« : 24 Ağustos 2007, 20:41:49 »
Üye Bilgileri
Raltar
O rhun
A bideleri konusunda yazınız aydınlatıcı. Ama bu konu, sanki tarihçiler ile edebiyatçılar ar
a sında sadece adından bahsedilen veya çok kısa bilgilerle geçiştirilen üvey evlat muamelesi görmektedir.
B elki bu konu üzerinde yeterli eğitim,araştırma ve yayınların kıtılığı olabilir.
G öktürk alfabesinin sesli harf eksikliği bu yazıyı okumayı zorlaştırması yanında sesli harflerin kelimelerin çoğunun başında kullanılmaması işi dahada zorlaştırmaktadır.
A ma asıl mesele yazıların tercümesi ve yorumu.
H erbiri üzerinde derin arştırma gereken öyle sorular varki şahsen bunları çok merak etmekteyim.
M esela,
B ilge
T onyukuk abidesinin, birinci taşın kuzey cephesinin 10.satırındaki şu ifadeye bir bakalım ''
B ögü
K ağan bana haber göndermiş.
A pa
T arkana gizli haber göndermiş:
B ilge
T onyukuk kötüdür, kindardır, şaşırır.
O rdu yürütelim diyecek, kabul etmeyin.
O sözü işitip orduyu yürüttüm...'' şimdi yazıda bilge
T onyukuk
' a kötü diyen
B ögü
K ağan kim?
N eden bu sözü söylemiştir?
Y ine aynı taşın 6. satırındaki ifadeler daha ilginç şöyleki: ''
T ürgiş
K ağanı dışarı çıkmış dedi...
Ç in ordusu var imiş.
O sözü işitip kağanım, ben eve ineyim dedi...'' ben bu ifadelerden
T onyukuk'un kağanını korkaklıkla suçladığı anlamını çıkarmaktayım!
Ş ayet bu doğruysa akla birçok soruyuda birden getiriyor birincisi
T onyukuk buna nasıl cesaret edebiliyor?
İ kincisi,acaba kağanda olsa hataların söylenmesi töreye göre normalmi idi?
E vet
O rhun
A bideleri konusu açılınca benimde kafamdaki sorular açıldı.
Ş imdilik bu sorulara cevap arayalım ne dersiniz?
Mesajınız tarafımdan dilimiz imla kurallarına uygun hale getirilmiştir. Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap
Logged
Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.
« Yanıtla #1 : 25 Ağustos 2007, 12:50:32 »
Üye Bilgileri
İlteriş
Yukarıdaki yazı Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap linkine cevap olarak yazılmıştır. Ama üyemiz ilginç noktalara değindiğinden ve üzerinde fikir alışverişi yapılması gerektiğinden "Er Meydanı" bölümünde tartışmaya açmanın daha uygun olacağını düşündüm.
Selametle.
Logged
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap Ölmek yenilmek değil yüceltmektir şanını
« Yanıtla #2 : 26 Ağustos 2007, 22:28:08 »
Üye Bilgileri
TONYUKUK
Er kişi
Nüfus
Cinsiyet:
Konum
Nerden:
Giriş
Kayit tarihi 25 Ağustos 2007, 17:53:21
Toplam İleti
Mesaj Sayısı: 2
Karma: +0/-0
İrtibat
her tarihçi kendi okulu bahçesine Orhun Abidelerinin örneğini diktirebilirse öğrencilerimiz daha bilinçlenir. :o
Logged
« Yanıtla #3 : 28 Ağustos 2007, 01:06:45 »
Üye Bilgileri
furkanözyürek
Tonyukuk Kutluk'da gizli kağan gibidir.Herkesden daha bilge,daha tecrübeli ve daha saygıdeğerdir.Bu yüzden Tonyukuk sık sık böyle çıkışlar yapar,bu Çin kaynaklarındada yazar.Diğer söylediklerininde Göktürk Devleti buyruğundaki Türk komutanlarıdır
Logged
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap
« Yanıtla #4 : 28 Ağustos 2007, 20:04:08 »
Üye Bilgileri
Raltar
