Üye Bilgileri
Raltar
Menemen Olayı: 23.12.1930-8.3.1931 23 Aralık 1930 günü, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılmasından yaklaşık bir ay sonra İzmir’in Menemen ilçesinde Cumhuriyet tarihimizin en önemli inkılap karşıtı hareketlerinden biri meydana gelmiştir. Olay, kendisini Mehdi olarak ilan eden Nakşibendi Tarikatı’na mensup Giritli Derviş Mehmet ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilmiştir. Sanıkları ifadelerinden çıkarılan sonuçlara göre örgüt elemanlarının Manisa’da toplantılar yaptıkları, silah temin ettikleri ve taraftar kazanmaya çalıştıkları anlaşılmaktadır. Buna göre bu olay o anda alevlenen bir gelişme değildir, bu olayda organize bir örgüt vardır. Bu örgütün çalışmaları da Manisa’da başlamış ve Menemen’e kadar gelmiştir. Olayın gelişimi şöyledir: Dört Mehmet ve yaşları on sekizi bile bulmayan iki Hasan, Manisa’nın bir köyünde dağda kurdukları bir çadırda günlerce ayinlere dalmışlar, tarikat mensuplarıyla ve şeyhleriyle ilişkilerini sürdürmüşlerdir.Derviş Mehmet,bu süre içinde onlara esrar içirerek akıllarını başlarından alma, tasarladığı yöne ve yöreye doğru sürükleme çabasındadır. Bu şahıslar Menemen kenarına geldiklerinde zeytinliklerde dinlenirken Giritli Mehmet’in dağıttığı esrarlı sigaraları içmişler ve sarhoş kafalarla Menemen’e girmişlerdir. Giritli Mehmet burada gittikleri Müftü Camii’nde Mehdiliğini ilan ve camiye gelenleri de dine davet etmiştir. Derviş Mehmet dini korumaya geldiklerini ileri sürerek camideki yeşil bayrağı aldıktan sonra, kendisine inananlarla birlikte şehri dolaşmaya başlamış ve rast geldiklerine “Müslüman mısınız? Mehdiye itikadın var mı?” diye sorular sormuşlar ve kendilerin bayrak altına girmelerini aksi taktirde hepsinin kılıçtan geçeceğini söylemişlerdir. Burada yaptıkları konuşmalarla da ortada hükümet olmadığını, herkesin dükkanlarını kapatarak kendilerine katılmalarını ve arkalarından yetmiş bin kişilik Halife ordusunun gelmekte olduğunu, top tüfek bütün kuvvetlerin Mehdi üzerinde duracağını ilan etmişlerdir. Şehri dolaşan Derviş Mehmet ve müritleri doğruca belediye meydanı önüne gelirler. O sıralarda oradan omzunda çapasıyla işe gitmekte olan bir işçiyi yoldan çevirip çukur kazdırmışlar ve oraya yeşil bayrağı dikmişlerdir. Yobazlar bayrak etrafında ellerinde silahları olduğu halde bayrağın etrafında dönerek tekbir getirip zikretmişlerdir. Şapka giyenlerin kafir olduğunu, yakında fes giyileceğini, şeriata dönüleceğini ve kendilerine kurşun işlemeyeceğini etrafa duyurmaya çalışmışlardır. Bu arada olayı öğrenen jandarma yazıcısı Ali Efendi, Mehdi’nin yanına giderek ne istediğini sormuş, Mehdi Giritli Mehmet ise “Kumandanına haber ver o gelsin, bana top, kurşun işlemez” demiştir. Bu sefer durumu öğrenen bölük komutanı Fahri Bey asilerin yanına gitmiş ve dağılmalarını istemiştir. Ancak silahlı yobazların hezeyanlarını, hallerindeki pervasızlığı görüp durumu kavramış ve hükümet konağına gidip kaymakamın evine, kışlaya ve alay komutanlığına telefon ederek askeri birlikten yardım istemiştir. Bu esnada alay karargahından kumandan muavini acele kışlanın kapısına gelir ve talime hazırlanmakta olan askere sorar: “Zabitlerden kim var? Kubilay Efendi diye cevap verirler.” Kumandan Muavini kışlaya girer girmez odasından henüz çıkmış olan Kubilay ile karşılaşınca ona şu sözleri söyler: “Kubilay Efendi bir miktar asker