Türkiyedeki Bor Yatakları | Türkiyedeki Bor Yatakları Tarih Öğretmeni | Türkiyedeki Bor Yatakları Tarih Dersi | Türkiyedeki Bor Yatakları tarih yıllık planı | Türkiyedeki Bor Yatakları tarih sunuları|Türkiyedeki Bor Yatakları tarih zümreleri|</
+ Tarih Portali » Er Meydanı » Serbest Kürsü (Moderatör: abdullahkarataş)
 Türkiyedeki Bor Yatakları

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı Türkiyedeki Bor Yatakları
Cevaplar 0
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 605
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Türkiyedeki Bor Yatakları  (Okunma Sayısı 605 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 13 Kasım 2007, 02:03:34 »
Üye Bilgileri zιвєякαη
Yabgu
****

Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: BAFRA
Giriş Kayit tarihi 29 Ağustos 2007, 22:03:51
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 2.063
ναтαηѕєνєя zιвєякαη


Karma: +96/-0
İrtibat


Türkiyedeki Bor Yatakları




TÜRKİYE BOR YATAKLARININ TARİHÇESİ




      Türkiye bor yataklarının tarihçesi 1860'lı yıllara, Osmanlı
      imparatorluğunun son zamanlarına kadar uzanır. Sözkonusu tarihçe için bazı
      ön bilgiler verildikten sonra, değişik ülkelerin ilgi alanına girmesi
      nedeniyle, bu cevherin işletilmesi için padişaha ve dönemin yönetimine
      yapılan başvuruları açıklıkla ortaya koymaktadır. Osmanlı dönemi ve
      Cumhuriyet döneminde bor madenlerinin durumu bu makalede incelenmektedir.
      makaledeki bazı söylemlerin, makalenin yazıldığı 1967-68'li yılların dünya
      ekonomisine bakış açısından ele alındığında, sosyo-politik sorunları
      vurgulaması da, ayrıca başlı başına incelenmeye değer bir niteliktedir. Bu
      nedenle, o yılların politik koşulları açısından da makalenin
      değerlendirilmesinin dikkatlerden kaçırılmaması gereken bir noktadır. İlgi
      çekeceği bir makale.
      Bir diğer kaynak ise, Devlet Planlama Teşkilatı'nın 1977 yılında
      yayınlanan IV. Beş Yıllık Kalkınma Planı Özel İhtisas Komisyonu tarafından
      hazırlanmış olan Tarihçesidir. Bu da oldukça ilgi çekicidir.



      Günümüzde ise çıkarılmış yasalara göre durum şöyledir:
        Bor madenlerinin ruhsat ve saha işletme hakları 01.10.1978 tarih ve 2172
        sayı ve 10.06.1983 tarih ve 2840 sayılı kanunlar gereğince ETIHolding
        Anonim Şirketi'ne aittir.
        "2172 sayılı Devletçe İşletilecek Madenler Hakkındaki Kanun"a dayanarak,
        bu kanunun 2. maddesinde yeralan "bor tuzları, uranyum ve toryum
        madenlerinin aranması ve işletilmesi devlet eliyle yapılır"

            TÜRKİYE BOR YATAKLARI

      Türkiye bor yatakları Balıkesir, Bursa, Eskişehir, Kütahya illerinde
      yeralır. Bu yataklardan Eskişehir-Kırka bor yatağı bugüne kadar bilinen
      dünyanın en büyük yatağıdır.
            BALIKESİR-BİGADİÇ
            BALIKESİR-SUSURLUK
            BURSA-KESTELEK
            KÜTAHYA-EMET
            ESKİŞEHİR-KIRKA


