Üye Bilgileri
Raltar
4. Tarih Öğretim Yöntemlerinden Kaynaklanan Problemler ve Aktif Öğrenme Tarih öğretiminde karşılaştığımız sorunlardan bir başkası ve önemlisi de “ezber” konusudur. Bilgi, daha doğrusu bir verinin ezber olup olmaması, onun ne denli günlük yaşamımızda işlevsel bir ağırlığına sahip olup olmadığına bağlıdır. Ezberle karşılaşan öğrencinin dersi sevmesi ve derse ilgi duyması zorlaştığı gözlemlenmiştir. Yukarıda saydığımız temel problemler öğrenciyi doğrudan ezber tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Bunun önde gelen sebeplerinden biri de tarih biliminin günümüzde, eskiden gördüğü saygıyı artık görmüyor olmasıdır. Günümüzde insanların çoğu tarih denildiğinde, toplum için hiçbir yararı bulunmayan, sık sık zararlı ve korkunç bile olan ölü-kitaplar bilimi söz konusu olduğu sanılıyor. Tarih bilimindeki uygun amacın geçmişi anlaşılır kılarak insanların bugünkü durumlarını anlamalarına yardımcı olmak olduğu düşünülmüyor. Ölü kitaplar bilimi olarak yaklaşılan dersin, sıkıcı ezber dersi muamelesi görmesine neden oluyor. Tarihçiler hep geçmişe bakacak olsa bile, durmadan ileriyi görmeye çalışmaktadırlar. Tarihçilerin geleceği ya yakın bir geçmiştir, ya da, uzak bir geçmişle kıyaslanan daha yakın bir geçmiştir. Tarih öğretiminde konular gelecek ve günümüzle ilişkilendirilmelidir. Öğrenciler geçmişin derinliklerine götürüldüğü kadar geleceğin sokaklarında da yürütülmelidir. Ezberden ziyade bu geliş ve gidişler, öğrencilerin aktif olduğu derslerde gerçekleştirilmelidir. Tarih öğretmenleri “geleceğin görülmesini gizleyen sisi azaltmaya” çalışmalıdır. Ezberin tehlikeleri kadar “ezberi benimseyen” anlayışa da dikkat etmek gerekir. Sebepleri bilen ve merak eden insanlar ezber ile yetiştirilmez . Tarih öğretiminde istenilen başlıca amaç, öğrenmeyi öğretmek olmalıdır. Tarih öğretiminde karşılaştığımız sorunlardan bir diğeri de Tarih öğretim yöntemlerinden kaynaklanan sorundur. Tarihi incelerken, incelediğimiz geçmiş değil, tarihçilerin geçmiş hakkında oluşturdukları şeylerdir. Tarih öğretim yöntemlerini kullanırken tarih derslerinde öğrencilerin tarihçi gibi düşünmesini sağlamalıyız. Onlara birer küçük tarihçi oldukları hissini vermeliyiz. Öğrencilere kullandı-ğımız yöntemlerde tarihi bakış açısını kazandırmalıyız. Derslerde öğrencileri birer tarihçi olarak görmeliyiz ve bu hissi onlara vermeliyiz. Öğrencileri anlattığımız zamanın şartlarına götürmeli ve o zamanda yaşadıkları hissini vermeliyiz. Tarih öğretim yöntemlerinden kaynaklanan sorunlar bugün öğretimin sıkıcı, kuru olduğu, öğrencinin ilgisini çekmediği, öğrenciyi tarihten uzaklaştırdığı biçimindedir. Bu sıkıcı ve öğrenciyi tarihten uzaklaştıran tarzın değişmesi önemli bir zorunluluktur. Tarih derslerinde sadece öğretmenin anlattıklarını dinlemek ve olaylar hakkında bilgilendirilirken yalnızca bu yöntemin seçilmesi Tarih derslerinin çekiciliğini azaltmaktadır. Öğrencilerin tarihi yeniden konuşup, kendi yorumlarını yapması, derslerde; radyo, kaset, CD kullanılması, projeler hazırlanması, müzeleri ve tarihi yerleri gezmesi gibi öğrenciyi aktif hale sokacak davranışların derslerde etkili kılınması gerekmektedir. Modern toplumlarda Tarih eğitimi son 30 yılda büyük bir dönüşüm geçirmiştir. Bu yeni modelde öğrenci pasif alıcı konumundan çıkarak tarihi düşünen, yazan, araştıran bir kişi olarak ortaya çıkmıştır. Öğrencinin aktifliğinin sağlanması, oyunlarla, tartışmalarla, eleştirel değerlendirmelerle; grafikler, haritalar yaparak, değişik kaynaklar kullanarak sağlanmaya çalışıldığı gözlenmektedir. Bu itibarla öğretmen merkezli bir öğretim anlayışından sıyrılıp öğrenci merkezli bir öğretim yaklaşımının sergilenmesi zaruri hale gelmiştir. Dünyadaki bu değişmeler ve gelişmelere Türkiye yabancı kalmamalıdır. Bunun için Türkiye’de Tarih öğretiminin yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Bu çalışmada sunduğum çözüm önerilerinden birisi de aktif öğretim yöntemlerinin Tarih derslerinde kullanılması olacaktır. Bu yöntemlerden olan işbirlikli öğrenme yöntemi son 20 yıldan daha fazla bir zamanda araştırmalarda geniş olarak yer almış, son 10 yılda da kullanımı yoğunluk kazanmıştır. Yine öğrenciyi derste aktif kılabilmek ve öğretim yönteminden kaynaklanan sorunları çözebilmek için Tarihçiler, ders