al. Hükümet meydanında birkaç serseri bir hadise çıkarmak üzere imiş. Oraya git ve hükümet dairesinde jandarma yüzbaşısını gör.” Kubilay aldığı bu emir üzerine hemen 26 asker ile birlikte yola çıkar. Kendisinde silah, erlerinde mermi yoktur. Kubilay olay yerine çabuk yetişmek için kışla arkasındaki yamaçlardan, kestirme yollardan hızla geçer ve meydana yakın sokaklardan birinde askerlerini durdurur ve süngü taktırır. Yedek subay Kubilay Bey süngülü askerlerini belediye meydanındaki kahve önünde bıraktıktan sonra kendisi asilerin yanına gitmiş ve sert bir davranışla onlara dağılmalarını emretmiştir. Mehdi Mehmet’in kolundan tutup çeken Kubilay askerlerine de süngü tak emri vermiştir. Bu isteğe ateş ederek cevap veren Derviş Mehmet Kubilay’ı ağır yaralamıştır. Ağır yaralanan Kubilay kendisini belediyenin arka avlusuna atmıştır. Bu arada askerleri de kaçmıştır. Kubilay aldığı yaranın etkisiyle daha fazla yürüyecek halde değildir ve yakındaki caminin avlusuna doğru koşmaya başlar. Arkadan ikinci bir silah patlarsa da isabet etmez. Halk tarafından da alkış ve sigara ikramı ile teşvik edilen Derviş Mehmet asilerden temin ettiği bir bıçakla Kubilay’ın yanına gitmiş, yaralı haldeki Kubilay’ın başını gövdesinden ayırmıştır. Derviş Mehmet bununla da kalmaz, avuç avuç kan içer ve saçlarından yakaladığı başı sallayarak meydana döner. Derviş Mehmet kudurmuştur artık. Kanlı ağzıyla tekbirler getirir; “Ey ahali! Ey ümmet-i müslimin!…” haykırışlarına yeniden başlarlar. Bu sırada patlayan silah seslerini duyan bir genç mahalle bekçisi evinden fırlar ve olay yerine yetişir. Bekçi Hasan tabancasını çeker ve ateş ederek yobazlardan birini yaralar. Fakat şehit düşer. Bekçi Şevki ise çarpışmanın üçüncü şehididir. Köşe başlarından, uzaklardan bu feci sahneye bakabilenler, kuşku ve şaşkınlık içinde beklemektedirler. Alay komutanlığına yeni haberler ulaşmıştır. Fakat meydan hala yobazların hakimiyetindedir. İşte bu sırada uzaktan bir makineli tüfek birliği görünür ve hızla meydana girer. Komutanın sert ve yüksek sesi duyulur; “Teslim olunuz”. Bu uyarıya karşılık “Bize kurşun işlemez” sesleri gelir ve makineli tüfek işler. Derviş Mehmet, Sütçü Mehmet, Şamdan Mehmet bir anda delik deşik yerlere serilirler. Alnından yaralanan Emrullah oğlu Mehmet ile iki Hasan ara sokaklara kaçsalar da daha sonradan yakalanırlar. Menemen’de sahneye çıkan yobazların oyunu böylece sona ermiştir. Menemen Olayı Denizli Milletvekili Mazhar Müfit Kansu ve 43 arkadaşının olay hakkında hükümetin ne tedbir aldığını ve alacağını soran bir önerge vermeleri ile 1.1.1931 tarihinde meclis gündemine gelmiştir. Başta Mustafa Kemal olmak üzere Ankara olayı çok ciddiye almış ve ilgililerin en sert şekilde cezalandırılmasını istemiştir. 1 Ocak 1931’den itibaren geçerli olan sıkıyönetim Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir’in merkez ilçelerinde geçerli olmuştur. Orgeneral Fahrettin Altay sıkıyönetim komutanlığına ve Tümgeneral Mustafa Muğlalı sıkıyönetim Divan-ı Harbi’nin başkanlığına getirilmiştir. 31.1.1931 tarihinde TBMM’ye sunulan ve idam cezalarının onanmasını Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 26. maddesi gereğince isteyen rapora göre Divan-ı Harp kararları özet olarak şöyledir: 1- Toplam 37 kişinin idamına karar verilmiştir. Ancak bunlardan altısının yaşları dolayısıyla cezaları 15 ve 24 sene ağır hapse çevrilmiştir. 2- 41 kişi çeşitli derecelerde hapis ve ağır hapis cezalarına çarptırılmıştır. 3- 27 kişi beraat etmiştir. Daha sonra mahkeme yeni savunmaları dinlemiş ve bazı idam cezalarını hapis cezalarına çevirmiştir. Alınan son kararla 28 kişi idam edilmiştir. İktidar yanlısı ve muhalif gazetelerce bu şekilde yorumlanan Menemen olayını Mustafa Kemal ise 28 Aralık 1930’da orduya yayınladığı mesajında yer alan şu cümleleriyle yorumlamıştır: “Menemen’de ahiren vukua gelen irtica teşebbüsü esnasında zabit vekili Kubilay Bey’in vazife ifa ederken duçar olduğu akıbetten Cumhuriyet ordusunu taziyet ederim. Kubilay bey’in şehadetinde mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkar bulunmaları, bütün Cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadisedir. Vatanı müdafaa için yetiştirilen, dahili her politika ve ihtilafın haricinde ve fevkinde muhterem bir vaziyette bulunan Türk zabitinin mülteciler karşısındaki yüksek vazifesi vatandaşlar tarafından yalnız hürmetle karşılandığına şüphe yoktur. Menemen’de ahaliden bazılarının hataları bütün milleti müteellim etmiştir. İstilanın acılığını tatmış bir muhitte genç ve kahraman bir zabit vekilinin uğradığı tecavüzü milletin bizzat Cumhuriyete karşı bir suikast telakki ettiği ve müteceasirlerle, müşevvikleri ona göre takip edeceği muhakkaktır. Hepimizin dikkatimiz bu meseledeki vazifelerimizin icabatını hassasiyetle ve hakkı ile yerine getirmeye matuftur. Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkureci muallim heyetinin kuvvetli uzvu Kubilay’ın temiz kanı ile Cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır. Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal BİBLİYOGRAFYA • AĞAOĞLU, Ahmet, Serbest Fırka Hatıraları, İstanbul 1994 • AVCI, Cemal, III. Dönem TBMM’nin Yapısı ve Faaliyetleri 1927-1931, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 2000 • BAYDAR, Mustafa, Kubilay, Üstünel Yayınevi, İstanbul 1954 • Cumhuriyet Gazetesi Özel Ek “Devrim Şehidi Kubilay”, 23 Aralık 1994 • ÇAVDAR, Tevfik, “Serbest Fırka”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İletişim Yayınları, C. VIII, İstanbul 1983 • ÇAVDAR, Tevfik, Türkiye’nin Demokrasi Tarihi 1839-1950, İstanbul • EROĞLU, Hamza, Türk İnkılap Tarihi, Savaş Yayınları, İstanbul 1992 • KARAHAN, A. Neyzar, Şehit Edilişinin 50. Yılında Kubilay, İstanbul 1981 • ÖZTÜRK, Kazım, Türk Parlamento Tarihi TBMM-II. Dönem 1923-1927, C. III, TBMM Vakfı Yayınları No: 3, Ankara • ÖZTÜRK, Kazım, Türk Parlamento Tarihi TBMM-III. Dönem 1927-1931, C. II, TBMM Vakfı Yayınları No: 9, Ankara • SEZGİN, Ömür, Gencay Şaylan, “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası”, Cumhuriyet Dönemi Türk Ansiklopedisi, İletişim Yayınları, C. VIII, İstanbul 1983 • SOYAK, Hasan Rıza, Atatürk’ten Hatıralar II, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara • TABAK, Serap, “Serbest Cumhuriyet Fırkası”, Türkler Ansiklopedisi, C. XV • TUNAYA, Tarık Zafer, Türkiye’de Siyasal Partiler 1859-1952, İstanbul 1952 • TUNÇAY, Mete, “Cumhuriyet Halk Partisi (1923-1950)”, Cumhuriyet Dönemi Türk Ansiklopedisi, İletişim Yayınları, C. VIII, İstanbul 1983 • TUNÇAY, Mete, Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması (1923-1931), İstanbul 1992 • ÜSTÜN, Kemal, Menemen ve Kubilay Olayı, İstanbul 1970 • YETKİN, Çetin, Serbest Cumhuriyet Fırkası Olayı, Otopsi Yayınları, İstanbul 2004