OSMANLI DEVLETİ KURULURKEN YAKIN DOĞU, ANADOLU ve BALKANLAR
XIV. Yüzyıl başında, Yakındoğunun en güçlü devleti, Memlükler idi. Memlükler, uzun yıllar Moğollar ve Haçlılarla savaşarak Yakındoğunun tümüne egemen oldular. Memlükler, uzun yıllar boyunca güçlerini devam ettirdiler. Abbasi Halifesinin Mısır’da bulunması, Memlükler'e, İslam dünyasında dini yönden üstünlük sağlıyordu.
XIV. yüzyıl başında Yakın Doğu, ekonomik yönden dünyanın en önemli bölgesi durumundaydı. Hindistan’dan başlayan ve Mısır ile Suriye limanlarında sona eren “ Baharat Yolu”, Memlûk topraklarından geçiyordu. Bu durum, Memlûklere ekonomik yönden büyük fayda sağlamaktaydı.
XIV. yüzyıl başlarında Anadolu’da şu devletler bulunuyordu:
a) Türkiye Selçukluları Devleti
b) İlhanlılar
c) Bizans İmparatorluğu
d) Trabzon Rum İmparatorluğu
Bu devletlerden Türkiye Selçukluları Devleti, 1243 Kösedağ Savaşı sonrasında, İlhanlılara bağımlı hale gelmişti. XIV. yüzyılın başında Türkiye Selçukluları Devleti, siyasi ve askerî gücünü tamamen kaybetmiş durumdaydı. Moğolların önünden kaçan Türkmenler, sınır bölgelerinde toplanmıştı. 1308’de Sultan II. Mesut’un ölümüyle Türkiye Selçukluları Devleti sona erdi. İlhanlılar, bundan sonra Anadolu’yu genel valiler vasıtasıyla yönetmeye başladılar. İlhanlıların etkili olamadığı sınır bölgelerinde yaşayan Türkmenler, birçok Beylikler kurdular. 1336’da İlhanlılar Devleti’nin sona ermesiyle Türkmen beylikleri bağımsız duruma geldiler. Bu beylikler bir süre sonra, Türkiye Selçuklular Devleti’nin yerini almak amacıyla aralarında mücadeleye başladılar. Başlangıçta en güçlü beylikler Karamanoğulları , Candaroğulları ve Germiyanoğulları idi.
Bizans İmparatorluğu, XIV. yüzyıl başında Anadolu’daki topraklarının çoğunu kaybetmişti. Daha çok Trakya, Marmara ve Kocaeli Yarımadasında varlığını sürdürmekteydi. Ekonomik durumu çok iyi olmayan Bizans’ın en önemli gelir kaynağı, Boğazlardan geçen Venedik ve Ceneviz ticaret gemilerinden aldığı vergilerdi. Trabzon Rum İmparatorluğu ise, bu yüzyılın başında İlhanlılara bağlı durumda bulunuyordu.
Bizans İmparatorluğu, XIV. yüzyılın başlarında Balkanlarda da kaybetmişti. İmparatorluk makamında devamlılık yoktu. Generaller, imparator olmak amacıyla sürekli isyan etmekteydiler. Şehir ve kasabaları yöneten tekfurlar, merkezî yönetimi dinlememekteydiler. Halk, tekfurların baskısından, vergilerin ağırlığından yakınıyorlardı. Anadolu’daki topraklarının önemli bir kısmını kaybetmiş olan Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis (İstanbul)in çevresi surlarla çevriliydi; bu yüzden şehrin ele geçirilmesi çok zordu.
XIV.yüzyılın başlarında Balkanlarda bulunan başlıca devletler şunlardı:
Bulgar Krallığı, Sırp Krallığı, Arnavut, Bosna, Hersek, Eflak ve Boğdan beylikleri. Bunların içinde en güçlü olanı, Sırp Krallığı idi. Balkanlarda, siyasî birlik olmadığı gibi, dinî birlikte yoktu. Bulgarlar, Sırplar, Ortodoks; Bosnalılar ve Hersekliler Bogomil mezhebine mensup; Macarlar, Ulahlar ve Hırvatlar Katolik idiler. Bu arada, Macarlar ve Venedikliler, Balkanları ele geçirme çabasında idiler. Ancak, Katolik olmaları ve Ortodoks olan Balkan milletlerini Katolik olmaya zorlamaları, bölgede siyasî ve dinî çatışmalara neden olmaktaydı.