boyunca, öğrencilerde eleştirel düşünceyi geliştirmek için çalışır. Sanat tarihini, müzeleri bu işte kaynak olarak kullanır. Grafik analizleri yaptırır ve haritaları nasıl okuyacaklarını sunar. Tarihi bel-geleri ve kayıtları incelettirir (vergi kayıtları, günlükler, eski resimler ve çeşitli belgeler...) Bu çalışmalarda dersi zevkli hâle getirir ve öğrencinin derste aktif olmasını sağlar. İyi bir Tarih eğitimi, öğrencilerin ilgi ve kaygılarını analiz eder. Öğretmenler, analitik aktivitelere, yerel tarihi bölge ziyaretlerine, film gösterilerine önem verdiklerinde, öğrencilerin eleştirel düşünme ve analitik inceleme yetenekleri gelişir. Tarih konuları, sadece zor ve karışık konulardan oluşmaz; tarih derslerinde açık, ilgi çekici konuların sayısı da bir hayli fazladır. Tarih öğretiminde gruplar halinde çalışmak bu ilgi çekici konuların işlenmesi ve öğrencilere ayrıntılı bilgi verilmesinde son derede yararlıdır. Bu aktifliği sağlamada öğretmene de büyük görevler düşmektedir. Öğretmen öğrencilerin yeni fikirler ortaya koymalarını, önerilerini, yaptıkları açıklamaları, sorulan soruları, araştırmaları, diğer arkadaşlarını teşvik etmelerini, öğrencilerin iç disipline sahip olup olmadıklarını, takdir etme duygularını, toplum değerlerini ölçü edinip edinmediklerini gözlemeli ve bunları sürekli kaydetmelidir. Öğretmen sürekli gözlem yapmalı ve öğrenciler hakkında sürekli notlar almalıdır. Türkiye’de Tarih öğretiminin yöntemden kaynaklanan sorunlarını çözmede, Amerika’da ve bir çok Avrupa ülkesinde Tarih eğitiminde kullanılan yöntem ve tekniklerin sınıflarımıza taşınması faydalı olacaktır. Bu teknikler ekonomik açıdan ve zaman açısından kullanılması, uygulanması kolay tekniklerdir. Yine bu teknikleri incelediğimizde açıkça gördüğümüz bir husus; Tarihi konuların muhakkak günümüzle bağlantı kurdurulmasıdır. Tarih, yalnızca geçmiş ile gelecek arasında tutarlı bir ilişki kurduğu zaman anlam ve nesnellik kazanır. 5. Değerlendirme ve Sonuç Bir işle uğraşan herkes amatör bir tarihçidir. Hiç kimse bir işi, o işin geçmişi ile ilgili ayrıntılı bilgi toplamadan yapamaz; çalışmayı yapmak ve diğer kişilerle bunu tartışmak için konunun geçmişi hakkında bilgi sahibi olmak zorundadır. Fernand Braudel’in Levi- Staruss’dan aktardığına göre; “çünkü her şey tarihtir, dün söylenmiş olan tarihtir, bir dakika önce söylenilen tarihtir.” Bu tanıma söylenilmiş, düşünülmüş ve yaşanılmış kavramlarının da eklenmesi yanlış olmayacaktır. Açıkça belirtmek gerekirse, tarih ve tarih öğretimi güncel hayatımızda etkili bir şekilde yer almaktadır. Dünya tarihçilerinde görülen geleneksel siyasal tarihten sosyal tarihe doğru olan kitlesel ilgi kayması ve biçim yönünden meydana gelen değişiklikler öğrenci güdülenmesi konusunda öğretmene yol göstermektedir. İlgilere göre okunacak yayınlar öğrencilerin tarihi sevmesine yol açacak ve doğru tarih bilincinin oluşmasına katkıda bulunacaktır. Sözlü tarih çalışması dediğimiz, kelimelerin seslendirilmesine başvurduğumuz tarih öğretimi tekniğinin kullanılması da tarih öğretiminin sorunlarına büyük ölçüde çözüm getirecektir. Aile tarihi, ziraat tarihi ve yerel okul tarihi gibi çalışmalarda öğrencilerde tarih bilinci ve sevgisi oluşmasını sağlayacaktır. Günlük hayatımızda önemli bir yeri olan tarih ilminin, öğretilmesi çok önem taşıyan bir iştir. Burada Tarih öğretmenlerine düşen sorumluluk önemlidir. Bu itibarla, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında tarih bilimindeki son gelişmeleri izleyen kuşakların üniversiteden yetiştikleri düşünülürse, gerçekleştirilecek olan anlayış değişikliğinin ilk ve ortaöğretim okullarını etkileyeceği ve geliştireceği sonucu göz ardı edilmemelidir. Sonuç olarak diyebiliriz ki; son otuz yıllık süre içinde Dünyada hızla yayılmış ve çoğu ülkenin eğitim sisteminde önemli bir yer tutan aktif öğrenme yönteminin ülkemizdeki Tarih öğretmenleri tarafından çok iyi bilinmesi ve uygulanması, Tarih öğretiminde yöntemden kaynaklanan sorunları büyük ölçüde çözebilecek ve Tarih derslerini zevkli hâle gelmesinde öncü rol oynayacaktır. Bunun yanında yukarıda bahsedilen sorunlar ve sunulan çözüm önerilerinin uygulamalarla da kendini göstermesi gerekmektedir. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı : 15 Yıl : 2003/2 (181-190 s.)