Görüşünüze katılıyorum.Bilge Tonyukuk,ikinci Göktürk Devletini İlteriş Kağanla beraber kurmuşlar,dolayısı ile devlet içinde özel bir konuma sahip olmuştur. Aygucı ,yani başvezirlik makamını İlteriş Kağan'dan sonrada,Kapgan Kağan ve Bilge Kağan dönemlerindede sürdürmüştür.Ayrıca Kızını Bilge Kağan'a vererek onun kayınpederi olmuştur.Bir iddiaya göre,Bilge Kağan Tahta çıktığında Kapgan kağanın tüm memurlarını temizlerken,O hem sağ kalmış,hemde makamını korumuş tek devlet görevlisi olmuştur. Bilge Tonyukuk'un,yukardaki yazıda eleştirdiği(Bögü Kağan-Bögü:hakim,bilge,bilici) Kapgan Kağan olması gerekir. Türgiş(Onoklar)lar üzerine yaptığı sefer sırasında olmuştur. Fakat eleştiride bir incelik vardır.Hatta tam bir eleştiriden ziyade, imada bulunma var.Cümlenin devamındada, kağanın eşi ölmüş olmasından dolayı yuğ töreni için gittiğini ifade ederek,bu ince eleştiriyi gözden kaçırmayı ustalıkla başarmıştır. Bilge Tonyukuk,bence Türk tarihindeki devlet adamlığı yanında,asıl yönünün Türk toplum yapısını,kültürünü,özelliklerini bilmesi yönüyle bir sosyal bilimci olmasıdır.Çünkü,Bilge kağan'ın Budist rahiplerin tesirinde kalmasını ve şehirler yaptırarak etrafını surlarla çevirilmesi fikirlerini, sağlam sosyolojik delillerle ikna etmesini bilmiştir. Bilge Tonyukuk gibi bir tarihi şahsiyetle ne kadar övünsek azdır. saygılarımla
Logged
Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.
« Yanıtla #5 : 29 Ağustos 2007, 19:17:19 »
Üye Bilgileri
Raltar
Orhun Abidelerinin Bilge Tonyukuk kitabesinde,dikkat çeken bir kelime bulunmaktadır.Oda Türk kelimesinin yanında '' Sir '' kelimesini kullanmasıdır! Evet,bu kelime ne anlama gelmektedir? Yani ''Türk Sir Budun..''şeklinde. Yine Bilge Tonyukuk,kitabesinde birçok yerde Kağan yerine '' Han '' kelimesini kullanmasında acaba özel bir sebepmi var? saygılarımla
Logged
Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.
« Yanıtla #6 : 31 Ağustos 2007, 22:18:23 »
Üye Bilgileri
furkanözyürek
Ya bence bunlarda özel anlam yoktur sonuçta hemen hemen aynı anlama gelen kelimeler
Logged
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap
« Yanıtla #7 : 01 Eylül 2007, 00:32:25 »
Üye Bilgileri
Raltar
" kağan" kelimesi ile " Han" kelimesinin tabiki anlam bakımından farkı yoktur.Fakat,iki kelimenin arkasında iki kültürün izleri var! Bu kültürler,aynı zamanda Ortaasya'nın asırlaraca hakimiyeti için mücadele eden üç güçten ikisine ait kültürler.Bunlar Türkler,moğollar ve Çinlilerdir.
Bizim burada kastettiğimiz Moğollar(Mongollar),moğolca ve Türkler,türkçe arsındaki ilişkilerin yansımasıdır.
Han (Kan) kelimesi,esas itibarıyle türkçe bir kelime olup (Oğuz Han),zamanla moğolcaya geçmiş kağan şeklinde ifade edilmiştir.İki kültür arasındaki alışveriş,başka milletlerle kıyaslanamaycak ölçüde ileri boyuttadır.
Göktürkler,bağımsılıklarını moğol kültür unsurlarının ön planda olduğu Juan-Juan'lardan almaları kağan kelimesinin alınarak kullanılmasında etkili olmuştur.
Herşeye rağmen derin Türk kültürünün devletteki temsilcisi Bilge Tonyukuk için elbette kağan kelimesi reddedilmemiş,kullanılmıştır.Ama Han kelimesinin unutulmasınada izin vermemiştir.