BOR POLİTİKASI
      Türkiye'nin genel madencilik politikası, madencilik kanunları kapsamında,
      tüm yeraltı zenginliklerinin devletin, dolayısıyla milletin malı olarak
      kabul ettiği ve uyguladığı bir temel politikadır. Ancak bunların
      işletilmesinde, devlet bu hakkını değişik kişi ve kuruluşlara belirli süre
      için devredebilir. Bu işletmeler ile ülkedeki yeraltı zenginlikleri, hem
      ülke ve hemde dünya teknolojisinin yararlanmasına olanak sağlanmaktadır.
      Bu Türkiye Cumhuriyetinin Madencilik doktrinidir.
      Ancak bor cevherleri, bu kapsam içerisinde farklılaştırılarak, devlet
      kuruluşu olan ETİBOR tarafından işletilmesi tekelleştirilmiştir. Bunun
      nedeni ise, tarihçe bölümünde sunulmuş olan haklı gerekçelerdir.
      Dünyadaki tüm ülkeler kendi yeraltı kaynaklarını stratejik olarak kabul
      ederek, bu doğrultuda gerekli önlemleri alırlar. Bu devletler arasında
      kabullenilmiş ve yasallaştırılmış bir genel uygulamadır. Türkiye devlet
      arası genel kurallar kapsamında kendi çıkarlarını koruyucu ve kollayıcı
      gereken yasal önlemleri almış, bor cevherini stratejik maden kabul ederek
      genel politikasını da, hiçbir ülkeye karşı bir politik araç olarak
      kullanmayarak dengeli bir politika gütmüş ve gütmektedir.
      Bu bakımdan ATATÜRK'ün "YURTTA SULH, CİHANDA SULH" doktrinini madencilik
      sektöründe ispatlamıştır. Bu genel uygulama, kriz dönemlerinde dahi
      dikkatlice ve hiçbir ülkenin çıkarlarını ve endüstrisini dar boğaza
      sokmayarak, gerek ıı.dünya savaşı sırasında, gerekse kendisi krize girdiği
      1960,1980,1999-2000'li yıllardaki uygulamalarıyla ispatlamıştır.
      Türkiye bu politikasını devam ettirecektir. Şu anda herhangi bir şekilde
      yasal ve diğer nedenlere dayalı, görünür ve diğer ülkelerin ortaya koyduğu
      haklı olabileceklerini düşündürebilecek gerekçelere dayalı bir sorunda
      yoktur.
      Ancak, politik değişik senaryo modellemeleri varsayılarak, özellikle
      üniversitelerde siyasal bilimlerde araştırmaların yapılması, uluslararası
      ekonomi bilim dallarında da, yeni rezervlerin bulunması halinde
      Türkiye'nin pazar kontrolü konusundaki rolü, yukarıda belirtilen genel
      madencilik politikası doğrultusunda incelenmelidir.



      BOR ARAŞTIRMALARI
      Bor cevherinin kullanım alanları açısından genel bir spektrum ortadadır.
      Bu genel spektrum içerisinde, değişik alanlarda mevcut uygulamalarda,
      herhangi bir elementin yerine bor kullanılması konusunda araştırmaların
      yapılması yararlıdır.
      Böylelikle borun kullanım olanaklarının sınırları genişletilirken, bu yeni
      ürünlerin tüm dünyada kullanılması ve yaygınlaştırılması çalışmaları
      yapılmalıdır. Bu çalışmalar, Türkiyenin bor araştırmalarında lokomotif
      ülke olmasını sağlarken, diğer yandan da teknolojik gelişmelerde önderlik
      yapabilme kapasitini arttıracaktır.
      Ülkemizdeki bor cevheri kullanılan araştırmaların değişik kuruluşlar
      tarafından öncelikli araştırma olarak desteklenmesi yararlı olabileceği
      düşünülebilir.
      Bor kullanılarak yapılan araştırmacıların örgütlenmesinde, bunların
      özellikle yurtdışındaki çalışmalara katılımlarında, yurtdışında paralel
      çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlarla ortak projelerin üretilmesi ve
      yürütülmesinde desteklenmeleri, hem ülke, hemde dünya teknolojilerinin
      gelişmesine büyük katkılar sağlayacaktır.



      BOR TEKNOLOJİSİ
      Bor teknolojisi alanında, üretimin artırılması ve üretim yöntemlerinin
      geliştirilmesi, cevherlerin özelliklerine göre yeni üretim teknolojisine
      gereken yatırımların öncelikli olarak yapılması, bunun için kaynakların
      değişik alternatiflerde yaratılması zorunludur.
      Ürün pazarlanmasında, fiyat istikrarı kadar üretimin fleksibl olması, ürün
      çeşitlerinin artırılmasının gerçekte kaynak israfı değil, kaynak
      yaratılması olduğu bilinci gelişmelidir. Ham cevher üretimi mümkün
      olduğunca bir yandan artırılırken, üretimin tümünün önce ülke içinde
      konsantre ve borik asit veya diğer ürün türlerine dönüştürülmesi
      sağlanmalıdır. Üretimin artırılarak ürün fazlası yaratılşması ve ürünlerin
      mümkün olduğunca, tüm dünyada pazarlanması yaralı olacak ve pazarlamada da
      serbest piyasa ekonomisinin kurallarına uyulması yararlı olacaktır.
      Maliyetlerin düşürülmesi için gereken tüm uygulamalar ve yaratıcı fikirler
      özverili şekilde desteklenebilmelidir.
      Bor cevherlerinin çevre kirliği yaratmayacak şekilde değerlendirilmesiyle
      ilgili çalışmalar desteklenerek, canlı sağlığını korumaya yönelik
      araştırma ve uygulamalara önderlik etmek, dünyanın şu anda en büyük
      rezervine sahip olan Tükiye'nin görevi olabilmeli ve Türkiye bunu
      kendisine bir görev kabul etmelidir.

DÜNYANIN EN STRATEJİK MADENİ BOR KONUSUNDA TÜRKİYE NASIL
            UYUTULUYOR?..
            BOR KİMLERE PEŞKEŞ ÇEKİLMEK İSTENİYOR?...
            GELECEĞİN YAKITI TÜRKİYE’NİN ELİNDEN NASIL ALINMAYA ÇALIŞILIYOR?..
            ODTÜ ESKİ REKTÖRÜ PROF.DR. NURİ SARYAL 23 YIL ÖNCE AZERBAYCAN’DA NE
            GÖRDÜ?..GÖSTEREN ADAMA NE OLDU?..
            SARYALI’I KİM NİÇİN DURDURMAK İSTEDİ?..

                         
                  Nükleer silahlar ve nükleer reaktörlerden, havacılık
                  sanayiine, tekstilden, ilaç sanayi, elektronik, temizlik
                  malzemeleri, kimya, kağıt üretimi gibi 250 üründe kullanılan
                  borun yakıt olarak da kullanılabileceği iddia ediliyor. Bor’un
                  araç yakıtı olarak kullanılacak nitelikte olması, Türkiye’yi
                  geleceğin “Arap yarımadası” yapabilir.

                  Toplam 1 milyar tonu bulan rezervlerin mali değeri ise 356
                  milyar dolara ulaşıyor. Borun işlenmesiyle elde edilecek katma
                  değer de gözönüne alındığında, Türkiye`ye katkısı trilyonlarca
                  dolar ediyor. Yılda 1,5 milyon ton olan ve değeri 1,2 milyar
                  doları bulan dünya pazarında talebin yüzde 70`ten fazlasını
                  Türkiye ve ABD karşılıyor. Dünya toplam bor rezervlerinin
                  yüzde 64`ünün Türkiye`de, yüzde 10`unun ise diğer önemli ülke
                  olan ABD`de bulunduğu dikkate alındığında Türkiye`nin üretim
                  ve ihracatının oldukça yetersiz düzeyde olduğu görülüyor.

                  Peki Türkiye altın yumurtlayan tavuğundan niçin
                  yararlanamıyor?

                  İddialara göre borla çalışan araba üretildi. Daimler-Chrysler,
                  seri üretime bile geçti. Ancak bu gelişmeler Türkiye’ye
                  yansıtılmıyor. Tartışmalar bazı kişi ve güçlerin özelleştirme
                  furyasını da arkasına alarak, cazip ve stratejik madeni
                  uluslar arası tröstlerin Türkiye’yi bor konusunda baskı altına
                  aldığına, boru devletin yeterli karlılık ve verimlilikte
                  kullanılmadığına kadar uzanıyor

                  İşte bor madeniyle ilgili ÇARPICI iddialar:

                  BOR MADENİ BİR KAÇ ŞİRKETİN İMTİYAZI ALTINDA

                  Türklere yasaklanan bor madenleri yabancılar için
                  çalıştırılıyor. Tinkalin yüzde 91’i Solvay grubu ve Treibacher
                  şirketlerine, uleksitin yüzde 90’nı ABD’deki iki şirkete,
                  kolemanitin ise yüzde 25’i asitborik üreticisi Larderello
                  (İtalya) ve yüzde 16’sı US Borax’a satılıyor.

