Karadenizde Ermeni Mezalimi | Karadenizde Ermeni Mezalimi Tarih Öğretmeni | Karadenizde Ermeni Mezalimi Tarih Dersi | Karadenizde Ermeni Mezalimi tarih yıllık planı | Karadenizde Ermeni Mezalimi tarih sunuları|Karadenizde Ermeni Mezalimi tarih zümreleri|</
+ Tarih Portali » Özel Dosyalar » Ermeni Meselesi  » Ermeni Mezalimi
 Karadenizde Ermeni Mezalimi

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı Karadenizde Ermeni Mezalimi
Cevaplar 4
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 239
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Karadenizde Ermeni Mezalimi  (Okunma Sayısı 239 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 07 Kasım 2007, 22:10:25 »
Üye Bilgileri zιвєякαη
Yabgu
****

Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.063
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +96/-0
İrtibat


Karadenizde Ermeni Mezalimi




KARADENİZ'DE ERMENİLERİN YAPTIKLARI MEZALİM
1

GİRİŞ
Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı yayınlarından çıkan Ermeniler Tarafından Yapılan Soykırım Belgeleri adlı kitapta yeralan ve Ermenilerin Karadeniz Bölgesinde yaptıkları katliamlara dair belgelerin özet ve Transkribelerini (latin harflerine aktarılmış hallerini) yorumsuz olarak vermek istiyorum.
Bir zamanlar Kurtuluş Savaşı yıllarında Pontus çetelerinin Merzifon'dan, Trabzon’dan Çoruma kadar işledikleri cinayetleri Osmanlıca’dan çevirmiştim. Yayıncı her nedense uygun zamanı kolladığı için basılmadı. Ancak orda şunu görmüştüm, eğer halkların mübadelesi olmasaydı sanırım Karadeniz’de kan gövdeyi götürecekti. Çünkü evinden Pontus çetelerine şehit vermeyen aile yok gibiydi. Türkler savaşta olduklarından geride kalan kadın ve yaşlılar bu katliama maruz kaldıkları için isimleri unutuldu gitti. Eşelenirse neler çıkar neler...
Ermenilerin de 1914-1922 yıllarını kapsayan dönemde işledikleri katliamları anlatan bu kitabı çok değerli uzman arkadaşlarla birlikte hazırladık ve Başbakanlık tarafından yayınlandı. Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı yayını olarak. Bu kitapta verilen katilam listesinde ölen insanlarımızın yekünü 517 bin ediyor. İsimleri belli olan, katilleri, öldürülüş yerleri, şekilleri ve öldürüldükleri aletlerin isimleri belli olanlar. Yerli ve yabancı heyet raporlarının tercümesidir bunlar. Ayrıca 2 milyona yakın insanın da bu katliamda öldürüldüğü, ancak bunların isim tespiti yapılamadığı için listelerde filan köyden filan aileden şu kadar adam şeklinde ifade edilmiştir. Bu rakamı Lozan görüşmelerinde Ermeni tarafı da kabul etmiştir. Ancak bizimkiler nedense bundan habersiz gibi görünüyorlar.
Savaşta insanlar ölür. Bizim taraf ta elbetteki öldürmüştür. Bunun da yekünü 350 bin civarında diyorlar. Ancak daha da önemlisi Ermenilerin öldürülen insanların peşinden koşmaktan ziyade Ağrı daı merkezli bir Doğu Anadolu istekleridir. Bu da 11 tane vilayeti kapsamaktadır.
Bu konu uzun bir yazıyı oluşturabilir. Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.devletarsivleri.gov.tr
adresinde yeralan Yayınlar/Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayınları/Ermenilerle ilgili kitaplarda bilhassa giriş kısımlarında fazlasıyla bilgi bulmak mümkündür.
Olayın bilimsel boyutunu merak edenlerin başvuracakları yerler bellidir. Konunun en vehametli şekli ise “sıradan insanlarla mahalle kahvelerinde tartışılır üslupla” yalan yanlış "futbol"  muhabbeti kabilinden konuşulmasıdır.
Aşağıdaki metinde belgelerin çevirilerinin üstündeki numaralar kitaptaki belge sıra numarasını, onun altındaki de belgenin başlık ve özet bilgilerini, en sonundaki de Osmanlı Arşivi’nde kayıtlı olduğu numarayı göstermektedir.
Belgelerin diline dokunulmamıştır. Yani o zamanki Türkçe ile nasıl ifade edilmişse ö şekilde verilmiştir. Ne de olsa en küçük müdahele insanın aklına başka şeyler çağrıştırıyor memleketimizde. Dolayısıyla daha çor erbabına yönelik bir görüntü arzetmekedir. Ancak belge konu başlıkları ve özetleri herkesin anlayacağı şekilde verilmiştir.
Karadeniz Bölgesi'nde gerek Ermenilerin tek başlarına ve gerekse Ruslarla birlikte Müslüman halka yaptıkları mezalimi anlatan belgelerde Van vilayeti ile Bitlis ve Muş vilayetlerindeki olaylar da anlatılıyor. Meselenin bütünlüğünü vermek için buradaki vilayetlerde cereyan eden fecaatleri de birlikte verme yoluna gittim.

 



– 4 –
ERMENİ VE RUSLARIN YAPTIKLARI SOYKIRIM
Ermeni çeteleri ve Rusların Müslüman halka ırza tecavüz, ihtiyar ve çocukları hanelere doldurup yakma, cami ve türbeleri harab edip tahkir etme, cesetleri parçalayarak ateşte pişirip sağ olanlara yemeleri için zorlama gibi birtakım mezâlim uyguladıklarına dair Diyarbakır ve Trabzon vilayetlerinden gönderilen yazılar.
Massacre and atrocities perpetrated by Armenians

and Russians
According to writings sent from the provinces of Diyarbekir and Trabzon Armenians bandits and Russians assaulted muslim population, raped women, crammed in houses old people and small children and then burned them, profaned and destroyed mosques and saints’ sepulchres, grilled corpses cut into pieces and then forced the survivors to eat them.
3 Ş. 1334 (5. VI. 1916)


Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Diyarbekir Vilâyeti'nin fî 21 Mayıs sene [1]332 târîhli
telgrafnâmesi sûretidir.

Mültecîlerden Karakilise'nin Girekol karyesi Muhtârı Nezir bin Esad ve Poti karyeli Mehmed bin Hacı Ağa, Varto kazâsının Veliköy karyesinden Van'da bulunan Mehmed bin Bay Mirza'nın, Dirik kazâsı Mahkeme Re’îsi Abdülmecid, Müstantık Kemal, Jandarma Kumandanı Mülâzım Sabri ve Polis Me’mûru Mustafa efendiler ma‘rifetleriyle ma‘a't-tahlîf alınan ifâdelerinden istîlâya ma‘rûz ve İslâmlarla meskûn kurâ ve kasabâtda Rusların Ermeni çeteleriyle birlikde genç kadın ve kızlara tahammül-güdâz işkencelerle alenen fi‘l-i şenî‘ icrâ ve beğendiklerini alıp sevketdikleri ve kaçıp kurtulabilen binlerce ihtiyâr ve çocukları, diri diri hânelere doldurularak ihrâk ve câmi‘ ve türbeleri harâb ve tahkîr ve bir takım İslâmların cesedlerini parçalayarak ateşde pişirip sağ olanların önüne atarak ekletmelerini icbârla telezzüz ve daha kaleme alınması mümkin olmayan envâ‘-i fecâyi‘ vahşeti irtikâb etdiklerini görüp işitdiğini mübeyyin ifâde-i mazbûtaları irsâl kılındığı Dirik Kâ’im-i makâmlığı'ndan iş‘âr kılınmağla evrâkların vürûdunda derhâl takdîm kılınacağı ma‘rûzdur.
 



OF KAZASI SARVAN KÖYÜ...


Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

85 numaralı tezkireye melfûfdur.
Sûret
Of kazâsının Savan karyesinden olup düşmanın istîlâsından sonra bir takrîble kaçarak buraya gelen Şehbâz oğlu on beş yaşlarında Mustafa bin Mehmed, ber-vech-i âtî ifâdede bulunmuşdur:
«Bundan bir ay evvel askerimizin ric‘ati üzerine köyümüze giren düşman askeri etrâfı keşf ve tarassud ederek askerimizin adem-i mevcûdiyetine istihsâl-i kanâ‘at etdikden sonra, kemâl-i dikkat ve ihtimâm ile hânelerimizi, erkek ve kadınlarımızın üzerleri bi't-taharrî nukûd, ziynet-i inâs-ı beytiyye ve'l-hâsıl emvâl-i menkûle nâmına buldukları ve ele geçirdikleri eşyanın kâffesini ahz ve zabteylediler. Bu mu‘âmeleyi bitirenden sonra benim gibi birden bire çıkamayıp da geride kalan kadınlarımıza ta‘arruz ve tecâvüze başladılar. Karyemizden Şah Ali oğlu Mehmed'in zevcesi Nazlı'ya, Altun oğlu Hamdi'nin zevcesi Fâtıma Hûriye ve Şehbaz oğlu İsmâil'in zevcesi Âişe ve Astavel oğlu Hüseyin'in kızı Emine ve Molla Ali oğlu Ali'nin zevcesi Sâliha'ya şahısları ve tavr-ı vaz‘iyyetlerinden Ermeni olduklarını anladığımız efrâd tarafından vâki‘ olan tecâvüz ve icrâ edilen fi‘l-i şenî‘in bi'z-zât şâhidiyim. Ben köyden bir hafta çıkamadım. Düşman askerinin vahşiyâne tecâvüzâtı ve gasb ü müsâdere mu‘âmelâtı üç gün kadar devam eyledi. Bundan sonra zükûr ve inâs büyük ve küçük herkes Rize'ye doğru sevketmek üzere iken dört nüfûsdan ibâret olan â’ilem efrâdıyla bir gece köyden kaçmağa muvaffak olarak buraya geldim.» diyerek beyânâtına nihâyet vermekle ifâdesi bi'l-kırâ’e kendisiyle tarafımızdan imzâ edildi.


Fî 23 Mayıs sene [1]332
BOA. HR. SYS. 2872/4, Belge no: 3,4
 







– 5 –
ERMENİLERİN RUSLARLA BİRLİKTE TRABZON VE VAN HAVALİSİNDE MÜSLÜMANLARA YAPTIKLARI MEZÂLİM

Ermenilerin Ruslarla birlikte İslâm ahalisine ve özellikle kadınlara yaptıkları mezâlime ve kötü fiillerle ilgili Trabzon, Van ve Diyarbakır vilayetlerinden gelen raporlar hakkında Dahiliye Nezâreti'nden Hariciye Nezâreti'ne yazılan yazılar.



Atrocities committed by the Armenians and Russians against Muslims in Trabzon and in the neighborhood of Van.
Letters from the ministry of the interior sent to the foreign ministry upon receiving reports sent form the governerships of Diyarbekir, Van and Trabzon which state that Armenians and Russians outraged and committed atrocities against the population of these cities, especially the women.
12 Ş. 1334 (14. VI. 1916)
 

Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Vakf-ı Kebîr Kâ’im-i makâmlığı'nın 10 Mayıs sene [1]332 târîhli ve 100 numaralı şifresi sûretidir.
Ermeni çetelerinin ilk Loma hattından ric‘atde Viçe nâhiyesinin Sümela karyesinden Tahsildâr Osman Efendi hânesine ilticâ eyleyen birçok kadın ve çocukları katleyledikleri ve Âb-ı Hemşîn karyesinde otuz kişilik bir çetenin bir kaç hâneyi abluka ile derûnunda bulunan kadın ve çocukları toplayıp dereye sevk ve orada itlâf eyledikleri ve bunlardan kurtulan iki kadının mecrûhen bu taraflara gelmiş olduğu ve Âb-ı Süflâ karyesinde kalan kadınlara bazı Ruslar tarafından "Kaçınız! Kaçınız! Ermeniler geliyor. Sizi de keserler" dedikleri ve Of kazâsının Kelali karyesinden beş neferlik bir çetenin, bir kadına jandarma huzûrunda fi‘l-i şenî‘a mücâseretlerinde jandarmanın mümâna‘at etmesi ile merkûmu süngü ile katl ve kadına cümlesinin fi‘l-i şenî‘ icrâ etdikleri ve bunlardan bir mel‘ûn, kadının yanağının bir kısmını dişleriyle kopardığını karârgâhda ifâdesi alınıyor iken görmüş idim. Yine bu karyelerde tarafımızdan zabtolunan istihkâmlarda bir kaç kadın zuhûr etmiş idi. Of'dan asker çekildikden sonra Rusların ve Ermenilerin orada birçok ulemâyı hatta müftî efendiyi de katleyledikleri Sürmene'de söylenmekde idi. Akçaâbad köylerinde Ruslar ve Ermeni çetelerinin ve hatta Rum ahâlî yedinde bulunan mevâşîyi kâmilen toplayıp ve birçok hâneleri ihrâk ve kadınları gerilere sürmekde oldukları rü’yet olunuyor.
 