Ki,sonradan kurulacak moğol devletinde Temuçin'in, CengizHan olarak Karşımıza çıkması "Han" kelimesinin seyir istikametinin bir kez daha moğol tarafına kaymış olduğunu göstermektedir.
Aslında bir kelimenin iki toplumdaki fonetik (şive,telafuz) farklılığından başka birşey değildir.Dönemin siyasi yapısına uygun olarak geçişler olmuştur.Bu geçişlerde güçlü ve etkin taraf verici olmuştur.
Şimdi nasılki batı medeniyeti bizi etkiliyorsa durum o zamanda farklı değildi.Ama burada milli kültürünü daha iyi bilen ve şuurlu davranışlar sergileyen Bilge Tonyukuk'un Kağan kelimesi yanında "Han" kelimesini kullanması bence bir tesadüf olamaz.
Kağan ile ilgili makale için:Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap 'Girmek istiyorsan TıkLa'
saygılarımla
Logged
Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.
« Yanıtla #8 : 01 Eylül 2007, 01:22:34 »
Üye Bilgileri
furkanözyürek
Bu iki kelimede Türkçe köklü kelime ve emin değilim ama ikiside Sümercede var diye hatırlıyorum ve han Osmanlılarda da kullanıl maya devam edildi K ağan kullanılmasada bence çok büyük farklılık ve anlam değişikliliği aranmamalı kitabelerde daha bir çok değişik cümle var Ötiken Ormanı vb.. Ve ek olarak daha okunamamış Yenisey K itabeleri var belki biz burda cevapları ararken cevaplar oradaNOT:Mesajınız tarafımdan dilimizin imla kurallarına göre düzeltilmiştir.
Logged
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap
« Yanıtla #9 : 03 Eylül 2007, 18:59:04 »
Üye Bilgileri
Raltar
Orhun Abidelerinde,belkide adından en çok bahsedilen topluluk Oğuzlar'dır.Fakat,bu topluluğun adı bazı yerlerde sadece Oğuz,bazı yerlerde ise,DokuzOğuz olarak geçmektedir.Acaba bunlar aynı topulukmudur,yoksa farklımı? Dahada önemlisi,bu adı geçen Oğuzlar,Selçuklu Devletini,Osmanlı Devletini kuran Oğuzlarmıdır? saygılarımla
Logged
Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.
« Yanıtla #10 : 06 Eylül 2007, 14:13:58 »
Üye Bilgileri
İlteriş
Kül Tigin Yazıtı'nın güney yüzünün ilk satırı şöyle: "tengri teg tengride bolmış türük bilge kagan bu ödke olurtum sabımın tüketi eşidgil ulayu iniygünüm oglanım biriki uguşum bodunum biriye şadapıt begler yırıya tarkat buyruk begler" Cümlenin başında geçen "tengri teg tengride" kelimelirini günümüz Türkçesine çevirdiğimizde "tanrı gibi tanrı" gibi bir anlam ortaya çıkıyor. Bunda bir çok tanrılığa karşı çıkış, tek tanrı fikri çıkarabiliriz. Peki LA İLAHE İLLALLAH = TENGRİ TEG TENGRİ diyebilir miyiz sizce? Selametle
Logged
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap Ölmek yenilmek değil yüceltmektir şanını
« Yanıtla #11 : 07 Eylül 2007, 01:53:56 »
Üye Bilgileri
Raltar