                  YURDIŞINA DAHA UCUZA VERİLİYOR

                  Tinkalin yurt dışına ortalama 140 dolardan satılırken, yurt
                  içine 250 dolardan satılıyor. Yıllardan beri sürdürülen bu
                  fiyat politikası, yurt içinde bor sanayinin kurulmasını
                  engelliyor.

                  TÜRKİYE BOR ÜRÜNÜ İTHAL EDİYOR

                  Dünyanın en zengin bor madenine sahip Türkiye, yurtdışından
                  sodyum perborat ithal ediyor. Sodyum perborat yurtdışına ihraç
                  edilen tinkal ve borakstan üretiliyor.


                  ODTÜ ESKİ REKTÖRÜ’NÜ KİM ENGELLEDİ?
                  Şükrü Sina Gürel’in Devlet Bakanlığı döneminde de büyük
                  tartışmalara neden olan bor Türkiye için çok büyük önem
                  taşıyor. Bor maden sanayinin Türkiye ‘de gelişmesini
                  engellemek için bazı yurtdışı kaynakların çabaları olduğu
                  belirtiliyor. Aslında bu çaba yıllara öncesine dayanıyor.
                  Türkiye’nin borun önemini kavramasını engellemek isteyen
                  uluslar arası tröstler, çeşitli şekillerde müdahalelerde
                  bulunmuş. Buna en iyi kanıt ise ODTÜ eski Rektörü Prof Dr.
                  Nuri Saryal’ın yaşadıkları gösterilebilir.

                  23 yıldır bor madeni ile ilgili sırrını saklanan Saryal, bor
                  madenleri üzerinde yaşanan tartışmaların artmasıyla birlikte
                  başından geçenleri İnternetajans’a anlattı. İşte Prof. Dr.
                  Nuri Saryal’ın başından geçenleri kendi ağzından veriyoruz:

                  AZERBAYCAN DAVETİ
                  1979 mayıs ayında yani 23 yıl önce Azerbaycan Bilim
                  Akademileri Başkanı Hasan Abdullayev tarafından Azerbaycan’a
                  davet edildim. Yapılan araştırmaları gösteriyorlardı. Bir ara
                  “ şimdi göreceklerinizin fotoğrafını çekmemenizi ve soru
                  sormamanızı anlatılanlarla yetinmemenizi rica ediyoruz.”
                  dediler. Yüksekçe duvarlarla çevrili bir avluya girdik. Ortada
                  yaklaşık 3 metre çapında parabolik bir ayana, odak ortasında
                  tek parça silisyum kristali olduğunu söyledikleri yaklaşık
                  otuz santimetre çapında karmaşık yapıda bir cisim. Aynayı,
                  güneş ışınları kristal üzerinde toplanacak şekilde çevirdiler.
                  Bir anda kristal göz kamaştıracak kadar aydınlandı. Bakın
                  dediler. “bu kapta saf su var, bu ince boru ile kristale
                  pompalanıyor. Kristaldeki sıcaklık 300 santigrata yakın.Su
                  hidrojen ve oksijene ayrışıyor. Yüksek hızla dönen gazlar
                  merkezkaç kuvveti ile birbirinden ayrılıyor. Ortadan hidrojeni
                  alarak gördüğünüz gazometreye dolduruyor. Kenarda kalan
                  oksijeni atmosfere sallıyoruz. Hidrojeni BOR ile birleştirip
                  borhidrur elde ediyoruz. Bunu otomobil yakıtı olarak kullanmak
                  amacındayız.“

                  HABER ÇABUK YAYILDI
                  Çok heyecanlanmıştım. Ankara’ya gelir gelmez kimya bölümündeki
                  arkadaşlarımdan bu konuda yaralı bilgiler aldım. Ertesi gün
                  akşam üzeri bir subayın benimle görüşmek istediğini
                  söylediler. Kendisini kabul ettim. Benden Bakü’de gördüklerim
                  hakkında ayrıntılı bilgi istedi. Anlattım. Hafta geçmemişti
                  Federal Almanya Büyükelçisi beni “ bir bardak şampanya içmeye”
                  sefarete çağırdı, gittim. Biraz sohbetten sonra Bakü de
                  gördüklerimi anlatmamı rica etti. Haberin ne çabuk yayıldığına
                  hayret ettim, anlaşılan konu çok önemliydi.