VAN HAVALİSİ KATLİAMI

Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Sûret
Seferberliğin ibtidâ-yı i‘lânında harîs-i meşrûtiyyet olduklarının beyânıyla hâdim-i vatan şeklinde ca‘lî hareketleri Avrupaca da mukayyed olan Ermeniler, kısmen Van Jandarma Alayı'na alınmışlardı. Bunlardan Nalbantyan Nersis zâbıta me’mûru sıfatıyla ma‘iyetlerinde Marotyan Marot ve Bodpodyan Mortad ve Koclu, eşkıyâ-yı meşhûreden David dahi merkûmun ma‘iyetine verilmişdi. Bir aralık harbin cereyânını dinlemekde te’ennî gösterdiler. Rusların Sarây kazâsını istîlâdan ve oradan tekrâr ric‘atden sonra bulundukları noktalar harîminde Ermenilerin kıyâmlarına mu‘âvenet ve zâhiren müzâherete ibtidâr etdikleri görülünce, jandarmadan terhîs olundular. Evvelce bunlara büyük çapdaki tüfenklerin tırnakları kâmilen çıkarıldıkları hâlde teslîm alındı. Bu tırnaklar Müslim başıbozuklardan Abdülhakem ve Yunus ustalara yapdırıldığı gayr-i münker vukû‘âtlardandır. Binâ’en-aleyh Rus kıta‘âtının Van hudûdunu tecâvüz etdiği târîhe kadar seferberlik i‘lânı içinde Ermenilerin cânib-i âlî-i hükûmetden gördükleri pederâne ve nüvâziş-kârâne âtıfete karşı fırsatı ganîmet bildikleri ve Rusyalılara olan mu‘âvenet zamanı[nı]n hulûl etdiği hülyâlarına ittibâ‘an yapdıkları cinâyetin, ihânetin yüzde bir cüz’üne â’id olup mukaddemâ Erzurum'da Üçüncü Ordu Kumandanlığı ve Diyarbekir'de Otuzüçüncü Fırka Vekâleti'nden yazılan listenin sûreti de merbûtdur.
Vaktâki Ruslar hudûd-ı Osmaniyye'ye birâz pây-endâz oldular. Ermenilerin artık hâb-ı râhatları kesildi. Akurâne Müslüman köylerine ve yolculara ve postaları durdurmağa kıyâm ve tekâlîf-i harbiyyeyi red ile berâber Müslüman köylerinden celbedilen erzâkın da memergâhlarını sed ve birçok yolcuyu katl ve hareket-i bâğıyyelerinde hod-gâm oldular.
Tenkîllerine ve itâ‘at-i mutlakadan inhirâf edilmemesi rü’esâ-yı hükûmetle beldenin Müslim eşrâfından mürekkeb bir hey’etle teblîğ ve seviye-i uhuvveti temdîd husûsları tefhîm olunduğuna cevâben Terzi Başyan Avadis Efendi'nin ifâdesinde; "Ne yapalım, [1]312 senesi iğtişâşında ebeveyni telef olanların çocuklarına söz anladılamıyor ve durdurulamayacakdır." demesi ve komite rü’esâsından bulunan Aram ve İşhan'ın telkînât-ı aleniyyesiyle kıyâm tâm alevlendi. Şatak kazâsı bu şitâbdan bir mâh akdem hükûmeti taht-ı tazyîka aldı. Gönderilen milis kuvvetleri kazâ merkezine duhûle imkân bulamadı.
Şatak kal‘asında metrûk bir aded kâr-ı kadîm balyemez topu âdî demir mermiyle milislere atıldı. Me’mûrînden bir kısmı gecenin birinde kaçabildiler ise de suları geçemeyen birçok ma‘sûmları nehir mahlûkuna gıda ve bu uğurda fedâ olup gitdiler.
1- Rus çetesinin 7 Kanûn-ı Sânî sene [1]330 tarîhinde Mahmûdî kazâsından Erçek nâhiyesi merkezine kadar ileriledikden ve oradan tekrâr ric‘at etdikden sonra esnâ-yı ric‘atlerindeki vukû‘ât, âtiyyü'l-arz fecâyi‘i mutazammındır.
2- Mirgehî karyesinde Molla Hasan nâm karye muhtârının bayrak çekerek vâki‘ olan istîmânı ısğâ ve kavâ‘id-i harbiyyeye istinâd edilerek yirmi yedi erkek ve 12 kadın ve 18 çocuk ki, cem‘an 57 nüfûs zebh-i hayvânî misillü tîğ-ı zülme alınarak şehîd edildikleri bizzât görüldü. Kız ve gelinlerinin de götürüldükleri tahkîk kılındı.
3- Çarıksız karyesinde bir çocuk dahi kuzu misillü kızartılarak bir süngü üzerinde bir direğe rabtedildiği jandarma Reşid tarafından bir hânede bulunarak huzzâra irâ’e edildi.
4- Kazâ-yı mezkûra muzâf Ahurik ile Avzerik karyeleri arasında maktûl dört kişinin elleri karınlarına sokulmuş mesâneleri ağızlarına bırakılmış bir hâlde bırakdıkları da görüldü.
5- Kezâ Kavlik'de yedi yaşında Fâtıma ve dokuz yaşlarında Güfaz nâmlarında iki sabiyyenin ön ve arkadan birçok fi‘l icrâ ve bu yüzden ayağa kalkamayarak âfâkı titretecek bir fîgân içinde ve fotoğrafileri medeniyet hâdimleriyle vahşeti ref‘e me’mûr olmak üzere ortaya atılanların enzâr-ı medeniyyetlerine muhtâc-ı irâ’e bir hâlde idiler. Bu karyede Alo nâmında ve yetmiş yaşını mütecâviz bir şahıs dahi katledilip mesânesi ağzına sokulamadığı anlaşılarak çene kemikleri süngülerle kırıldıkdan sonra vaz‘ edildiği de harb orduları beyninde şâyân-ı istiğrâb ahvâldendir.
6- Bu kazânın Astuci karyesinde Kemo nâmında bir şahsın da Zeliha nâmındaki â’ilesinin altı aylık kız çocuğu da, kadıncağız tandırda ekmek pişirdiği sırada tesâdüf eden düşman efrâdı tarafından çocuğu kuzu misillü tandıra atılıp vâlidesinin gözü önünde kızartılmış oldukdan sonra bunun yenmesi mezbûre kadına vâki‘ olan teklîf-i cebrin netîcesine muvâfakatı olmadığından, kadının sağ bacağı tandırda ihrâk edilmiş ve bu sâ’ik-i vahşetle hâlet-i nez‘de bulunduğu bi'z-zât görüldü. Bunun Ruslara mülhak Ermeni efrâdı tarafından yapıldığına cezm-i kavî hâsıl olmuş ise de mâdemki kuvvet Rus kıta‘âtıdır, mes‘ûliyeti de harb efrâdı nâmını alan o kıt‘aya münhasırdır. Bu karyenin diğer çocukları tezek yığınları içinde bırakılarak ihrâk olundukları da, bazılarının tamamen mahvolamayan na‘şlarından anlaşılmışdır. Hükûmet konağı kâmilen ihrâk olunmuşdu. Kışlanın da bir kısmı yanmış iken ateşi askerimiz taraflarından itfâ olundu.
7- Kazânın Heretil karyesinde Hacı Osman nâmında birini katl, üç nüfûs kızları ve iki gelinine hâric-i tahammül şenî‘ şekâvetin icrâsı ile müte’essir olan bu zavallılar bi’t-tab‘ terk-i hayat etdiler. Kazâ-yı mezkûrdan Rusların istîlâ etdikleri karyelerin inde't-tahmîn iki bine karîb etfâl ve nisvânın şehîd edildikleri ve genç kız ve gelinlerin de götürüldükleri vâzıhan sâbitdir. Bununla da iktifâ edilmeyip merkezi Kotur olan nâhiye halkından Gülbeyaz nâm, muhtârın on altı yaşlarındaki mahdûmuna bir kaç kişi tarafından fi‘l-i şenî‘ yapıldığı gibi Müslim erkekler kâmilen bir samanlığa doldurulup üzerlerine nöbetçi bırakılmış ve bunların nisvânına yirmi dört sâ‘at ef‘âl-i şenî‘a-i rezîleden sonra şehîd edilmişlerdir. Bezdikân karyesinde aynı cinâyet ve eser-i vahşetin icrâ olunduğu da gayr-ı münker ahvâlden görünmüş ve bu esbâb-ı cinâ’iyye ve hilâf-ı harbiyyeden dolayı kazâ halkından kalanları mecbûr-ı hicret olmuş ve mezâhim-i râhiyye ilcâsıyle yüzde sekseni yollarda telef olup bitmişdir. Harbin düvel-i mu‘azzama taraflarından vukû‘una ve istîlâya uğrayan bilâd ahâlîsinin her türlü ta‘arruzdan masûn olacakları ve öteden beri kava‘id-i düveliyye ve harbiyyenin bu merkezde temâdî edeceğine i‘timâd eden Van ve mülhakâtından hicret edemeyerek Rusların ikinci istîlâlarında vukû‘a getirildikleri ve mu’ahharan kıta‘ât-ı Osmaniyye Van'a duhûllerinde bazı harâbeliklerde ve dağlarda gizlenenlerden kurtulanların ifâdesi ve gerekse bi'z-zât müşâhade edilen ef‘âl-i cinâ’iyyenin tafsîlâtı.
8- Van'ın Halilağa mahallesinden Van Muhâsebe Mümeyyiz-i sâbıkı Hasan Efendi ve halîlesi ve kerîmesi ve birâderi mekteb mu‘allimlerinden Hüseyin Efendi ve halîlesi ve dört nefer sabîleri katledilmiş ve mûmâ-ileyh Hasan Efendi'nin kerîmesine icrâ edilen rezîlâne şenâ‘at, kavâ‘id-i harbiyyeye karşı olanca ma‘nasıyla denâ’etdir. Hele muhâsebe me’mûrluğundan mütekâ‘id Beşir oğlu Derviş Efendi'nin ve halîlesinin ve eniştesi a‘mâ Hayri ve zevcesinin gözleri önünde Hayriye nâmında ve Şâdiye nâmlarındaki iki bâkireye yapılan vahşî ve kasdî şenî‘in tafsîlâtını vermek değil insân, ağaçdan olan kalem de yazmakdan hayâ eder. Bunlardan birisi bu şenî‘-i rezîleden müte’essir olduğundan Van Vâlîsi Cevdet Bey tarafından Vastan kazâsı merkezine sevk edilen bir kaç kadın miyânında iken terk-i hayat etmesi Rus târîhlerini yaldızlayacak evsâfdandır! Sâ‘atlerce devam eden bu şenî‘ şekâvetden sonra, ebeveynleri de zebhe uğramışlardır.
9- Mahalle-i mezkûrdan Nalçacı oğlu Edhem ve harbde bulunan üç kardaşın on beş nüfûs neferi esîr-i harb olacak iken nâ’il-i şimşîr-i gadr oldukları gibi Şatak Sandık Emini Vehbi Bey'in zevcesi, peder ve vâlidesi ve amcası Yusuf Bey, kavânîn-i harbiyyeden gözledikleri mahzûziyyet-i insâniyye meydânda hûn-ı nâ-hakları Rusyalıların târîhini tezyîd eden mürekkeblere karışmışdır.
10- Mahalle-i mezkûre ahâlîsinden olup her devletin mevzû‘ kanunlarında ta‘addiyât-ı cismâniyyeden masûn ve kavâ‘id-i kanûniyyede mevki‘-i ihtirâmları bulunan doksan yaşında mahalle imâmı Îsa Efendi ve yetmiş yaşlarında mu‘allimlikden mütekâ‘id Râsih Efendi ve Hayrâtiye İmâmı Hoca Hacı Derviş Efendi birer eşeğe bindirilmiş ve birkaç gün sokaklarda gezdirilmekle teşhîr edilmiş. Sakalları traş ve çirkâbla telvîs olundukdan sonra vucûdları tedrîcen şerhalanmak şartıyla şehîd edilmişlerdir. Mumâ-ileyh Râsih Hoca'nın altmış yaşındaki zevcesine yapılan fi‘l-i şenî‘ ve âlet-i ta‘zîbiyye ile vaki‘ eser-i tazyîkle seyelân-ı demden Bitlis'de terk-i hayat etdiği kavânîn-i umûmiyye huzûruna irâ’e edilecek mesâ’ildendir. Mahalle-i mezkûrdan Sefil Kavas oğullarından Hurşid ve birâderi Kâmil'in on iki nüfûs â’ilelerinden üç nüfûs kurtulabilmiş, dokuzu Türk kanlarını seyelâna me’mûr edilen ve o yolda mahkûmiyet karârını verenlerin târîh-i medeniyyelerine bir kat daha teveşşuh etmişlerdir. Çilingir oğlu Süleyman Ağa ve halîlesi ve mütekâ‘idîn-i mülkiyyeden gözleri a‘mâ Halil Efendi'nin ve muhâsebe ketebesinden mahdûmu Sıdkı Efendi ve â’ilesi ve tahsildâr olup seferberlikden biraz akdem sokakdan geçerken keyfe me't-tefak cerhedilen Hacı Efendinin genç bir zevcesi, ikisi erkek, üçü inâs beş çocuğu, akrabasından Cebeci oğlu Hacı Yakub Ağa'nın hânesinde hûn-ı ma‘sûmları i‘dâm karârını verenlerin adâlet-i kanûniyyeleri bi't-tab‘ tabakât-ı âliyyeye irtikâ eylemiş bulunacakdır.
Keremzâde Hidayet Efendi'nin yetmiş yaşlarında halîlesine, kavânîn-i vahşiyyeye imtisâlen Şamram mahallesinde ve Mehmed Bey'in hânesinde, bilâ-te’eddüb icrâ-yı fi‘l-i şenî‘den sonra iki yüz kadın ve çocuk miyânında ve şakî şarkılarıyla na‘ş-ı ma‘sûmları şak ve şerhâlanmışlardır. Ve hasta yatan Mülâzım İzzet ve Cerrah Mehmed efendiler bu adâletin kurbânı olup gitmişlerdir.
11- Van'ın Mehmedbey mahallesinde Sa‘dullah'ın kızı ve Cemâl'in de zevcesi Seher ve biri beş, biri yedi yaşlarında çocukları, vâlidesinin elinden alınarak kama ile parçalandı. Kör Hamza oğlu Abbas'ın zevcesi, üç kerîmesi doğranmış. Halil Çavuş'un Âyişe ismindeki hemşîresi dayak altında ezilmiş, seksen yaşlarında Câbî Hacı Abdullah Efendi ve halîlesinin taş ile kafalarının ezildiği bi'z-zât görülmüşdür.
12- Şabane mahallesinden hasta yatan mütekâ‘id Mülâzım Abdurrahman Efendi odasından dışarıya çıkarılarak bidâyeten suratına teşerşür icrâ ve hayli döğüldükden sonra öldürülmüş olduğu bi'z-zât na‘şından anlaşılmış ve komşuluğundan kurtulabilenlerin şehâdetleriyle sâbit olmuş ve tüccârdan Hacı Ömer Efendi Ermenilerden iki hizmetkârının mu‘âvenetlerine ve Rusya'nın düvel-i mu‘azzamadan olduğuna i‘timâd ederek kaçmamış, Rusların istîlâsında parası alındıkdan sonra ârzûları vechile rûh-ı pâki cesedinden ayrılmış. Topçuoğlu mahallesinin sâbık muhtârı Bekir Efendi'nin on iki yaşında yeğeni Zâhire fi‘l-i şenî‘in te’sîriyle mahalle-i mezkûrdan Sohbetoğlu mahallesine gelinceye kadar bu on beş dakîkalık mesâfede terk-i hayat edip Rusların tekrâr Van'a avdet ve ta‘kîblerine binâ’en defni kâbil görülemediğinden bir duvârın altına uzatılarak duvârı mezbûre-i ma‘sûmenin üzerine yıkılmak sûretiyle tedfîni yapılmışdır.