Orhun Abidelerinden,Kültigin Abidesinin güney cephesinin ilk cümleleri olan bu sözleri,eski Türk inancı ve teşkilat anlayışı çerçevesinde ele almak istiyorum. “Tenğri” (orijinal kelimede, n ve ğ harflerinin karşılığı olan ses, bu günkü alfabemizde harf olark karşılığı yoktur.)kelimesi,eski Türk inancında iki anlamda kullanılmıştır.Bunlardan birincisi;İlah,Yaratıcı anlamında,ikincisi ise;yeryüzünü çepeçevre kuşatan gök anlamındadır.Gökle ilgili uzun anlatımlara girmek,bizi konudan uzaklaştıracağı için,kısaca şunu söyleyip geçmek istiyorum.Eski Türk inancında gök son derece önemlidir,bu sebeple eski Türk dinine tarihçiler “Gök Tanrı Dini”demektedirler.(Şamanizm,yaygın olarak eski Türk dini karşılığında kullanılsada,doğru değildir.) Burada geçen “teg” kelimesini,bir anlamına gelen “tek” kelimesi ile karıştırmamak gerekir.Teg; “gibi”,”benzeyen” anlamındadır. Bu durumda,”Tengri teg tengri”cümlesini,”Göğe benzer gök”olarak açıklamaya çalışırsak,anlam düşüklüğünü hemen fark etmemiz gerekir.Zaten cümlenin devamını göz önüne alarak yorum yapmamız icap eder.Cümleyi bence “Kendine benzeyen Tanrı”şeklinde yorumlarsak,İslam inancındaki Cenabı Allah’ın sıfatlarından” Yarattıklarına benzememesi”şeklinde düşünmemiz daha doğru olur.Diğer yandan,göğün yeryüzünü kuşatması,yine Tanrı’nın sıfatlarıyla (Kudretinin her şeyi kuşatması)ile benzerlik kurulduğu yaklaşımınıda uzak durmamak gerekir.Buradaki amacımız iki dini kıyaslamak olmadığı için konumuza dönüyorum. Cümleye devam edersek “ Tenğri teg Tenğride bolmış Türk Bilge Kağan..” Ben bu sözde,Türk Kağanının Tanrıdan “Kut”almış olduğunu ifade ettiği anlamını uygun buluyorum.Çünkü biliyoruzki,Türk Kağanı,Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisidir.Bu görüşümüzü destekleyen ifadelere Orhun abidelerinde bulmak mümkün.(“ idi “kavramı - Köğmen’in yer ve suları idisiz kalmasın ) Burada şunu hemen belirtelim,Türk Kağanı,bir yarı Tanrı veya Tanrı olarak asla düşünülmemiştir.Kut inanışının gereği olan hükmetme yetkisinin kaynağını ifade eder ki oda Tanrı’dır.Yine Abidelerde “Kutum olduğu için,özüm tahta oturdum”diye geçen ifadeler, bu görüşümüzü doğrular.Tanrı ile yakınlaşma kut için belkide aranan bir özelliktir.Çünkü,Oğuz destanında,Oğuz’un doğduğundan itibaren çeşitli olağan üstülükler gösterilerek anlatılması,onun Tanrı’ya yakınlığı vurgulanmaya çalışılır gibidir.Diğer bir ifadeyle Tanrı tarafından seçilmişliğini( Dünyayı düzene sokma görevi), inanca dönüştürme olarak düşünebiliriz. Konuya dönecek olursak cümleyi şu anlamda tamamlayabiliriz.” Kendine benzeyen Tanrıdan,kut (hükmetme yetkisi)aldığım zaman kağan olup tahta oturdum.”Ödke=zaman,olurtum= oturdum. “Sabımı tüketi eşidgil” Sab,söz demektir.Bugün kullanılan “Sav , savcı”kelimelerinin kaynağıdır.( Göktürk alfabesinde “ v “ harfi bulunmaz. Eb=ev gibi)."Sözümü sonuna kadar işit(duy)" Ulayu = Devamla,ondan sonra ( Anadolu’da bir şeyin arkasına eklenenler için “ulamak”sözü kullanılır) İni = küçük kardeş , yigünüm = yiğenim. Bundan sonraki anlatımlar,devletin idari teşkilat yapısı ile ilgilidir.Tabi burada belirtilen makamlarla yönlerin; devlet içinde düzenlenmiş hiyerarşik sistemin işleyişinin görülmesi açısından önemlidir.Bilhassa yönlerin manaları, sadece istikameti belirten sözcükler olarak algılanılmamalıdır.( konuyu uzatmamak için girmeyeyim.) (Tarkat = Tarkanlar) Saygılarımla
Logged
Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.
