Kurtulus Savasi’ndan Unutulmaz Sahnelerden Biri:
Yörük Ali Efe müfrezesini Yenipazar’a dogru giderken gören Rum isçilerin kaçmaya yeltenmesi ile baslar. Rumlarin kaçmalarina engel olan Efe, onlara yolluk verir ve Sultanhisar’daki kumandanlarina giderek Yörük Ali’nin teslim olarak Yunanlilara katilmak istedigini, bunun için ertesi gün Sultanhisar’a silahsiz gelecegini söylemelerini tembihler. Kosarak giden Rumlarin ardindan bakakalan kizanlar, Efelerinin hilesini anlayamazlar. Ancak ertesi gece sabah dogru Sultanhisar’in Malgaç Köprüsündeki karakolu basmaya giderken bu kurnazligi anlayacaklardir. Yunan Komutani Sultanhisar’da hazirlik yaparak Efe’nin teslim olmasini bekleyedursun, Malgaç’tan gelen silah sesleri, Türk Kurtulus Savasi’nin basladigini, Türk Milletinin ölmeden esareti kabul etmeyecegini ilan etmektedir. Yörük Ali Efe, Malgaç Çayi demiryolu köprüsü basinda kurulan Yunan karakolunu sabaha karsi yaptigi baskinla yok etmistir.
Yörük Ali Efe ile Ilgili Bir Ani:
Yörük Ali Efe’yi yakindan taniyanlardan Pasa Dede’nin onunla ilgili unutamadigi bir anisini var.
Yörük Ali Efe’de avi çok severdi. Bundan dolayi Yenipazar’da en çok görüstügü insanlar arasinda Nuri Edremit (Kadirlerin Ipçi Nuri) ve Piyancinin Pasa gibi usta avcilar yer aliyordu. Hatta bu avcilarin arasinda bu yüzden bir tartisma ve çekisme de çikmisti. Efe’nin çok güzel bir Ingiliz çifte kirmasi vardi. Bütün avcilarin gözü bu tüfekteydi. Herkes Efe’nin cömert ve genis gönüllü biri oldugunu bilirdi. Sevdigi dostlarindan biri istese kiramaz, verirdi. Çekisme de burada doguyordu. Efe tüfegini kime verecek?
Tüfegin hikayesi de bir ilginç… Bu tüfek aslinda Ingiltere’nin Izmir’deki konsolosu için özel olarak, bazi aksami gümüsten imal edilmis. Ancak konsolos kullanamadan ölünce tüfek esine kalmis. Konsoloslugun soförü Yörük Ali Efe’yi Milli Mücadele yillarindan taniyan eski zeybeklerden biriymis. Konsolosun karisinin tüfegi satacagini duyunca Yörük Ali Efe’ye haber vermis ve Efe epey bir para verip tüfegi satin almis ve konsolosun hanimi da tüfegi böyle meshur birine sattigindan pek memnun olmus.
Böylece havalinin en modern ve degerli çiftesi artik Yörük Ali Efe’dedir. Zaman su gibi akip geçer. Efe yaslanir ve hastalanir; ancak hala, arabayla da olsa çarsiya çikabilmekte, ava bile gidebilmektedir. Hastaligi henüz agirlasmamistir. Buna ragmen gününün çogunu evinde ve fabrikasinda geçirir.
Yenipazar’da herkes Efe’nin tüfegi kime verecegini merak etmektedir. Çünkü avcilardan özellikle iki kisiyi çok sever. Birisi Kadirlerin Nuri, öteki Piyancinin Pasa. Her ikisinin de tüfegi çok istedigi bilinmektedir. Efe, daha çok Nuri’ye vermek ister. Çünkü Nuri hem yasça, hem de tabiat olarak Efe’ye daha yakindir.
Bir gün Yörük Ali Efe (Yenipazarlilarin deyimiyle Koca Yörük), Ipçi Nuri’yle ava çikar. Sikilari (fisekleri) Nuri yapmistir; ama kurnaz Nuri, Efe’nin fiseklerini bozuk yapmis; kendininkilere ise iyice özenmistir. Niyeti, Efe atislardan memnun olmayinca suçu tüfege atmak ve bu sekilde bozuk tüfegi kolayca almaktir. Gerçekten de Efe atar atar, vuramaz. Nuri ise attigini düsürmekte ve Efe’nin tüfegine mahana bulmaktadir. Ancak zeki Yörük Ali durumu anlar. “Ver bakem senin fisekleri…” diyerek Nuri’nin fisekleriyle dener. Kuslar çaput gibi düsmeye baslayinca Nuri kizarir. Foyasi meydana çikmistir. Efe, Nuri’ye hiçbir sey söylemez ama tüfegi ona vermekten de vazgeçer.
Bir gün Pasa’ya “Efe seni çagiriyor” derler. Isini birakip hemen Efe’nin evine varir. Efe divanda oturmaktadir. Selam verir, dinelir. Efe yumusak bir sesle çagirarak onu yanina oturtur. Uzunca bir süre dereden tepeden sohbet eder, islerden konusurlar. Aksam olur, Efe yemek hazirlanmasini söyler. Pasa kalkmaya yeltenir, ama Efe’nin müdahalesiyle yemege kalir.
Öyle bir sofra hazirlanir ki yemekten sonra Pasa’nin “karni dibek gibi” olmustur. Kahveler içilirken Pasa artik kalkma vakti geldiginden kipirdanmaya baslar, bir yandan da Efe’nin kendisini ne diye çagirdigini merak etmektedir. Efe avdan, tüfeklerden bahseder, yavas yavas konuya gelir. Birden sorar: “Benim çifteyi almak ister misin?” Pasa bu ani soru karsisinda o kadar heyecanlanir ki neredeyse fincanini düsürecektir. Efe kendisine çakmak çakmak gözleriyle bakmaktadir. “Efe bende senin tüfege verecek para ne gezer? Ben kooperatifte bir isçiyim” der. Pasa o zamanlar TARIS’te çalismaktadir. Koca Yörük kizmistir: “Sana para lafi eden mi oldu len! Sen istiyor musun, istemiyor musun, onu söyle!” Pasa gene ikirciklidir: “Istiyom emme..” Efe, Pasa’nin pahali fiyat söylemesinden korktugunu anlamistir; yumusar: “Merak etme oglum..”der, “Ben sana hemen para ver demiyorum, pamuklari toplayinca, istedigin zaman verirsin” deyince Pasa’nin yüzü güler. Uzatmayalim Efe, tüfegini degerinin yarisi sayilabilecek bir fiyata Piyancinin Pasa’ya satar.
Pasa Dede parayi ne zaman, nasil verdigini hatirlamiyor; ancak “Efe’nin agzindan bir daha para lafinin çiktigini duymadim” diyor.Pasa’nin avciligi asil bundan sonra baslar. Efe ile bir çok ava katilir. Hala Kadirlerin Nuri ile çekismektedir. Efe, sonra Nuri’ye filintasini hediye ederek onun da gönlünü almistir. Ikisi de çok ustadir ve yenisememektedirler. Bu tatli rekabet sürer gider.
“Ben hayatimda Yörük gibi atici adam görmedim” diyordu Pasa Dede…
Kaynak: Biyo Tarih