13- Hâfızefendi mahallesinden İsmâil vâlidesi Güleş, Mahmud'un hemşîresi Âdile ve Menkelüz oğlu Bayram ve Kasab Abbas katledilerek Abbas'ın hüsnâ kerîmesi Fikriye, diğeri Şâdiye de Ruslar tarafından götürülmüşdür ki, isbâtı sehlü't-tahkîk mümkindir. Eminpaşa mahallesinde Gardiyan Ali ve iki hafîdi ve halîlesi ve gelini ve kanun hizmetinde bulunan Bayram'ın Mustafa isminde ve yedi yaşında mahdûmu, Seyyid Çavuş'un mahdûmu, Mustafa'nın iki erkek çocuğu ve halîlesi, Hacı Kaya oğlu İbrâhim Çavuş'un genç halîlesi Feride dahi arsa-i vahşetîde hisse-i nasîbelerini almışlardır.
14- Van'ın Abbasağa mahallesinde mütekâ‘iden mukîm Alay Kâtibi Mehmed Ali Efendi kendisinin bağçesine çıkarılarak bidâyeten parasının alındığı ve sonra kendisi de bir ağaca bağlanıp yirmiyi mütecâviz mermi vuruldukdan sonra bu bî-çârenin seksen yaşındaki hemşîresi ve kendi halîlesi de can acısıyla mûmâ-ileyhe koşar iken bunların ikisi de kama ile parçalandıklarını gören ve zevcesiyle erkek çocuğu şehîd edilen kadının şehâdeti ve bunların düşdükleri yerde kalan na‘şlarıyle görülmüş ve bunun komşusu sobacı esnâfından Necib Efendi ve halîlesi aynı şekâvete giriftâr olmuşdur.
15- Van'ın Selimbey mahallesi ahâlîsinden olup "Rusyalılar düvel-i mu‘azzamadandır, girdikleri mahallerde bi't-tab‘ kavâ‘id-i harbiyyeyi muhâfaza ederler" diye âsûde bulunanlardan Süvar oğlu Hâlid ve Ziya ve Rıza ve birâderi Fâik, Çevik oğlu Hoca Mehmed Efendi elliyi mütecâviz komşularıyla büyük bir hânede intizâr-ı adâletde iken Ruslarla müşterek Van Ermenilerinden Panos'un delâletiyle o civârı dolaşan müfrezeye vâki‘ olan istîmânda; erkekler ve kadın, çocuklar toplatdırılmış. Erkekler ve erkek çocuklar bir dizi olmak üzere dizilmiş ve kadınlardan işe yaramayanları ve kız çocukları da bu erkeklerin önüne sıra edilmiş. Panos'un "arş" kumandasıyla erkeklere ateş edilmiş. Ölmeyen erkekler boğazlanmış ve bu mahallenin telefâtı üç yüzü mütecâviz bulunmuşdur. Mûmâ-ileyh Hoca Mehmed Efendi'nin halîlesi tarafından ihtifâ edilen iki erkek çocuğuyla sâ’ir mahalde yakalanarak Amerika mü’essesesindeki Rus kumandanlığına götürülüyorken Senemke câddesinde Hacı Ziya Bey'in hânesindeki kuyuya atılmış ve Cevdet Bey'in Van'a duhûlünde kendisini ihtifâ eden kadın getirilmiş ve ifâdesi alındıkda aynı mes’eleyi tasvîr eylemişdir.
16- Tebrizkapısı mahallesinden kendisi harbde bulunan Sâlih ve â’ilesi Fâtıma ve beş yaşından on yaşına kadar dört nefer kerîmesi ve birâderinin ve hemşîresinin on yedi nüfûs kûlfetleri kanarada tevzî‘ edilen lahm misillü bidâyeten sağ olarak çengellere takılmış oldukdan sonra kama ile doğranmış bunların vâlideleri bu kanaranın altından geçirilip saçları bu ma‘sûmun kanlarıyla boyadılmış oldukda kadınlar salıverilmişlerdir. Kadınlar el-yevm Diyarbekir'de 198 numaralı hânede mukîme bulunuyorlar ve kezâ mahalle-i mezkûrda Sâlih'in hemşîresi Mahbûb ve üç oğlu, iki kızı ve Câmi‘-i Kebîr mahalleli Kâsım'ın â’ilesi Âyişe ve iki çocuğu katledilmiş ve fakat bidâyeten çocuklar boğazlanmış, kanlarını vâlidelerinin içmeleri vahşetleri tazyîk edildikden sonra mezbûretân dahi tîğ-ı gadre uğramışlardır.
17- Van'ın tahliye edildiği esnâda, sefînelere irkâb edilenlerden beşi fırtına dolayısıyle Erciş, Âdilcevaz kazâları civârına çıkabilmiş ve geceyi orada geçirmek isteyen bu sefînelere Ermeni efrâdı tarafından vehleten abluka edilerek kurşunla sefînede dört yüze karîb nüfûsu itlâf ve bir çoğu denize atılmış ve bu miyânda muhâsebe ketebesinden Siirdlizâde Tevfik Efendi ve â’ilesi ve birçok zâbıta familyası da dâhildâr-ı hilâf-ı beşeriyyet olan bu vukû‘ât-ı elîmeden kurtulan Polis Hâşim ve Celâl efendilerin ve bir iki ahâlînin ifâdeleriyle sâbit olmağla berâber Âdilcevaz Kâ’im-i makâmlığı'nca da mukayyed vukû‘ât-ı vahşiyyedendir.
18- Van'da müste’ciren kalan Alay Kâtibi Sivaslı Hasan Fahrî Efendi'nin halîlesi olup ahîren Rusların ric‘atleri esnâda çıkarılan kadın, bidâyeten Ermeni Kavas Miko tarafından ve Amerika mü’essesesinde iken gûyâ berây-ı insâniyyet hânesine götürmüş ve bu kadına da zevcesi katledilen ve Tüfenkçi Dursun Ustanın vâlidesi de birlikde olarak gitmişler ve gitdikden sonra __ yaparak ma‘îşetinizi temin edeceğim diyerek elli lirasını almış ve on gün kadar kaldıkdan sonra Osmanlı askerinin Van'a duhûl edeceğini işidince kaçar iken, merkûm Miko diğer şakîlerden birkaç kişiyi tahrîk ederek her iki kadının olancaları ellerinden alınmış ve alay kâtibin[in] iki çocuğu da öldürülerek savuşup gitdikleri kadınların ifâdeleriyle sâbitdir.
19- Üç yüz nüfûsdan ibâret bulunan Şeyhayne karyesi ahâlîsi Van'a hicret ederler iken İskele ve Kalacık karyesinin Ermenileri bunları yoldan çevirmiş, Zive karyesine ilticâya mecbûr tutmuş. İki yüz nüfûslu Zive karyesinde genç nisvân tefrîk edilmiş, erkekleri bi't-tamam katlolunmuş. İhtiyâre kadınlar ile sıbyânı da bir câmi‘e doldurmuşlar, sonra da mezkûr câmi‘i ihrâk eylemişlerdir. İhrâk içinde kendisini bir takrîb kurtarabilen ve el-yevm ber-hayat kalan Kürd İbrâhim ve Şükrü'nün oğlu Mustafa ve diğer Reşid'in oğlu Hakkı'nın ifâdeleriyle ve ahâlînin hâlâ çıkmamalarından sâbitdir.
20- Meşhûr ziyâretgâh-ı Müslimînden bulunan Mollakâsım karyeli ehl-i servetden ve yetmiş yaşlarında Feyzi Ağa'nın kafası zevcesinin kucağına verildikden sonra kesilmiş dokuz yaşlarında mahdûmu Sabri ve gelini Huriye dahi merkez-i vilâyete getirilmiş, Feyzi Ağa'nın parası bulunmak ve irâ’e edilmek üzere bu zavallılar be-tekrâr karyeye götürülmüş, paranın mahall-i ihtifâsı bulunmuş ve alınmış oldukdan sonra katledilmişlerdir. Tekyenin Zâviyedârı Şeyh Mehmed Şâkir ve mahdûmu Ziya ve bu Ziya'nın mahdûmu Sadullah ve kerîmesi Zeyneb ve Muhabbet, Saadet, Fâhire ve Fahriye, vâlideleri Mevhibe ile büyük vâlideleri Fâtıma, diğer üveği kızı Zehra'nın sûret-i fecî‘ada katledildikleri gibi bu şeyhin kardaşlarının hânelerinde sağîr ve kebîr olarak yetmiş nüfûsa karîb mahvedilmişlerdir. Gelinlerden Van'a götürdükleri Zâhide ve Fâtıma, Mermid çayı köprüsünden geçer iken kendilerini suya atmışlardır. Bu hâli re’yü-l ayn gören Sâlih oğlu Şerif'in zevcesi Mahi Hanım, mahfiyyen Van'a kaçarken dostlarından Mermid karyeli Hamparsom'un hânesin[d]e üç çocukla altı gün kalmış ve orada bu bahs Hamparsom tarafından tekrâr edilmiş ve mezbûre üç çocuğuyla Hamparsom tarafından bir sâ‘at kadar yola vurulmuş. Hamparsom dönmüş. Kadıncağız çocuklarıyla İskele karyesi Ermenileri tarafından yakalanmış. Çocuklar vahşî bıçakların vâsıl-ı cinânı olmuş kurtulmuş. Kadın bir mâh kadar Ermenilerin ahûrunda çalışdırılmış, bu esnâda Tatvan cihetine sefîne gideceğini işitmiş. Gece iskeleye gitmiş. Gemicinin birine çok yalvarmak sûretiyle dokuz mecidiye vermiş. Oradan sefîne hareket etmiş. Sath-ı bahrde kadın sıkışdırılmış. Bu köyün zenginlerinin para mahallerinin irâ’esi yolunda tehdîd ve tevehhüm olunmuş. Oradan tekrâr Mollakâsım karyesine çıkarılmış. Bir şey bulamayınca sefîneye dönmüş. Kadın Âdilcevaz civârına çıkarılmış. Oradan da Zilan cihetlerindeki Kürdlere karışarak gelmiş ve aynı vukû‘âtı şerh ve ta‘dâd eylemişdir. Bu hâl, bu karyeye ikişer sâ‘at mesâfede Amik ve Ayans karyelerinde de vukû‘a gelmişdir ki, bin beş yüze karîb nüfûslarından kurtulup gelen köyün imâmı Molla Yusuf ve mahdûmu Said ve muhtârı Cafer'in ifâdeleriyle sâbit ve vâki‘dir. Ve nâhiye-i mezkûrun Bağdaşan ve Karaağaç karyelerine aynı hakâretler ve itlâflar oldukdan başka da yirmi yaşlarında ve daha aşağı on yedi kızcağızlar da Rusya'ya götürülmüş olduğu muhakkakdır.
21- Timar nâhiyesi bi't-tamam Erçek ve Havasor nâhiyelerinin yüzde yetmişi katledilmiş ve Mendân karyesinde Erçekli şerrîn-i şerîr-i meşhûrun elde etdiği kırk beş nüfûs, nişân hedefi ittihâz edilmek sûretiyle i‘dâm edilmişlerdir. Erciş ve Âdilcevaz kazâları sekenesinin de yüzde ellisi tahlîs-i can edebilmiş ve Ercişli olup insâniyet ve servetiyle birçok Ermeniyi ihyâ ve tüccarlığa irtikâ eyleyen Hacı Hasan Ağa günlerce Ermeniler tarafından işkence edildikden sonra, rûh-ı pâkine hâtime verildiği şuhûd-ı adîde ile vâki‘dir.
22- Halil Bey fırkasının Rusyalılar tarafından ta‘kîbi esnâda Norduz kazâsının Şahotu köprüsünden geçmekde bulunan Sarây ve Hoşab kazâsıyle birçok nevâhî halkı ve Van ahâlîsinden Mamûretürreşad dâhilinde gitmeye gayr-ı muktedir birçok nisvân ve sıbyân dâhil oldukları hâlde Kazaklar yetişerek kılınçla kama ile itlâf ve suya dökülenlerin mikdârı kırk bini mütecâvizdir. Gevaş kazâsından ve gerekse Vastan'dan Müküs kazâsından imrârı suhûlet bilen ahâlînin üç bini mütecâviz nüfûsu da, ağır ve sağında Müküs komitesi tarafından bi’t-tamam katlolunmuşlardır. Dersa‘âdet'de nüfûs sicillâtıyle sâbit olacağı üzere Van muhîtinin zâyi‘âtı yüz bine karîb düşeceği tahakkuk eder. Hele Hakkâri'den çıkıp necât tarîki arayan Mûsevî milletinden üç yüz nüfûsun Seyl karyesinde doğranarak duvâr biçimi istif edildiklerini görenlerle isbât mümkündür.
23- Bütün câmi‘ler tahrîb ve ihrâk edilmiş ve meşhûr Şeyh Abdurrahman Baba makberi ve Şeyh Abdurrahman Baba tekyesi ve bütün Müslüman mahallâtı da ma‘an ihrâk olunmuş ve Van ve merkez muhît yangın görmüş tarlaya dönderilmişdir. Eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmiresi kat‘ u kal‘ edilmişdir. Van Hastahânesi'nden nakle imkân bulunamayan seksen kadar hasta efrâd, hasta ebniyesinde ihrâk olunmuşlardır. Kıta‘âtın Van'a duhûllerinde bidâyet-i hâdisede, Katırcı mahallesinden ve Ermeniler taraflarından Peynirci Receb oğlu Mahmud'un dört çocuğuyla halîlesi miyânında, Mülâzım Hüseyin Efendi'nin on iki yaşlarındaki kerîmesi götürüldüğünü Ermeniler inkâr edemezler. Bu kız kurşunla yaralı olduğu hâlde bilâ-terahhum hetk-i ırz irtikâb edilmiş ve kesret-i tecâvüzden bî-tâb kalmış ve mülâzımın mukaddemâ hizmetçiliğinde bulunan bir Ermeni tarafından saklanmış olduğu cihetle Vâlî Cevdet Bey tarafından Bitlis'e, Bitlis'den de buraya getirilerek el-yevm mecrûhan mevcûddur. Van'dan çıkarılmış kadınların müsâvî ve tafsîlâtı muğâyir-i âdâb görünen ızdırâb ilcâsıyle yürümeğe muktedir olamadıklarını bilen zâbitân mevcûddur.
24- Askerin Van'a duhûlünü haber alan ve cebellerde ve gerekse Rusların nezâreti altında bulunan bir takım aşîret halkı ve bir kısım köylü ahâlî, Van alındı nazarıyle Van'a toplandılar. Rusların tekrâr avdetlerinde ve Osmanlı kıta‘âtının ric‘atlerinde Engil karyesiyle Vastan karyesi aralığında telef olanların yekûnu on bini tecâvüz etdiğini ve nizâmiye kıta‘âtından esîr alınanların da ahâlî miyânında katlolundukları gayr-ı münker vekâyi‘dendir.
25- Van ahâlîsinden Otuzüçüncü Ahz-ı Asker Kalemi'ne mülhak Mülâzım-ı Evvel Şükrü Efendi'nin seksen yaşlarında ve Tayyar Efendi isminde amcası ihtiyâr zevcesinin muvâcehesinde ellerinden çivi ile kapıya çakılmış, ibtidâ burnu ve kulakları ve sonra da çenesi kesilmiş olduğu[nu] Yüzbaşı Hâlid Efendi ve rüfekâsı bi'z-zat görmüşlerdir. Zevcesi fecâyi‘-i vahşiyyede katlolunduğu müşâhede olunmuşdur. Şenâyi‘-i adîdeden biri de Erciş Ahz-ı Asker re’îsi olup nasılsa çıkamayan Hikmet Efendi'nin kerîmesi cebren bir Ermeniye verilmiş ve davul zurna ile teşhîr edildikden sonra pederiyle Rusya'ya gönderilmişdir. Mezbûrenin zevci bulunan Gevar Telgraf Müdîri Hakkı Efendi ise el-yevm me’yûs ve bu hâlle tecennün eder bir hâldedir. Bayezid Hudûd Bölüğü Mülâzım-ı Evveli Abdullah Efendi'nin Bayezid'de kalan â’ilesi, beş me’mûr â’ilesiyle Rusya'ya götürülmüşdür. Esîr-i harb olarak tanınmış ise büyük bir bahtiyârlıkdır.
Fî 11 Mayıs sene [1]332
Van Sâbit Jandarma Alay Kumandanı
Ali [V]âsıf