« Yanıtla #12 : 12 Eylül 2007, 23:55:07 »
Üye Bilgileri
Raltar
Arkadaşlarımın dikkatini Orhun Abideleri'ne çekmeye çalışmak için çeşitli sorular sormaktayım.Sağolsun İlteriş Bey,duyarlılığını gösterdi ve "Özel Çalışmalar" bölümünde bir çalışma başlattı. Biz yine bir yandan sorularımızı sorarak,bu "Bengü Taşların" kalbimizle olan bağını koparmayalım. Birinci sorumuz: Kitabede Kül Tigin'in ölümü birçok yerde geçmekte.Ancak "ölüm" kelimesi yerine başka kelimeler kulanılmıştır.Bu ölüm kelimesi yerine kullanılan kelimelerin kaç tane olduğunu yazmanızı rica ediyorum. İkincisi;Kül Tigin'in kahramanlıklarında rol oynayan "atlar"ın kaç tane olduğunu(adlarıyla) istiyorum. Saygılarımla
Logged
Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.
« Yanıtla #13 : 14 Eylül 2007, 21:55:41 »
Üye Bilgileri
İlteriş
İkinci soru için 4 at ismi dikkatimi çekti. Bunlar; Kül Tigin Kitabesi'nin kuzey yüzünde 2. ve 3. satırlarda Alp Şalçı 5. satırda Azman 8. satırda Az Yağız 9. satırda Öksüz AK Birinci soru için Kültigin Kitabesi'nin kuzey yüzünde 10.satırda kültigin vefat etti=kergek boltı kuzeydoğu yüzü yegirmeke uçtu boltı taş gibi kelimelere kullanılmış
Logged
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap Ölmek yenilmek değil yüceltmektir şanını
« Yanıtla #14 : 14 Eylül 2007, 23:42:48 »
Üye Bilgileri
Raltar
Sayın İlteriş,Kitabede geçen Kül Tigin'e ait at isimleri doğru. Teşekkür ederim.İlavelerle toparlayacak olursak;
(Kendi adına dikilen yazıtta belirtildiği kadarıyla Köl Tigin savaşlarda dokuz değişik at kullanmıştır. Bunlar Tadık Çor'un Boz Atı, Işbara Yamtar'ın Boz Atı, Yigen Silig Beg'in Zırhlı Doru Atı, Bayırkular'ın Ak Aygırı, Alnı Beyaz Boz Atı, Alp Şalçı Atı, Azman Atı, Az Yağızı Atı ve Öksüz Atı’dır. Bu atlardan sâdece birinin zırhlı olduğu yazılıdır, bu durumda Köl Tigin’in diğer bindiği atların hepsi zırhsızdır. İlk dört at ve Alp Şalçı savaşlarda ölmüş; Azman ve Az Yağızı’nı iki, Alp Şalçı’yı ise üç kere kullanmıştır. Bu atlardan en az üçü başka Gök Türk ileri gelenlerindendir, en az ikisi ise bağlı topluluklardan alınmıştır. Yazıtı çok ayrıntılı olmasa bile Köl Tigin’in taktikleri, silâhları ve giyimi hakkında bilgi vermektedir. Köl Tigin katıldığı hemen hemen bütün savaşlarda at üzerinde savaşmış, sâdece ilk yaptığı savaşta yaya olarak saldırmıştır. H. İhsan ERKOÇ Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Ankara-TÜRKİYE) Biliyoruz ama vurgulamadan geçemeyeceğim.Atın Türk kültüründeki yeri ve önemi konusunda bundan daha mükemmel bir örnek bulunabilirmi? Onlar birer hayvan olarak görülmemiş,isim verilerek kahramanlaştırılmış,şahsiyetli birer varlığa dönüştürülmüşlerdir.Böylesine önemli bir yazıta (ki Bengü Taş = Ebedi Taş denilmiş)tek tek adlarının yazılması,kendileri gibi onlarında ebedileşmesini istemişledir.Bu ne büyük sevgi,bu ne büyük saygı! Duygulanmamak mümkün mü?
Atlar ile ilgili makale için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap 'Girmek istiyorsan TıkLa'
Diğer sorumuzun da doğru cevapları için teşekkür ederim.Bunlara bir tane de ben ekleme yapayım :
" Bulıt bustadı" yani
" Bulut çöktürdü" ( Kül Tigin kitabesi kuzey doğu cephesi.)
saygılarımla
Logged
Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz / Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çöktürdük.