Üye Bilgileri
zιвєякαη
TÜRKİYE BOR YATAKLARININ TARİHÇESİ Türkiye bor yataklarının tarihçesi 1860'lı yıllara, Osmanlı imparatorluğunun son zamanlarına kadar uzanır. Sözkonusu tarihçe için bazı ön bilgiler verildikten sonra, değişik ülkelerin ilgi alanına girmesi nedeniyle, bu cevherin işletilmesi için padişaha ve dönemin yönetimine yapılan başvuruları açıklıkla ortaya koymaktadır. Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet döneminde bor madenlerinin durumu bu makalede incelenmektedir. makaledeki bazı söylemlerin, makalenin yazıldığı 1967-68'li yılların dünya ekonomisine bakış açısından ele alındığında, sosyo-politik sorunları vurgulaması da, ayrıca başlı başına incelenmeye değer bir niteliktedir. Bu nedenle, o yılların politik koşulları açısından da makalenin değerlendirilmesinin dikkatlerden kaçırılmaması gereken bir noktadır. İlgi çekeceği bir makale. Bir diğer kaynak ise, Devlet Planlama Teşkilatı'nın 1977 yılında yayınlanan IV. Beş Yıllık Kalkınma Planı Özel İhtisas Komisyonu tarafından hazırlanmış olan Tarihçesidir. Bu da oldukça ilgi çekicidir. Günümüzde ise çıkarılmış yasalara göre durum şöyledir: Bor madenlerinin ruhsat ve saha işletme hakları 01.10.1978 tarih ve 2172 sayı ve 10.06.1983 tarih ve 2840 sayılı kanunlar gereğince ETIHolding Anonim Şirketi'ne aittir. "2172 sayılı Devletçe İşletilecek Madenler Hakkındaki Kanun"a dayanarak, bu kanunun 2. maddesinde yeralan "bor tuzları, uranyum ve toryum madenlerinin aranması ve işletilmesi devlet eliyle yapılır" TÜRKİYE BOR YATAKLARI Türkiye bor yatakları Balıkesir, Bursa, Eskişehir, Kütahya illerinde yeralır. Bu yataklardan Eskişehir-Kırka bor yatağı bugüne kadar bilinen dünyanın en büyük yatağıdır. BALIKESİR-BİGADİÇ BALIKESİR-SUSURLUK BURSA-KESTELEK KÜTAHYA-EMET ESKİŞEHİR-KIRKA BOR POLİTİKASI Türkiye'nin genel madencilik politikası, madencilik kanunları kapsamında, tüm yeraltı zenginliklerinin devletin, dolayısıyla milletin malı olarak kabul ettiği ve uyguladığı bir temel politikadır. Ancak bunların işletilmesinde, devlet bu hakkını değişik kişi ve kuruluşlara belirli süre için devredebilir. Bu işletmeler ile ülkedeki yeraltı zenginlikleri, hem ülke ve hemde dünya teknolojisinin yararlanmasına olanak sağlanmaktadır. Bu Türkiye Cumhuriyetinin Madencilik doktrinidir. Ancak bor cevherleri, bu kapsam içerisinde farklılaştırılarak, devlet kuruluşu olan ETİBOR tarafından işletilmesi tekelleştirilmiştir. Bunun nedeni ise, tarihçe bölümünde sunulmuş olan haklı gerekçelerdir. Dünyadaki tüm ülkeler kendi yeraltı kaynaklarını stratejik olarak kabul ederek, bu doğrultuda gerekli önlemleri alırlar. Bu devletler arasında kabullenilmiş ve yasallaştırılmış bir genel uygulamadır. Türkiye devlet arası genel kurallar kapsamında kendi çıkarlarını koruyucu ve kollayıcı gereken yasal önlemleri almış, bor cevherini stratejik maden kabul ederek genel politikasını da, hiçbir ülkeye karşı bir politik araç olarak kullanmayarak dengeli bir politika gütmüş ve gütmektedir. Bu bakımdan ATATÜRK'ün "YURTTA SULH, CİHANDA SULH" doktrinini madencilik sektöründe ispatlamıştır. Bu genel uygulama, kriz dönemlerinde dahi dikkatlice ve hiçbir ülkenin çıkarlarını ve endüstrisini dar boğaza sokmayarak, gerek ıı.dünya savaşı sırasında, gerekse kendisi krize girdiği 1960,1980,1999-2000'li yıllardaki uygulamalarıyla ispatlamıştır. Türkiye bu politikasını devam ettirecektir. Şu anda herhangi bir şekilde yasal ve diğer nedenlere dayalı, görünür ve diğer ülkelerin ortaya koyduğu haklı olabileceklerini düşündürebilecek gerekçelere dayalı bir sorunda yoktur. Ancak, politik değişik senaryo modellemeleri varsayılarak, özellikle üniversitelerde siyasal bilimlerde araştırmaların yapılması, uluslararası ekonomi bilim dallarında da, yeni rezervlerin bulunması halinde Türkiye'nin pazar kontrolü konusundaki rolü, yukarıda belirtilen genel madencilik politikası doğrultusunda incelenmelidir. BOR ARAŞTIRMALARI Bor cevherinin kullanım alanları açısından genel bir spektrum ortadadır. Bu genel spektrum içerisinde, değişik alanlarda mevcut uygulamalarda, herhangi bir elementin yerine bor kullanılması konusunda araştırmaların yapılması yararlıdır. Böylelikle borun kullanım olanaklarının sınırları genişletilirken, bu yeni ürünlerin tüm dünyada kullanılması ve yaygınlaştırılması çalışmaları yapılmalıdır. Bu çalışmalar, Türkiyenin bor araştırmalarında lokomotif ülke olmasını sağlarken, diğer yandan da teknolojik gelişmelerde önderlik yapabilme kapasitini arttıracaktır. Ülkemizdeki bor cevheri kullanılan araştırmaların değişik kuruluşlar tarafından öncelikli araştırma olarak desteklenmesi yararlı olabileceği düşünülebilir. Bor kullanılarak yapılan araştırmacıların örgütlenmesinde, bunların özellikle yurtdışındaki çalışmalara katılımlarında, yurtdışında paralel çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlarla ortak projelerin üretilmesi ve yürütülmesinde desteklenmeleri, hem ülke, hemde dünya teknolojilerinin gelişmesine büyük katkılar sağlayacaktır. BOR TEKNOLOJİSİ Bor teknolojisi alanında, üretimin artırılması ve üretim yöntemlerinin geliştirilmesi, cevherlerin özelliklerine göre yeni üretim teknolojisine gereken yatırımların öncelikli olarak yapılması, bunun için kaynakların değişik alternatiflerde yaratılması zorunludur. Ürün pazarlanmasında, fiyat istikrarı kadar üretimin fleksibl olması, ürün çeşitlerinin artırılmasının gerçekte kaynak israfı değil, kaynak yaratılması olduğu bilinci gelişmelidir. Ham cevher üretimi mümkün olduğunca bir yandan artırılırken, üretimin tümünün önce ülke içinde konsantre ve borik asit veya diğer ürün türlerine dönüştürülmesi sağlanmalıdır. Üretimin artırılarak ürün fazlası yaratılşması ve ürünlerin mümkün olduğunca, tüm dünyada pazarlanması yaralı olacak ve pazarlamada da serbest piyasa ekonomisinin kurallarına uyulması yararlı olacaktır. Maliyetlerin düşürülmesi için gereken tüm uygulamalar ve yaratıcı fikirler özverili şekilde desteklenebilmelidir. Bor cevherlerinin çevre kirliği yaratmayacak şekilde değerlendirilmesiyle ilgili çalışmalar desteklenerek, canlı sağlığını korumaya yönelik araştırma ve uygulamalara önderlik etmek, dünyanın şu anda en büyük rezervine sahip olan Tükiye'nin görevi olabilmeli ve Türkiye bunu kendisine bir görev kabul etmelidir. DÜNYANIN EN STRATEJİK MADENİ BOR KONUSUNDA TÜRKİYE NASIL UYUTULUYOR?.. BOR KİMLERE PEŞKEŞ ÇEKİLMEK İSTENİYOR?... GELECEĞİN YAKITI TÜRKİYE’NİN ELİNDEN NASIL ALINMAYA ÇALIŞILIYOR?.. ODTÜ ESKİ REKTÖRÜ PROF.DR. NURİ SARYAL 23 YIL ÖNCE AZERBAYCAN’DA NE GÖRDÜ?..GÖSTEREN ADAMA NE OLDU?.. SARYALI’I KİM NİÇİN DURDURMAK İSTEDİ?.. Nükleer silahlar ve nükleer reaktörlerden, havacılık sanayiine, tekstilden, ilaç sanayi, elektronik, temizlik malzemeleri, kimya, kağıt üretimi gibi 250 üründe kullanılan borun yakıt olarak da kullanılabileceği iddia ediliyor. Bor’un araç yakıtı olarak kullanılacak nitelikte olması, Türkiye’yi geleceğin “Arap yarımadası” yapabilir. Toplam 1 milyar tonu bulan rezervlerin mali değeri ise 356 milyar dolara ulaşıyor. Borun işlenmesiyle elde edilecek katma değer de gözönüne alındığında, Türkiye`ye katkısı trilyonlarca dolar ediyor. Yılda 1,5 milyon ton olan ve değeri 1,2 milyar doları bulan dünya pazarında talebin yüzde 70`ten fazlasını Türkiye ve ABD karşılıyor. Dünya toplam bor rezervlerinin yüzde 64`ünün Türkiye`de, yüzde 10`unun ise diğer önemli ülke olan ABD`de bulunduğu dikkate alındığında Türkiye`nin üretim ve ihracatının oldukça yetersiz düzeyde olduğu görülüyor. Peki Türkiye altın yumurtlayan tavuğundan niçin yararlanamıyor? İddialara göre borla çalışan araba üretildi. Daimler-Chrysler, seri üretime bile geçti. Ancak bu gelişmeler Türkiye’ye yansıtılmıyor. Tartışmalar bazı kişi ve güçlerin özelleştirme furyasını da arkasına alarak, cazip ve stratejik madeni uluslar arası tröstlerin Türkiye’yi bor konusunda baskı altına aldığına, boru devletin yeterli karlılık ve verimlilikte kullanılmadığına kadar uzanıyor İşte bor madeniyle ilgili ÇARPICI iddialar: BOR MADENİ BİR KAÇ ŞİRKETİN İMTİYAZI ALTINDA Türklere yasaklanan bor madenleri yabancılar için çalıştırılıyor. Tinkalin yüzde 91’i Solvay grubu ve Treibacher şirketlerine, uleksitin yüzde 90’nı ABD’deki iki şirkete, kolemanitin ise yüzde 25’i asitborik üreticisi Larderello (İtalya) ve yüzde 16’sı US Borax’a satılıyor. YURDIŞINA DAHA UCUZA VERİLİYOR Tinkalin yurt dışına ortalama 140 dolardan satılırken, yurt içine 250 dolardan satılıyor. Yıllardan beri sürdürülen bu fiyat politikası, yurt içinde bor sanayinin kurulmasını engelliyor. TÜRKİYE BOR ÜRÜNÜ İTHAL EDİYOR Dünyanın en zengin bor madenine sahip Türkiye, yurtdışından sodyum perborat ithal ediyor. Sodyum perborat yurtdışına ihraç edilen tinkal ve borakstan üretiliyor. ODTÜ ESKİ REKTÖRÜ’NÜ KİM ENGELLEDİ? Şükrü Sina Gürel’in Devlet Bakanlığı döneminde de büyük tartışmalara neden olan bor Türkiye için çok büyük önem taşıyor. Bor maden sanayinin Türkiye ‘de gelişmesini engellemek için bazı yurtdışı kaynakların çabaları olduğu belirtiliyor. Aslında bu çaba yıllara öncesine dayanıyor. Türkiye’nin borun önemini kavramasını engellemek isteyen uluslar arası tröstler, çeşitli şekillerde müdahalelerde bulunmuş. Buna en iyi kanıt ise ODTÜ eski Rektörü Prof Dr. Nuri Saryal’ın yaşadıkları gösterilebilir. 23 yıldır bor madeni ile ilgili sırrını saklanan Saryal, bor madenleri üzerinde yaşanan tartışmaların artmasıyla birlikte başından geçenleri İnternetajans’a anlattı. İşte Prof. Dr. Nuri Saryal’ın başından geçenleri kendi ağzından veriyoruz: AZERBAYCAN DAVETİ 1979 mayıs ayında yani 23 yıl önce Azerbaycan Bilim Akademileri Başkanı Hasan Abdullayev tarafından Azerbaycan’a davet edildim. Yapılan araştırmaları gösteriyorlardı. Bir ara “ şimdi göreceklerinizin fotoğrafını çekmemenizi ve soru sormamanızı anlatılanlarla yetinmemenizi rica ediyoruz.” dediler. Yüksekçe duvarlarla çevrili bir avluya girdik. Ortada yaklaşık 3 metre çapında parabolik bir ayana, odak ortasında tek parça silisyum kristali olduğunu söyledikleri yaklaşık otuz santimetre çapında karmaşık yapıda bir cisim. Aynayı, güneş ışınları kristal üzerinde toplanacak şekilde çevirdiler. Bir anda kristal göz kamaştıracak kadar aydınlandı. Bakın dediler. “bu kapta saf su var, bu ince boru ile kristale pompalanıyor. Kristaldeki sıcaklık 300 santigrata yakın.Su hidrojen ve oksijene ayrışıyor. Yüksek hızla dönen gazlar merkezkaç kuvveti ile birbirinden ayrılıyor. Ortadan hidrojeni alarak gördüğünüz gazometreye dolduruyor. Kenarda kalan oksijeni atmosfere sallıyoruz. Hidrojeni BOR ile birleştirip borhidrur elde ediyoruz. Bunu otomobil yakıtı olarak kullanmak amacındayız.“ HABER ÇABUK YAYILDI Çok heyecanlanmıştım. Ankara’ya gelir gelmez kimya bölümündeki arkadaşlarımdan bu konuda yaralı bilgiler aldım. Ertesi gün akşam üzeri bir subayın benimle görüşmek istediğini söylediler. Kendisini kabul ettim. Benden Bakü’de gördüklerim hakkında ayrıntılı bilgi istedi. Anlattım. Hafta geçmemişti Federal Almanya Büyükelçisi beni “ bir bardak şampanya içmeye” sefarete çağırdı, gittim. Biraz sohbetten sonra Bakü de gördüklerimi anlatmamı rica etti. Haberin ne çabuk yayıldığına hayret ettim, anlaşılan konu çok önemliydi. KUŞKULU ÖLÜM Daha önce Moskova büyükelçimizin “davete karşılık vermeniz protokol gereğidir” telkinine uyarak, Hasan Abdullayev’i Ankara’ya (ODTÜ’ye) davet ettim, kabul etti. Geleceği Aeroflot uçağını bildirdi. Esenboğa’ya arabamı gönderdim., uçaktan çıkmadı, daha sonraki ilk uçaktan da çıkmadı ve bir daha kendisinden haber alamadık. Aylar sonra Türkiye’ye gelen bazı Azeriler’den Abdullayev’in Türkiye’ye hareketinden bir gün önce oğlu gibi sevdiği damadına bir otomobilin çarparak öldürdüğünü, kazanın tertip olması ihtimalinin bulunduğunu, bunun KGB’nin sıkça uyguladığı bir yöntem olduğunu, kendisin bütün görevlerinden istifa etmeye zorlandığını ve inzivaya çekildiğini öğrendim. Bir süre sonra da vefat ettiği haberi geldi. MERESEDES BORLA ÇALIŞAN ARABA YAPTI Bakü’den döndükten iki ay sonra, temmuz ayında kendi arzumla rektörlükten ayrılıp önce Sttutgart Teknik Üniversitesindeki yakın dostum Prof. Hane’nin Enstitüsüne gittim. Geldiğimin henüz haftası dolmamıştı, dostum bana” Sen Bakü’de Borhidrur ile otomobil yakıtı yapılmasına yönelik çalışmalar görmüşsün. Bu yeni bir şey değil, şu anda Stutgart caddelerinde tam altı Mersedes araba, demirhidrurle deneme seferleri yapmakta” dedi. Ve elime bir de Mersedes firmasının bu konudaki broşürünü verdi. TÜRKİYE GELCEĞİN ARAP YARIMADASI OLABİLİR Yirmi üç önceki olaylar sanırım konunun önemine fazlasıyla anlatmakta. Bakü’deki çalışmalardan acımasız Moskova yönetiminden sonra ne kaldı, bilmiyorum ama Azerbaycan’la yapılacak işbirliği, bana sorsanız çok verimli olur.Zira bizden bir şey saklamıyorlar. Açık yüreklilikle işbirliğine hazırlar. Bordan elde edilecek yakıt bugün pahalı olabilir; ama yakın gelecekte yeni yöntemlerle çok ucuzlayacaktır. Bor Türkiye’yi geleceğini Arap yarım adası yapabilir. (aklımızı kullanırsak) Hidrojen elde etmek için gerekli enerji kaynağı ise otuz beş yıldır bilinen, Almanya’da Julich’de geliştirilmiş olan ancak yeni teknoloji diye satılan heyum sogutmalı küresel yakıtlı nükleer santralleri olacaktır.