Logged

Bu Vatanı Neyle Aldın ki, Para İle Satmaya Çabalıyorsun?
"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."
Müslüman Türkten Başka Dost İstemem. Kendime Yediremediğim Tek Şey Şehid Olmadan Ölecek Olmam. Allah Askerimizi Korusun. Amin.
« Yanıtla #1 : 07 Kasım 2007, 22:10:44 »
Üye Bilgileri zιвєякαη
Yabgu
****

Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.063
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +96/-0
İrtibat

Ynt: Karadenizde Ermeni Mezalimi

KARADENİZ'DE ERMENİLERİN YAPTIKLARI MEZALİM
2
Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Polis Müdîriyeti'nin 14 Mayıs sene [1]332, 5675/81
müzekkiresi sûretidir.
Rus istîlâsına uğrayan havâlîde ilcâ-yı fakr u zarûretle hicret imkânını bulamayan ahâlî-i İslâmiyyeye karşı Rusların revâ gördükleri envâ‘-i zulm ve ta‘addîleri hakkında dâ’ireye bi'l-mürâca‘a hikâye-i hâl eden kesânın sûret-i musaddakaları melfûf ifâdât-ı mazbûtalarına nazaran Of kazâsının Lazandoz karyesine giren birinci Rus askerî kâfilesi tarafından ahâlînin nüfûs ve isimleri ve hânelerinin mikdâr ve adedini tahrîr ve tecrîden ve alabildikleri eşyayı ahz ve naklinden bir gün sonra muvâsalat ve Ermeni çeteleriyle mahlût bulunan ikinci Rus kâfilesinin karye-i mezkûreden Dilsiz oğlu Ali Osman zevcesi Yâsemin nâm kadının enîn-i tazallum-kârîsine rağmen iffetini pâ-mâl eylediklerini gören ve harekât-ı vâkı‘aları muhâlif-i vicdân ve insâniyyet olmakdan başka beşeriyet nâmına bundan eşnâ‘ bir fi‘l ve hareketin gayr-ı mutasavver olduğunu ihtâra cür’et eden zevci Ali Osman'ın süngü darbeleriyle kollarından cerh ve kalbleri hayat-ı insâniyyeden mahrûm olan bu vahşî askerler tarafından oralarda tesâdüf etdikleri pek çok kadın ve erkeklerin nâmûsu ve canlarını dehşet-efzâ bir sûretde hetk ve heder edilmiş ve Sürmene eşrâfından Fortunzâde Polad ve İsmâil Cibi oğlu Saadeddin efendilerin beyânâtında: Ruslar kazâ-yı mezkûrun Pervane karyesinden Suiçmez oğlu Bican Ağa'yı muvâcehesinde zevcesine fi‘l-i şenî‘ icrâsından sonra katl u itlâf ve kazâ-yı mezkûrun Purnak, Zimlekova, Zimle-i Kebîr ve karyeleri ahâlîsinden zarûretleri hasebiyle çıkamayanları katli‘âm ve Of kazâsının Alana [Alano] karyesinden ele geçirdikleri kadınları siperlerine götürerek tecâvüzât-ı vahşiyâneleri icrâ ve Polit[a] karyesinden Çakır oğlu Süleyman'ın zevcesi ırzına tasallut edildikden sonra i‘dâm ve Sıva (?) karyesinden Tehî oğlu Emin ve kazâ tahsildârlarından Ali ve Zino [Zeno] karyeli Hacı Mustafa oğlu Mehmed ve Molla Mahmud oğlu asker Mahmud'un â’ilelerine ve Komanit karyeli Kemahcızâde Ahmed ve Kelali karyesinden Ali oğlu Mehmed ve Dayı oğlu Hüseyin Ağa ve efendilerin bâkire kerîmelerine tecâvüzât-ı iffet-şeknâne ve Sürmene kazâsının İnoztaş [linostaş] karyesinden Ömer oğlu Osman Efendi'yi katl ve zevcesine tasallut edilmiş ve şu harekât-ı bâğıyâne Rus askerlerinin iştirâkiyle berâber kısm-ı a‘zamı kendilerinin ihmâlkâr nazarları karşısında, Ermeni çeteleri tarafından icrâ olunduğu anlaşılmış ve Yomra nâhiyesinin Likne [Diğene] karyesinde Ta‘yıncı oğlu Hâfız Abdurrahman bin Mehmed'in esnâ-yı hicretde kendisine mülâkî olan nâhiye-i mezkûrenin Karanlı karyeli kırk yaşlarında bir kadının ifâdesine atfen vâki‘ olan beyânâtı da dahi bunları istîlâ eyleyen düşman askerleri rast geldikleri gençleri Ermeni çetelerine teslîmen mahâll-i âhara sevk ve ihtiyârları ile ma‘sûm çocukları süngüleriyle katl ve telef ve kadınları vahşiyâne tasallutlarına hedef eylediklerini ve hatta on kişi tarafından mezbûrenin dahi ırzına tecâvüz edilerek bî-tâb bir hâlde terketdikden sonra Kadaru[k]sa karyesine kaçabildiği ve Rusların uğradıkları her yerde zulm ve şenâ‘at kaçırtması hükmünü icrâ ve Ermeni çeteleriyle her zaman bu hûn-rîzâne harekâtın pîşdârı oldukları tebeyyün etmiş olduğu ma‘rûzdur.
 

SÜRMENE

Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Sûret

Rusların istîlâsına ma‘rûz kalan memleket ahâlî-i İslâmiyyesine karşı Rus askeri tarafından yapılan fecâyi‘ ve şenâ‘at hakkında Sürmene kazâsı eşrâfından Fortunzâde Polat ve İsmâil Cibizâde Saadeddin efendiler ber-vech-i âtî beyânâtda bulundular:
«Sürmene'nin Pervane karyesinden Suiçmez oğlu Bican Ağa'nın muvâcehesinde Rus askerlerinin zevcesine fi‘l-i şenî‘ icrâ etdikden sonra Bican Ağa'yı telef ve Sürmene'nin Purnak, Zimlekova, Zimle-i Sağîr ve Kebîr karyeleri ahâlîsinden zarûret hasebiyle çıkamayanları katli‘âm sûretiyle itlâf etdikleri gibi düşman askerleri taraflarından alınıp istihkâmlarına götürülen on beş kadar Of kazâsının Alana [Alano] karyeli kadınların ırzlarına ta‘arruz ve bî-tâb bir hâlde istihkâmlarda terketdikleri Of'un Polit[a] karyesinden Çakır oğlu Süleyman Ağa'nın zevcesine fi‘l-i şenî‘ icrâ ve müte‘âkiben Süleyman Ağa'yı katleyledikleri ve kazâ-yı mezkûrun Sıva (?) karyesinden Telli oğlu Emin ve Of tahsildârlarından Ali Efendi â’ilesine ve Komanit karyeli Kemahcızâde Ahmed Ağa'nın bâkire kerîmesine ve Zino [Zeno] karyeli Hacı Mustafa oğlu Mehmed'in gelinine ve Molla Mahmud oğlu asker Mahmud'un â’ilesine ve Kelali karyesinden Ali oğlu Mehmed'in ve Dayı oğlu Hüseyin'in bâkire kerîmelerine envâ‘-i şenâ‘ati icrâ ve Sürmene'nin Linoztaş [linostaş] karyesinden Ömer oğlu Osman Efendi'yi katl ve zevcesinin ırzına tasallut etdiklerini, bu â’ilelerden firâra muvaffak olan Emin Ağa ve Tahsildâr Ali Efendi, ve Kemahcızâde Ahmed Ağa'nın kerîme ve â’ilelerinin ağlayarak vâki‘ olan ifâde ve beyânâtlarından ıttılâ‘ hâsıl etdiğimiz gibi isimleri ta‘dâd olunan karyeler ahâlîsinden olup hicret münâsebetiyle tesâdüfî olarak görüşdüğümüz pek çok kimselerin ifâdelerinden anladık. Ma‘amâfîh gerek Rus askerlerinin ve gerek berâberlerindeki Ermeni çetelerinin istîlâ eyledikleri mahalle ve karyelerde daha çok insâniyete yakışmayacak harekât ve ef‘âllerini işitdik ise de isimleri ve karyeleri hâtırımızda kalmamışdır.» demekle mûmâ-ileyhim taraflarından ve tarafımızdan imzâ edildi.
    Ahâlîden   Ahâlîden   Komiser Mu‘âvini   Komiser Mu‘âvini
   



YOMRA

Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Sûret
Yomra'nın Like [Diğene] karyesinden Ta‘yıncı oğlu kırk yaşlarında
Hâfız Abdurrahman bin Mehmed Efendi dâ’ireye gelerek
ber-vech-i âtî ifâdâtda bulundu:
«Karadere'deki noktanın bozulması üzerine ma‘a-â’ile ikâmet eylediğim hâneden hicret etmek mecbûriyetinde kaldım. Esnâ-yı râhda berâberimdeki sığır hayvanlarını ra‘y etmek üzere bulunduğum sırada Yomra'nın Karanlı karyesinden tahmînen otuz beş-kırk yaşlarında bir kadın ağlayarak yanıma geldi. Karyelerinin düşman tarafından istîlâ olunmasını müte‘âkib düşmanın zarûret hasebiyle karyeden çıkamamış olan erkeklerden ihtiyârları tamamen katl ve gençleri toplayarak yanlarında bulunan Ermeni çetelerine teslîmen mahall-i âhara sevk ve ma‘sûm çocukları da süngüleriyle telef etdiği gibi gelin, kız ve kadınların ırzlarına tasallut ve envâ‘-i şenâ‘at icrâ eylediklerini ve hatta kendisinin de on kişi tarafından ırzına geçildiğini ve geceleyin hânesi civârındaki hendeklerden sürünmek sûretiyle henüz istîlâya ma‘rûz kalmayan Kadaru[k]sa karyesine geçip canını kurtardığını hikâye eylediği gibi esnâ-yı râhda daha buna mümâsil pek fecî‘ haberler işitdim.» diye beyân-ı hâl etmekle işbu ifâdesi kendisine imzâ ve tarafımızdan dahi imzâ edildi.
    Ahâlîden   Komiser Mu‘âvini   Komiser Mu‘âvini
   



RUS VE ERMENİLERİN BİRLİKTE YAPTIKLARI FECAATLAR


Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti
Rus ve Ermenilerin gayr-i kâbil tahammül-sûz fecâyi‘i
14 Teşrîn-i Evvel sene [1]330, harbin ilk safhalarında ve Rusların hudûd-ı Osmanî'yi geçdiği bir sıralarda Körmuson'dan Malazgird'e kadar müşâhedâtıma ma‘tûf olan ahvâl ber-vech-i âtî îzâh olunur.
Ruslar tarafından istîlâya uğrayan mahaller ahâlî-i İslâmiyyesi hakkında Rus ve Ermeni çetelerinin yekdiğerine müsâbaka edercesine yapdıkları mezâlim öyle bir mezâlim ki, hamlini henüz vaz‘ etmemiş kadınlara karınlarından çocukları çıkarılmak bu hâle bâ‘is Bayezidli Ermeni çete re’îsi Soron, Erzurum meb‘ûs-ı sâbıkı Pasdırmacıyan Karkin, başlarında bulunan bin iki yüz kadar Ermeni çete efrâdıyla İslâm köylerini dolaşıyor. Güzel kadınların nâmûsunu lekedâr etdikden sonra çirkin olanları gûnâ-gûn mezâlim ile öldürüyorlardı. Bu miyânda Kavak karyeli Keleş Ağa'nın gelini öldürüldükden başka, oğulları ve diğer â’ilesi kazığa çakılmak sûretiyle itlâf olunuyordu. 28 Nisan'da Malazgird'in sukûtunda, â’ilemle merkeze bir buçuk sâ‘at mesâfede Yaramış nâmında bir Çerkes karyesinde bulunuyordum. Rusların ânî hücûmu üzerine ne karye ahâlîsi ve ne de â’ilemi halâs etmek müyesser olmadı. Yalnız olarak Ahlat'a tâbi‘ Hulik nâmında bir Çerkes karyesine firâr edebildim. Âkıbeti orada intizâr ediyordum. 23 Mayıs târîhinde buralar da sukût etdi. Bu karye ahâlîsi nefsini kurtarabildi ise de diğer bir Çerkes karyesi olan Ağcaviran ahâlîsi kendilerini ve hayvânâtlarını kurtaramadılar. Yirmi-otuz bin lira râddesinde bulunan bu iki karyenin bi'l-umûm mevâşî ve eşya-yı beytiyyeleri götürüldükden sonra Ağcaviran karyesinden Musa ve Sadullah beylerle on nefer refîki elleri bağlanarak Malazgird'e sevk ve ifâdeleri alındıkdan sonra Ermenilere teslîm edildi. Gözleri oyulmak sûretiyle Kire denilen mahalde itlâf olundu. Şu fecâyi‘ ve mezâlimi müşâhede eden Yaramış karyeli Çerkes İlyas Bey'le diğer köy ahâlîsi fırsatdan istifâde ile firâr etmek yolunu arıyorlardıysa da emellerine muvaffak olamıyorlar. Hergün Ermeni ve Rusların mezâlimine ma‘rûz kalıyorlardı. Bu mıntıka-yı harbden ayrıldıkdan sonra bir müddet de Liz cebhesinde bulundum. Bu cihet mıntıkasında, Beşinci Kuvve-i Seferiyye vatanın müdâfa‘ası yolunda her türlü fedâkârlığı yapıyor. Düşmana kahhâr darbesini indiriyor. Efrâdından mecrûh olanları Liz Hastahânesi'ne sevkeyliyor. Orada tedâvî etdiriyordu. Mevcûd kuvvetiyle bir şey yapamayacağını hisseden düşman, Van tarafında bulunan beş-altı bin Ermeni gönüllü ile İran'dan Dragon atlılarını celbetdi. Haziran'ın yirmi üçünde başlayan top ve tüfenk muhârebesi altı gün devam etdikden sonra Temmuz'un birinde bu noktadan da çekilmek lâzım geldi. Pek müsta‘cel olan bu çekilmek sırasında hastahânede olan bazı efrâd kurtarılamadı. Liz de mevcûd Ermeni kadınlarına terkedildi. Liz, Hoşgeldi ve Pürkaşin'e kadar gelen Rus ve Ermeniler bi'l-âhire Dokuzuncu Kolordu'nun ve Hınıs tarafından tazyîki üzerine tekrâr çekilmeye mecbûr edildi ve hudûd hâricine kadar püskürdüldü. 11 Temmuz'da idi, tekrâr Liz'e gelmek ve oradan Yaramış'da kalan â’ilem nezdine gitmek îcâb ediyordu. Liz'e geldiğim sırada evvelce orada bırakılmış hastagân hâtırıma geldi. Bunları görmek, ahvâllerini öğrenmek istiyordum. Hastaların bulunduğu mahallere gitdim. Ahvâllerini gördüm. Te’essürâtdan ne yapacağımı şaşırdım. Otuz-kırk kadar hasta efrâdın bazılarının gözleri çıkarılmış, bazıları salben i‘dâm edilmiş, bazılarının yüzlerinden vücûdlarının yarısına kadar koyun gibi soyulmuş, kısm-ı a‘zamının başları vücûdlarından ayrılmak sûretiyle Neronlara, Timurlara, Cengizlere rahmet okudurcasına mezâlim icrâ edilmiş olduğu yanımda bulunan Kopolu kâ’in birâderim Çerkes Musa Bey ve Çerkes Cemâl ve Hüseyin efendilerle şu hâl-i esef-iştimâli müşâhede olunmuş, oradan müte’essirâne ayrılmağa mecbûr kalınmış, şühedânın bakıyye-i izâmları tarafımızdan toplanarak bir arada defnetdirilmişdir. Şu hâlden pek müte’essir olan kâ’in birâderim Musa Bey, köy derûnunda dolaşırken ölmemiş, bir mahzende açlıkdan ölmesine ramak kalmış bir efrâda tesâdüfle merkûmu mahzenden çıkarmış. Münâsib bir mahalde istirâhatini te’mîn etmiş. Bir parça karnını doyurdukdan sonra yapılan mezâlimin tahkîki için bana âdem-i mahsûs göndermiş idi. Neferin ismi Memiş, pederinin ismi Abdullah olduğunu ve Boğazlıyan kazâsının Babayağmur karyesinden bulunduğunu ve bu mezâlimi Ermenilerle Liz'de kalan Ermeni kadınları tarafından icrâ edildiğini, kendisi bir fırsatdan bi'l-istifâde firâr ederek bir mahzende saklandığını kemâl-i te’essürle söylüyor ve cümlemizi de bu te’essürâta iştirâkle ağladıyordu.

Meşhûdât ve sıhhate iktirân etmiş ma‘lûmâtımı bî-tarafâne kasemle takdîm eylerim.
Muhâcirînden
Konyalı Hasib
 

Harbin henüz mebde’inde üç yüz otuz Teşrîn-i Evvel'in nihâyetlerinde düşman Tutak'ı istîlâ etmiş ve ahâlî arasında heyecân başlamış ve muktezâ-yı hamiyyet, herkesi birer sûretle vatanın muhâfaza ve müdâfa‘asına sevkeyliyordu. Bu miyânda ben de mütehassis olduğum en yüce bir hisle ve elimden gelebileceği bir derecede vatanımın müdâfa‘asına koşmak ârzûsuyla Tutak'ın Esmer karyesine gitdim. Yüz elli kadar atlım ile Tutak'ın Esmer karyesinde bulunuyordum. Eleşkird Kazâsı Tahsildârı Abdülkadir Efendi ile kazâ-yı mezkûr ağavâtından Ömer Ağa ve Pasinler kazâsından Ahmed Bey bin Taşdan Bey yanıma geldiler. Eleşkird ahvâlini bunlardan su’âlimde kemâl-i te’essürle dediler ki: "Vaktâki, Rus ve Ermeni çeteleri Eleşkird'i basdı. Der-akab bütün Eleşkird köylerini erkek ve kadın ve kız çocuklarıyla berâber Didem karyesine ve Pasinlerin Ardos ve Sülüki ve Emrekom, Esvence [Ebsemce] ve Karabıyık ve Maslahat ve Horasan ve Kötek ve Yağan ve Çamurlu ve Tüyler ve Tenzile ve Akzehir köyleriyle diğer yirmi üç pâre karye ahâlî-i İslâmiyyesini Esvence [Ebsemce] ve Tenzile'de katli‘âm ve inâs kısmının nâmûsunu lekedâr ve hayvânâtlarını gasben götürmüşlerdir. Bu hayvânât mikdârı koyun, keçi, camus, esb, ester, öküz ve inek olarak yüz elli bin râddesinde idi. Ve [1]331 senesi şehr-i Nisan onuncu cum‘a günü Malazgird'in Kiranlık karyesinde bulunduğum sırada Rus ve Ermeni çeteleri Tutak merkez kazâsıyla bütün İslâmdan ibaret olan merbûtu Esmer vesâ’ir 53 pâre karyelerini basarak yirmi bine karîb bir nüfûs ve Top ve Köşk ve Esmer karyelerinde ictimâ‘la bunları ihrâk ve inâs kısmını dâhile sevkeylemişler, olduklarını da esâretden bir sûretle firâr eden Kargalık karyeli Sâlih Bey oğlu Feyzullah ve karye-i mezkûreli Reşid Efendi'yle muhtârı Seyyid Han ifâde eylemişlerdir. Ve bunların da efrâd-ı â’ilesi de bu miyânda itlâf eylediklerini hüngür hüngür ağlayarak söylediler.
Malazgird kazâsı dâhilinde Beküran karyesinde â’ilesiyle birlikde ikâmet etmekde olan Berber İlyas ve mahdûmu Şevket'i iki zevcesiyle bir kerîmesini bikrini izâle sırasında ricâ etmekde olan vâlide ve ebeveynini yine Malazgird'e tâbi‘ Dolabaş karyeli Mardiros ve karye-i mezkûreli Cendi ve Harâbe-i Kasımî karyeli Kelekçi Simon ve Kala kasabalı Mardovak'ın ve birâderi Kânî, Görk (?) karyesinde ikâmet eden Serop ve sekiz nefer Kazak atlısıyla mezbûrelerin fi‘l-i şenî‘ icrâsından sonra kerîmesinin boynunda olan ve kıymeti yirmi iki guruşdan ibâret bulunan bir rub‘iye altınını çıkarmağa bile tenezzül değil, fazâyihi göstermek için merkûm Mardovak'ın Kostantin nâmında bir Kazağa "Omuz küreği kılıncını ver! Altunu bak ne sûretle çıkaracağım" demesi üzerine, merkûm Kazak kılıncı kendisine verir. Bî-çâre kadının boyunundaki altun insâniyete değil, hayvânat-ı vahşiyyenin kabûl edemiyeceği bir sûretde mezbûrenin boynunu kılınçla kat‘ ve mezkûr rub‘iye altınını Kazağa ihdâ ve diğer peder vâlidesini de "Ver i‘lâmına bakayım" Elinden kâğıdı alacağı sırada diğer bir Kazak kılınçla merkûmun kellesini uçuruyor. Gâyet müstehziyâne bir tavırla "Ne tez öldü!" gibi garâ’ib gösteriyordu. Âlem-i beşeriyyet bu gibi fezâyiha acabâ ne diyecek ve târîh bunu ne sûretle kaydedecekdir? Harb-i Umûmî'nin icrâ etdiği te’sîrât her nokta-yı harbde bu şenâ‘atı kabûl ediyor. Ediyor da icrâ kılınırsa yirminci asır medeniyetiyle kâbil-i te’lîf değildir. Hâyır! Bu dehşet-engîz fecâyi‘ bî-çâre, ma‘sûm İslâmlara revâ görülüyor. Ruslar ve Ermeniler âlem-i İslâmiyyetden hiss-i intikâm almak istiyor ve yine Malazgird'e merbût Ada karyesi ahâlîsinden ve mahkeme-i bidâyet a‘zasından Hüseyin Bey ve meclis idâre a‘zasından Şâmil beylere kendi hizmetçileri Ermeniler tarafından fi‘l-i şenî‘ icrâsından sonra merkûmları â’ileleri huzûruyla ve işkence eylemek sûretiyle Şâmil Bey'i itlâf, Hüseyin ve Abdullah Bey â’ilelerini de muğâyir-i insâniyyet olarak ırzlarına tasallut etmişler. Henüz sinn-i rüşde vâsıl olmayan bir sabiyye kız çocuğunun bikrini ba‘de'l-izâle kendisini katleylemişlerdir.
Yine bu cümleden olmak üzere Malazgird'de yüzbaşı mütekâ‘idlerinden merhûm Mirliva İbrâhim Paşa'nın birâderi Ahmed Bey'in hânesine müsâfir olarak â’ilesine; "Bizim âdâtda mestûr olmak yokdur. Her kadın serbest olmak ve açık bulunmak ve bize bu sûretle hizmet etmek lâzımdır" yolundaki ifâdelerine karşı; "Biz bu âdete ri‘âyet edemeyiz" cevâbında bulunmuşlarsa da; "Bu âdeti kabûl eder ve bizlere sâkîlik ederseniz hayatınızdan emin olabilirsiniz" kabûl olunmadığı hâlde kendi hareketlerinde muhtâr olduklarını ve her türlü ef‘âli icrâ edeceklerini sûret-i kat‘iyyede ifhâm ve hatta bu sırada Rus zâbitlerinden birisi büyük kerîmesine fi‘l-i şenî‘ icrâ eylediklerini mezbûreler gâyet acı ve müte’essirâne bir sûretde ifâdâtda bulunmuşlardır.
Muş hakkındaki fecâyi‘a gelince, bunu bir sûretle ta‘rîf etmek kudret-i beşerin fevkindedir. Henüz Kânûn-ı Sânî'nin yirmi dokuzunda idi. Harbin her cebhesinden gelen mültecîlerin feryâd ve figânı işidenlerin tüylerini de ürperdecek bir dereceyi geçmiş idi. Kânûn-ı Sânî'nin yirmi dokuzunda başlayan ve şiddetini artdıran harb sadâsı ve top tarrakasından ziyâde, Ermeni ve Rus çetelerinin mezâlimi, harbden daha ziyâde insanları dehşet içinde bırakıyor ve herkesi bir ihâfe istîlâ eyliyordu. Harb yakîn oldukça canını kurtarmak isteyenler telâşla oraya buraya koşuyor ve kış el ve ayakları bağlıyor. Diri diri o zâlimlere, o bî-çâre Müslümanları hediye bırakıyordu. Vesâ’itden mahrûm olan aceze gürûhu tevekkeltü etmekden başka çâre bulamıyor ve nefsini bilerek ölüme teslîm eyliyordu. Çünki bir tarafdan kış, bir tarafdan vesâ’itsizlik ve ma‘sûm çocukların âh u enîni herkesi şaşırıyor, kımıldamak imkânı bırakmıyordu. Bu miyânda kudreti olanlar her çi bâd-âbâd hayatını kar içine atıyor. Atamayanlar Ermeni kılınçlarına boyunlarını uzadıyordu.
Üç Şubat târîhinde idi. Muş da sukût etdi. Muş, Ermeni şakîlerinin bir cevelângâhı olmuş, kanına susamış canavar gibi etrâfa saldırıyor. "Hani İslâmlar nerededir?" diyerek bir gazabla arıyorlardı. Rast geldikleri İslâmları tutuyorlar meclis ittihâz etdikleri bir mahalde topluyor, "Hiss-i intikâm" deyu bağırıyorlardı. Gerek kadın ve gerek tesâdüf etdikleri bî-çârelere "Bakınız burada bir İslâm var. Geliniz bunu da öldürünüz" yolunda arkadaşlarını çağırıyordu. Muhadderâtdan güzel kadınların nâmûsları pây-mâl olunuyor. İhtiyâreleri, ihrâk bi'n-nâr edilerek diyâr-ı ademe gönderiliyordu. Pençe-i zâlimânelerinde kalan eşrâfdan Hacı Murad ve Reşid Kötanlızâde Hacı Mehmed ve Cafer ve Neccar ve Abdullah ve Yusuf ve Mehmed Han ve Nâdir Han ağalar Kızılmanastır kurbânı denilerek mahall-i maktele sevk ediliyordu. Varto kazâsının İz nâhiyesi dâhilinde Ciran aşîretinden Cündi Ağa'ya mensûb on beş karye halkının Bitlis cihetine savuşmak emeliyle muvâsalat etdikleri Muş ovasının Akcan nâhiyesinden mürûrlarında Çehârincûr tarîkıyla Muş'un Sekâvî karyesine muvâsalat eden Rus ve Ermeni çeteleriyle üç sâ‘at miyânelerinde vukû‘a gelen müsâdeme esnâsında, kâfileden tefrîk etdikleri bini mütecâviz erkek ve kadın ve çocukların Bezan karyesinde iskân etmek iğfâliyle götürdükleri Murad nehrinde Gölhazal denilen ma‘rûf göle kâmilen ilkâ, bunlara â’id ağnâm ve hayvânlarının Rus askerinin merkezi bulunan Çehârincûr karyesine gönderilmiş, ma‘rûfînler ayaklarına ağır frenk na‘lları çakılmışdır. Meşhûdât ve sıhhate iktirân etmiş ma‘lûmâtımı bî-tarafâne kasemle tasdîk eylerim.
Bunların hepsi Bitlis vak‘ası karşısında ve bu manzara önünde hepsini unutur. Bu fecâyi‘ hâtıra geldikce vücûdlar lerze-nâk olur. Şubat on dokuz gecesi, sâ‘at on buçukda başlayan top ve tüfenk tarrakaları uykuda bulunan ahâlînin daha ziyâde kuvve-i ma‘neviyyeyi kırıyordu. Feryâd u figân âsmâna dayanıyordu. Yunus Çavuş nâmında birisi, hânesinden çıkmış sokakda gezerken birçok Rus ve Ermeni şakîlerine tesâdüf etmiş. Yol bulup firâr edememiş. Van İstînâf a‘zâsından Şaban Efendi'nin hânesine giderken yollarda pek müdhiş bir manzara karşısında tesâdüf etmiş ve katlolunanlar hakkında envâ‘-i mezâlim icrâ edildiğini re’yü'l-ayn müşâhede eylemiş. Kadın, çoluk ve erkekleri mahalle başına doğru Rus ve Ermeni, Kazak ve saltadları tarafından sevkolunmuş ve bu esnâda binlerce tüfenk sadâsı ve lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ Müslüman cenâzesine rastgelmiş olduğunu ve ikindi vaktinde dört Ermeni iki Rus askeri Şaban Efendi'nin hânesine bi‘d-duhûl hânede bulunan bir Ermeni kadını Şaban Efendi kendi ağası olduğunu ve kendisinin de Ermeni bulunduğunu ifâde etmiş. Gelenler kadınıyla Şaban Efendi'yi Antranik Paşa'ya götürmek lâzım geldiğini, bunlardan ikisi gidip dört neferin hânede kaldıklarını bi'l-âhire avdet eden kadın, Şaban Efendi'nin katlolunduğu ve hânede kalan bu dört Ermeni ve Rus neferi mûmâ-ileyhin â’ilesinin ırzına tasallut eylediklerini ve bu hânede ihtifâ eden diğer â’ilelerin feryâd u figânları âsmâna çıkdığını ve bu hânenin de mahvedildiğini ve mevcûd cenâzeler hâne derûnunda bırakılmayıp taşra atdıklarını ve bir kadın "Hazret-i Îsa'yı severseniz beni öldürmeyiniz" yolundaki ricâsı üzerine mezbûreyi içeri götürüp bi'l-âhire öldürdükden sonra çocuğuyla berâber dışarı atıldığını ve bundan bi'l-istifâde Mutki tarîkıyle firâr etdiğini, firârından evvel aceze çoluk ve kadınların ihtiyârelerini Şeyhu'l-karîb denilen tekyeye doldurup ihrâk olunduklarını, ekser kadınlar memelerinden mecrûh ve memeleri kesilerek salbedildiğini, vâlidesi mecrûh memedeki bir çocuğun, sokakda vâlidesinin memesini emmekde olduğunu re’yü'l-ayn müşâhade eylemişdir. Bu miyânda câmi‘lerin tavla hâline ifrâğâ ve tekyelerin ve ale'l-husûs Küfrevî hazretlerinin merkad-i mübâreki ber-hevâ olunmuş, ulemâdan Şeyh Abdülgaffar Efendi'nin kafasının derisi soyulmuş, Bedi‘ü'z-zaman Said-i Kürdî ve rüfekâ-yı muhteremesi birer sûretle gayet fecî‘âne bir tarzda şehîd edilmişler ve Ser-tabîb Mustafa Bey'i on beş yirmi nefer kadar Ermeni kadınları teğannî ile mûmâ-ileyhi askerle berâber götürmekde olduklarını ve bu kadınların gâyet süslü bir tarzda, asker ön[ün]de raks eylemekde olduklarını ve Kömüs cihetine doğru giden Amdol kilisesinin yanında, işe yaramayan kadın ve çocukları pek acıklı bir sûretde katli‘âmla kan deryâsına boyadıklarını ve huzûzât-ı nefsâniyyelerini teskîn için genç kadınları envâ‘-i mezâlim icrâ eylediklerini Arab köprüsünden Dikilitaş'a kadar binlerce zükûr ve inâs cenâzesi mevcûd olduğunu ve bu cenâzelerin kısm-ı a‘zamının müte‘addid mahallerinden pek müdhiş ve fecî‘âne kılınç ve kurşun yaralarıyla mecrûh ve maktûl düşdüklerini görmüşdür.

Fî 23 Mayıs sene [1]332
Meşhûdât ve sıhhate iktirân etmiş işbu ma‘lûmâtımı ma‘a'l-kasem tasdîk ve imzâ etdim.
        Bitlis mültecîlerindenHacı Ahmed oğlu
Yunus Çavuş -Yunus
   







Ma‘lûmât ve meşhûdâtları bî-tarafâne tahrîr edildikleri yolunda imzâları mevzû‘ mûmâ-ileyhânın ba‘de't-tahlîf huzûrumuzla tanzîm etdikleri zîri musaddak işbu varaka manzûr-ı âlîleri buyurulmak üzere takdîm kılınır.
Fî 23. 3. [1]332
    Komiser Mu‘âvini
Mehmed Emin   Komiser Mu‘âvini
Şahin   Komiser Mu‘âvini
Ahmed Râsim
    Ermeni ve Rus mezâlimine müte‘allik cedveldir. Huzûr-ı sâmî-i hazret-i vilâyet-penâhîye takdîm.
Fî 24 minh Polis Müdîri
Abdurrahman








VAN
Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti
Madde - Papuşcu esnâfından olup Van'da Halilağa mahallesi ahâlîsinden iken hânesinde ma‘a-â’ile hasta kalarak muhlifen ifâdesi alınan Mehmed ustanın beyânatı da "Ben Van'da ma‘a-â’ile hasta kaldım. Van'ın tahliyesinden sonra bizi Ermeniler Amerika mü’essesesine götürdüler. Rusyalılar da geldi. İki ay orada kaldık. Hayli ahâlî de toplatdırıldı. Yevmiye birer somun veriliyordu. Bu somunları yiyenlerin derhâl saçları dökülür, kanlı sular akar ölürlerdi. Az zaman içinde külliyetli ahâlî telef oldu. Tahmînen yüzü mütecâviz bir nüfûs kaldı. Hatta o sırada köylerden toplanan ahâlînin kısm-ı küllîsi Mermid çayına döküldüğünü mü’esseseye gelenler söylerlerdi. Ondan sonra Fransız konsolosunun bulunduğu hâneye götürdüler. Nisvâna yapılan vahşiyâne şenâ‘atleri ta‘dâd etmek mûcib-i âr ve hayâdır. Bütün Müslüman hânelerinin enkâzı Ruslar tarafından getirilerek matbahlarda ta‘âm tabholundu. Ebniye temellerinin birer yüzünün taşları Ermeniler tarafından çıkarıldı. Bağçelerin eşcâr-ı müsmiresini ale'n-ne‘âr kal‘ ve kavak ağaçları yağma şeklinde kat‘ olundu. Cesîm bir vilâyet merkezinde ve az zaman içinde Müslüman mahallâtı asırlardan kalmış şâyân-ı temâşa bir şekle ifrağ edildi. Cebeci oğlu Hacı Ağa ve bunun hânesine ilticâ eden üç çocukla tahsildâr Hacı Efendinin â’ilesi, birlikde hayli nüfûs mü’esseseye götürülürken Sehak Bey'in hânesi kurbunda mükeyyefât kabîlinden olmak üzere öldürüldüler. Orada bulunduğum zaman Ermeninin birisi gelerek müşâfehe ve musafahada: "Memleket size kaldı" dedikçe, cevâben: "Gerçi Osmanlılar bize top atdılar. Üzerimize asker getirdilerse de fakat Ermeni ve Rusların yapdıkları zulme karşı memleketin bize de kalmayacağı muhakkakdır" dedi. Ruslar çekilirken ben de bir harâbeye gizlendim. Onlar gitdi. Osmanlı askeri geldi. Kalanlarımızı kurtardılar. Cenâb-ı Hak nev‘-i beşeri böyle hakâretlere giriftâr etmesin diyerek ağladı. Fazla tafsîlât vermeğe rikkatim mâni‘dir ve gördüğü şenâ‘at ve denâ’etleri lisâna getirmek ve söylemek beşeriyet nâmına muhill-i edebdir ve ağır muhâkemeyi müntic ahvâldendir diyerek ciğer-sûz beyânatda bulundu.
Fî 23 Mayıs sene [1]332
    Van Komiser-i sânîlerinden
Zübeyr   Mütekâ‘idîn-i askeriyyeden Vanlı Mülâzım
Receb   Van Belediye
Re’îsi
Abdurrahman   Van Jandarma Sâbit Alay Kumandanı Binbaşı
Ali Vâsıf
   





Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti
Madde - Van ve mülhakâtının tahliyesinden ve ahâlînin Müküs kazâsı gerilerine çekildikden ve bir aralık Şatak kazâsından, Rusların ric‘atlerinden sonra zîrde isimleri muharrer köylülerin ve daha başka, Norduz kazâsı halkından olup Şatak'a avdet ve orada ikâmet ve Rusların be-tekrâr kazâ-yı mezkûru esnâ-yı işgâlde kendilerini kurtaramayan ahâlîden olup bu senenin martı içinde bir takrîb tahlîs-i can edebilen birkaç kişiden bu kerre Diyarbekir merkezine gelen (Berholu) Ömerin muhlifen alınan ifâdesinde vech-i meşrûh üzere Şatak'a avdet eden Hüseyin'in, Kâkân, Kasr, Köşk, Darnıs-ı Ulyâ, Darnıs-ı Süflâ, Berho, Çemik, Noravan[is], Hasis, Virgiz [Virişin], Arkanis, Akrus, Sarnos, Suzvans, Hişet, Şükran, Rüknan, Şıhcanıs, Sokan karyeliler ve daha başka kazâ halkıyla bu köylerimize avdet etdik. Geçen senenin yazıyla kışını bu köylerde geçirdik. Ruslar bir şey söylemediler. Emniyet tam hâsıl ve tebe‘a şeklinde kabûl edildiğimize kanâ‘at vâsıl olmuş gibi kaldık. Bu müddet içinde el-hak pek o kadar ilişik edilmediğine sevindik. Artık başımızı açdık, çalışdık. Martın kaçıncı günüdür bilemem bağteten basıldık. Erkeklerimizi Ruslar seçdiler, kâmilen süngülediler. Odun cebeline gitmişdik. Meşeliklerden görünüyordu. İşe yarayan kadınlar, kızlar dahi tefrîk olunuyordu. Diğer kadın, sıbyân damlara dolduruldu. Damları ateşlediler. Benim de ciğerim ateşlendi. Ben oradan kaçdım. Dağda bir kaç kişiler daha tesâdüfüm oldu. Birleşdik, bunların köyleri de aynı felâkete giriftâr olduklarını söylediler. Saydığım köylerde ekallî olmak üzere yirmi beş bin nüfûsu mütecâviz şenlik var idi. Bunlar bi't-tamam medeniyyet perdesi altındaki cânavârların, hûnhârların pençeleri altında parçalandılar. Artık kız ve kadın ne kadar götürüldüklerinin adedini yemin etdiğim için kesdiremem. O kadar bir nüfûs içinde işe yarayan ne kadar nisvân çıkacağını tabî‘î erbâbı ta‘yîn edebilirler. "İlk avdetde gitmeyelim" diye bazı muhtârân söylediler. Bazıları da, "Ruslar da düvel-i mu‘azzamadandır herhangi bir tebe‘a halkı olursa olsun emr-i muhâfaza ve himâyede onlarca bir fark yokdur." Bizler de öteden berü böylecesine inanmışdık. Bu söz üzerine geri döndük. Efendiler Kürd diye bizlere vahşet isnâd olunurdu. "Kürdler hayvân missillü insân yerlermiş" diye Avrupa'da söylendiğini ve hakkımızda Ermenilerin Avrupa'ya şikâyetleri hâlî kalmadığını işidirdik. Şimdi âlem-i medeniyyet ve hâmî-i insâniyyet iddi‘âsında bulunanlara karşı sûret-i ciddiyyede iddi‘â ederek söylüyorum. Ermenilerin dağlarda ve en yüksek ve muhtefî ve oldukça kasaba ve karyelerinden sâ‘atlerce uzak mahallerdeki ma‘bedlerine değil gündüzler, geceleri bile erkeksiz nisvânın müzeyyenâtı ve huliyyâtlarını ve kalbur doldurur altunlarını hâmil olup giderken acabâ nerede hangilerimiz tarafından parmak uzadıldı ve uzadılmış ise lütfen bi'l-isti‘lâm isbât edilsin. Şu hâlde Ermenilerin ve gerekse düvel-i mu‘azzamadan bulunup da vahşet âlemini söndürmeye kalkışan Rusların, bu ve gerekse her tarafda dîndâşlarımıza yapılan şenî‘ ve fecî‘ cinâyetlerin tedkîkâtını icrâ ve haklı haksız kimler ise onların ta‘yîniyle lâyık oldukları kanunî ve adlî bir cezâyı tatbîk edecek melce’-i medeniyyet görülecek midir? Vahşetin bu dehşeti, kimlerin uhdelerinde kalacağı ta‘ayyün etdirilebilecek midir? Biz ma‘sûmların hûn-ı nâ-hakları acabâ aranılacak mıdır? Yoksa Kürdler birbirlerini yemişler diye tasnî‘ sırasında bu zâyi‘ât ve cinâyât-ı azîme yapanların ve yapdıranların yanına mı kalacakdır? Şatak'da Çavdar Keşiş lakâbındaki zâtın Avrupa'ya yazdığı şikâyetlerde: "Kürdler kurdları öğretmişler de Ermenilerimizin koyunlarını telef etdiriyorlar. Bühtân nehrinin önünü tutmuşlar da dağların münâsib mahallerinden nehri geçirip Ermeni köylerini sulara garketdiler. Kürd ağalarından birisinin esbinin başını tutan bir Ermeniyi esb yutmuş. Ermeniler bu hâllerden dolayı Kürdlerin esîri bulunmuşlardır" diye tasnî‘an şikâyet vâkı‘aları gayr-ı münkerdir. Mâdemki Kürdlerin bu sûretle esîri bulunuyorlarmış üzerlerimize yağdırdıkları bombalar, endâht etdikleri mütenevvi‘ silâhları ne sûretle getirebilmişlerdi? Acabâ Kafkasya, Dağıstan, Kırım, Türkistân'daki ve daha benim bilmediğim diğer devletlerde meskûn dîndâşlarımızda da bu kadar silâh, bomba bulunmuş mudur? İfâdemi alıyorsanız bu cihetleri de aramak ve iddi‘â etmek de Avrupa'da vahşîlik nâmı altında bulunan Kürdlerin hakkıdır. Sizi vekîl ediyoruz. Bu hakkımızı haksızlardan arayınız diyerek ve ağlayarak ifâdesine hâtime vermişdir.
Fî 24 Mayıs sene [1]332
    Komiser-i Sânî Vanlı Zübeyr   Mütekâ‘idîn-i askeriyyeden Vanlı Mülâzım Receb   Van Belediye
Re’îsi Abdurrahman   Van Sâbit Jandarma Alay Kumandanı Binbaşı Ali Vâsıf
Logged

Bu Vatanı Neyle Aldın ki, Para İle Satmaya Çabalıyorsun?
"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."
Müslüman Türkten Başka Dost İstemem. Kendime Yediremediğim Tek Şey Şehid Olmadan Ölecek Olmam. Allah Askerimizi Korusun. Amin.
« Yanıtla #2 : 07 Kasım 2007, 22:11:13 »
Üye Bilgileri zιвєякαη
Yabgu
****

Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.063
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +96/-0
İrtibat

Ynt: Karadenizde Ermeni Mezalimi

KARADENİZ'DE ERMENİLERİN YAPTIKLARI MEZALİM
3


Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti
Madde - Otuz üçüncü Fırka'nın nakliye katarı mülâzımlarından Trabzonlu Hüseyin Efendinin kerîmesi olup Rusların Van'ı istîlâdan ve ric‘atlerinden sonra mecrûhan kurtulup gelen Nâdiye Hanım'ın Fırka Kumandan Vekîli Kâ’im-i makâm Süleyman Bey dahi hâzır bulunduğu hâlde alınan ifâdesinde ve gerekse bidâyet-i hâdisede evlâdlarının tahlîsi zımnında askerî noktasına ma‘lûmat vermek üzere hânesinden yalın ayak koşmuş ve Ermeni hücûmundan dolayı bir daha hânesine girmeğe muvaffak olamamış bulunan mûmâ-ileyhin halîlesi Seher Hanım'ın ma‘an beyânâtında:
"Van'ın Ermeni mahallâtına merbût Katırcı mahallesinde müste’ciren ikâmet etdikleri Penbeci Receb oğlu Bakkal Mehmed Efendi'nin hânesinde ve bu hânede İngiliz konsolosu kavaslarından Ali Ağa ve haremi Lale ve bunların on yedi yaşlarında Hasan ve on yaşlarında İhsan ve dört yaşlarında Tahsin ve bir yaşlarında Kâzım ve zâtü'z-zevc kerîmesi Zehra ve bu kadının kucağında altı aylık çocuğu ve biz dahi iki kerîmem ve bir mahdûmumla bulunduğumuz sırada bağteten Ermeniler hânemizi basdılar. Aralıkda komşu duvarını derhâl yardılar. Bu hali görür görmez feryâdı, pek yakında bulunan hükûmet konağına ulaşdırmak için hemen yalınayak ve bilâ-tesettür koşdum. Dönünceye kadar mazgallardan açılan kurşunların korkusundan hâneme gidemedim. Müfrezeler dahi geldiler. O sokağa yanaşamadılar. Ciğer-pâreleimin ciğerinde tüten alevleri beni o ateşlere atılmağa mecbûr etdiyse de askerler bırakmadılar. Evlâdımla müddet-i mülâkât tam beş mâha müncer oldu. Beş yerinden yaralı olarak Diyarbekir'e gönderilen meh-pârem semere-i fu’âdımın geçirdiği musîbet ve âfâkı titreten ve her nasılsa kalbleri zırh[l]a kaplı bulunan canavar rü’esâsı nezdinde zerre kadar te’sîri olamayan bu felâket, hayatım devam ettikçe bir ciddiyet ve kâ’inâtda işidilmemiş ve kemiklerimize işlemiş bir ibret-i ebedîdir. Böyle bir medeniyete ebedî nefret ve la‘net!" dedi. Sıra emsâli nâ-mesbûk-ı vahşet-dîde kerîmesi Nâdiye Hanım'a geldi. Mezbûrenin ifâdesinde vâlidesi, büyük hemşîresi ve küçük karındaşı ve amucası Ali Ağa, berây-ı imdâd taşra kaçarken kendisi üst kat odada işle meşgûl bulunuyormuş. Ânî olarak kopan bu tufan-ı vahşete hayretle bakar ve şaşarlarken Ermeni cânîleri duvârı yarıp içeri girince havluda toplu ve şaşkın bir hâlde duran ma‘sûmîn üzerine yaylım açdılar. O sırada ben de bacağımın dört yerinden, bir de elimden yaralandım. Kavasın oğlu Hüseyin ve kerîmesi Zehra terk-i hayat etdiler. Bellerini kırdılar, derhâl tandıra bırakdılar. Kavasın kerîmesinin kucağındaki çocuğun kalçasına da bir kurşun isâbet etdi. Çocuğun büyük ninesi, çocuğu aldı. Bizi oradan murahhashâneye götürdüler. Bir hafta sonra Kavas'ın karısı Lale'nin gördüğü tecâvüzât-ı denâ’etkârîden çocuğu bırakdı bir takrîb kaçdı. Yaralı çocuk dahi murahhashânede öldü. Diğer oğullarının nerede öldürüldüklerini görmedim. Fakat sağ adam bırakmadılar. Mehmed Efendi'nin büyük kerîmesi Hediye'yi Tebrizkapısı Câmi‘i'nde öldürüldüler. Zevcesi Habibe ile küçük kızı Sâbite'yi de Ruslar Van'a geldikden sonra bir gecenin yarısında Amerika müessesesine götürür iken diğer ma‘sûmîn miyânında ve Hatkünek meydânında öldürüldüklerini Ermeni kadınlarından işitdim. Benim yaralarımı murahhashânede iki Ermeni doktoru sardılar. Bir aralık Mehmed Efendi'nin zevcesi bakardı. Mezbûre kaçdıkdan sonra vukû‘âtdan evvel nezdimize hizmetçi terkedilen Şişko'nun oğlu Ermenak'ın hamîrinde mahfûz maksad-ı le’îmânesine binâ’en kendi hânesine götürdü. Bir müddet gerçi bunlar bakdılar. Rusların Van'a duhûllerinde Ermeni pençesinde didiklenen ahâlînin bakıyyesi[ni] topladılar. Bunların içinde ebeveyni öldürülmüş beş altı aylık bir çocuğun neresinden vurulduğunu bilemem, bacaklarından kanları akarak murahhashâneye götürdüklerini bulunduğum hânenin perceresinden gördüm. Tanıyamadığım diğer beş çocukla bir gebe kadın da var idi. Bu kadının on dört yaşında bir erkek çocuğu Lusik isminde terzi bir kadın getirdi. Mürüvveten çocuğun teslîmi için vâlidesini bi'l-âhire çok aradı. Kadının çocuklarıyla emsâlleri gibi mukâtele-i vahşetde katlolunduklarını söyledi. Murahhashâneye otuzdan ziyâde nüfûs toplandı. Şeyhabdurrahmanbaba Ziyaretgâhı'ndan bir kadın da bulunuyordu. Bunları da o vakit katletdiler. O sırada alay kâtibi mütekâ‘id Mehmed Ali Efendi getirildi. Parasının teslîmi teklîf olundu, "yokdur" cevâbını verdi. Birkaç silâhlıyla hânesine gönderildi. Bir daha görülmedi. Bu efendinin hânesinde müste’cir kalan gurebâdan Sarây nâ’ibi iki kadınla ve komşularından daha birçok kadınlar medeniyyet-i mücessemlerinin ve bu mebhasdaki müdde‘îlerin bi'z-zât verdikleri emre imtisâlen parçalandıklarını Ermenilerden işitdim. Benim de cerîhalarım hâlâ devam ediyor. Ermeniler, Ruslarla gitdikden sonra yalnız kaldım. Ağaçla sürünerek dışarı çıkdım. Askerlerin yanına gitdim. Oradan bir kaç kadınla Bitlis'e gönderildim. Benim hânemden ilk def‘a götürürlerken sürüklediler. Bacağım kalçadan çıkmış. Tedâvîden âciz bir hâlde kalmışım. Unutamayacağım ve hikâyesinden hayâ etdiğim acılarıma bu da inzimâm etmişdir" dedi.
Fî 25 Mayıs sene [1]332
    Vanlı Komiser-i Sânî
Ziver   Mütekâ‘idîn-i askeriyyeden Vanlı Mülâzım
Receb   Van Belediye Re’îsi
Abdurrahman   Van Sâbit Jandarma Alay Kumandanı Binbaşı
Ali Vâsıf
    Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti
Sûret
Erzurum Vilâyeti'ne tâbi‘ Hınıs kazâsı ahâlîsinden olup Varto mahkeme a‘zâsından iken hicretle el-yevm Erganima‘deni'nde Câmi‘-i Kebîr mahallesinde sâkin altmış iki yaşlarında Ali Efendi bin Hacı Yusuf Efendi[nin] hicret etdikleri mahallerde, Ermeni çeteleri tarafından
ahâlî-i İslâmiyyeye îkâ‘ etdikleri mezâlim ve şenâ‘ate dâ’ir
ma‘lûmatı olduğu anlaşılmasına binâ’en mûmâ-ileyhin
ma‘a't-tahlîf ber-vech-i zîr zabtedilen ifâdesidir.
Fî 23 Mayıs sene [1]332
- Sizin me’mûriyetiniz nedir?
- Varto kazâsı mahkeme a‘zâsından olup hicretle el-yevm Ma‘den'de ma‘a-â’ile meskûnuz.
- Kaç mâhdan beri sâkinsiniz?
- Yirmi sekiz gün kadar oluyor. Varto'dan Kânûn-ı Sânî'nin otuz birinci günü hicret etdik. Yollarda bulunduk.
- Varto'dan hicret edeceğiniz zaman Rus ve Ermeni çeteleri ahâlî-i İslâmiyyeye ne gûnâ mu‘âmelede bulunduğunu aynen görmüş iseniz beyân ediniz.
- Biz Varto'da bulunduğumuz zamanda düşmanın Hınıs'dan Varto'ya doğru ilerilemekde olduğunu ve uğradıkları köylerdeki zükûrun kâffesini ve inâs kısmının gençlerini nâ-meşrû‘ sûretde icrâ-yı fuhşiyyât etmek üzere yed-i zabıtlarına geçirerek, çocuklarla ihtiyâre kadınları da kezâ kesilmekde ve bir takımı hâne içerisine koyup yakmakda ve hâmile kadınları da süngüye takıp teşhîr eylemekde olduklarını Hınıs cihetinden Varto'ya firâr eden ahâlî-i İslâmiyye bize haber verdiler.
- Meşhûdâtınız nedir?
- Meşhûdâtım Hınıs'dan Varto'ya hicret eden tahmînen beş yüzü mütecâviz erkek ve kadın ve çocukları, yolda berf ziyâde olmasından bi'l-istifâde, arkadan yetişen Ermeni ve Rus piyâde ve mezkûr nüfûsları kâmilen Arpaderesi nâm mevki‘de kurşun ve kılınç ile darb ve katl ile yanlarında bulunan hayvânât ve eşyalarını gasbeylediklerini, Varto'da yine Arpaderesi civârında hâkim tepede onların mezâlim ve şenâ‘atını re’yü'l-ayn gördüm. Ma‘lûmât ve meşhûdâtım budur.
- İfâdeniz doğru ise imzâ ediniz.
- Evet doğrudur imzâ ederim.
Mahall-i imzâ
Ali
 
Varto zabıt kâtibi olup hicretle el-yevm Ma‘den'de müte’ehhilen sâkin otuz beş yaşlarında Tevfik Efendi bin Yakub Efendi'nin, Rus ve
Ermeniler tarafından ahâlî-i İslâmiyyeye edilen mezâlim
hakkında ma‘a't-tahlîf zabtolunan ifâdesidir.
Fî 23 Mayıs sene [1]332
- Siz Varto'da ne hizmetde idiniz?
- Mahkeme zabıt kitâbetinde idim.
- Ne zaman hicret etdiniz?
- Otuz bir Kânûn-ı Sânî'de düşman memleketi istîlâ eder iken hicret etdik. Bir mâha karîbdir mahkeme a‘zâsından Ali Efendi ile berâber Ma‘den'e geldik.
- Rus ve Ermeni çeteleri ahâlî-i İslâmiyyeye karşı ne gibi mu‘âmelede bulunmuşdur? Doğrusunu söyleyiniz.
- Düşman Hınıs'dan Varto'ya doğru gelir iken bizler Varto'ya iki sâ‘at mesâfede bir hâkim tepede düşmanın gelip gelmediğini tarassud etmekde idik. Rus ve Ermeniler Merkemsit ile Kötan arasındaki tepede Hınıs tarafından gelen muhâcirlerine yetişdiler. O zamanda akşam üzeri sâ‘at tahmînen on olmuşdu. Ahâlî-i İslâmiyyeyi ya‘ni kadın, erkek, çocukların bir kısmını kurşun ve kılınç ile telef ve genç kadın ve kızları bi't-tefrîk berây-ı fuhşiyyât alıkoyduğunu ve bir kısmını dahi ya‘ni ihtiyarları samanlığa doldurup ihrâk bi’n-nâr ediyorlar idi. Mesâfeleri bizimle yirmi dakîka kadar vardı. Biz bu hâli gördük, hemen geceleyin ma‘a-â’ile mal ve memleketimizi terkle hicrete mecbûr olduk.
- İfâdeniz var ise beyân ediniz.
- Hayır başka bir diyeceğim yokdur. Meşhûdâtım budur. İmzâ ederim.
(Tevfik)
An-asl Muşlu olup muhâcereten Ma‘den'in Cami‘-i Kebîr mahallesinde sâkin Mevlüd Efendi bin İbrâhim Efendi'nin ber-vech-i zîr
zabtolunan ifâdesidir.
Fî 1 Haziran sene [1]332
- Hicret edeceğiniz esnâda Rus ve Ermeni çeteleri ahâlî-i İslâmiyye hakkında ne gûnâ mu‘âmelede bulundu ise doğrusunu söyleyiniz.
- Rus ve gerek bunlar miyânında bulunan Ermeni çeteleri ahâlî-i İslâmiyye hakkında etdiği mezâlim târîhiyle hâtırımdadır. Şöylece arzederim ki; 25 Teşrîn-i Sânî sene [1]330 târîhinde Saray kazâsının Mirkeho karyesi ahâlîsini ya‘ni zükûr ve inâs ve çocukları bütün tezek içerisine gaz dökerek bunları kâmilen ihrâk etdiler. Aynen gördüm. Ve ondan sonra 7 Kânûn-ı Sânî sene [1]330 târîhinde Yamanyurd karyesiyle Heretil ve Bilecik karyesinde zükûr ve inâsın kâmilen hânelerinde yakmışdır. Ve Gevar kazâsına merbût Bacirge nâhiyesine merbût Siro ve Künbet karyelerini dahi 28 Nisan sene [1]331 târîhinde ahâlînin bir kısmı hicret ve bir kısmı da köylerde görerek der-destle Bacirge karyesinde ihrâk ve kesdiklerini ve 31 Kânûn-ı Sânî sene [1]331 târîhinde Muş'un tahliyesi esnâsında mevsûkan aldığım ma‘lûmata nazaran, düşman Azak[p]ur nâhiyesinin Örüma[n] karyesindeki zükûr ve inâs ve çocukları ihrâk ederek oradan Kod ve Bulanık karyesine gelerek orada bir takım fecî‘ şenâ‘at ve mezâlim icrâ etmişler. Evvelki ifâdemde aynen gördüğüm vechile bu mezâlim miyânında Rus ve gerek Ermeni çetelerin genç kızları alıp fi‘l-i şenî‘ icrâ eylediklerini gördüm ve bu ma‘lûmât ve meşhûdâtım, düşmanın nerede bulunduğu ve sûret-i hareketini görüp taht-ı tarassudda bulunduğumuz zamanda görmüş idim.
- Başka ma‘lûmât ve meşhûdâtınız yoksa imzâ ediniz.
- Ma‘lûmât ve meşhûdâtım budur ve doğrudur. İmzâ ederim.
Mevlüd Hakkı
İşbu üç buçuk sahîfelik evrâk-ı mazbûta me’âlinden müstebân buyurulacağı vechile Rus ve bunlar miyânında Ermeni çeteleri Van vilâyetiyle Muş sancağı ve tevabi‘i kazâ ve nâhiye ve karyelerine hîn-i duhûllerinde ahâlî-i İslâmiyyeden zükûr ve inâs ve çocuklarını gazyağlı tezek ve hâne derûnunda ihrâk ve yolda der-dest etdiklerini de kasatura ve hâmile kadınları süngü ile katl ve bazı genç kızların ırzına geçerek her türlü mezâlim ve şenâ‘ati icrâ eylediklerini mazbût ifâde varakasında muharrer zevât, aynen gördüklerini ma‘a't-tahlîf izhâr ve şehâdet etdiklerini mübeyyin işbu fezleke müştereken tarafımızdan tanzîm ile imzâ edildi.
Fî 1 Haziran sene [1]332
(BOA. HR. SYS. 2872/3, Belge no: 12-14, 16, 18-26, 28-39, 41-44)
    Polis Komiseri
Ali Cemâl   Jandarma Tabur Kumandanı Vekîli
Mehmed
    – 10 –
ERMENİ VE RUSLARIN VAN, BİTLİS VE TRABZON'DA MÜSLÜMANLARA YAPTIKLARI MEZÂLİM
Rus işgali sırasında Ermeni ve Rusların, Siirt'in merkez kazasıyla Garzan, Sason, Kulp kazalarında, Muş, Malazgird, Bulanık, Hınıs, Pasinler, Eleşkird ovalarında, Tifnik, Karaköy, Talori dağlarında, Van, Bitlis, Genç, Dutak ve Maçka'da bütün kaza, köy ve mahallelerde Müslümanları yoketmek amacıyla yağma ve katliama giriştikleri; köyleri ateşe vererek insanları samanlığa doldurup canlı canlı yaktıkları; bazı çocuk ve erkeklerin kol ve bacaklarını kesip canlı ateşe attıkları, kız çocuklarına ve kadınlara tecâvüz ettikleri, hastaları dipçiklerle öldürdükleri; insanların üzerinden atla geçip kılıçtan geçirdikleri, muhacirlerin üzerinde şarapnel patlattıkları, mal sahiplerinin mallarını ellerinden zorla alıp, vermeyenleri öldürünceye kadar dövdükleri ve hapse mahkum ettikleri, ayrıca bazı yerlerdeki camileri kiliseye çevirdikleri hakkında katliamdan kurtulan ahalinin durumunun araştırılmasıyla görevlendirilen memurların tahkikatı.
Atrocities perpetrated by Armenians and Russians
against Muslims in Bitlis and Trabzon
During Russian occupation, Armenians and Russians with the aim of exterminating the Muslims living in the chief town of the sub-prefectures of Siirt and the sub-prefectures of Barzan, Sason and Kulp; in the plains of Muş, Malazgird, Bulanik, Hınıs, Pasinler, Eleşkird; in the mountains of Tifnik, Karaköy and Talori in the whole districts, villages and quarters of Van, Bitlis, Genç, Andak and Maçka, set about looting and massacring, setting fire to villages, cramming people in to haystrores and burning them alive; cutting off arms and legs of some children and men and then throwing them into the flames, violating girls and women, killing by knocking down with their rifles’ butts ailed sick people, trampling on living persons with their horses and putting them to swords, throwing on immigrants people shrapnels and letting them explode, seizing goods and chattels from their properties and after beating to death those refusing to give up their goods, sending them to jail and according to investigations made by officials hearing those who had escaped, mosques were converted into churches.
5 N. 1334 (6. VII. 1916)
 
Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti
Bitlis Vilâyeti Vekâleti'nden alınan 23 Haziran sene [1]332 târîhli tahrîrâtın sûretidir.
Rusların ve Ermeni çetelerinin mültecîlere yapdıkları fecâyi‘i mutazammın muhâcirînin tahkîk-i ahvâline me’mûr edilenler tarafından yazılan evrâk leffen takdîm kılındığı ma‘rûzdur. Ol bâbda.
Aslına mutâbıkdır.
Emniyyet-i Umûmiyye
Müdîriyeti
Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti
Sûret
Bitlis Vilâyet-i Celîlesine
24 Mayıs sene [1]332 târîhli emr-nâme-i devletleri üzerine vilâyet-i celîleleri dâhilinden geçen hatt-ı harb-i hâzırın arkasındaki mıntıkaları geşt ü güzâr ederek Siird merkez kazâsıyla Garzan, Sason, Kulb kazâları dâhilindeki muhâcirînin verilen ta‘lîmât dâ’iresinde tahkîk-i ahvâl ve terfîhlerine çalışıldı ve netîce de arzedildi.
Muhâcirîn-i mazlûmeye ne türlü yardım edilse bir derin yaranın kanlarını durdurmak kabîlinden sathî bir tedbîr olacağını, bunların esâslı tedâvîlerinin bir ihtimâm-ı kat‘î dâhilinde bir rub‘ asırla ancak mümkin bulunacağını, hele Muş, Malazgird, Bulanık, Hınıs, Pasinler, Eleşkird ovaları gibi dünyânın en münbit ve mahsûldâr ve vâsi‘ ovalarını sinesinde taşıyıp bir yeşil cennet ıtlâkına gerçekden kesb-i istihkâk etmek kâbiliyyetini hâ’iz iken Rus istîlâsına uğradığı günden beri yangın harâbelerinden, insan kemiklerinden, kan kokusundan başka bir âsâr-ı hayat ve sa‘âdeti kalmayan bu kişver-i mübârekin fa‘âl ve müsmir bir asrda bile eski hayat ve lüledârını (?) ahzedemeyeceğini ve Ruslardaki kâbiliyyet-i tahrîb ve imhânın gerçekden dâhiyâne (!) ve emsâlsiz (!) bulunduğunu şurada arzetmekden kendimizi alamadık.
Evvelce asrımızla ve belki a‘sâr-ı sâbıkanın en kanlısıyla kâbil-i tevfîk olmayan bu fecâyi‘in en selâhiyetdâr ağızlardan rûhumuza dökülen gölgelerini basît ve husûsî bir fikr ile defter-i hâtırımıza geçmişdik. Emelimiz ezelî bir düşmanımız olup ebedî olması da ağleb-i ihtimâl bulunan Ruslardaki kâbiliyyet-i mel‘ûnenin ne demek olduğunu evlâd ve eviddâmıza anlatmakdan ve Harb-i Umûmî'nin bize tahmîl etdiği vezâ’if-i fedâkârînin derecesini ahfâdımızın kulaklarına yetişdirmekden ibâred idi.
Bu mahdûdiyet ve husûsiyete bizden daha tecrübeli ve görgülü bazı arkadaşlarımız râzı olmadılar. İştigâlât ve gâye-i hayatiyyelerini istiklâl-i millet ve istikbâl-i memleketin te‘âlî ve tenevvürüne hasr ve bendeden hükûmet ve erkân-ı hükûmet-i hâzıranın bunlardan istiklâl-i millet ve istikbâl-i memleket için daha umûmî fâ’ideler istihrâc edecekleri ihtimâli olduğunu ileri sürdüler ve bir kısmının yazılarak zât-ı devletlerine takdîm edilmesini tavsiye etdiler. Muvâfık bulduk. İşte bir kısmını tebyîz ederek takdîm ediyoruz. Bu vekâyi‘in birer hakîkat olduğuna zât-ı devletleri de bizim gibi kanâ‘at buyurabilirsiniz. Bunlar İslâmiyet ve takvâya merbûtiyyet-i rûhiyyeleri bir takım şâhidlerle tahakkuk eden yalansız ağızlardan yemin etdirildikden sonra işidilmiş ve yazılmışdır ve onlar daha epeyce bir zaman için hatta bu nâkillerin üfûlünden sonraya kadar da bazıları ber-hayat olacakdırlar. Celb buyurulup bu menâkıb-ı fecî‘a bi'z-zât dinlenebilir. Zaten biz imkân ve ihtimâli olmadığı zannında bulduklarımızla şahslarına tamamen emniyet edemediğimiz eşhâsın beyânâtını defterlerimizde bırakdık. Leffen takdîm edilenlerini doğruluğuna emin olarak arz ve takdîm ediyoruz.
Fî 17 Haziran sene [1]332
    Belediye Re’îsi
Sabri   Siird Sâbit Jandarma Tabur Kumandanı
Nâzım Nazmi
    Bâb-ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti
 
1
Engesor karyesinden ve Hellâc aşîreti rü‘esâsından
Çerkes Ağa'nın ifâdesinden:
Ruslar geçen sene Ramazan'ın birinci günü ya‘ni [1]331 sene[si] Hazîran'ında Engesor'a girmişlerdir. Girenler Kazak ve Ermenilerden müretteb kuvvetli bir çete idi. Rusların ta‘arruzlarını ve bizim kuvvetlerin ric‘at etmekde olduğunu ahâlî pek geç haber almışlardı. Hicret hazırlıklarını görmeden Ruslar köyü basmışdı. Mukâvemet edip etmemek bu canâvarlara karşı fâ’idesizdi. Ahâlînin teslîm feryâdlarına hiç kulak asmadılar. İşe yağma ve katl ile başladılar. İlk katli‘âm felâketine dûçâr olanlardan isimleri hâtırımda kalan şahıslar şunlardır: Cuma bin İbrâhim, amucam oğlu Hellac bin Cafer, Mahmud bin Ali, Murad bin Hacı, Abdurrezzak bin Fâni, Yakub bin Ali, Âsım bin Hâmi, amcazâdelerimden Halil bin Haydar, meşâyih-i kirâmdan Por Şeyhi Abdülhamid bin Şeyhzâde. Bu zât daha evvelce istîlâya uğrayan mahaller ahâlîsinden olup muhâceretle köyümüzde bulunuyordu. Ruslar bu müsinn ve muhterem zâtın ak sakalına bakmayarak parçalamışlar ve üzerinde bulunan yetmiş lirayı almışlardır. Bunlar erkeklerdir. Çocuklar ve kadınlar da Rusların kılınçlarından kendini kurtaramamışlardır. Onlarca ma‘sûmînin ehemmiyeti yokdur. Bu ilk tecâvüzde hemşîrezâdelerimden on iki yaşında bir çocukla bunun hemşîresi sekiz yaşındaki Hadîce'yi ve katledildiğini evvelce söylediğim Mahmud bin Ali'nin karısını, bir oğlunu, bir kızını kesmişlerdir. Bereket versin Ruslar akşam üzeri köye dâhil olmuşlardı. Ahâlî gecenin karanlığından pek büyük istifâde etdiler. Dağlara, derelere dağıldılar.
Rusların bu birinci istîlâsı pek az sürdü. Ordumuzun ileri hareketiyle bunlar bir kısım hânelerimizi yakıp ric‘at etdiler. Köye avdetimizde yukarıda isimlerini söylediğim mazlûm şehîdlerle mürûr-ı zamanla isimlerini der-hâtır edemediğim daha on beş kadın, çocuk ve erkeklerin parçalanmış cesedlerini sokaklarda bulduk. Fakat bilinmez ki, o zaman ne fikirde idik. Hükûmetimizin ihtârına rağmen biz o köye daha ne için girdik. Ah yurd!.. İnsanı, ölümlerle dolu olsa bile yine çekip götürüyor.
Rusların ikinci ve müdhiş istîlâları, 5 Şubat [1]331'de oldu. Ve pek ânî olduğu için yüz hâneli bir köyden ancak otuz kişi kurtulabildik. Bunlardan beş-altı kişi de mecrûh olarak kurtuldu. Üçü de bi'l-âhire yaralarının te’sîriyle vefât etdi. Diğerlerini Ruslar topladılar. An-asl Şirvanlı olup yüz sene evvel köyümüzde tavattun eden ve Şîrî lakabıyla anılan â’ileden Musa bin Bekir'in samanlığına doldurdular cayır cayır yakdılar. Ve bi't-tab‘ köyde dikili bir ağaç da bırakmadılar. Halbuki köyümüz ne köy idi bir bilseniz.
İhtâr: pederi, vâlidesi, kardaşları vesâ’ir akrabâsı bu müdhiş vak‘ada itlâf ve ihrâk edilen ve kim bilir ne sûretle kurtulabilen bu karye ahâlîsinden sekiz yaşındaki Mecid bin Tâhir'i Çerkez Ağa'nın yanından alarak Siird'de teşkîl kılınan eytâmhâneye 26 Mayıs sene [1]332 târîhinde jandarma-i mahsûsla göndermişizdir.
Logged

Bu Vatanı Neyle Aldın ki, Para İle Satmaya Çabalıyorsun?
"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."
Müslüman Türkten Başka Dost İstemem. Kendime Yediremediğim Tek Şey Şehid Olmadan Ölecek Olmam. Allah Askerimizi Korusun. Amin.
« Yanıtla #3 : 07 Kasım 2007, 22:11:42 »
Üye Bilgileri zιвєякαη
Yabgu
****

Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.063
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +96/-0
İrtibat

Ynt: Karadenizde Ermeni Mezalimi

KARADENİZ'DE ERMENİLERİN YAPTIKLARI MEZALİM
4
        2

Bitlis'e tâbi‘ Kotum karyeli Devaz bin Şeyho, Ömer bin Mustafa, Tayyib bin Molla Abdülhamid'in ifadelerinden:
[1]331 senesi Haziran'ında köyümüzde bir nizâmiye bölüğü bulunuyordu. Rusların istîlâsından bir gün evvel bölük kumandanı ordumuzun çekilmekde olduğunu ve bölüğüyle kendisinin dahi hemen çekileceği emrini aldığını heyet-i ihtiyâriyyeye teblîğ etdi. Rusların ne zâlim olduklarını bilmeyen kalmamışdı. Köye feryâd düşdü. Herkes hâzırlanmağa başladılar. Bölük gece hareket etdi. Sabaha yakın köylü de hicret için hâzırlandı. Köyde yalnız hastalar kaldı. Sabah olmazdan Güzeldere istikâmetinde yola çıkdık. Kendimizi Bitlis'e atacakdı[k]. Köyümüze yarım sâ‘at mesâfede bulunan ve Ermenilerle meskûn olan Tuğ karyesinin önünden geçiyorduk. Haziranın yirmi dokuzuncu gününün sabahı idi. Bu köyden birdenbire üç yüz kadar Kazağın üzerimize hücûm etdiğini gördük. Çoluk çocuğun nasıl feryâd etdiklerini artık tasavvur buyurun. Ne bu feryâdlar, ne de "teslîm! teslîm!" diye çıkarılan çığlıklar Kazakları kadın çocuk dinlemeyerek bu kâfileyi mahvetmekden kurtaramadı. Hatta köyümüzde bir de, Ermeni â’ilesi var idi. Bunlar da kendilerinin Ermeni olduklarını anlatmak istedikleri hâlde dinlemediler. Altı kişiden ibâret olan bu â’ileyi de söndürdüler. Â’ile re’îsinin ismi Kazar'dı. Vaktiyle Erivan'dan gelmiş köyümüzde tavattun etmişdiler. Bu kâfileden ancak şuraya buraya kaçarak otuz kişi kurtulduk. Köyümüz yüz hâneden ibâretdi. Kurtulan bu otuz kişi, birer â’ilenin yalnız başına kalmış bedbahtlarından ibâretdir. Bunların Allahdan başka kimseleri kalmamışdır.
 
3
Bitlis'e tâbi‘ Alaman karyeli Abdullah bin Resul'ün ifâdesinden:
Haziran [1]331 târîhinde Rusların ileri harekâtı üzerine köylü, Bitlis'e hicret etmişdi. Bitlis bize pek yakındır. Bu cihetle insânca hemen hemen zâyi‘âtımız olmadı. Bir kısım ağnâm ve mevâşî dahi getirebildik. Fakat Rusların bir kaç günlük istîlâsını müte‘âkib ric‘atleri üzerine köyümüze gitdiğimiz zaman, koca köyü kâmilen yanmış bulduk. Ne ev, ne eşya hiç bir şey bırakmamış, işlerine yarayanları götürmüş, yaramayanları yakmışlardı. Hasta olup bizimle berâber kaçamayanlardan Osman oğlu Şemo ile Mustafa bin Tâhir'in ve iki kadının yarı yanmış cesedlerini bulabildikse de, diğer on kadar köyde kalanların kemiklerini bile bulamadık.
 
4
Bitlis Sâbit Jandarma Merkez Bölüğü Kumandanı olup el-yevm Garzan'da bulunan ve Bitlis Sâbit Jandarma Tabur Kumandanlığı'nı
îfâ eden Yüzbaşı Ömer Efendi'nin ifâdesinden:
Mayıs sene [1]331 târîhinde Ruslar Van'ı istîlâ etdiler. Ahâlî kısmen hicret edebilmiş, kısmen edememiş idi. Ruslar ve Ermeniler bu istîlâda, amcam olup Van'ın Norşın-i Süflâ mahallesinden olan ve altmış yaşında bir pîr-i muhterem bulunan Tayyar Ağazâde Tarlan Ağa ile elli beş yaşındaki haremi Zühre Hanım'ı ve yirmi beş yaşındaki kızı Vâhide ve Vâhide'nin sekiz yaşındaki çocuğunu fecî‘ bir sûretde katletmişdirler. Bu katl, bizim Van'ın bir müddet sonra istirdâdımızda tamamen ve tarafımdan tahkîk ve tebeyyün etmişdir. Bu bana â’id bir felâketdir. Hicret edemeyenlerin tamamen imhâ edildiğine dâ’ir bir misâldir.
5
An-asl Erzurumlu olup Van Askerî Rüşdîsi Arabî Mu‘allimi
bulunan ve ulemâdan olan Hoca Râsih Efendi'nin haremi
Nâciye Hanım'ın ifâdesidir:
Mayıs sene [1]331'de Ruslar Van'ı istîlâ etdikleri zaman kaçamamışdık. Hâneme duhûl eden ve iki Rus ve dört Ermeniden ibâret olan bir çete, zevcimle berâber üç çocuğumu parça parça etdiler. Ve nâmûsumu feryâd u figânlarımla istihzâ ederek pây-mâl etmek üzereler iken bir Rus zâbiti imdâdıma yetişdi. Beni himâye etdi. Hastahâneye verdi. Orada yaralılara hizmet etdim. Bizim askerin Van'a girmesiyle hayatımı kurtardım.
6
Van'a iki sâ‘at mesâfede bulunan Edremid karyesinin Şabaniye mahallesinden İsmâil bin Mehmed'in ifâdesinden:
Rusların Mayıs sene [1]331 târîhinde Van'ı istîlâ etmeleri üzerine, hicrete başladıksa da, iki yüz elli İslâm hânesinden ancak elli hâne hicretle canlarını kurtarabildi. Diğerleri çıkamadılar. Van, 28 Temmuz sene [1]331 târîhinde tekrâr istirdâd edildi. Benimle berâber bazı Edremidliler hem bir şehir kadar güzel ve ma‘mûr olan köyümüzün ne olduğunu anlamak, hem de sakladığımız eşyalar kalmışsa çıkarmak için Edremid'e gitdik. Karşımıza duvarları yarılara kadar yıkılmış ve hepsi yanmış harâbelerle ta‘affün etmiş bir takım ecsâd çıkdı. Bunların bazıları teşhîs edildi. Ve orada bulunan İslâmların kâmilen katli‘âma dûçâr oldukları anlaşıldı.
 
7
Hafîf Süvâri Yirmialtıncı Alay kâ’im-i makâmlarından Hasanan Aşîreti Re’îsi Yusuf Bey'in ifâdesinden:
Aşîretimiz Bulanık ve Malazgird kazâları karyelerinden hemen hemen yüz karyeyi işgâl edecek kadar büyük bir aşîret idi. Biz rü’esâ, Bulanık kazâsına tâbi‘ Tortop [Tırtop] karyesinde ikâmet ederdik. Ruslar muhârebe i‘lânından bir müddet sonra, bizim mıntıkamıza dâhil oldular. Fakat ta‘arruz ve istîlâları pek batî olarak devam etdiği için insân ve ağnâm ve mevâşîce büyük zâyi‘âta uğramaksızın geriye çekilebiliyorduk. Â’ilelerimizi hatt-ı harbin iyice arkasındaki köylerde bulundurarak harbe devam ediyorduk. Fakat Ruslar Mayıs sene [1]331'de evvelki ta‘arruzlarıyla kâbil-i kıyâs olamayan şedîd ve serî‘ bir ta‘arruza başladılar. Hatta aşîretin re’îsi olduğum hâlde â’ilem efrâdından amcam Ömer Ağa'nın dört yaşındaki Mehmed, üç yaşındaki Haydar, sekiz yaşındaki Fâtıma, altı yaşındaki Sabriye ve amcam oğlu Yüzbaşı Fethullah Ağa'nın birâderi Baha’üddin ve Hâkim ve zevcesi Meyro ve kızı Sâliha ve diğer kızı Hayza ve Baha’üddin'in zevcesi Perişan ve kerîmesi on bir yaşında Zümrete ve diğer kerîmesi dokuz yaşında Rahime ve oğlu altı yaşındaki Fettah'ı Kazakların kılınçlarından kurtaramadım. Ruslar zâten en ziyâde bizi, rü’esâyı imhâ etmek istiyorlardı. Rü’esânın yıkılan yakılan hânelerinde bu kînin âsâr-ı tahrîbiyyesini anlamak pek mümkindir. Köylünün, meselâ iki gözden ibâret hânesinin bir tarafını yakmışlarsa diğer tarafı kalmışdır. Fakat rü’esânın hânelerinin değil, hatta samanlıklarının bile d