EBRIED (Sâmîler’le ilgili araştırmacı) ile M.J.L. YOUNG’un (Arablar’la ilgili araştırmacı) bu husustaki beyanlarını bulacaksınız.

ORTAÇAĞ, modern dünyaya üç mühim müessese miras bıraktı: Hastahane, Rasathane ve Üniversite. Çoktandır biliyoruz ki, bunlardan ikisi İslâm Medeniyeti’nden intikal etmiştir. Birçok astronomik âletler, Yunanlılar tarafından icat edilmiş de olsa, Rasathane Müslüman halifelerin, bir başka deyişle İslâm Peygamberi Hz. Muhammed’in (S.A.V.) takipçilerinin himayesinde dâimi bir müessese halini almıştır. Bize kadar ulaşan vesikalara nazaran, yeryüzünde ilk dâimî Rasathane, Halife Me’mûn, (Milâdî 813-832) tarafından, devlet merkezi olan Bağdat’ta 830 yıllarında kurulmuştur. Müslümanların tıbba en mühim hizmetleri, pek çok hastahaneleri kurmaları ve bunların bakımını yürütmeleri olmuştur. Onlar hastahaneyi, bir müessese olarak icat etmemiş olsalar bile, hastahanelerin teşkilâtlanma, mâlî imkânlarını sağlama ve bakımları konularında pek çok yeni gayret ve itinâ getirmişlerdir. Bu konulardaki fikirlerinden pek çoğu, bugünkü hastahanelerde, hâlâ gözle görülecek şekilde, te’sirlerini devam ettirmektedir.
Aynı şekilde Ortaçağ’ın üçüncü müessesesi olan Üniversitenin de varlığını büyük ölçüde İslâm Medeniyeti’ne borçlu olduğu, dolaylı şekilde ispat edilebilir.

Üniversitelerde asırlarca okutulan tıbbî, felsefî ders kitaplarının müellifleri arasında Avicenne (İbn-i Sinâ), Averroés (İbn-i Rüşd), Albategnius (Mehmed İbn-i Câbir, İbn-i Sinân el-Harrânî), Avempace (İbn-i Bâcce), Avenzoar (Ebû Mervan Abdül’-Melik bin Ebi’l-Alâ), Albucasis (Ebû Kaasım Hallâf İbn-i Abbâs) ve Alpetraglus (Ebû İshâk el-Batrûcî) gibi İslâm müellifleri baş köşeyi şereflendirirler.



İslâm ve Hıristiyan dünyası arasındaki büyük husûmete rağmen, Avrupa üniversitelerinin bu ders kitaplarından istifâde etmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Fakat gitgide artan pek çok deliller, bizzat üniversitenin menşeini Ortaçağ İslâm Dünyası’nda aramamız gerektiğini ifâde etmektedir.
Avrupa’da ilk üniversiteler kurulduğu zaman, en büyük İslâmî ilim ve irfân merkezleri, bir asrı çoktan aşan bir müddetten beri faaliyet göstermekte idi. Fas’taki Karaviyyîn Camii-Medresesi 859’da kuruldu. Kurtuba Medresesi onuncu asrın bidâyetinde, Kahire’deki el-Ezher Camii-Medresesi 972’de, yine aynı şehirde Dâru’l-Hikmet, onbirinci asırda kurulmuş oldular.

İlk yüksek tahsil merkezleri Avrupa’da çok daha sonraları ortaya çıktılar. Bologne, Paris, Montpelliler üniversiteleri onikinci asırdan daha evvel kesin olarak mevcut değildiler. Bu üniversiteler Hıristiyan Avrupa’da zuhûr ettikleri vakit, İslâmî benzerleri ile aralarında pek çok ortak vasıflar vardı. Talebeler, çoklukla, “milletler” hâlinde düzenlenmişlerdir. Yâni, ikametgâhları itibâriyle geldikleri memleketlere göre gruplar teşkil ediyorlardı. Kahire’de el-Ezher Üniversitesi’nde Faslı, Yukarı Mısırlı, Iraklı.. talebeler için müstakil yurtlar vardı... Paris Üniversitesi`nde talebe cemaati İngiltereli, Hollandalı ve diğer milletlerden talebeler ihtivâ ediyordu. Talebelerin bu coğrafî esasa göre tanzimi Lincoln, Worcester ve Hereford Kollejleri’nde olduğu üzere Oxford’un bazı kollejlerinde de te’sir bırakmıştır.

Bir diğer benzerlik noktası, kendini, üniversite hocalarının hususî bir kıyafet taşımalarında gösterir: Resmî merasimlerde ve derslerde giyilen hususî cübbeler gibi. Hıristiyan Avrupa’da giyilmekte olana benzeyen geniş cübbeleri giyme âdeti, İslâm’ın ilim ve irfân merkezlerinde çok eskiden beri mevcuttu.

Hıristiyan Avrupa’nın ilk irfân müesseselerinde kullanılmakta olan tâbirler de İslâmî tabirlerle bir benzerlik arzetmektedir. Üniversiteyi ifâde etmek üzere kullanılan ilk tâbir -“Studium Generale ” tâbiridir- ki, bu Arapça’daki “Dersleri tâkip için umûmî meclis” mânâsına gelen ve Arapça akademik bir tâbir olan “Meclis-i Âmm” tâbirinin bir tercümesine benziyor.

Diğer bir müşterek nokta: Geniş bir şekilde her tarafa yayılmış olan talebelere ücretsiz eğitim sunma âdetidir. Kezâ, İslâm memleketlerinde bir diyârdan diğerine giden seyyâh talebe geleneği, Hıristiyan memleketlerinde kendini tahsil hayatının bir vasfı olarak ortaya koymadan çok önce, meşhur olmuştu. Müslüman talebeler, bir mes’ele üzerinde, herşeyi bir hocanın bileceğini kabûl etmiyorlardı. Bu sebeple, bir tahsil merkezinden diğerine seyâhat, bu talebelerin tahsil hayatında yer etmişti. Bu devamlı seyâhatler, İslâmî terbiyenin en bâriz vasıflarından biri olan İcâzet”in, yani “tedris müsaadesi”nin menşeinde yer alır. İcâzet, bir hoca tarafından belli bir eğitim programının sonunda talebeye verilen diploma idi ki, bu, talebeye tahsil ettiği mevzularda ders verme hakkını tanıyordu. Bu müsaade daha dokuzuncu asırda mevcuttu. Daha geniş bilgi elde etmek gayesiyle bir akademik merkezden diğerine seyâhat eden talebeler için, bu “tedris etme müsaadeleri ” bir nev’i pasaport ve hususî mevzularda bir nev’i selâhiyet vesikası mahiyetini taşıyordu.

Burada enteresan bir hususu kaydetmeden geçemeyeceğiz: Bugün üniversite ile ilgili ilmî bir seviyeyi ifâde için kullanılan lisans (licence) tâbiri, “tedris müsaadesi” mânâsına gelen Lâtince’deki “Licentia docenti” tâbirinden gelir ki, bu tâbir, bidâyetten beri, Hıristiyan üniversitelerde, talebelere verilen diplomalara denilirdi.

Ortaçağ İslâm üniversitelerinde profesörler, tedris ettikleri şeylerde, ilk Hıristiyan üniversitelerindekilerden daha hürdüler. Binâenaleyh, Avrupa’da diploma verilmesi hakkı rektöre has iken Müslümanlarda her hocanın “tedris müsaadesi” verme hakkına sahip olması, bizi hayrete düşürmemelidir. Bu farktan sarf-ı nazar edecek olsak, “İcâzet” ve “licentia docenti” üniversite hayatında birbirinin aynı olan iki vasıta idi.

İslâm Üniversitesi tatbikatı ile Hıristiyan dünyasının üniversite tatbikatı arasında bu benzerlik, İspanya’da birbiri ile temâsa imkân veren müesseselerin oynamış olduğu rolle izah edilir. Müslüman İspanya, Ortaçağ’ın en büyük akademik merkezlerinden biriydi. Tuleytula’nın Hıristiyanlar tarafından zabtından (1085) sonra, bu memleket, İslâm irfân meyvelerinin Hıristiyan Avrupa’ya geçtiği ana yol oldu. Tuleytula’da Râhip Raymond (ölümü: M. 1251) Arapça eserleri Lâtince’ye tercüme etmek ve böylece bunları Hıristiyan ilim âleminin istifadesine arz etmek için hususî bir mektep açtı.

Müslümanların felsefî, ilmî ve tıbbî eserlerinin teşkil ettiği hazineler, Hıristiyan profesör ve talebelerin istifâdeleri için Lâtince’ye tercüme edildiler. Şu halde Hıristiyan talebelerin, üniversitelerin teşkilâtlanmasıyla ilgili fikirleri, bu kitaplar vasıtasıyla İspanya’dan götürmüş olmaları kesindir.
(Le Monde’dan Tercüme)  İbrahim Canan (Prof.Dr.)
Kaynak:sorularlaislamiyet.com'dan alınmıştır.

Logged

Bu Vatanı Neyle Aldın ki, Para İle Satmaya Çabalıyorsun?
"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."
Müslüman Türkten Başka Dost İstemem. Kendime Yediremediğim Tek Şey Şehid Olmadan Ölecek Olmam. Allah Askerimizi Korusun. Amin.
Sayfa: [1]   Yukarı git
||| GoogleTagged |||

 

Tarihportali.net Etiketler
İlk Üniversite

Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Üniversite Sayısı 130 Olacak ......! Eğitim Haberleri umuro 0 166 Son Mesaj 06 Mayıs 2008, 15:06:52
Gönderen: umuro
Üniversite kontenjanları yüzde 20 arttı Eğitim Haberleri umuro 0 108 Son Mesaj 28 Mayıs 2008, 18:52:24
Gönderen: umuro
21 üniversite yeni rektörünü arıyor Eğitim Haberleri umuro 0 107 Son Mesaj 17 Haziran 2008, 15:01:52
Gönderen: umuro
Üniversite harçlarına zam geliyor Eğitim Haberleri umuro 0 163 Son Mesaj 25 Temmuz 2008, 15:42:47
Gönderen: umuro
Üniversite Kayıtları 1-8 EYLÜL ARASI Eğitim Haberleri umuro 0 132 Son Mesaj 27 Ağustos 2008, 08:39:12
Gönderen: umuro
Şehit çocuklarına sınavsız üniversite Eğitim Haberleri umuro 0 176 Son Mesaj 23 Ekim 2008, 10:52:32
Gönderen: umuro
Şehit çocuklarına sınavsız üniversite Çöp Kutusu Raltar 5 92 Son Mesaj 24 Ekim 2008, 20:50:23
Gönderen: İlteriş
Ynt: Şehit çocuklarına sınavsız üniversite Çöp Kutusu Raltar 0 43 Son Mesaj 24 Ekim 2008, 20:49:07
Gönderen: Raltar
Smf Kardeşliği.Com
smf.gen.tr aracılığı ile SMF kullanan siteler arasında yaptığımız SMF Kardeşliği listemizi görmek ister misiniz?

Bu site SM Forumlar Birliğinin Üyesidir
Site Map |Site Map 1 ||Site Map 2 | Arşiv 1 |Arşiv 2 |Arşiv 3 | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
Powered by SMF 1.1.7
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Osmanlı Skin by
sPaNdAu£r

Arsiv
Bu Sayfa 0.272 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu