+ Tarih Portali » Tarih 1 Ders Notları ve Araştırmaları » Türklerin Tarih Sahnesine Çıkışları ve İlk Türk Devletleri » Araştırmalar (Moderatör: telleyay)
  Yada Taşı

Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:
Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı Yada Taşı
Cevaplar 0
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 208
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Yada Taşı  (Okunma Sayısı 208 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 27 Kasım 2007, 22:10:24 »
Üye Bilgileri Raltar
Yabgu
****

Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: adana
Giriş Kayit tarihi 22 Ağustos 2007, 14:39:06
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 394

Karma: +67/-0
Teşekkür
Ettiği: 117
Aldığı: 327

İrtibat


Yada Taşı




                                                   Yada Taşı

    Türklerin, "Yada taşı" adını verdikleri bir taşı kullanmak suretiyle, bugün anladığımız manada, yada taşı ile bir nevi sihir yaparak, yağmur yağdırdıkları bilinmektedir. Türklerin bu taşı kullanarak, Türk tarihinin en eski devirlerinden XVIII. yüzyıl sonlarına kadar yağmur, kar ve dolu yağdırıp fırtına ve tufan çıkardıklarına dair kaynaklarda pek çok bilgi vardır. Ancak bu taş, daha çok yağmur yağdırmakta kullanıldığı için "Yağmur taşı" adıyla da bilinir. Bu taşa Arapça yazılmış kaynaklarda, "Hacer-i metar, hacerü’l-metar, hacerü'l-berd", Farsça kaynak ve eserlerde, "Seng-i yede, seng-i metar, büzürk mühre", Moğolca'da, "Bezoar, dzada yağmurlu" isimleri kullanılmıştır. Türkçenin çeşitli lehçe ve şivelerinde de farklı söyleniş tarzlarına rastlanır. Bunlar, "yat, yet, yada, yade, yeda, yede; cada, ced, ceda, cede, cata, cay ve sata" şeklindedir. Yağmur yağdırma ameliyesine "yada yapma", bu işi yapanlara da, "yadacı" bazen de “yagmurcu” denirdi.

  Yada taşının menşei hakkında kaynaklarda farklı bilgiler vardır. Kimi kaynaklara göre bu taş, Tufanı müteakip Ulu Tanrı tarafından Nuh Peygamber'e, Türklerin atası sayılan Yafes için bir ihsan olarak verilmiştir. Miras yolu ile sonraki Türk nesillerine intikal etmiştir. Kimilerine göre bu taş Çin'in uzak hududlarında bulunan madenlerin mahsülüdür. Kimi kaynaklar taşın, Türk ülkesinde bir dağdan alındığını, hatta bu dağ civarındaki vadilerden geçenlerin, geçiş esnasında taşların birbirlerine sürtünmesinden mütevellit yağmur, kar, dolu yağıp, fırtına ve tufan çıkmasın diye hayvanların ayaklarını yün ve benzeri yumuşak şeylerle sardıklarını kaydetmektedirler. Yada taşının kaynağının Karluk ülkesi olduğunu ifade edenler olduğu gibi, daima rüzgâr esen dağlar olduğunu, bu taşı yıldırım isabet eden yerlerde aramak lâzım geldiğini söyleyenler de vardır. Bunun yanında, atIarın, öküzlerin, ayıların, kurtların, köpeklerin, ördeklerin, kazların, kartal ve sairenin karınlarının içinde oluştuğunu iddia edenler, Çin hududunda bulunan, sürhab adlı kırmızı kanatlı büyük bir kuşun mahsulüdür, diyenler de vardır. Kimine göre koyunun karnında, kimine göre kaban denilen yabanî domuzun erkeğinin başında bulunur. XVIII. yüzyıl Osmanlı Türk hekimlerinden Şaban Şifâî, hacer-i berf ü bârân u tûfan (yağmur, kar ve tûfân taşı) adını verdiği bu taşı mâdenî ve hayvânî taşlar arasında ele almıştır.  Kısaca  menşei  ne olursa olsun, Türklerin yağmur yağdırma vasıtası   olarak kullandıkları her taş, yada taşı mahiyetindedir.
Hemen her renkte olabilen yada taşının şekli genel olarak yuvarlak veya yuvarlağa yakın,   fındık   büyükIüğünde,  yumurta  şeklinde  ve  büyüklüğünde,   sülün  yumurtası büyüklüğünde diyenler de vardır.

   Yada taşının yağmur yağdırma işleminde kullanılış şekli hakkında farklı rivayetler vardır. Genel görüş, bu işi yalnız Türklerin bildikleri ve yaptıkları hakkındadır. Bununla birlikte en sağlam görünen rivayet, Tûsû’nin bir hekimden yaptığı nakildir. Buna göre yadacı, iki adet yada taşını bir kaba doldurulmuş suya batırarak birbirine sürter. Sonra kaptan avuçla aldığı suyu etrafa serper. Bir yandan da dualar okuyup Tanrıya yalvarır. Bu böyle aralıksız yedi defa tekrarlanır. Sonunda yağmur yağar.

  Yada taşı yalnız yağmur yağdırmak için kullanılmayıp, bulutlan dağıtmak, kar ve soğuk kasırgalar ile fırtınalar koparmak, tufan derecesinde bol miktarda yağmur, kar, dolu yağdırmak ve sis getirmek; gök gürültüsü ve şimşekler çaktırmak; yaz aylarında yapılan yolculuklarda sıcağın defi için de kullanılırdı.

  Yadanın, genelde savaş halinde düşmana karşı bir silah olarak kullanıldığı sıkça görülmektedir.Bunun son örneğine 1768-1774 Osmanlı-Rus savaşında rastlanmıştır. Bu savaş sırasında Osmanlı ordusunun uğradığı Hotin bozgununun sebebi, Ruslarla işbirliği eden Kalmukların çıkardığı tufandır.

Ahmet ÖĞRETEN


Logged

Başlıgıg yükündürtümüz,tizligig sökürtümüz,/ Başlıya başeğdirdik,dizliye diz çötürdük.
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Bilgisayar Kendi Kendine Reset Atıyor yada Kapanıyorsa .. ! Bilgisayar Kullanımı ve İnternet altan2592 0 415 Son Mesaj 01 Mayıs 2008, 21:06:16
Gönderen: altan2592
Smf Kardeşliği.Com
smf.gen.tr aracılığı ile SMF kullanan siteler arasında yaptığımız SMF Kardeşliği listemizi görmek ister misiniz?

Bu site SM Forumlar Birliğinin Üyesidir
Site Map |Site Map 1 ||Site Map 2 | Arşiv 1 |Arşiv 2 |Arşiv 3 | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
Powered by SMF 1.1.4
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Osmanlı Skin by
sPaNdAu£r

Arsiv
Bu Sayfa 0.128 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu