“Levanten Dünya” denilince ilk akla gelen millet, İtalyanlardır. Çünkü Cenevizliler Ortaçağdan bu yana ticaretle uğraşmış ve çeşitli milletlerden bu konuda ayrıcalıklar elde etmişlerdir. Daha sonra Venediklilerle devam eden bu süreç, zamanla İstanbul ve İzmir’e uzanmıştır. 17. yüzyılda ise İtalya ticareti eskisine nazaran gerilemiştir. Doğu Akdeniz’de zamanla Fransız ve İngiliz etkinliği kendini göstermeye başlamıştır. Çoğu tüccar, değerli mallarını Osmanlı’nın güvenli yollarından geçirmeyi tercih ediyordu. Zaman zaman İzmir devre dışı kalsa da daha sonraları yerel yönetimlerin gümrük gelirlerini arttırmak için yabancı tüccarlara gösterdiği ayrıcalıklı tavırlar, İzmir’i de cazip hale getirdi.
Levanten dünyanın İstanbul ve İzmir’de ekonomiyi yönlendirmede büyük önemi görülmektedir. Öyle ki, İstanbul ticarette önceliği bırakmak istemezken,İzmir, art ülkesinin verimli topraklarında yetişen üzüm, incir, zeytin, bamya gibi sebze ve meyvelerin yanında pamuk, tütün gibi önemli endüstriyel ürünlere de sahipti. Bu nedenle İstanbul’u besleyen bir konumdaydı. Ayrıca oldukça güvenli bir ortama sahipti. Çünkü liman, coğrafi konumu itibariyle kuzey rüzgârlarına karşı korunaklıydı. Ayrıca saldırılara karşı diğer limanlara göre daha güvenli bir yapıdaydı. Bu nedenle yabancılar-Levantenler, yerleşim için belli dönemlerde yoğunluk kazanmak üzere sürekli İzmir’e gelerek yerleşti.
İzmir ve İstanbul’a önce Cenevizliler, sonra Venedikliler ve Fransızlar gelmişlerdir. Bunları zamanla İngilizler, Hollandalılar ve Almanlar izlemiştir. Ancak Levanten dünyaya damgasını vuran topluluk, daima Fransızlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki, Levantenler arasında kullanılan dil, Fransızcadır. Fransız okulunda okumak da adeta bir Levantenlik gereğidir. Ayrıca yukarıda da ayrıntılı bir şekilde değinildiği üzere, pek çok kaynakta Levantenlerden “Frenk” olarak bahsedilmektedir.
Ondokuzunucu yüzyılda Levantenlerin sayısı gittikçe artmıştır. Levantenler,yaşadıkları yerlerde sosyo - ekonomik ve sosyo - kültürel hayatın gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Ancak yirminci yüzyılın başından itibaren Anadolu topraklarından ayrılmaya başlamışlardır.
Levantenler, büyük ölçüde Kurtuluş Savaşı sonrası mübadele ile Anadolu’yu terk etmeye başlamıştır. Ayrıca, 1960’lı yıllardan sonra, köşklerin eskimesi ve tadilat için büyük paralara gereksinim olması dolayısıyla Levantenler, bundan vazgeçerek göç etmeyi tercih etmiştir.
Bir diğer neden de, Aydın demiryolunun İngilizler’den alınıp TCDDY’ye verilmesi olarak gösterilmektedir.Koloni usulü iş ve yaşam tarzına sahip İngilizler, bu nedenle ticari hareketlerinde kısıtlama yaşamış ve beraberindeki kişilerle göç etmişlerdir. İncelenen kaynaklardan da anlaşıldığı gibi bu iki neden, Levantenlerin İzmir’den ayrılışını destekler niteliktedir. Günümüzde hâlâ İzmir’de yaşayan Levantenler bulunmaktadır.Bunlar da tıpkı o dönemde olduğu gibi yine ticaret işleriyle uğraşmaktadır(Oban, 2006/1: 171).
İstanbul’da Levanten toplumunun en kalabalık olduğu dönem, tüm Osmanlı topraklarında olduğu gibi kuşkusuz ondokuzuncu yüzyıldır. Nitekim bu dönemde İstanbul’da 14 bin Levantenin varlığından söz edilmektedir. Görüldüğü gibi Levantenler, Türkiye’de özellikle İzmir ve İstanbul’da dikkati çekmektedir. Çünkü bu insanlar, temelde ticaretle uğraştığından, yerleşim için de liman şehirlerini tercih etmişlerdir. Çünkü ticaretle uğraşarak liman kentlerini adeta parsellemişlerdir. İstanbullu Levantenler, ticaretin getirdiği bu zenginliği özellikle bankerlikle daha da üst düzeye çıkarmıştır. Öyle ki, Galata bankerleri, Bizans devrinde Cenevizlilere tanınmış imtiyazlarla önem kazanmaya başlamıştır. Sultan II. Mahmut zamanında da sanayi devriminin çeşitli ve ucuz malları hem İstanbullu, hem de İzmirli Levantenleri oldukça zengin etmiştir.
Makalenin tamamı için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap'TıkLa'