                  KUŞKULU ÖLÜM
                  Daha önce Moskova büyükelçimizin “davete karşılık vermeniz
                  protokol gereğidir” telkinine uyarak, Hasan Abdullayev’i
                  Ankara’ya (ODTÜ’ye) davet ettim, kabul etti. Geleceği Aeroflot
                  uçağını bildirdi. Esenboğa’ya arabamı gönderdim., uçaktan
                  çıkmadı, daha sonraki ilk uçaktan da çıkmadı ve bir daha
                  kendisinden haber alamadık. Aylar sonra Türkiye’ye gelen bazı
                  Azeriler’den Abdullayev’in Türkiye’ye hareketinden bir gün
                  önce oğlu gibi sevdiği damadına bir otomobilin çarparak
                  öldürdüğünü, kazanın tertip olması ihtimalinin bulunduğunu,
                  bunun KGB’nin sıkça uyguladığı bir yöntem olduğunu, kendisin
                  bütün görevlerinden istifa etmeye zorlandığını ve inzivaya
                  çekildiğini öğrendim. Bir süre sonra da vefat ettiği haberi
                  geldi.


                  MERESEDES BORLA ÇALIŞAN ARABA YAPTI
                  Bakü’den döndükten iki ay sonra, temmuz ayında kendi arzumla
                  rektörlükten ayrılıp önce Sttutgart Teknik Üniversitesindeki
                  yakın dostum Prof. Hane’nin Enstitüsüne gittim. Geldiğimin
                  henüz haftası dolmamıştı, dostum bana” Sen Bakü’de Borhidrur
                  ile otomobil yakıtı yapılmasına yönelik çalışmalar görmüşsün.
                  Bu yeni bir şey değil, şu anda Stutgart caddelerinde tam altı
                  Mersedes araba, demirhidrurle deneme seferleri yapmakta” dedi.
                  Ve elime bir de Mersedes firmasının bu konudaki broşürünü
                  verdi.

                  TÜRKİYE GELCEĞİN ARAP YARIMADASI OLABİLİR
                  Yirmi üç önceki olaylar sanırım konunun önemine fazlasıyla
                  anlatmakta. Bakü’deki çalışmalardan acımasız Moskova
                  yönetiminden sonra ne kaldı, bilmiyorum ama Azerbaycan’la
                  yapılacak işbirliği, bana sorsanız çok verimli olur.Zira
                  bizden bir şey saklamıyorlar. Açık yüreklilikle işbirliğine
                  hazırlar.

                  Bordan elde edilecek yakıt bugün pahalı olabilir; ama yakın
                  gelecekte yeni yöntemlerle çok ucuzlayacaktır. Bor Türkiye’yi
                  geleceğini Arap yarım adası yapabilir. (aklımızı kullanırsak)
                  Hidrojen elde etmek için gerekli enerji kaynağı ise otuz beş
                  yıldır bilinen, Almanya’da Julich’de geliştirilmiş olan ancak
                  yeni teknoloji diye satılan heyum sogutmalı küresel yakıtlı
                  nükleer santralleri olacaktır.

Logged

Bu Vatanı Neyle Aldın ki, Para İle Satmaya Çabalıyorsun?
"Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım."
Müslüman Türkten Başka Dost İstemem. Kendime Yediremediğim Tek Şey Şehid Olmadan Ölecek Olmam. Allah Askerimizi Korusun. Amin.
Sayfa: [1]   Yukarı git
||| GoogleTagged |||

 

Tarihportali.net Etiketler
Türkiyedeki Bor Yatakları

Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Türkiyedeki Höyükler Araştırmalar zιвєякαη 10 2216 Son Mesaj 05 Kasım 2007, 01:17:12
Gönderen: zιвєякαη
Smf Kardeşliği.Com
smf.gen.tr aracılığı ile SMF kullanan siteler arasında yaptığımız SMF Kardeşliği listemizi görmek ister misiniz?

Bu site SM Forumlar Birliğinin Üyesidir
Site Map |Site Map 1 ||Site Map 2 | Arşiv 1 |Arşiv 2 |Arşiv 3 | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
Powered by SMF 1.1.7
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Osmanlı Skin by
sPaNdAu£r

Arsiv
Bu Sayfa 0.282 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu